Türkiye'deki Antik Kentler -
Amorium


Amorium,
Afyonkarahisar ilinin sınırları içinde, Emirdağ ilçe merkezine 13 km. uzaklıkta
bir antik kenttir.

Yeri, önemi ve yürütülen
kazılar


Eski Yunanca ve Ortaçağ
Yunancasında 'Amorion' şeklinde anılagelmiştir. Arap/İslam kaynaklarında
"Ammuriye" ya da "Amuriye" şeklinde geçer. Amorium höyüğünün yamacında bugün
Hisarköy bulunmaktadır. Arkeolojik alanda bilimsel kazı çalışmaları 1988 yılında
Oxford Üniversitesi’nden Prof. R. Martin Harrison tarafından başlatılmıştır.
1993 yılından bu yana New York Metropolitan Sanat Müzesi'nden The Metropolitan
Museum of Art Dr. Chris Lightfoot başkanlığında uluslararası bir ekip tarafından
yürütülmektedir.



Her ne kadar cazip bir düşünce olsa da, kentin ismi, muhtemelen,
'amor' (aşk) kelime kökünden kaynaklanmamakta, daha ziyade ilkçağ Hint-Avrupa
kavimlerinin dilinde 'anne' anlamına gelen (ve varlığını bugüne kadar sürdürmüş)
'ma' kelime kökü ile bağlantılandırılmaktadır. Bu da bizi, kentin daha
başlangıcından itibaren, Anadolu Ana Tanrıça kültü ile ilişkili olduğuna
sonucuna götürmektedir.



Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış olan
Ezop'un Amorium kentinde yaşadığını da gözardı etmemek gerekir.Her ne kadar
Ezop'un doğum yeri tartışmalı olsa da en yüksek olasılıkla Ezop
Amoriumlu'dur.Bildiğimiz gibi kendisi İÖ VI yüzyılda
yaşamıştır.


Antik Çağ'da Amorium


Amorium kentinin M.Ö. 1'inci yüzyıldan
itibaren (M.Ö. 133 ila 27 arasında bir tarihten M.S. 217'ye kadar) kendi
sikkelerini döktürmüş olması, o dönemde olgun ve büyük bir kent haline gelmiş
bulunduğunun kanıtıdır. Kentin refah ve prestij düzeyi Romalılar döneminde de
artmaya devam etmiş ve standart Roma kamu yapıları ile donatılmış olmalıdır.
Ancak Helenistik ve Roma dönemlerinden günümüze pek az bulgu kalmıştır. Kente
ilişkin tarihi kayıtlar da Strabon Coğrafyası nda çok kısa bir atıftan
ibarettir. Son dönem kazılarında bölgedeki diğer arkeolojik alanlarda keşfedilen
yazıtlar antik çağ Amorium'una ilişkin kayıtların sayısını artırmıştır ve yeni
keşiflere de muhtemelen ulaşılacaktır.


Bizans İmparatorluğu ve İslam Döneminde Amorium


İslam tarihi bakımından kentin önem arz
etmesinin temel nedeni, sahabe Selman-ı Farisi'nin Amorium'da şu an bulunan
kilisede çalışması ve emrinde çalıştığı, talebesi olduğu rahip tarafından İslam
dininin hak din olduğunun söylenmesi üzerine Müslüman olmak için Medine'ye
gitmesi vakıasıdır. Yani şehir Hristiyanlık kadar olmasada İslamiyet açısındanda
önemli bir kenttir. Kent Anadolu coğrafyasında merkezi bir önemi Bizans
İmparatorluğuBizans kalıntıları üzerinde yoğunlaşmıştır. Kazı bulgularının Antik
Çağ ve sonrasında Bizans'ın güçlü ilk dönemleri ile Anadolu Selçuklu Devleti
arasında kalan yüzyıllarda (kabaca 750-1100 yılları arası) Anadolu içlerinin
kentsel, idari ve kültürel gelişimine ilişkin bilgilerimizde mevcut boşluğu
doldurmakta büyük katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Şimdiden, Amorium Üst
Kenti'nin evvelce zannedildiği gibi 11. yüzyıl sonunda terkedilmediği,
Selçuklularca ve ayrıca Osmanlı'nın son dönemlerinde de kale olarak
kullanıldığı, Hisarcık (sonradan Hisarköy) köyünün isminin buradan geldiği
anlaşılmıştır. Dolayısıyla Amorium'da beş ayrı medeniyetin (antik Helen, antik
Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı) izleri bir aradadır. Amorium Alt
Kenti'nin de ikinci bir tahkimat duvarıyla çevrelenmiş olduğu görülmekte, bu
surları korumak için gerekecek askeri güce ilişkin hesaplamalar kentin Bizans
İmparatorluğu açısından taşıdığı önemi doğrulamaktadır. Ancak, sitin koruma
altına alınmasından önceki yıllarda define avcılarınca yoğun surette kazılmış ve
yağmalanmış olması maalesef önemli ölçüde tahribata sebebiyet vermiştir.

döneminde kazanmıştır. Dönemin Arap kaynakları Amorium'un Anadolu'nun en büyük
kenti olduğundan bahsetmektedirler. Kazılar da


Bizans döneminde İstanbul yolu
üzerindeki en önemli İç Anadolu kalesi kimliğinden ve Marmara bölgesinden önceki
son büyük savunma mevzii oluşundan ötürü tahribat Amorium'un kaderi olmuştur.
Arapların Anadolu'ya ilk akınlarının kaydedildiği 641 yılından sonra birkaç yıl
geçmeden Amorium bir Arap saldırısına maruz kalmıştır. Amorium'a ardarda Arap
saldırıları yaklaşık iki yüz yıl boyunca sürmüş, 668'de kalenin Araplarca
fethine rağmen kısa süre sonra Bizanslılarca geri alınmış, 716 ve 796'daki büyük
saldırılar ise püskürtülmüştür.


9. yüzyıla
girildiğinde Amorium bir yandan Bizans'a bir imparatorlar hanedanı verirken
(Amorian veya Frigyalı hanedan, bu hanedan 820-867 yılları arasında 3
imparatordan ibaret kalmış ve Bizans tarihi açısından başarılı icraatlar
yapamamıştır. hanedana mensup 3 imparator 'Kekeme' 2'nci Mihail, oğlu Teofilos
ve torunu 'Sarhoş' 3'üncü Mihail'dir), bir yandan da 838'de Halife El
Mu'tasim'in Arap ordularınca tarihinin en büyük yıkımına uğratılmış ve bir daha
eski canlılığını ve önemini geri kazanamamıştır (Abbasi Halifelerinin
ordularında giderek artan sayıda Türk unsur bulunduğu bilindiğinden, bölgeye, ve
dolayısıyla Anadolu'ya, ilk Türk varlığı Arap orduları bünyesinde gelmiş
olmalıdır. Bizans ordularında da azımsanamayacak miktarda Türk unsurları
bulunmaktaydı).



838 savaşının Amorium'a verdiği zarar dışında Ortodoks Hristiyan
tarihi açısından önemi kentten esir olarak alınmış ilerigelen 42 Bizanslının
Irak'ın Samarra kentinde 845 tarihinde idam edilmiş olmalarıdır. O çağlarda
esirlerin fidye pazarlığına tabi tutularak geri verilmeleri, sanıldığının
aksine, idam edilmelerinden daha yaygın bir uygulamaydı. Fidye müzakereleri
tamamlanmış bu 42 Bizanslının Halife tarafından idam edilmesi dini gerekçelere
bağlanmış ve 'Amorium'un 42 şehidi' Rum Ortodoks Hristiyan literatürüne
geçmiştir. Aziz mertebesine yükseltilen bu Bizanslılar hala dini törenlerde
anılmaktadır.




Bölgenin Türkleşmesi

Amorium
Malazgirt Savaşı öncesinde Anadolu'ya akınlar düzenleyen Türkmen beylerinden
Ahmet Şah ve Emir Afşin tarafından 1068 yılında bir süre zaptedilmiştir. Araya
Orta Anadolu'dan da geçen Haçlı Seferleri girmiş, bölgeye geniş çaplı Türkmen
yerleşimi ve bölge nüfusunun Türkleşmesi ise Anadolu Selçuklu devleti ile Bizans
arasında 1116 yılında yapılan Bolybotum (Bolvadin) savaşından sonra cereyan
etmiştir. Hisarcık 1516 tarihli Osmanlı kayıtlarında anılmaktadır. Bügünkü
Hisarköy 1892 yılında kurulmuştur. Amorium'u ziyaret eden ilk Batılı gezgin
William Hamilton'dur ve bölgeye 1836 yılında gelmiştir. 1988 yılından günümüze
kadar da Amorium'da düzenli kazılar yürütülmektedir.