Anthony Quinn PERDENİN ZORBA'sıbir tür ilkel toprak ve doğa adamının en görkemli sinemasal yansıması... Köylüden ihtilalciye
ressamdan büyücüye
boksörden boğa güreşçisine
gangsterden kovboya her rolü kendi kişiliğini katarak oynayabilen
aynı kolaylıkla Onassis
Notre Dame'ın kamburu
Gauguin
Papa veya Hazret-i Hamza olabilen ve 60 yıllık mesleğine 100 film sığdıran büyük oyuncu...
Meksika'da Chiuhaha kasabasında doğduğu kesin... Annesinin Meksikalıbabasının
İrlandalı olduğu da... Ancak mesleklere gelince çelişkili bilgiler var. Annesinin Pancho Villa'nın yanında savaşmış sert bir kadınbir `soldadera' olduğu söylenir. Babası ise bir söylentiye göre bir kameraman
bir diğerine göreyse mevsimlik işçi olarak işe başlayıp sonradan Hollywood'un ilk günlerinde bir hayvanat bahçesi kuran bir serüvencidir. Karmaşık kökenleri ve Latin/Anglo-Sakson karışımı kanı
onun ilerde hemen her ırktan ve kökenden kişilikleri rahatlıkla oynamasını sağlayacaktır. Quinn
gerçek ve eksiksiz bir dünya vatandaşıdır.
İlk gençliğinde boğa güreşine merak sarararenaya çıkar. Sonra 1936'da sinemaya adım atar. İlk filmlerindeki çok küçük rollerini
zaman içinde büyük rollere çevirir!... Ama bu Meksikalı
kızılderili veya gangster rolleri
ona şöhretin yolunu açacak gibi değildir. O yıllardaki asıl başarısı
1936'da The Plainsman -Ovalar Kaplanı
iki yıl sonra The Buccaneer - Korsan
ertesi yıl da Union Pasific- Pasifik Ekspresi filmlerinde rol aldığı ünlü yönetmen Cecil B. de Mille'in evlat edindiği kızı Katharine de Mille'in kalbini çalarak onunla evlenmesidir. Ama bu bile
1930'ların sonlarında Quinn'e bekledigi ünü getirmeyecektir.
Savaş yıllarında Paramount'tan ayrılıp Warner Bros ve FOX'la çalışır. Rollerinin önemi çok yavaş biçimde artmaktadır. Sertgiderek çirkin fiziğinin ardında saklı o müthiş dinamizmi henüz bilinmediği için
yönetmenler ona önemli rolleri lâyık görmezler. Blood and Sand - Kanlı Meydan
They Died with their Boots On - Sayılı Kahramanlar
The Oxbow İncident- Oxbow Olayı
Buffalo Bill gibi filmlerde hep asıl kahramanın yanıbaşındaki adam veya adamlardan biridir. Sayılı Kahramanlar'da kızılderili şef Crazy Horse veya Bataan'a Dönüş'teki Filipinli savaşçı rollerine aynı inandırıcılığı katabilmektedir.
Sinemadan beklediğini bulamayan QuinnBroadway'e yönelir
orda "İhtiras Tramvayı" oyununda Marlon Brando'nun yerini alarak eşit düzeyde başarı kazanır. 1951'de üç yıllık bir ayrılıktan sonra Hollywood'a döndüğünde şansı artmış gibidir. Robert Rossen ın şaşırtıcı boğa güreşi filmi The Brave Bulls - Kanlı Kılıç'ta başarı kazanır. Hemen ardından
Meksika kökenlerini hatırlayan Elia Kazan tarafından Viva Zapata'da Marlon Brando/Zapata'nın kardeşini oynamak için seçilir. İki oyuncu da Oscar adayı olarak
Broadway'deki rekabetlerini sürdürürler. (Zaten sette de pek anlaşamadıkları hem Kazan'ın
hem de Brando'nun anılarında yazlıdır.)
Bu ilk raundu Quinn kazanıryardımcı oyuncu olarak heykelciği kucaklar. Dört yıl sonra da Minnelli'nin Lust for Life - Ölmeyen İnsanlar'ındaki Gauguin rolüyle ikinci yardımcı oyuncu Oscar'ını alacaktır. Ancak Brando
sonraları iki baş oyuncu Oscar'ıyla elbette bu yarışı önde bitirir.
İlk Oscar'ı Quinn'in şansını artırır. Art arda Ride Wayuero - İki Aşk ArasındaBlowing Wild - Müthiş Mücadele gibi gösterişli western'lerde Robert Taylor
Ava Gardner
Gary Cooper
Barbara Stanwyck gibi starlarla ve eşit düzeyde rollerde oynar. Avrupa sinemasının ilgisini çeker. Fellini'nin ilk büyük filmi La-Strada -Sonsuz Sokaklar'da nefes kesici bir Zampano olur. Küçücük
bebek kadın Gelsomina'ya tutulan gezginci
dev gösteri adamı... İtalya'da çevrilen bir Hun İmparatoru Attila'da Attila olur
uluslararası yapım Ulysses - Kral Ülis'in Maceraları'nda ise kralın en yakın arkadaşı...
Fransız yapımı bir Notre Dame' ın Kamburu'nda Gina Lollobrigida'nın oynadığı Esmeralda'ya vurulan kambur Quasimodo olur. Yeniden Hollywood'a dönüp Lust for Life - Ölmeyen İnsanlar'la ikinci Oscar'ını alır. O artık büyük bir yıldız ve uluslararası bir stardır...
Quinn bundan sonrao ünlü etnik portreler galerisini açar. Wild is the Wind - Vahşi Aşk'ta Anna Magnani
Hot Spell'de Shirley Booth
Black Orchid - Siyah Orkide'de Sophia Loren'in karşısında hep İtalyan kökenlileri oynar. Last Train from Gun Hill - Kan Davasının Sonu
Warlock - Korkunç Mücadele; Hellen in Pink Tights- Korkunç Kumpanya gibi klâsikleşen western'lerde
bu türün kalıplarını aşan incelikli kişilikler çizer. Kayınpederi De Mille'in hastalanması üzerine onun başladığı The Buccaneer - Karsan filmini (ikinci çevrim) yönetmen olarak tamamlar. (Bu alandaki tek denemesi.) 1960'larda
Nicholas Ray'in The Savage İnnocents-Vahşi Masumlar'ında Eskimo olur!...
Arabistanlı Lawrence'in Bedevi şeyhiBarabbas'ın Barabbas'ı
Zorba the Greek - Zorba'nın Yunanlı ermiş Zorba'sı hep odur. Cacoyannis'in filminde bu ünlü Nikos Kazancakis kahramanına
yaşam sevgisi
Akdeniz felsefesi
sirtaki adımları ve uzo tutkusuyla karışık müthiş bir canlılık getirir ve son Oscar adaylığını kazanır. Bu rol onun sağduyulu
ayakları yere basan
ama aynı ölçüde hülyalı ve duygusal toprak adamları kimliğinin zirvesidir. Artık daha öteye gitmesi nerdeyse olanaksızdır.
Nitekim gidemez de... Ama hep dener. Daha iyisini değilse de farklısınıözgün ve yeni olanını yapmak için uğraşır. The Guns of Navarone - Navaron'un Topları
Lost Command-Zafer Yolları
The Twenty Fifth Hour- Yirmibeşinci Saat
The Rover-Maceralar Beldesi
The Magus-Büyücü
The Marseilles Contrad -Ölüm Anlaşması gibi uluslararası yapımlarda oynar. İsviçreli yazar Frederich Durrenmatt'tan uyarlanan The Visit-Ziyaret'te (1963) eşlik ettiği İngrid Bergman'ı beş yıl sonra A Walk in the Spring Rain - Bahar Yağmuru'nda yeniden bulur.
Anna Magnani ile yeniden karşılaşması ise Stanley Kramer'ın The Secret of Santa Vittoria - Kasabanın Sırrı'nda gerçekleşir. Baba'nın açtığı furyadaThe Don is Dead - Baba Öldü'de kendi Corleone'sini yaratırken
The Shoes of the Fisherman'da Papa
The Message - Çağrı'da Hazreti-i Muhammed'in dava ve inanç dostu Hamza
The Greek Tycon -Akdenizli'de armatör Onassis olur.
70'lerdeki filmleri gösterişliama koftur. 80'lerde ise hep eski başarılarını yineler gibidir. Lion of the Desert - Çöl Aslanı
Çağrı'nın başarısını yinelemek isteyen Mustafa Akkad'ın kotardığı bir İslam usulü üstün yapım
The Richest Man in the World
yine Onassis'i oynadığı bir TV dizisidir. 90'lara ise The Revenge-İntikam
Ghosts Can't Do It - Hayaletler Beceremez gibi gerçek facialarla girer. Acaba en küçük bir seçme duygusu kalmamışçasına bunamış mıdır? Üç eşinden olan toplam sekiz çocuğuna bakmak için paraya bu derece gereksinmesi mi vardır? Yoksa hep hayalini kurduğu (ve sonunda gerçekleştiremediği) bir Picasso'nun hayatı projesi için sermaye mi toplamaya çalışmaktadır?
Ancak Quinntükenmiş değildir. Nitekim son yıllarda kimi genç ve özgün yönetmenlerin filmlerinde küçük
ama çarpıcı roller almayı ve bu filmlere değer katmayı sürdürür. Spike Lee'nin Jungle Fever
John McTiernan'ın The Last Action Hero - Son Muhtefem Kahraman
Alexander Rockwell'in Somebody to Love -Sevecek Biri ya da Alfonso Arau'nun A Walk in the Clouds - Bulutlarda Yürüyüş filmleri gibi... 1980'lerin ortalarında yeniden Broadway'e dönmüş ve yıllar sonra Zorba karakterini sahnede canlandırmıştır. Bir aralar plâk dolduran ve "I Love You
You Love Me' adlı parçasını listelere sokan da odur.
Osinemadaki 60 yılı aşan çabasından henüz yorulmamış
enerjisini 85'e yaklaşan yaşına rağmen tüketmemiş bir sinema adamı
doğuştan bir oyuncu
mesleğini sonuna dek götürecek bir profesyoneldir. Bir zamanlar "benim sadece kızılderili oynayabileceğimi sanıyorlar
" diye tepki gösteren genç ve öfkeli aktör
artık bir dünya oyuncusuna ve bir beyazperde efsanesine dönüşmüştür. İslamiyet'in doğuşunu anlatan "Çağrı" filminde Hz. Hamza rolünü oynayan Quinn
Türk izleyicilerin gönlünde taht kurmuştu. Özyaşamını daha 1972'de
"The Original Sin-İlk Günah" adıyla yayınlayan Quinn'in günümüzde bu kitabı yeniden ele alıp birçok bölüm eklemesi gerekecektir!...
02 Haziran 2001 tarihinde ABD'nin Boston kentindeki bir hastanede tedavi gören Quinn solunum yetersizliğinden hayatını kaybetti. 86 yaşında hayata gözlerini yuman Athony Quinn ile ilgili tedavi gördüğü Brigham and Women's Hastanesi'nde ayrıntılı açıklama yapılmadı. Bir hastane yetkilisi sadece Quinn'in 09:30'da öldüğünü belirtmekle yetindi. Bir süredir hastanede tedavi gören ünlü aktörün yakın arkadaşıRhode İsland eyaleti Providence kenti Belediye Başkanı Vincent Buddy Cianci
Quin'in solunum yetmezliğinden öldüğünü kaydetti.