Eğitim Mekani - Eğitim Öğretim Dökümanları, Sınavlar

Go Back   Eğitim Mekani - Eğitim Öğretim Dökümanları, Sınavlar > İLKÖĞRETİM DÖKÜMANLARI > 7. sınıf Dökümanlar > 7. Sınıf Türkçe Dökümanları
Sayfaya güncelle İlköğretim 7.Sınıf Türkçe Soruları(Kelimenin yapısı)
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-04-2009, 02:48 PM   #1
MaD BLuE
FENER BAHÇE
MaD BLuE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 3.246
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi : MaD BLuE will become famous soon enoughMaD BLuE will become famous soon enough
Standart İlköğretim 7.Sınıf Türkçe Soruları(Kelimenin yapısı)

.
YAPI BAKIMINDAN TÜRKÇE SÖZCÜKLER
Sözcüklerin biçim yapıyla ilgili bu bilgilerden sonra bir sınıflama yapmak gerekirse, yapı bakımından sözcükleri üç kümede toplayabiliriz:

BASİT (yalın) sözcükler
TÜREMİŞ sözcükler
BİRLEŞİK sözcükler

Hiçbir yapım eki almamış kök durumundaki sözcükler basit (yalın); isim ya da fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş sözcüklere türemiş sözcükler denilmektedir. Buna göre bütün isim ve fiil kökleri basit, bütün isim ve fiil gövdeleri de türemiş sözcüklerdir. Dolayısıyla kök ve gövdelerin özellikleri, basit ve türemiş sözcükler için de söz konusudur.
İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasıyla oluşan yeni anlamlı sözcüklere ise birleşik sözcük denir. Birleşik sözcükler, bir bakıma kalıplaşmış sözcüklerdir. Birleşen sözcüklerin anlamları dışında yeni bir kavram bildirir, tek bir anlam taşırlar. Birleşik sözcüklerde, basit ve türemiş sözcüklerde görülen çok anlamlılıkla karşılaşılmaz.
Bir örnek vermek gerekirse, “imambayıldı” birleşik sözcüğü yalnızca bir yemeğin adıdır ve “imam” sözcüğüyle “bayıl-“ fiili, kullanılışa bağlı olarak dört-beş anlam yüklenirken, birleştiklerinde sözlük anlamlarından sıyrılarak yepyeni bir sözcük oluşturmuşlardır. Üstelik, bu sözcük nasıl kullanılırsa kullanılsın tek bir anlam taşımaktadır.
Aşağıdaki birleşik sözcüklerde de aynı özellik görülmektedir:

açıkgöz / ağırbaşlılık / ayçiçeği / baykuş
başvurmak / akbaba / atkestanesi / sivrisinek
dalkavuk / delikanlı / denizanası
gözağrısı / hanımeli / kırkayak / karnıyarık



KELİME YAPIMI
Morfolojinin, kelime bilgisinin iki ana konusu vardır: kelime yapımı, kelime çekimi.
Eskiden bunlara kelime teşkili, kelime tasrifi de denirdi. Dil bilgisinde ve pratikte ikinci terim olarak teşkil ve tasrif adları bugün de kullanılmaktadır.
Kelime yapımını şimdi görmeğe başlayacağız. Kelime çekimini ise ileride kelime çeşitleri bahsinde ele alacağız.
Kelime yapımı kelime köklerinden yapım ekleri vasıtasıyla kelime gövdeleri yapılması demektir.
Dilde kökler önceden yaratılmışlardır, hazırdırlar, yeniden meydana getirilemezler.
Köklerin yaratıldığı başlangıç devresinde insanların ihtiyacı olan, bilip kullandığı nesneler ve hareketler şüphesiz sayılı idi. Bu sebeple her dilde köklerin sayısı bu ilk ihtiyaçlara uygun olarak sınırlıdır, azdır.
İnsanlar ilerledikçe yeni yeni nesneler ve hareketlerle karşılaşmışlar ve bu yeni varlıkların ve kavramların dildeki karşılıklarını türetmeye başlamışlardır. Mesela Türklerin göz kökü vardı. Sonradan göze takılan aleti görünce, kök olarak dilde karşılığı olmayan bu alet için göz kökünden yeni bir kelime türetmişler ve gözlük demişlerdir. Mesela bir hareket karşılığı olarak başlangıçta yalnız bil-fiil kökü vardı. Sonradan yeni bir hareketi ifade zorunda kalınca, o hareketin de kök karşılığı olmayınca, mevcut bil- kökünden bildir- gövdesini türetmişlerdir.
Böylece dilde kelimelerin sabit iki temeli ortaya çıkmıştır: kökler, gövdeler.
Gerçekten kelimeler demek 1. kökler ve gövdeler demektir 2. köklerin ve gövdelerin çekimli şekilleri demektir.
Her kelime ya köktür, ya gövdedir, ya kökün çekimli şeklidir veya gövdenin çekimli şeklidir. Bu dört şıkkın dışında kalan kelime yoktur. Mesela taş, su, taşlık, çekmek, ayrılmak kök ve gövde halinde kelimeler; taştan, suya, taşlıkta, çekiyor ayrılacaksın kelimeleri kök ve gövdelerin çekimli şekilleridir.
Kökler ve gövdeler sabit kelimelerdir, kalıca kelimelerdir. Kökün veya gövdenin çekimli şekilleri ise işleyen, oynak, geçici kelimelerdir.
Bu demektir ki yapım ekleri sabit, bulunduğu kelimede kalıcı, çekim ekleri ise oynayan, geçici eklerdir.
Bu yüzden sözlük kitaplarında kelimelerin yalnız kök ve gövdeleri madde başı olur. Çekimli şekiller gramerin konusudur.

GÖVDE
Görülüyor ki, kelime yapımı gövde teşkili demektir. Ve gövde genişlemiş kök demektir. Gövde yapımı dilin kökü, kök imkanlarını genişletme yoludur. Mana, kullanış ve fonksiyon bakımından kök ile gövde arasında hiçbir fark yoktur. Dilde ikisi de aynı muameleyi görür. Sadece yapıları farklıdır.
Gövde köke yapım eki getirmek suretiyle yapıldığına göre gövdenin manası kökün manasına dayanıyor demektir. Yapım eki kökün manası ile ilgili yeni bir mana ortaya çıkarır. Bu sebeple kök sağlam değilse gövde de sağlam olmaz. Kökün manası yoksa, bilinmiyorsa, tanınmıyorsa, anlaşılmıyorsa gövdenin de manası olmaz.
Gövdeler de kökler gibi iki çeşittir: İsim gövdeleri, fiil gövdeleri.
İsim gövdeleri de isim kökleri gibi, tek başlarına kelimedirler. Fakat fiil gövdeleri tıpkı fiil kökleri gibi tek başlarına kelime değildirler ve kullanılamazlar. Yazıda onlar da kökler gibi çizgi ile belirtilir: görüş-, kaynat-, durdurul- gibi.
Gövdeler yalnız köklerden değil, tabii, gövdelerden de yapılırlar. İsim ve fiil yapım ekleri üst üste geldikçe yeni gövdeler ortaya çıkar: baş-la-n-gıç, aç-ı-k-la-mak gibi.

Yeni kavramları karşılama yolları.
Dilde yeni varlıkları ve kavramları karşılamak için birkaç yol vardır. Bu yollar şunlardır:
Yabancı kelime almak
Kelime grubu yapmak
Kelime diriltmek ve derlemek
Kelime yapmak

Yabancı kelime almak
Yabancı kelime almak yeni bir nesnenin veya kavramın, geldiği yerden ismini de beraber almak demektir. Alınan yabancı kelime ya dilde karşılığı hiç olmayan kelimedir veya dilde karşılığı olan fazladan bir kelimedir.
Birinci halde, yeni bir nesne veya kavramla karşılaşılır. Dilde onun kelimesi yoktur. Bu durumda ilk tabii yol onun ismini de beraber almaktır: Kur’an, ayet, cami, minare, namaz, ezan, ramazan, gazel, kaside, otomobil, tren, telefon, posta, banka, istavrit, lüfer, televizyon, motor, jet gibi.
Eşyanın beraberinde getirdiği bu gibi kelimelerin dile süratle girme ve tam yayılma gücü vardır. Eğer adını önceden hazırlamamış ve o adla girişi sağlamamışsanız, eşyanın kendi kelimesini beraber getirmesine engel olamazsınız. Zaten hazırlıklı olmak da kolay ve mümkün değildir. Yenilik ve yeni kelime çok defa dili ansızın bastırır. Böylece dile bu yolla pek çok kelime girer. Dilde gümrük yoktur.
İkinci olarak dile, karşılığı mevcut olsa da, yine fazladan yabancı kelime girebilir:
Tanrı-Allah teşekkür-mersi
Ak-beyaz teminat-garanti
Kara-siyah saç-zülüf
Kişi-insan yemiş-meyve, meyva
Hendese-geometri iktisat-ekonomi
Siyaset-politika hela-tuvalet

gibi. Böyle kelimelerde çeşitli amiller rol oynar. Bunların başlıcaları çeşit ve değişiklik arzusu, özenme, taklit, nüans farkı, kısalık, yaygınlık, kibarlık ve tesadüf olarak tesbit edilebilir. Fakat hepsinin müşterek bir sebebi vardır ki o da kültür münasebetleri, dil alış verişleridir. Dünya küçüktür ve bu dünyada milletler adeta iç içe yaşarlar. Kültür ve medeniyet tesirlerinden tam kaçmak mümkün değildir.
Şüphesiz en iyisi bir dilin mümkün olduğu kadar kendi kaynağından beslenmesidir. Ancak dile yabancı kelime girmiş diye yakınmak için de bir sebep yoktur. Yabancı dilden kelime almak ilim bakımından bir vakıadır. Bu vakıayı, bu gerçeği kabul etmek zorundayız.
Esasen yüzde yüz saf dil yoktur. Dillerde yabancı asıllı kelimeler daima bulunur. Ayrıca dil o kelimeleri kendi yapısına uydurur. Böylece yabancı asıllı kelime artık yabancı kelime değildir.
Türkçe de İslam medeniyeti çerçevesinde yabancı iki dilden pek çok kelime almıştır. Bugün de Batı medeniyeti çerçevesinde Türkçeye birçok yabancı kelime girmektedir.
Türkiye Türkçesi için Cumhuriyetten sonra doğrudan yani Arapça ve Farsçadan kelime almak yolu tamamıyle kapanmıştır. Elli yıldır oradan artık tek bir kelime girmemiştir diyebiliriz. Buna karşılık bugün batıdan gelen kelimelerin kapısı açıktır.
Şimdi Türkçeye düşen şey bu açık kapıda ölçüyü kaçırmak, kendi kelimelerini atıp ulu orta batılı kelimelere kapılmamaktır.
Kısacası, yabancı kelime almak yeni kelime için dilin baş vurduğu yollardan biridir. Bu yol oldukça kolay bir yoldur. Onun için de bu kestirme yolun önüne kolay kolay geçilememektedir. Gerçekten kolay yoldur, fakat çok da makbul yol değildir.

Kelime grubu yapmak
Dilde yeni kavramları karşılamanın bir yolu da kelime grubu yapmaktır. Bu yol dilde var olan kelimelerden bir terkip yaparak yeni ihtiyaçları karşılama yoludur; demiryolu, denizaltı, gökdelen gibi.
Görülüyor ki bu yol dilin yeni kavramları karşılamak için kullandığı çok tabii ve güzel bir yoldur. Yalnız bunda varlığı tek kelime ile değil, birden fazla kelime ile ifade etmek durumu vardır. Tabii, her nesne de böyle iki kelime ile karşılanmaya müsait değildir. Bu sebeple kelime grubu yapmak yolu oldukça iyi bir yoldur, fakat imkanları çok geniş değildir.

Kelime diriltmek ve derlemek
Dilde yeni kelime için baş vurulabilecek iki kaynak daha vardır. Bunlardan biri eski yazı dili devreleri, diğeri bugün var olan şiveler ve ağızlardır.
Eski yazı dilinin unutulmuş kelimeleri bazan yeniden su yüzüne çıkarılabilir: kamu, savcı (sav: söz), subay (sü:asker) gibi.
Öte yandan edebi dilde bulunmayan, fakat ağızlarda yaşayan bazı kelimeler de yazı diline alınabilir: güney, kuzey (kuzay) gibi.
Ancak bu diriltme ve derleme yolu sanıldığı kadar kolay bir yol değildir. Eski kelimeler çok defa ölmüşlerdir. Ayrıca metinlerden çıkarılan şekilleri, eski devrin fonetik hususiyetlerini taşır. Böylece bugünkü dil için işlenmiş sayılmazlar. Bu sebeple onların diriltilmesi çok güçtür, büyük gayret ister. Bu, bütün millete yeniden kelime öğretmek demektir.
Ağızlardan edebi dile kelime geçirmek de öyle pek kütle halinde ve kolay olmamaktadır. Çünkü bir ağızda bir şekil, başka bir ağızda başka bir şekil vardır. Ayrıca yazı dili kelimeleri gibi her bölge için geçerli olacak uygun ve fazla kelime bulmak da kolay değildir. Ve bu da bütün millete yeniden kelime öğretmek demektir.
Kısacası, her iki kaynaktan faydalanmak da ancak sınırlı bir ölçüde mümkündür.

Kelime yapmak
Yabancı dilden kelime almak dışa dönük bir yoldur. Kelime grubu yolu ile kelime diriltme ve derleme yolu da işlekliği pek fazla olmayan yollardır. Geriye kelime yapma yolu kalmaktadır.
Bu sonuncu yol gerçekten hepsine bedeldir diyebiliriz. Dilin en tabii, en işlek, en geniş yeni kelime kazanma yoludur.
Kelime yapmak köklerden yapım ekleri ile gövdeler yapmak demektir ki, biraz aşağıda Türkçenin bu mekanizmasını ve yapım eklerini etraflı olarak göreceğiz.
Demek ki gövde yapmak Türkçenin en büyük kelime yapma, kelime kazanma ve karşılık bulma yoludur.
Kısacası, kelime yapmak yeni kelimenin yapma olduğunu hissettirmemek demektir. Dilin kelime yapımı budur. Esasen dil kelime yapımını başlangıçtan beri kendiliğinden, tabii olarak işletmiştir. Bugün de yapım mekanizmasının büyük bir kısmı, kendiliğinden oluşur.
Bu nasıl olmaktadır? Bu tabiiliği sağlayan şey nedir? Kelime yapmak demek şüphesiz kökleri ve ekleri gelişigüzel bir şekilde alıp rast gele birbirine eklemek demek değildir.

Kelime yapma şartları:

Dilde kelime yapmanın şartlarını şu altı nokta etrafında toplayabiliriz. 1. ihtiyaç, 2. kök, 3.ek, 4. yapım şekli, 5.karışıklıktan kaçma, 6.yerleşme.
Dil, kelime yapımında bu şartlara uyar. Tabii, normal ve ilme uygun yol kelimenin bu şartlar içinde yapılmasıdır. İşte o zaman ortaya çıkan kelime dilin kadrosuna, yadırganmadan tabii şekilde karışmaz ve suniliğini hissettirir.
Halbuki dil ayrılık değil, birlik ister. Dil kavga, ayrılma ve düşmanlık konusu değil milli barış, birlik ve beraberlik konusu, milli ve sosyal kardeşlik konusudur.
Türkçe bugün kelime yapma meselesinde böyle bir ayrılık ve ikilik karşısındadır. Türkçe bir yandan yeni kavramları karşılamak için normal yapım mekanizmasını işletmekte, bir yandan da aşırı tekliflerle karşılaşmaktadır.
Dilin benimsediği yeni kelime normal kelime, benimsemediği kelime ise uydurma kelimedir. Normal kelime dilin tabii kelime yapmak mekanizmasının ortaya çıkardığı canlı kelime, uydurma kelime ise bu mekanizmaya uymayan kelimedir.
Şüphesiz şahısların kelime teklifine ambargo konamaz, yasak konamaz. Herkes istediği kelimeyi kullanır, ortaya atar, normal kelime de kullanır, uydurma kelime de teklif eder. Bu serbesttir. Dilde tutan tutar, tutmayan tutmaz.
Dil ancak kendi bünyesinde uyan şeyleri kabul eder. Dilin kelime yapma şartlarına uymadan yapılan uydurma kelimeler dilde çiğ olarak, çok çok bir zümre dili olarak kalırlar.
Yeni kelimelerden hangisi dile uygundur, normaldir, hangisi aşırıdır ve uydurmadır; bunu anlamanın pratik ölçüleri vardır. Bu ölçüleri kullanarak kelimenin normal olup olmadığını kolaylıkla anlarız.

İhtiyaç
İhtiyaç şartı yeni kelimenin bir ihtiyaca dayanması demektir. İhtiyaç unsuru şöyle oluşur:
Dil yeni bir kavram karşısındadır, fakat dilde onun karşılığı yoktur.
Nesnenin dildeki karşılığı yetersizdir. Yerleşmemiştir, umumileşmemiştir, telaffuzu güçtür.
sanatkarlar genel olarak kendi dil kaynaklarına dayalı bir kelime kadrosunu tercih etmek eğilimi gösterirler.

Bu ihtiyaç unsurlarına bir de çeşit, değişiklik ve nüans ihtiyacını ekleyebiliriz.
Bu ihtiyaçlar karşılanırken göz önünde bulundurulacak esaslar şunlardır:
Dilden kelime atılmaz. Dile kelime ilave edilir, kelime kazandırılır. Dilde kelime zaman içinde ölebilir.
Kelimede menşe aranmaz. Dilciler kelimenin menşelerini araştırır ve bilirler.
Dilde önemli olan tek tek kelimeler değil, gramer yapısıdır, sentaks örgüsüdür. İnsanın ve milletin kelimeleri, konuşurken tabii olarak kullandığı, dilinin ucuna gelip akan kelimelerdir.
Dilde zenginlik, fakirlik vardır. Bir nesnenin karşılığı olarak birden fazla kelime varsa o zenginliktir. Ancak bu eş manalı kelimelerde çok defa ayrı nüanslar vardır. Hiç değilse kullanış yerleri ve kullanış nüansları ayrı olur.
Kelime kadrosunun, kelime hazinesinin geniş olması iyi bir şeydir. Dil hür bir kullanıştır, tabii bir kullanıştır, zengin bir kullanıştır. Herkes mümkün olduğu kadar kelime kadrosunu genişletmeli, çok kelime ile konuşmalı ve yazmalıdır.
Sadeleşme Osmanlıcanın Türkiye Türkçesine dönüştürülmesi ile gerçekleşmiştir. Bunu sağlayan hareket ise yazı dilinin konuşma diline uydurulmasıdır.
Dilde zaman zaman yeni kelimeler ortaya çıkar. Fakat bu kelimelerin eski ve yaşayan eşleri hemen ortadan kalkmaz. Eski ve yeni kelimeler yıllarca ve asırlarca yan yana yaşayabilirler.
Dilde eski kelime, ölmüş bulunan, manası unutulmuş bulunan, bugün kullanırsanız anlaşılmayacak olan kelimedir. Bugün kullanılınca manası anlaşılan kelime canlı kelimedir.
Bugünkü insanın, öğretmenin ve öğrencinin asgari kelime kadrosu, Cumhuriyetten sonraki terkipsiz Türkiye türkçesinin edebi eserlerindeki bütün kelimeleri ve İstanbul konuşma dilinin bütün kelimelerini içine almalıdır.
Yazı dilimizin esası İstanbul Türkçesidir. Yazı dili edebi dil ve kültür dili olarak bütün yurdu kaplayan dildir.
Kök
Kelimenin normal bir yapım olması için ihtiyaçtan sonra taşıması lazım gelen ikinci şart, kökünün sağlam olmasıdır.
Bu da pek tabiidir. Çünkü yapılan yeni kelime köke dayanacak, onun manasına bağlı yeni mana ifade edecektir.
Türkçenin tarihi devreleri vardır. Dışarıda ayrı Türk lehçeleri ve şiveleri vardır. Türkiye’de ağızlar vardır. Bunlarda köklerin ayrı şekilleri, ayrı telaffuzları bulunabilir. Bizim bildiğimiz, bütün Türkiye’nin ortak olarak bildiği edebi dilin kökleridir.
Ek
Kelime yapımında aranacak üçüncü şart ekin işlek olmasıdır. İşlek ek dilde örnekleri çok olan, böylece köke kattığı ifade kolayca anlaşılan ektir.
Dilde iki çeşit ek vardır: İşlek ek, işlek olmayan ek. İşlek olmayan ek birkaç kelimede donup kalmış ölü ektir. Mesela başka kelimesinin sonundaki –ka eki böyledir.
Tabii, ekin önce var olması lazımdır. Sonra cinsine uygun olmalıdır.

Yapım şekli
Kelime yapımında aranacak dördüncü şart yapım şeklidir. Yapım şekli kök ve ekin birleşmesi demektir. Evvela kök ve ek birleşmeye uygun olmalı, sonra da birleşmeden doğan kelime kusursuz çıkmalıdır.
Türkçenin bir tarihi ses gelişmesi vardır. Türkçe bu gelişmede kelimelere imbikten geçmiş gibi değişik bir ses karakteri vermiştir. Bugünün fonetiği beş asır, on asır öncesinin fonetiği değildir.
Mesela tap- fiili vardır, -t eki vardır. Bunlardan bir isim yapalım ve tapıt diyelim. Buradaki ses çirkinliği hemen belli olmaktadır.

Karışıklıktan kaçma
Dil karışıklıktan kaçar. Türkçe vuzuh isteyen, açıklık arayan bir dildir. Bir şeklin başka bir şekille karışmasına mümkün olduğu kadar fırsat vermemeğe çalışır. Bu sebeple kelime yapmada aranacak beşinci şart karışıklığa meydan vermemektir.

Yerleşme
Kelime yapmada, yeni kelimede aranacak altıncı şart yerleşme şartıdır. Kelimenin canlılığı dilde yerleşme ile ölçülür.
Demek ki yerleşme kelimenin kader şartıdır. Bu da önceden hiç belli olmaz. Dilde kelimeler iki türlüdür. Bir umumi kelimeler, bir de hususi kelimeler. Umumi kelimeler herkesin bildiği ve kullandığı kelimelerdir.
Hususi kelimeleri bir yana bırakalım. Ama bir kelime umumi kelimelerden ise onun dile yerleşmesi demek, bütün milletin onu kullanması demektir.
Şu halde bir umumi kelimenin bazı kimselerce, bir zümre tarafından kullanılması kullanılması yeterli değildir. Buna tutundu, herkes kullanıyor demek aldatıcıdır, yanlıştır. Umumi kelimenin umumileşmesi esastır. Eğer umumileşmiyorsa, sakat bir tarafı var, bu altı şartı taşımıyor demektir.
Şimdi bir kısım insanlar kullanıyor, zamanla herkes kullanır demek de kesin ölçü olamaz. Çünkü sakat olmayan umumi kelimenin umumileşmesi yıldırım hızı ile gerçekleşir.
İşte normal kelime yapmanın altı şartı bunlardır. Siz bu ölçüleri ortalıktaki yeni kelimelere tatbik ederek onlar hakkında kendiniz kolaylıkla hüküm verebilirsiniz. Biz sadece temel ölçüleri vermekle yetindik.
Burada, bir noktayı daha ilave etmek gerekir. O da, bazan uydurma kelimenin de dile yerleşebileceğidir. Gerçekten bir kelime uydurma olabilir. Bu altı şartın dışında kalabilir. Ve böyle kelimelerin sayısı nihayet üç beş tane olur.
Böyle bir istisna vardır diye, yanlış kelimeleri dilin yığın yığın benimsemesini beklemek elbette ki doğru değildir.
Kısacası, kelime yapımı işte bu altı şart altında kelime kök ve gövdelerine yapım ekleri getirmek demektir. Yapımın esasları hakkında bu bilgileri verdikten sonra şimdi artık onun ayrıntılarına, yani yapım ekleri bahsine girebiliriz.

YAPI BAKIMINDAN SÖZCÜKLER
Sözcüklerin biçim yapısıyla ilgili bu bilgilerden sonra bir sınıflama yapmak gerekirse, yapı bakımından sözcükleri üç kümede toplayabiliriz:

BASİT (yalın) sözcükler
TÜREMİŞ sözcükler
BİRLEŞİK sözcükler

Basit ve Türemiş Sözcükler

Hiçbir yapım eki almamış kök durumundaki sözcükler basit; isim yada fiil köklerinde yapım ekleriyle türetilmiş sözcüklere türemiş sözcükler denmektedir. Buna göre bütün isim ve fiil kökleri basit, bütün ve fiil gövdeleri de türemiş sözcüklerdir. Dolayısıyla kök ve gövdelerin özellikleri, basit ve türemiş sözcükler için de söz konusudur.

Kök durumundaki sözcüklerden söz ederken, “bir kök ya isim köküdür ya da fiil kökü; hem isim, hem fiil kökü olamaz” demiş; ses yapısı aynı, ama anlamca farklı olan kimi sözcüklerin hem isim hem de fiil kökü olmalarının söz konusu kuralı bozmayacağını belirtmiştir. Nitekim aşağıdaki örneklerde de görülebileceği gibi ikili kök (Osm. Muhtelik kök) denen ve aralarında anlam ilişkisi olmayan bu sözcüklerin kullanım bakımından niteliksel bir farklılık taşıdıkları açıktır:

İSİM FİİL
ağ ağ-
ak ak-
an an-
at at-
acı acı-
ara ara-
bit bit-
dil dil-
don don-
duy duy-
et et-
göç göç-
kan kan-
kat kat-
sal sal-
taş taş-
uç uç-
yağ yağ-
yaz yaz-

(Aralarında anlam ilişkisi olan sesçe aynı yalın sözcüklerin çoğunun da fiilden isim yapma eki olan “-g” sesinin düşmesiyle oluştuğu belirtilmiştir.

Birleşik Sözcükler

İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasıyla oluşan yeni anlamlı sözcüklere ise birleşik sözcük denir. Birleşik sözcükler, bir bakıma kalıplaşmış sözcüklerdir; birleşen sözcüklerin anlamları dışında yeni bir kavram bildirir, tek bir anlam taşırlar. Birleşik sözcüklerde, basit ve türemiş sözcüklerde görülen çokanlamlılıkla karşılaşılmaz. Söz gelimi, “imambayıldı” birleşik sözcüğü yalnızca bir yemeğin adıdır ve “imam” sözcüğüyle “bayıl-“ fiili, kullanılışa bağlı olarak dört beş anlam yüklenirlerken, birleştiklerinde sözlük anlamlarından sıyrılarak yepyeni bir sözcük oluşturmuşlardır. Üstelik, bu sözcük nasıl kullanılırsa kullanılsın tek bir anlam taşımaktadır.

Aşağıdaki birleşik sözcüklerde de aynı özellik görülür:

Açıkgöz / ağırbaşlılık / ayçiçeği / baykuş
Başvurmak / akbaba/ atkestanesi / sivrisinek
Dalkavuk/delikanlı/denizanası
Gözağrısı/hanımeli/kırkayak/karnıyarık

Birleşik Fiil

İsim soylu bir sözcükle “etmek, eylemek, olmak, kılmak” yardımcı fiilerinin birleşmesi ya da iki ayrı fiil biçiminin kaynaşması sonucu oluşmuş fiillere birleşik fiil (Osm. Mürekkep fiil) denir. Birleşik fiiller üç kümede toplanabilir:

Yardımcı fiillerle kurulmuş birleşik fiiller
İki ayrı fiil biçimiyle kurulmuş birleşik fiiller
Deyimleşmiş birleşik fiiller

Yardımcı Fiillerle Kurulanlar
İsim soylu yada fiilden isim yapılmış sözcüklerle birleşik fiil oluşturan “etmek, eylemek, olmak, kılmak, yapmak, bulunmak” fiillerine yardımcı fiil (Osm. Fiil-i iane) denir. Bunlardan “etmek, eylemek, yapmak”la geçişli, “olmak, bulunmak”la geçişsiz çatılar oluşturulur. “Etmek ve “olmak” yaygın biçimde kullanıldığından ana yardımcı fiiller olarak da anılır. Birleşik fiillerde anlam ve vurgu isim olan ilk öğededir; ikinciler fiilleştirme ve çekim öğesi işlevini görürler.
Örnekler:

ETMEK OLMAK YAPMAK
yok etmek yok olmak ev yapmak
alay etmek kör olmak iş yapmak
oyun etmek yorgun olmak ödev yapmak

ETMEK OLMAK YAPMAK
alt etmek ölecek olmak çiş yapmak
göç etmek iyi olmak gürültü yapmak

KILMAK EYLEMEK BULUNMAK
mutlu kılmak var eylemek yapmış bulunmak
etkisiz kılmak pazar eylemek gelmiş bulunmak

Yardımcı fiiller, yabancı sözcüklerle birleşik fiiller yapmakta kullanıldığı için Türkçe’ye çok sayıda isim soylu yabancı sözcüğün girmesine yol açmıştır. Ama bu durum, Türkçe’nin fiiller ve cümle yapısı bakımından yabancı dillere direnmesine de olanak sağlamıştır. Nitekim günümüzde, geçmişte yabancı sözcüklerle yapılan bu tür birleşik fiillerin Türkçe karşılıkları kullanılmaktadır.

Örnekler:

BİRLEŞİK FİİL TÜRKÇESİ
Addetmek saymak
Affetmek bağışlamak
Ahdetmek ant içmek
Aksetmek yansımak
Azletmek görevden almak
Emretmek buyurmak
Halletmek çözmek, çözümlemek
Kaybetmek yitirmek
Methetmek övmek
Neşretmek yayımlamak
Zannetmek sanmak*
Arzu etmek istemek, özlemek
Beraat etmek aklanmak
Davet etmek çağırmak

* Türkçede iki ünsüzle biten yabancı bir sözcük tek başına kullanıldığında ya ünsüzlerden biri düşmekte ya da iki ünsüz arasına bir ünlü girmektedir: aff-af, zann-zan yada azl-azil, neşr-neşir gibi. Ama benzeri sözcükler yardımcı fiille kullanıldığında örneklerde de görüldüğü gibi sözcüğün aslına dönülmekte ve birleşik fiil bitişik yazılmaktadır.

BİRLEŞİK FİİL TÜRKÇESİ
Ehemmiyet vermek önemsemek
Hayret etmek şaşırmak
Heder olmak boşa gitmek
Hücum etmek saldırmak
İade etmek geri vermek
İstirahat etmek dinlenmek
İtimat etmek güvenmek
İzah etmek açıklamak
Mukayese etmek karşılaştırmak
Müracaat etmek başvurmak
Şüphe etmek kuşkulanmak
Tacil etmek çabuklaştırmak

İki Ayrı Fiilden Oluşanlar
Yardımcı fiil olmayan “bilmek, vermek, gelmek, görmek, durmak, kalmak, yazmak, koymak-komak” fiilleri, fiil çatılarına eklenerek birleşik fiil oluşturulur.

Örnekler
Anlatabilmek / açıvermek / tutuvermek olagelmek / bakakalmak / bekleyigörmek / gezedurmak / şaşakalmak / donakalmak / düşeyazmak / kalakalmak / ala (alı) koymak /

Deyimleşmiş Olanlar
Türkçede isim soylu sözcüklerle fiilden yapılmış isimlerle başka fiillerin bağlanmasıyla oluşmuş çok sayıda birleşik fiil vardır. Türkçenin anlatım zenginliğini gösteren bu birleşik fiillere örnek olarak yalnızca “ağız” sözcüğüyle yapılmış olanların bir bölümünü vermek yeterlidir.

Örnekler
Ağzı açık kalmak / ağzına geleni söylemek / ağzına tükürmek / ağzında büyümek / ağzından baklayı çıkarmak / ağzından kaçırmak / ağzını aramak / ağzını toplamak / ağzıyla kuş tutmak


[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Olmak İçin Tıklayınız]

.

MaD BLuE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam Alanı
Bu alana reklam verebilirsiniz...
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
7sinif, ilkogretim, sorularikelimenin, türkçe, yapisi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
6.sınıf türkçe soruları 11 adet test sorusu indir, 6.sınıf türkçe soruları 11 soru download Jisé 6. Sınıf Türkçe Dökümanları 0 03-04-2009 11:18 PM
6.sınıf türkçe soruları 155 adet test sorusu indir, 6.sınıf türkçe soruları 155 soru download, 6.sınıf türkçe soruları indir Jisé 6. Sınıf Türkçe Dökümanları 0 03-04-2009 11:18 PM
6.sınıf türkçe soruları 85 adet test sorusu indir, 6.sınıf türkçe soruları 85 soru download, 6.sınıf türkçe soruları indir Jisé 6. Sınıf Türkçe Dökümanları 0 03-04-2009 11:17 PM
2006-2007 İlköğretim 6. Sınıf Türkçe 1.Yazılı Soruları Jisé 6. Sınıf Türkçe Dökümanları 0 03-04-2009 11:16 PM
İlköğretim 2.Sınıf Türkçe,Matematik çalışma soruları Gizemli 2. Sınıf Yardımcı Kaynaklar 0 25-03-2009 01:01 AM



Powered by vBulletin® Version 3.8.4 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
vBulletin Skin developed by: vBStyles.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker


- firma ekle


Ansiklopedi