ZAMANI DURDURAN ÜSTAD: ARA GÜLER

Photos 'ışık', graphe 'yazı' demek; yani 1839'da keşfedilen fotoğraf için, 'ışık ile yazı yazmak' diyebiliriz. Fotoğrafın sanat sayılıp sayılmadığı ise her zaman şüphe götürmüştür. Ünlü Fransız şair ve sanat eleştirmeni Charles Baudelaire, "Fotoğraf Sanat mı?" isimli yazısında, fotoğrafın sanat değil, sanayi olduğunu söylemiş. Bu konuda herkes farklı düşünebiliyor; "Ne var ki, basacaksın işte makinenin düğmesine, hele bir de doğru ışıkla güzel bir an yakaladın mı, al işte sana iyi fotoğraf" demek te mümkün tabii.

“İstanbul Fotoğrafçısı” lakaplı Ara Güler, fotoğrafçılık dendiği zaman büyük ihtimalle çoğumuzun aklına ilk gelen isim. 1928 doğumlu, Ermeni asıllı Ara Güler, lisede okurken sinemacılık ve tiyatro oyunculuğu ile ilgilenmiş. Babasının hediyesi olan 35 mm bir makine ile sinemacılığa da kendi çapında adım atmış. Yani görsel sanatlarım tümüne gönül vermiş diyebiliriz. O kadar ki, yazım sanatının artık fazla ilgi çekmediğini, günümüzde aslolanın görüntü sanatları olduğunu söylüyor.

Kaderin bir cilvesi olarak sinemacılıktan kopmak zorunda kalmış ve fotoğrafçılık yapmaya başlamış. Üniversitede ekonomi okumuş, aynı zamanda Yeni İstanbul gazetesinde çalışmış. Sonraları Time, Paris-Match ve Der Stern dergileri için muhabirlik yapmış. Hayat Dergisi’nde çalışmaya başladıktan sonra, dünyaca ünlü fotoğrafçı Henri Cartier Bresson ile tanışmış ve Paris’te de fotoğrafçı olarak adını duyurmuş. İngiltere’de yayımlanan Photography Annual, onu dünyadaki yedi en iyi fotoğrafçıdan biri olarak duyurmuş. 1962 yılında, fotoğrafçılık adına büyük başarı sayılan “Master of Leica” unvanını kazanmış.

Sonraki yıllar boyunca, dünyanın çeşitli ülkelerinde fotoğrafçı olarak elde edilebilecek çeşitli başarılar kazanmış: İsviçre’nin prestijli fotoğraf dergisi Camera tarafından kendisine özel bir sayı ayrılmış, Japonya’da yayımlanan Dünya Fotoğraf Antolojisi’nde eserlerine yer verilmiş, New York Modern Sanatlar Galerisi’ndeki ‘Renkli Fotoğrafın On Ustası’ sergisinde yer almış, Almanya’da Türkei ismindeki fotoğraf albümü yayımlanmış… Gördüğünüz gibi saymakla bitecek gibi değil: bütün bu başarılar da Ara Güler’in dünyanın sayılı fotoğrafçıları arasında yer almasını sağlamış. Güler, 1966 yılında ilk kişisel sergisini açtıktan sonra başarılarının ardı arkası kesilmemiş: Almanya’da, Fransa’da, Amerika’da ve daha başka ülkelerde de eserleri sergilenmiş, hala da sergileniyor. Ara Güler’in fotoğrafladığı ünlülerin isimleri de hayranlık uyandırıcı cinsten açıkçası: Picasso, İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, Alfred Hitchcock, Salvador Dali… Ara Güler çalışmalarıyla tarihe gerçekten de tanıklık etmiş yani.

Yaşayan bir büyük isim olarak değeri bilinmiş bir karakter Ara Güler. Örneğin 1979’da, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin birincilik ödülünü almış, yakın zamanda da Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından Onursal Doktora ünvanı verilmiş kendisine.

Bilgisayar destekli dijital fotoğrafçılığa kesinlikle değer vermiyor, hatta bu tekniği açıkça aşağıladığı söyleniyor, her zaman analog makine kullanarak karanlık oda tekniğiyle baskı yapıyor. Bunun özel olarak fotoğrafçılıkla mı, yoksa teknolojinin ilerlemesi ile mi ilgili olduğunu bilmiyorum. Zira kendisi ile yapılan pek çok röportajda, günümüzde artık şehirlerin görünümü kadar düşünme ve eğitim tarzlarının da değiştiğini, bunun da çok olumsuz yönde olduğunu vurguluyor. Belki de eski fotoğraflarında gördüğü ve gösterdiği gibi kalmasını istiyor er şeyin, kimbilir…

Hande Yıldırım

9/A - 668