Oyun Adana Fıkraları Oyun FıkrasıAdana Fıkraları Oyun FıkrasıAdana Fıkraları Oyun FıkrasıAdana Fıkraları Oyun Fıkrası
Çobanın biri hiç namaz kılmamış ve kılınırken de görmemiş. Ağası bir gün satmak için kente davar indirmiş. Çobana malı kasaba pınarına yatırmasını söylemiş. O gün de Cuma imiş. Birer ikişer cuma aptesti almaya gelirmiş insanlar. Çoban da gönlünden:
“Herhalde bir ölet var. Bizim azık da az. Ağa kimbilir ne vakit gelecek” diyerek elini yüzünü yıkamış ve davarları Karabaş’a emanet edip bir ihtiyarın arkasından koşmuş, camiye gelmiş, hutbeyi dinlemiş. Daha sonra namaza durulmuş. O da diğerlerine bakarak namaz kılmaya başlamış. Rükûya vardıkları anda bizim Karatepeli birdirbir oynadıklarını sanarak önündeki adamın sırtına atlamış. Neye uğradığını şaşıran adam, arkasını dönmüş ve Karatepeli’ye olanca gücüyle bir tokat atmış. Bizim yankılı hiç tınmamış. O vakte kadar ayağa kalkılmış olduğundan arkasına dönmüş ve o da kendi arkasındakine basmış tokadı. Artık cemaat namazı bir yana bırakıp çobanı dövmeye başlamış. Çoban kaçarken gücünün yettiğince bağırarak:
- Yahu siz ne biçim adamlarsınız be, oyunu siz çıkardınız, siz cıllazıyorsunuz diye dursun, güzel bir dayak yemiş.
Ölet : Ölü, cenaze
Azık : Yol yemeği, kumanya
Tınmak : Üstüne alınmak
Cıllazmak : Oyunda hile yapmak.
Kaynak : Yeni Adana gazetesi, 30.12.1934, Pazar, Sayı 3807.