Marie Antoinette
Josephe Jeanne Marie Antoinette von Habsburg-Lorraine
( 2 Kasım1755 – 16 Ekim1793 )
Kısaca Marie Antoinette veya Maria Antonia olarak bilinir. Fransa Kraliçesi ve Avusturyaarşidüşesi. Kutsal Roma İmparatoruI. Francis ve eşi AvusturyaİmparatoriçesiMaria Theresa'nın kızlarıdır. Henüz 14 yaşındayken XVI. Louis ile evlendi. "Kayıp Döfen" XVII. Louis'nin annesidir. Fransız İhtilali esnasında "Vatan Hainliği" suçlamasıyla giyotine mahkûm edildi ve 1793'te idam edildi.
"Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!" sözü
XVI. Louis'nin taç giyme töreni Paris'teki ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada Reims'de gerçekleşti. Bu dönemde söylenmiş olan "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!" ("Qu'ils mangent de la brioche.") sözü ya Marie Antoinette'i kötülemek ya da sözü popüler yapmak amacıyla Marie Antoinette'e mal edilmiştir. Onun tarafından söylendiğine dair hiçbir kanıt yoktur. Ekmek kıtlığından haberi olduğunda Marie Antoinette şöyle yazmıştır "Kendi bahtsızlıklarına rağmen bizlere böylesine iyi davranan bu insanları gördükçe onların mutluluğu için kesinlikle daha sıkı çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu gerçeği kral da görmektedir. Kendi adıma konuşmam gerekirse taç giydiğim günü (yüz yıl bile yaşasam) hayat boyu unutmayacağım."
Yeni kral ve kraliçe taç giyme töreninin masrafına rağmen tüm halk tarafından coşku ile karşılandı. XVI. Louis'nin tacı ve Marie Antoinette'in Paris'in en meşhur modacısı Rose Bertin'e diktirilen elbisesi 7.000 livreye malolmuştu.
Taç giymesinin ardından Marie Antoinette Choiseul dükü Étienne François'yı saraya tekrar getirmeye çalıştı. Dük François Marie Antoinette'e olan bağlılığı ve Fransa'nın Avusturya ile müttefik kalmasına verdiği destek nedeniyle Madam du Barry tarafından uzaklaştırılmıştı. Ancak Marie Antoinette onu geri getirme konusunda pek başarılı olamadı. Kral Louis François'nın sürekli olarak saraya yerleşmesine sıcak yaklaşmadı. Marie Antoinette daha sonra yakın bir arkadaşı olan Guines dükünü İngiliz büyükelçiliğine atamaya çalıştı. Kral bu durum için sonradan "Kraliçeye şunu açık seçik ifade ettim ki kendisi (Guines dükü) ne İngiliz ne de başka bir büyükelçilikte çalışamaz" dedi. Açıkça görülüyor ki Marie Antoinette kocası üzerinde pek bir politik etkiye sahip değildi.
Marie Antoinette'in yengesi Marie Thérèse (Kont Artois'in eşi) 1775 yılının ağustosunda bir erkek çocuk sahibi oldu. Pazarda gezerken kadınların "Senin neden bir oğlun yok?" şeklinde laf atmalarına maruz kalan Marie Antoinette ertesi günü yatakta ağlayarak geçirdi.
Can sıkıntısından bunalan Marie Antoinette'in arkadaş çevresindeki gündelik sohbetler entelektüellikten çok uzaktı. Bu sığ sohbetler can sıkıntısını biraz olsun hafifletiyordu. Zira yakın arkadaş çevresi ile konuştuğu konular yardımcısı Madam Campan'a göre yeni bir komedyadan şarkılar günün nükteli sözleri en seçme skandallar ve dedikodulardan ibaretti. Ciddi ve düzeyli bir sohbet neredeyse yasaklanmış gibiydi.
Kraliçenin arkadaş çevresi özenle seçilmişti ve herkese yer yoktu. Bu durum sarayda huzursuzluğa ve gücenmelere neden oluyordu çünkü saray halkının bir kısmı kraliçenin kendilerini etrafında istemediğini düşünüyordu. Zamanla Marie Antoinette Versay Sarayı'ndaki art niyetli dedikoduların hedefi hâline geldi. Ama bunu hiçbir zaman umursamadı.
Artois'in etkilemesi sonucu kılık değiştirerek Paris'teki operalara gitmeye başladı. Bu durum kraliçenin gizli sevgilileri olduğu ve onlarla buluşmaya gittiği dedikodularının yayılmasına yol açtı.
Gün geçtikçe daha fazla para harcamaya başladı. Paranın gerçek değeri hakkında en ufak bir fikri yoktu. Yeni kıyafetler ve pahalı elmaslar satın alıyor her fırsatta kumar oynuyordu. Yirmi birinci doğumgününde üç gün üç gece süren bir kumar partisi verdi. Bu süre zarfında el değiştiren paranın haddi hesabı yoktu.
Versay'da o güne kadar neden olduğu huzursuzluklar yetmiyormuş gibi samimi arkadaşlarını başkalarına ait mevki ve pozisyonlara atamaya başladı. Örneğin Thérèse de Lamballe'i kraliçeye bağlı saray görevlilerinin müfettişliğine atadı. Oysa bu göreve getirilmesi daha uygun olan başka aristokratlar vardı.
Zamanının çoğunu saraydan ziyade saray arazisi üzerinde bulunan Le Petit Trianon Şatosu'nda geçirmeye başladı. Şatoyu ve bahçesini yeniden dekore etmek için yaptığı harcamaların sonu gelmiyordu.
Muhtemelen intikam peşinde olan bir takım kişiler tarafından kraliçenin eşini kayınbiraderi X. Charles (Kont Artois) ile aldattığı dedikoduları yayıldı. Paris'te korsan yayın basan bazı matbaalar kraliçe ve Artois'i zina yapan aşıklar olarak gösteren mecmualar basmaya başladı. Bu tür yayın yapan ilk mecmuanın adı Les Amours de Charlot et Antoinette idi. L'Autrichienne en Goguette isimli mecmua kraliçe ve Artois'i sarayın salonlarından birinde ters ilişkiye girerken resmetti. Le Godmiché Royal isimli mecmua kraliçeyi mastürbasyon yaparken resmetti. Başka mecmualar kraliçenin hayvanlarla ilişkiye girdiğini ve lezbiyen olduğunu iddia ettiler. Bu iddialarla ilgili hiçbir kanıt ortaya atılamadı ancak kraliçenin halk gözündeki popülaritesi erozyona uğradı.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu. Ülke ekonomisi iflasın eşiğindeydi. XIV. Louis ve XV. Louis dönemindeki savaşlar Fransa'yı Avrupa'nın en çok borcu olan ülkesi durumuna getirmişti. Fransız halkı üzerinde fazla vergi yükü yoktu ve zaten düşük olan bu vergilerin toplanabilen kısmı ekonomiyi kurtarmaya yetmiyordu. Pierre Augustin Caron de Beaumarchais kral XVI. Louis'yi İngilizlere karşı bağımsızlık mücadelesi veren Amerikalıları desteklemeye ikna etti. Bu karar Fransa için felaketle sonuçlandı çünkü böyle bir desteğin Fransa'ya maliyeti çok fazla oldu.
Kutsal Roma İmparatoru II. Joseph 1977 Nisanında kızkardeşi Marie Antoinette'i ziyaret etti. Avusturyalılar Marie Antoinette'in erkek çocuk sahibi olamayışından endişe duyuyorlardı ve imparator kızkardeşinin evliliğinin nasıl gittiğini kendi gözleriyle kontrol etmeye gelmişti. Le Petit Trianon Şatosu'nun bahçesinde başbaşa uzun bir gezintiye çıktılar. Ağabeyi Marie Antoinette'i kumara düşkünlüğü ve arkadaş seçimindeki beceriksizliği nedeniyle eleştirdi. İmparator ayrıca eniştesi XVI. Louis ile de cinsel sorunları üzerine derin bir söyleşi yaptı. Bu sohbet esnasında ne söylediği tam olarak bilinmemekle beraber işe yaradığı kesindi zira 1978 Nisanında kraliçe hamile olduğunu ilan etti.
Marie Antoinette tarih sayfalarına sığ zayıf karakterli ve aaafine düşkün bir kişi olarak geçti. Sadece kraliyet yanlıları onu bir "şehit" olarak gördüler ve farklı değerlendirdiler. Sonraki yıllarda cesedinin kalıntılarını bularak Bourbonlar Hanedanı'nın Paris'teki türbesine defnettiler. Ayrıca XVI. Louis'nin ve bir yıl sonra 1794'de idam edilen kızkardeşi MadamElisabeth'in cesetlerini de buldular.
Bununla birlikte ilerleyen zamanlarda Marie Antoinette'e genel bakış açısı biraz değişti. 1933'de Stefan Zweig tarafından bir biyografisi yazıldı. "Marie Antoinette: Sıradan Bir Kadının Portresi" isimli kitapta kraliçenin hayatının son yıllarında kazandığı ihtişamı sıradışı cesaretine borçlu olduğu anlatılmaktadır. Bu kitap sonradan Norma Shearer'in başrolünü oynadığı başarılı bir film olarak uyarlanmıştır.
André Castelot ve Évelyne Lever gibi Fransız tarihçiler daha eleştirel birer Marie Antoinette portresi çizmişlerdir ancak onların yorumları elbetteki Marie Antoinette'in hayatta iken karşılaştığı zehirli eleştiri oklarıyla kıyaslanamaz.
Bununla birlikte yakın zamanlarda Marie Antoinette zayıflıklarından ziyade güçlü yönleri ile gündeme gelmeye başlamıştır. Deborah Cadbury XVII Louis'nin biyografisinde Marie Antoinette'in ailesine düşkünlüğünden övgü ile bahsetmiştir. Ve yine Munro Price Fransızmonarşisinin çöküşüne dair siyasi çalışmalarında şöyle demiştir "XVI. Louis ve Marie Antoinette genellikle zayıf ve mütereddit olarak resmedilmişlerdir. Tam aksine; 1789 ve 1792 yılları arasındaki politikalari tamamıyla istikrarlı ve muhafazakardır. İnançları uğruna ölmeye hazırdılar ve en nihayetinde öldüler."
Marie Antoinette'a dair en kapsamlı biyografiİngiliz tarihçi LeydiAntonia Fraser tarafından hazırlanmıştır. "Marie Antoinette: Yolculuk" isimli kitabı ilk olarak 2001 yılında yayınlanmış ve anında en çok satan kitap olmuştur. Kitap daha sonra 2006 yapımı bir hollywood filmine uyarlanmıştır. Fraser'in kitabını okuyan tarihçi Simon Sebag Montefiorer Marie Antoinette'in "bir günahkardan çok çok günahı alınmış bir kadın olduğu" sonucuna vardığını belirtmiştir.
Marie Antoinette'in hayatı Elena Maria Vidal'in ilk basımı 1997'de yapılmış olan "Trianon" isimli romanına ilham kaynağı olmuştur. Vidal'in çok kapsamlı araştırmalarına dayanan roman Marie Antoinette ve XVI. Louis'nin Versay'daki ihtilal öncesi yaşamlarını anlatır ve haklarındaki yanlış anlaşılmaları düzeltmeye çalışır. Trianon'u devam niteliğindeki "Madame Royale" (Kraliyet Hanımefendisi) isimli roman takip etmiştir. Bu roman kızları Prenses Marie-Thérèse-Charlotte'un yaşamından esinlenerek yazılmıştır.
Marie Antoinette efsanesinin yakın zamanlara kadar gözardı edilen bir başka yönü de onun yaşadığı dönemin en önemli moda ikonlarından ve trend yaratıcılarından biri olmasıdır. Vogue Magazini'nin Eylül 2006 sayısı Sofia Coppola'nın 2006 yapımı "Marie Antoinette" filmi ile ilgiliydi ve Marie Antoinette'in modaya katkıları konusunda bir makale içeriyordu. En dikkate değer katkısı "puf" adı verilen aristokratik saç modelidir. Bu modelde saç mümkün olduğunca havaya kaldırılır pudralanır yanlara lüle lüle dökülür ve kurdelalarla tüylerle süslenir. Değişik faaliyetler için değişik puflar icat edilmişti ve Marie Antoinette'in imzası haline gelen bu model zamanla tüm aristokrat bayanlar arasında yayıldı. Marie Antoinette'in moda geleneklerine getirdiği bir başka yenilik de çoğunluğun aksine şahsi moda tasarımcısının aynı anda birkaç müşterinin siparişlerini hazırlamasına izin vermesidir. Bu sayede modadaki değişimlerden haberdar olabiliyordu.
Günümüz tarihçilerinin üzerinde en fazla tartıştığı konu İsveçli aristokrat Kont Axel von Fersen'in Marie Antoinette ile olan ilişkisidir. Saray halkı bu ikilinin sevgili olduğuna dair dedikodular yaymışlardı. İkilinin çok yakın oldukları ve kont Fersen'in onu hapisten kurtarabilmek için kendi hayatını riske attığı doğrudur. Evelyn Farr ve Antonia Fraser gibi bazı tarihçiler Fersen'in günlüğünde sevgilileri ile beraber olduğu zaman attığı "Resté là" başlığına dayanarak ikilinin cinsel ilişkide bulunduklarından emin olduklarını belirtirler. Bununla beraber diğer tarihçiler bu konuda elle tutulur bir kanıt olmadığını belirtirler. Ayrıca döfenLouis-Charles'ın Fersen'in çocuğu olduğu iddiaları vardır ancak Fersen'in biyografisini hazırlayan Deborah Cadbury bu iddiayı tamamen saçma bulmaktadır.