sevinç Eratalay

Bağlama tutkusu



Mahir'in Türküsü 2 müzikal yapısıyla da 70'leri andırıyor. Eratalay müzikteki gelişmeleri izliyor yeni yapacağı albümlerde de müzikal denemeler düşünüyor ama şimdilik tarzında bir değişiklik yapmayı planlamıyor: ''Bağlamadan hiç vazgeçemiyorum. Albümlerimde müziğin ifadesine göre ney kaval tambur kanun ve Batı sazları kullanıldı.



Sevinç Eratalay albümünde 1970'lerde solcu gençler arasında söylenen türküleri seslendiriyor

Dünden yarına bir selam

Türkülerden hiçbir zaman vazgeçmedim. Ruhi Su Selda Bağcan Rahmi Saltuk Zülfü Livaneli'den türküler söylerdik. Bazen ağladık türkü söyledik bazen coştuk türkü söyledik. Bizi ayakta tutan ne olabilirdi ki başka...

Aslında 'Sevinç Eratalay'ın müziği' diye tanımlanacak kesin bir çizgi oluşturmadım. Bir uzun havayı tek bağlamayla okudum. Kemençeyle de tek akustik gitarla da söyledim. Ben daha çok duygularıma yorumuma ve şarkılarımın duruşuna güveniyorum.



HATİCE TUNCER



Sevinç Eratalay geçen günlerde yayımlanan ''Mahir'in Türküsü 2'' albümünde 1970'li yıllarda solcu gençler arasında söylenen türküleri ve ağıtları seslendiriyor. 68'den 70'lere uzanan dönemin öyküsünü anlatan türküleri geçmişin unutulmaması ve bugünün gençlerinin öğrenmesi için söylüyor. Gençler ''Bu türküler neyi anlatıyor?'' diye merak etsinler istiyor. Bugünü anlamak ve geleceğe bakabilmek için dünden bir selam gönderiyor.



KLASİK MÜZİK



Eratalay'la İber Müzik' in IMÇ Blokları'ndaki bürosunda yaptığımız sıcak ve içten söyleşi de albümü gibi geçmişten bugüne uzadı. Eratalay'ın ilk müzik eğitimini aldığı Konya İvriz İlköğretmen Okulu'nda sesini ve yeteneğini keşfeden Azerbaycanlı müzik öğretmenlerinden başladık. Deniz Gezmiş 'in arkasından söylenen ünlü ağıttaki ''Olayım olayım okur yazar olayım / Deniz mahkemeye düşmüş avukatı ben olaydım'' sözlerinden dolayı avukat olma hayalleriyle devam ettik.



Eratalay hukuk fakültesine giremez ama babasının kendisinden habersiz tercih listesine yazdığı İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Şan ve Piyano Bölümü'nü birincilikle kazanır ve müzik yaşamının temeli olmaya başlar: ''Ortaokulda çoğunlukla Moğollar Cem Karaca Fikret Kızılok dinlerdik. Ruhi Su Zülfü Livaneli Ali Asker 'le büyüdük. Ben bu arada klasik müzik eğitimi aldım. Korsan mitinglerden sonra klasik müzik konserlerine giderdim. Fransa'da özel bir burs kazanmıştım ama o dönemin mücadelesi içinde İzmir'de kalmayı tercih ettim.''



ÖĞRETMENLİK



Buca'da okuduğu yıllarda mitinglerde forumlarda Aliağa Tariş Gültepe direnişlerinde elinde sazıyla çıkıp türküler marşlar söyleyen güzel sesli genç kızın adı 70'lerin sonlarında dilden dile dolaşmaya başlamıştır bile. 12 Eylül döneminde okulu bitirmiş olan Eratalay'ı ailesi ''Başına bir şey gelmesin'' diye Burdur'a götürür. Gizlice İzmir'e giden Eratalay hastalanıp tedavi olmak için hastanede yatarken babası yine bir sürpriz hazırlar. Hasta kızı adına öğretmenlik için başvurur:



''1982-1984 yıllarında Elazığ'da öğretmenlik yaptım. O arada geçmişteki bazı olaylar nedeniyle 2 ay Burdur Cezaevi'nde yatıp yeniden öğretmenliğe döndüm. Elazığ'a geride bıraktıklarımı düşünerek gitmiştim ama çocuklar insanın içinde çok güzel duygular yaratıyor. Kaç yıldır müzik öğretmeni görmemişler okulda piyano sesini duymamışlar. Çocukların coşkusu sevinci bana da geçti. Onlardan çok şey öğrendim ben de onlara çok şey öğrettim. Küçük yaşlarına rağmen çok güzel türküler söylediler bana. Ben de onlara müziğin teorisini öğrettim.''



TÜRKÜ AYAKTA TUTTU



Eratalay öğretmenlikten istifa ettikten sonra gittiği Burdur'da ailesiyle birlikte pancar eker tarlada çalışır hayvancılık yapar traktörle işçi taşır. Meydanlarda söylediği türküler tarlalarda yankılanmaya başlar. 1991 yılında kaybettiği ilk eşiyle yine bu sıralarda evlenir ve kızı Sıla dünyaya gelir: ''Yaşam böyle akıp giderken türkülerden hiçbir zaman vazgeçmedim. Elazığ'da öğretmenlik yaparken arkadaşlarla evlerde toplanır Ruhi Su Selda Bağcan Rahmi Saltuk Zülfü Livaneli'den türküler söylerdik. Her gün gazetelerde boy boy yakalananların fotoğrafları yayımlanıyordu ölüm haberleri geliyordu. Bazen ağladık türkü söyledik bazen coştuk türkü söyledik. Bizi ayakta tutan ne olabilirdi ki başka...''



İLK BESTELER



Eratalay ilk bestesini iki ay kaldığı Burdur Cezaevi'nde yapar. 1987 yılında yayımladığı albüme adını veren ''Mahir'in Türküsü'' cezaevine gönderilen bir şiirden çıkar: ''O kadar dolmuş ki yüreğim beynim o şiir müzik oldu dilimde. Sonra da türkülerim geldi kendimi ifade etmeye başladım artık. İlk türkülerimi dinleyenler beni düzenledikleri bir geceye çağıran 1985 yılında Burdur Eğitim Enstitüsü öğrencileriydi. Hiç unutmuyorum neden saymıştık bilmiyorum ama 77 kişiydik. Bir çay bahçesinde ben sadece kendi türkülerimi çalıp söyledim. Bunlar kulaktan kulağa yayıldı ve duyulmaya başladı.''



DOST KOKUSU...



Ankara'da bir öğretmen örgütünün gecesinde konser veren Eratalay bir firma sahibinden kaset yapması için teklif alır ve 1987 yılında ve ''Dost Kokusu Dost Selamı'' albümünü çıkarır.



Eratalay ilk albümün ardından elinde bağlaması Türkiye'nin her yerinde ve yurtdışında sürekli konserlere gittiği yoğun bir döneme girdi. ''Bekliyorum'' ''Yeniden Başlamalı'' ''Mahir'in Türküsü 1'' ''Cevahir Yürekler'' ''Gülüm'' albümlerinin yanı sıra Ahmet Kaya Ferhat Tunç ve Selda Bağcan'ın da şarkılarının toplandığı iki albümde yer aldı.



Eratalay Mahir'in Türküsü 2'de Ali Asker'in ''Kızıldere Türküsü'' ve ''Ankara'dan Bir Haber Var'' ile Âşık Emekçi 'nin ''Halk İçin Yola Düştüler'' eserlerini seslendiriyor.



''Kalenin Önüne Kuş Yuva Yapar'' ''Mapushane İçinde Üç Ağaç İncir'' gibi Ruhi Su'nun sevdirdiği türküleri söylüyor. 70'li yıllarda gençlerin hep bir ağızdan söylediği Ege türküsü ''Sandık Üstüne Sandık'' ın yanı sıra ''Makaram Sarı Bağlar'' ''Deniz Gezmiş'in en sevdiği türkü'' notuyla albüme alınmış: ''Mahir'in Türküsü üç ve dört de gelecek. 20 yaşındaki kızım çok seviyor bu türküleri. Birçok genç 'Siz neler yaşadınız ki böyle türküler yaptınız?' diyor. Bir dönemi tarihi anlatıyoruz açıyoruz. 25 yıl önce olanları bugünün gençleri öğreniyor ve daha çok ilgi duyuyor. Kitap açıp okumaya ve o dönemi anlamaya Türkiye'nin siyasi ve kültürel tarihini öğrenmeye yönlendiriyor. 'Sol mu kaldı artık bunları kim dinleyecek? Artık kendini düşün' diyenler de oluyor. Oysa ben kendini düşünmekten çıkarmak istiyorum insanları.''



POLİTİK MÜZİK



Eratalay müziğini protest yerine ''politik'' diye adlandırmayı tercih ediyor; ama müziği politik duruşunu gösteren bir alan olarak görmüyor. Müziği ve düşünceleri birbirinden ayrılmaz bir bütün olsa da Eratalay ''Politikacı değil müzisyenim'' sözleriyle müzisyen kimliğini ortaya koyuyor:



''Yüreğim ne hissediyorsa onu söylüyorum. Bir politik duruşum var ve onun arkasında durarak dünyaya bakıyorum. Ne düşündüysem o şekilde yaşadım. Şarkı söylemek beni en iyi ifade edebilen ve beni mutlu eden bir araç. Beni dinleyenleri arkadaşlarımı müziği sevenleri sesimle şarkılarımla mutlu edebildiğimi düşünüyorum. Hedefim de buydu zaten.'