Kristof Kolomb
(1451-1506)
Büyük küçük herkes Kritof Kolomb’ un Amerika’ yı keşfettiğini bilir. Kafası seyahat hikayeleri, efsaneleri ve çılgınca hayallerle dolu olan bu korkusuz gemicinin eşi duyulmamış maceralarını herkes birbirine anlatır. Onun, içi tayfa dolu üç küçük gemi ile o zaman kadar hiç bilinmeyen Atlas Okyanusunun uçsuz bucaksız enginlerine dalarak, yine bilinmeyen diyarlara doğru gidişi herkesin muhayyilesini gıcıklar. Onun bu macerası cesaretin, sertliğin, idaresizliğin ve talihsizliğin hikâyesidir. Fakat onun başladığı işin altından kalkacağına imanı vardı. Gerçekten de dünya tarihini ve dünya coğrafyasını alt üst edecek kadar büyük bir işi de başardı.
1492 yılının 12 Ekiminde, gece yarısını biraz geçe, aylardan beri Atlas Okyanusunu Batıya doğru aşmaya çalışan Pinta gemisinden bir tayfa, ufukta ay ışığı altında, denize doğru uzanmış kumsal kıyıları gördü. Derhal topu ateşledi, “Çok şükür nihayet kara göründü” diye haykırdı. Fakat bu haber gemidekiler üzerinde büyük bir tesir yapmışa benzemiyordu. Çünkü kaptan, karayı ilk görecek olan tayfaya mükâfat vaat ettiği için günlerden beridir ufukta bir bulutun denize değdiği yeri görenler yahut hava ile denizin birleştiği yerlerde ışıkla denizin oyunlarına aldananlar : “Kara göründü!” diye bağrışıp durmuşlardır. Bu yanlış haberlerin verdiği hayal kırıklığı Kolomb’ u o kadar kızdırmıştı ki böyle yalan yere herkesin yüreğini oynatanlara ağır cezalar vermeye başlamıştı. Bunun üzerine tayfalar da daha dikkatli olmak zorunda kaldılar.
Fakat geminin gözcüsü böyle bağırınca ne de olsa bir hareket uyandı. Tayfalar üzerine çöken bezginlikten süzülerek güverteye koşup yeni bir ümitle ufukları süzmeye başladılar. Birden heyecandan nefesleri tutulur gibi oldu: Gerçekten de kara görüyorlardı. Kristof Kolomb, 12 Ekim, Cuma sabahı, elinde Castile ve Aragorn krallığının bayrağını taşıyarak kaptanlarıyla birlikte karaya ayak bastı. Kolomb bu adaya San Salvador adı verdi. Bugün buraya Wathing adası diyorlar. Artık yeni dünyanın keşfinde ilk adım atılmıştır.
Son zamanlarda Amerika ‘nın keşfi şerefine Kolomb ‘dan alarak kaptanlarından Martin Alonso Pinzon’a verenler vardır. Bu görüşe göre seyahati idare eden bu kaptandı. Kolomb ise gayet cahil, denizcilik bilgisinden haberi olmayan bir adamdı. (İlginç olaylar ansiklopedisi s.500)
Kafası efsaneler diyarını hayalini yaşıyor, tamamı ile masallarda anlatılan adaları arıyordu. Bunun için eriştikleri memleketin neresi olduğunu bile bir türlü anlamak istememiştir.
Kolomb’ un Amerika’ ya giden Avrupalı olmadığı muhakkaktır. Çünkü Norveç denizcileri bu kıtayı beş yüz yıldan beri biliyorlardı. Kolomb 1498 yılına kadar asıl kıtaya ayak basamadı. Ondan bir yıl önce İngilizlerin idaresinde çalışan John Cabot asıl kıtaya ulaşmıştı. Kolomb’ un kafası doğu memleketleri ve Atlas Okyanusu hakkında birçok masallarla doluydu. Fantezi kurmaya karşı büyük bir meyli vardı. Bir çok müspet kafalı çağdaşları onun anlattığı hikayelere inanamamışlar, masal yerine dinlemişlerdi. O, bir türlü bulduğu memleketin gerçekten neresi olduğunu anlayamamıştı. Ölürken bile, Asya’ nın batısını bulduğuna inanıyordu. Fakat şurasını da inkâr edemeyiz ki, Kolomb yeniçağlarda bilinmeyen Atlas Okyanusunu aşmaya ilk cesaret eden ve bu işi de başaran adamdır. Ancak onun gösterdiği büyük cesaretten sonra, yeryüzünün bu kıtasına daha bir çok kâşifler gitmiş ve bu kıta tamamıyla öğrenilmiştir.(Seyyahlar Ve Kaşifler Ansiklopedisi S. 404 – 405 – 406)
İKİNCİ YOLCULUK
Kristof Kolomb ikinci Amerika yolculuğuna 1493 Eylülünde başladı. Bu sefer 17 gemiden kurulu bir filoyu komuta ediyordu. Gemilerde Amerika’da yerleşmeye giden, hepsi erkek, 1500 kişi, birçok hayvan, orada yerleşmeye yarayacak kadar çeşitli malzeme vardı. Ayrıca, yerlileri Hristiyanlaştırmak için iki de papaz götürüyorlardı. Bu defa 21 günde okyanusu geçerek doğrudan doğruya Antiller’ e geldiler. Bu ikinci yolculuk sırasında ilk vardıkları ada Dominica oldu, oaradan kuzeye ve batıya doğru giderek Marie Galante,Guadeloupe, Antigua, San Martin, Santa Cruz adalarına ayak bastılar, en sonunda şimdiki Puerto Rico Adası’na gelerek buraya “San Juan Bautista” adını verdiler. 22 Kasım da Hispaniola (Haiti) Adası’ na gidip La Navidad’ı bulduklarında, kalelerinin yakılmış, bu küçük yerleşmenin dağılmış olduğunu gördüler.
Kolomb bu ikinci seferinde Haiti adasında ilk esaslı yerleşmeyi kurdu, altın madenlerini işletmeye başladı. Adayı kardeşi Diego’ nun idaresine verdi. Bu yolculuğunda Jamaika’yı da keşfettikten sonra 1496 da İspanya’ ya döndü. ( Hayat Ansiklopedisi S.2066)
SON YOLCULUK
Kolomb’ un son yolculuğu 1502 Mayısında başladı. 4 gemi ile 150 kişilik tayfayla yola çıktı. Bu seferinde Jamaika’ ya kadar gittikten sonra oradan batıya yöneldi, 30 Temmuzda Orta Amerika’ ya bugünkü Honduras’ a vardı. Ondan sonra, bütün kıyı boyunca güneye doğru indi. Buradaki yerlilerden, karadan birkaç günlük yol ötede bir başka okyanus bulunduğunu öğrendi. Yalnız, oraya gidecek bir yol bulamadı, 1503 yılbaşını Panama’ da bir koyda demirlediği gemisinde geçirdi. Kridtof Kolomb bu dördüncü, son yolculuğunda birçok fırtınalarla karşılaştı, yerlilerle çarpıştı, birçok kayıp verdikten sonra 1504 Haziranında İspanya’ ya döndü.
Artık sağlığı iyiden iyiye bozulmuştu. Öte yandan Kraliçe İsabella ölmüştü, Fernando’ da kendisiyle pek ilgilenmiyordu. Hayatının som yıllarını hasta olarak bir köşede geçirdi, 20 Mayıs 1506 da hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 1542 de oğlunun cenazesi ile birlikte yakıldı, külleri Haiti adasında Dominikan Cumhuriyeti’ ne getirildi. (Hayat Ansiklopedisi S.2067)
Kristof Kolomb’ un Aile Bilgileri
(1451-1506) Amerika’ nın kaşifi, tarihin en büyük denizcilerinden biridir. İtalya da o devirde bizim “ Ceneviz” dediğimiz Cenova’ da doğdu. Babası dokumacıydı. Kolomb’ un “nadıl bir eğitim gördüğü hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kardeşi Fernando onun hayatı hakkında bir eser yazmıştır ki bu esere göre Kristof, Pavla Üniversitesi’ ne girmiş, orada astronomi, geometri ve kozmografya okumuştur. Öte yandan, kendisi, 14 yaşından beri gemiciliğe başladığını söylemiştir. Ancak , bütün bunlar Kolomb’ un tamamiyle babasının işinden uzak kaldığını göstermiyor; çünkü 1470-1473 yıllarında Cenova’ da ticaretle uğraşmıştır.
Kristof Colomb beş çocuklu bir ailenin en büyük oğluydu. Kendisinden başka iki kardeşi de denizciliğe düşkündü. Bunlardan Bartolda daima onun sağ kolu olmuş, öbür kardeşi Diego daseyahatlerinde birlikte bulunmuştu.
Kristof Kolomb’un Hayatına Farklı Bir Yaklaşım
1480'lere kadar dünyanın belli başlı denizci halkları, yani Çinliler, Araplar, Türkler, Vikingler, Polenezyalılar uçsuz bucaksız denizler ile haritasızlık yüzünden birbirinden kopuk yaşıyorlardı. Nihayet Portekiz desteğindeki gemiler 1488'de Hint Okyanusu'na girdiler. 1492'de Batı Hint Adaları'na ulaştılar ki, Amerika kıtasıdır. 1521'de de Güneydoğu Asya'ya ulaştılar. Magellan ekibi 1519–1522 yılları arasında dünyayı ilk dolaşma şerefini elde etti.
Kristof Kolomb adındaki maceraperest ama sebatkâr kişi ise, uzun yıllar rüzgar ve akıntılar üzerine sürdürdüğü çalışmalar sonucu ve elde ettiği haritalar ile "devamlı batıya giderek Hindistan'a daha kolay varacağını" düşünüyor, bu projesini destekleyecek paralı kimseler arıyordu. İspanya ve Portekiz krallarına başvurdu. Yıllarca bekletildi, oyalandı. Eğer Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethinde kullandığı casus sistemini Endülüs'te de kurmuş olsaydı, bu gelişmelerden haberdar olur ve Kolomb' u kendisi görevlendirebilirdi, tıpkı Macar topçu ustası Urban gibi... Ama maalesef Türkler bu konuda o kadar düşünceli ve ileri görüşlü davranamadılar.
Kolomb nihayet İspanya kralı Ferdinand' ı, daha çok kraliçe İzabel vasıtasıyla ikna etti. Ferdinand'ın Gırnata zaferiyle başının döndüğü 1492 yılında üç gemi alarak yola çıktı. Gemicilerinin çoğu gerçek tayfa değildi. Onlar karanlık denizlere açılmaktan korkuyorlar, canavar hürafeleri ile belli sınırları aşmıyorlardı. Kolomb'un yanındakilerin büyük kısmı, eğer sefer başarıya ulaşırsa affolunacak mahkumlar idi... İşte Amerika ve Meksika halklarının atalarını bunlar teşkil eder. Birleşik Amerika'ın böyle kabadayı gibi davranmasının altında suçlulardan oluşan bir toplum olması yatar.
Aynı yıl Kolomb, Santa Dominik ve Küba adalarına vardı. Buralarını Hindistan zannettiği için karşılaştığı yerlilere "Hintli" dedi, aynı ad Kızılderililer için hâlâ kullanılır.
Kristof Kolomb Amerika'ya bir kaç sefer yaptı. Gittiği yerlerde koloniler kurdu. Önce yerliler ile iyi geçinirken çok kısa bir zaman sonra onların ellerindeki altınları, mücevherleri ve kadınlarını almaya kalktıkları için isyanla karşılaştılar. Dünyanın en büyük kâşiflerinden sayılan, ama aslında en büyük katillerinden biri olan Kolomb, bunun üzerine acımadan binlerce binlerce yerliyi öldürttü, kalanların büyük çoğunluğunu Avrupa'ya götürüp köle olarak sattı. Bunların arasında kendisini ilk karşılayan grubun kralı da vardı.
Kolomb 1502 yılına kadar adaları, Amerika kıyılarını gezdi. Talan ettiği zengin hazineleri İspanya'ya göndermesine rağmen yaranamadı. Charles Ç. Mann (1491) Amerika’ nın Keşfi ve Kristof Kolomb. ( s.48-49-50 )
Kristof Kolomb’u Böyle İdam Ettiler
Ünlü kâşif Kolomb, Honduras'ta yerlilerin kurduğu temsili mahkemede insanlık suçu işlediği gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırıldı. Kolomb, ölümünden asırlar sonra gıyabında idam edildi.
Kristof Kolomb'un Yeni Dünya'ya ayak basmasının 506'ıncı yılı Amerika kıtasında çeşitli etkinliklerle kutlandı, protestolar yapıldı. Honduras'ta ise yerliler, Kolomb'u yargılamak için temsili bir mahkeme kurdu. Honduras'ın Tegucigalpa Kenti'nde kurulan mahkemede jüri, Kolomb'u Amerikalı yerlilere karşı işlenen ‘soykırımdan’ suçlu buldu.
Sabıkası kabarık Jüri Sözcüsü Oswaldo Martinez, Kolomb'un adam kaçırma, etnik temizlik, soygun, tecavüz, istila, köle ticareti, soykırım, işkence ve kitlesel ölümlerden dolayı suçlu bulunduğunu açıkladı. Latin Amerika ve Honduras'taki yerli halkın kötü yaşam şartlarına dikkat çekmek için düzenlenen mahkemede uzun yıllar Latin Amerika'yı sömüren İspanya da yerlilere tazminat ödemeye çağrıldı.
Okla infaz edildi Mahkeme sonrasında 3 yerli, oklarıyla Kolomb'un 2 metre boyundaki portresine doğru hedef aldılar. 1492 yılında Karayipler'e ayak basan Kristof Kolomb, resmine saplanan 9 okla, ölümünden yıllar sonra gıyabında idam edildi. Kolomb'un infazını, Honduras'ın çeşitli yerlerinden gelen yaklaşık 2 bin yerli izledi.
Yerli işgali sürüyor
‘Kolomb Günü’ çerçevesinde ABD'de ve Latin ülkelerinde de yerliler çeşitli protesto eylemleri düzenlediler. Bir grup Chortis yerlisi ise Honduras'ta Maya kalıntılarının bulunduğu Copan arkeoloji parkını işgal etti. Eylem yüzünden turistler parkı gezemiyor. Yerliler ise eylemi sona erdirmek için hükümetten 4 bin hektarlık tarım alanı istiyor.
Okları, 2 metrelik postere attılar
Kristof Kolomb, Tegucigalpa Belediye Binası önünde kurulan temsili mahkemede 2 metrelik boy portresine atılan oklarla idam edildi. Yerli Organizasyonları Komitesi tarafından düzenlenen mahkeme ve infaza yaklaşık 2 bin yerli katıldı. Kosta Rika'da da Kristof Kolomb'un yenidünyayı keşfinin 506'ıncı yılında protesto eylemleri düzenlendi. Ülkenin çeşitli yerlerinden San Jose'ye gelen yaklaşık 500 yerli, geleneksel giysileriyle yürüyüş yapıp, Kosta Rika yerlilerine otonomi verilmesini istediler. 1.Dünya’ nın Keşfi Kolomb (Kolombus Endect America ) Pierre Maec, Michal Brix Milliyet Yayınları / Tarih Dizisi.
KRİSTOF KOLOMB GÜNÜ
Amerika’da Ekim ayının ikinci Pazartesi günü, 1492 yılında Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’u anmak amacıyla Columbus Günü olarak kutlanır. Panorama’yı Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfetmeden önce kıtada yaşayan Kızılderili grupların kültürü hakkında şaşırtıcı iddialara yer veren yeni bir kitaba ayırdık.
“Science” ve “Atlantic Monthly” adlı dergilerde muhabir olarak çalışan Charles Mann’ın yeni kitabı “1491: New Revelations of the Americas Before Columbus” “Kolomb’dan Önceki Amerika Kıtası Hakkında Yeni Bulgular”, Avrupalıların Amerika kıtasına ayak basmadan önce, kıtadaki Kızılderililerin nasıl bir yaşam sürdükleri konusunda ilginç bilgiler içeriyor. Kitabın yazarı Charles Mann, bundan 20 yıl önce Meksika’nın Yucatan Yarımadası’na yaptığı bir gezide Maya harabeleri hakkında edindiği bilgilerin, kitabının taslağını oluşturmada kendisine yol gösterdiğini söylüyor. Mann, Maya harabelerini gezdikten sonra başka Kızılderili yerleşim bölgelerine de gitmiş ve buralarda çalışmalar yürüten arkeolog ve antropologlarla görüşmeler yapmış. Yazar, bu araştırmaların, Kolomb’dan önce bu bölgelerde yaşayan insanların kültürleri hakkında kendisini, okulda öğretilenlerden çok daha farklı gerçeklerle karşılaştırdığını söylüyor.
Mann şöyle konuştu: "Okulda, Kızılderililerin 12 bin yıl önce Buzul Çağı’nın sonlarında Bering Boğazı’nı yürüyerek geçip Amerika kıtasına geldiklerini öğrenmiştim. İşin ilginç yanı, şu an okula giden oğluma da aynı bilgilerin veriliyor olması... Bunun yanı sıra Kızılderililerin o zamanlarda küçük ve dağınık yerleşim birimlerinde yaşadığını ve yaşadıkları çevrede hemen hemen hiç iz bırakmadıklarını öğrenmiştik. Yani Kristof Kolomb Amerika kıtasına ayak bastığında kıta el değmemiş bakir topraklardan ibaretti. Ancak günümüzde birçok araştırmacı, bu bilgilerin artık geçerli olmadığı konusunda hem fikirdir."
“1491” adlı kitabında Charles Mann, Kristof Kolomb öncesi Amerika’da yaşayan yerliler hakkında yeni teorilere yer veriyor. Bu teorilerden bazıları, eski teorileri çürütür nitelikte. Ancak bazılarıysa hala çok tartışma yaratıyor. Bu teorilerden biri, Amerika’da yaşayan yerlilerin Yeni Dünya’ya ne zaman ve nasıl geldikleri ve yerleştikleri konusunda...
Mann şöyle devam etti: "Yerlilerin Amerika’ya buzlarla kaplı Bering Boğazı’nı yürüyerek geldikleri konusunda bazı kuşkular var. Bu alanlar, o zamanlar gerçekten de buzlarla mı kaplıydı? Bu insanlar, buzullarda nasıl yaşadı? Yaklaşık 4 bin kilometre uzunluğundaki buzlarla kaplı boğazı nasıl yürüyerek geçtiler? Şimdi ise Amerika’da yaşayan Kızılderililerin Sibirya’daki atalarından 20 bin ila 40 bin yıl önce koptukları ve Amerika’ya suyollarından gemilerle geldikleri yolunda yeni iddialar var."
Araştırmacılar ayrıca Kristof Kolomb Amerika’ya ayak bastığında kıtada bulunan yerli nüfus hakkında yeni bilgiler ediniyor. Charles Mann, o zamanlarda 150 ila 200 milyon yerli nüfusun özellikle Meksika’nın orta kesimlerinde yoğunlaştığını belirtiyor. Bazı uzmanlara göreyse bu rakam sadece 20 ila 30 milyon civarında...
Mann, "Birçok araştırmacı, o yıllarda Meksika’nın orta kesimlerinin dünyanın en kalabalık bölgesi olduğu konusunda görüş birliği içinde. Sadece bu bölgede o zamanlarda 30 milyon kişi yaşıyordu." şeklinde konuştu.
Mann, kitabında ayrıca Amerika’da yaşayan yerlilerin ilkel oldukları yolundaki genel kanının da son derece yanlış olduğunu söylüyor: "Yerlilerin kullandıkları teknoloji, o devirler için oldukça ileri sayılabilir. Elbette ki binlerce yıl önceki teknolojilerin bugünkü gelişmelerle kıyaslanması son derece yanlış olur. Örneğin yerliler, metalürji alanında oldukça büyük buluşlara imza atmıştı. Demirdöküm, alaşımlar ve metalleri ince katmanlar haline getirme gibi birçok dalda zamanın çok ilerisinde gelişme göstermişlerdi."
Charles Mann ayrıca yerlilerin yaşadıkları topraklarda çok derin izler bıraktıklarını söylüyor.
Mann şöyle konuştu: "Örneğin Amazon ormanlarındaki yerliler, buradaki verimsiz toprakları son derece verimli hale getirmeyi başarmışlardı. Böylece “siyah toprak” adını verdikleri bu verimli topraklarda tarım yapmayı kolaylaştırmışlardı. Bu, yerlilerin yaşadıkları toprakları ve çevreyi nasıl etkilediklerine dair en büyük örneklerden biridir. Eğer yerlilerin toprakları verimli hale getirmek için kullandıkları yöntemleri öğrenebilsek, bugün Afrika ve Asya’daki yorgun ve verimsiz toprakları tarım alanı haline getirmeyi başarabilir ve açlığa çare bulma yolunda önemli adımlar atabiliriz."
Charles Mann, kitabında irdelediği teorilerin siyasi yelpazenin her iki kanadında da ideolojik nedenlerden dolayı tartışıldığını, akademik çevrelerin de bu tartışmalara katıldığını belirtiyor. Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nde arkeolojik antropoloji profesörü olan Dean Snow, Mann’ın kitabında : Yerlilerin nüfusu konusunda ortaya atılan görüşlerin çoğuna katılmadığını ancak bu grupların Kristof Kolomb Amerika’ya ayak basmadan önce oldukça ileri teknolojiler geliştirdiklerine inandığını söylüyor:
Dean Snow şöyle konuştu: "Amerika’daki yerlilerin kültür ve yaşamı bizim için son derece büyük önem taşıyor. Bunun nedeni, Amerika kıtasında yaşayan yerlilerin yaklaşık 14 bin yıl boyunca dünyanın başka hiçbir yeriyle iletişim içinde olmamasına rağmen Eski Dünya’daki gelişmelere paralel ilerlemeler kaydetmeleri... Elimizdeki arkeolojik bulgular, bunu kanıtlıyor."
Amerika kıtasındaki yerliler, 1492 yılında Eski Dünya ile tanışır. Bu tarihten sonra Avrupa’dan gelen hastalıklar nedeniyle yerlilerin çok sayıda kayıp verdiği, bilinen bir gerçek. Charles Mann, Kolomb’un Amerika’ya ayak basmasının bazı çevrelerce yerlilerin gelişmeye başlayan kültürünün sona ermesi olarak algılandığını anlatıyor. Kimileriyse Kolomb’un keşfini, Avrupalıların ellerine geçirdikleri en büyük fırsatlardan biri olarak tanımlıyor. Mann, hangi tezi savunursa savunsun, Kolomb Günü’nün tüm Amerikalılar için önemli olduğunu vurguluyor.
Mann, şöyle konuştu: "Birbirinden tamamıyla farklı iki ekosistem, farklı ırklar ve hatta farklı bitki ve hayvan türleri, Kolomb’un Amerika’yı keşfiyle birlikte birbiriyle tanışmış oldu. Böylece karmaşık ve hatta çılgınca olarak tanımlayabileceğimiz bir karışım ortaya çıktı. Aslında bugün de böyle bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzde farklı ekosistemlerin ve değişik kültürlerin çarpışması ise dünyamızı sarsacak nitelikte..."
Panorama’yı Amerika’da Ekim ayının ikinci Pazartesi günü kutlanan Columbus Day yani Kolomb Günü’ne ayırdık ve Kolomb’un Amerika’ya ayak basmadan önce kıtanın durumunu anlatan yeni bir kitap hakkında bilgi verdik. Colombus Day (Kolomb’ un Amerika’ ya Ayak Basmadan Önce Kıtanın Durumu )
KAYNAKÇA
(İlginç olaylar ansiklopedisi s.500)
(Seyyahlar Ve Kâşifler Ansiklopedisi S. 404 – 405 – 405 – 406)
( Hayat Ansiklopedisi S.2066)
(Hayat Ansiklopedisi S.2067)
Charles Ç. Mann (1491) Amerika’ nın Keşfi ve Kristof Kolomb
(s.48–49–50 )
1.Dünya’ nın Keşfi Kolomb (Kolombus Endect America ) Pierre Maec, Michal Brix Milliyet Yayınları / Tarih Dizisi.
Colombus Day (Kolomb’ un Amerika’ ya Ayak Basmadan Önce Kıtanın Durumu)