Eğitim Mekani - Eğitim Öğretim Dökümanları, Sınavlar

Go Back   Eğitim Mekani - Eğitim Öğretim Dökümanları, Sınavlar > HAYATIN İÇİNDEN > Bölge Bölge Türkiyem
Sayfaya güncelle Halk Bilimi ve Gelisimi
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 18-01-2010, 11:44 AM   #1
Zayim
Zayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 3.728
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı : 130
Rep Derecesi : Zayim will become famous soon enoughZayim will become famous soon enough
Standart Halk Bilimi ve Gelisimi

.
Halk Bilimi ve Folklorun Gelişimi Doğumdan ölüme kadar insanların yaşantısında yer alan maddi ve manevi bütün kültür öğelerini bilimsel olarak derleyen, araştıran, değerlendiren ve bunların sistematik bir açıklamasını yaparak insanlığın kültür tarihini ve özellikle halk kültürünün genel gelişme kurallarını inceleyen, kültürler arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları belirleyip ortaya koyan, gerektiğinde de bu bilimsel sonuçların halkın yararına olacak biçimde düzenleyip halka aktaran ve hatta birtakım uygulamalarda bulunan bir bilim dalıdır.Bilim adamları, insanla uğraşan bilim dalları içinde, folklorun da diğer toplum bilimlerinden ayrılması görüşünü savunmuşlardır. Bu yolda ilk adım 22 Ağustos 1846 yılında İngiltere'de arkeolog ve yazar olan W.J. Thoms tarafından atılmıştır. Thoms yayınlanan bir yazısında, o güne kadar halk edebiyatı, halk adetleri, halk ürünleri adı altında değerlendirilen ürünleri folklorun bir parçası olarak açıklanmıştır. Bu görüş kısa zamanda başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, bütün dünyada etkisini göstermiş ve folklora bağımsız bir bilim dalı olarak bakılmaya başlanmıştır. Folklor terim olarak tükçeye çevrildiğinde "folk=halk, lor=bilim, bilgi" karşılığı "halk bilgisi" ya da "halk bilimi" olmaktadır.
Artık folklor birçok bilimlerin kavşak noktasında bulunan ya da onlarla birçok konuları, ortaklaşa paylaşan bir bilimdir. İnsanlardan insana uzanan bir kültür olan folklor, "alanı insan, konusu özgün kültür olani bilimsel yönten anlayışı ve alana özgü araştırma, teknikler aracığı ile elde ettiği bulgularla genellemeler düzeyinde kuramlara ulaşmayı amaçlayan, toplumsal bilimler içerisinde bir bilimdir. Folklor bir ülke yada belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alandaki kültürel ürünleri konu edinen, bunları kendine özgü yöntemleriyle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen, yorumlayan ve son aşamada da bileşime vardırmayı amaçlayan bir bilimdir. Folklor malzemeleri, halkın meydana getirdiği ürünlerdir. derlenen bir malzemenin, folklorik sayılması için malzemenin anonim olması, kuşaktan kuşağa geçmesi, geleneksel olması gerekir. Yani, derleme yapılan türkünün o köyde, yörede yaygınlık kazanmış olması, bilinmesi, sözlerinin ve ezgisinin anonim olması yada varyantlarının olması, o türkünün folklorik değerini kuvvetlendirmektedir.
TÜRKİYEDE HALK BİLİMİNİN GEÇMİŞİ
-1913Ziya Gökalp, Halka Doğru adlı dergide “Halk Medeniyeti-I” başlıklı yazısında Folklor terimine karşılık olarak “Halkiyat” terimini kullanmıştır.
-6 Şubat1914 Mehmet Fuat Köprülü İkdam Gazetesinde “Yeni Bir İlim: Halkiyat-Folklor” konulu yazısında Folklorun Avrupa’daki gelişiminden ve ülke için öneminden söz etmiştir.Folklorun toplum hayatındaki önemini dile getiriyordu.Folklor terimi açık olarak ilk defa bu yazıda geçmiştir.
-5 Mart 1914 Rıza Tevfik Bölükbaşı Peyam Gazetesi’nin edebiyat ekinde “Folklor” başlıklı yazısında, kelimenin aslını açıklayarak bizdeki anlamıyla Avrupa’daki anlamı arasındaki farkları işaret etmiştir.Folklorun bizde bir karşılığı olmadığını, konunun halk edebiyatı ürünlerini kapsadığını belirtiyordu Cumhuriyet dönemine kadar folklor konusundaki çalışmalar, daha çok kişisel ve dağınık görünümdedir.
-1923 Ziya Gökalp'in yazmış olduğu "Türkçülüğün esasları" adlı eseri, folklor açısından önemli bilgiler vermiştir.
-1923 TBMM 'nin açılışında "milli eserlerimizin derlenerek korunması" programa alınmış, "Hars Müdürlüğü" kurulmuştu.
-1924 Selim Sırrı Tarcan Türkiye Edebiyat Mecmuasında “Halk İlmi (Halkiyat)” dergisinde Folkloru tanımlayarak, Folklorun birleştirici ve eğitsel bir bilim dalı oluşunun üzerinde durmuştur.
-1924 yılında, İstanbul Üniversitesi bünyesinde bir "Türkiyat Enstitisü" kuruldu. M. Fuad Köprülü burada, halkbilim dersleri vermeye başladı.Akademik seviyede ilk halkbilimciler burada yetişti.
-1924 yılında Musiki Muallim Mektebi, Türk Halk Türkülerini derlemeye başladı ve bunları arşivledi.
-14 Ekim 1925 yılında Selim Sırrı Tarcan nın İzmir Kız Öğretmen Okulu öğrencileriyle Atatürk'ün huzurunda oynaması, Türk Halk Oyunları için bir dönüm noktası olmuştur.Atatürk daha sonra Selim Sırrı Tarcan'ı Zeybek oyunlarını yaymakla görevlendirmiştir.
1925 yılında Ankara'da kurulan Etnografya Müzesi giderek zengin bir folklor müzesi haline geldi.

-
1926 Selim Sırrı Tarcan'ın Halk Dansları ve Tarcan Zeybeği adlı kitabı yayınlandı.
- 1926 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuarı'nca düzenlenen Halk Müziği Derleme Gezilerinde halk oyunlarına yer verilmiştir.
-1927 yılında bir avuç idealist genç Ankara'da "Türk Halk Bilgisi Derneği"ni kurdu
-1927 yılında Ankara’da “Anadolu Halk Bilgisi Derneği” daha sonra da “Türk Halk Bilgisi Derneği” adını alan dernek, Türk Halk Bilimine dönük çalışmaları başlatan ilk örgüttür. Bu dernek ilk araştırmalarını "halk bilgisi mecmuası" adlı bir cilt halinde yayınladı. İstanbul'da "halk bilgisi haberleri" adlı aylık bir folklor dergisi yayımlanmaya başladı .
-1929 yılında Mahmut Ragıp Gazimihal ‘Anadolu Türküleri ve Musiki İstikbalimiz’ adlı bir kitap yayımlamıştır.
-15.8.1929 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı adına Yusuf Ziya Demircioğlu, Mahmut Ragıp Gazimihal, Abdulkadir İnan, Ferruh Arsunar'dan oluşan halk müziği derleme ekibi aralarında bulunan bir sinema operatörü aracılığı ile Trabzon, Rize, Erzincan, Erzurum illerinin halk oyunları filmle saptandı. Halk oyunlarımızın ilk defa bilimsel nitelikte filme alınması bakımından çok önemli bir olaydır.
-1926-1929 İstanbul Belediye Konservatuarı halk oyunları ve türkülerini derlerken, tekke ve mevlevi müziği hakkında "defter" adı altında seri kitaplar yayımlamaya başladı. derlediği malzemeleri 14 defter halinda yayımladı. Türkiye’de ilk resmi derlemelerdir.
1930 yılında ülkemize gelen Macarlar'ın ünlü etnomüzikoloğu Bela Bartok,Ahmet Adnan Saygun ile birlikte ülkemizi gezip, dolaşmış ve derlemelerde bulunmuştur.
-1932-1943 yıllarında A.A. Saygun Halk Musıkisi Folklor Kurumu kurulması gerekir diye rapor verdi.
-1932 yılında kurulan Halkevleri kültürün araştırılması, incelenmesi, yaygınlaştırılması ve halkla
kaynaştırılmasında önemli rol oynamıştır.

-Atatürk'ün bizzat öncülük ederek kurduğu Halkevleri, folklor açısından önemli ve düzgün çalışmalar yapılan yer oldu. Kurumsal bilgilerin yanında halk oyunları grupları da kuruldu. Festivaller düzenlendi. Yöresel dergiler çıkarıldı.
-Türk Dil Kurumu da Halk Ağzından Derleme Dergileri, Derleme ve Tarama sözlükleriyle dil konusunda Halk Bilimine katkıda bulunan kurumlar arasındadır.
-1935 yılının Eylül ayında Atatürk'ün huzurunda da İstanbul'da "Beylerbeyi Balkan Festivali" yapılmıştır.Bu festival Türkiye'de düzenlenen ilk uluslar arası halk oyunları festivalidir. Yurdun dörtbir yanından gelen halk oyunları toplulukları ile Balkan ülkelerinden gelen (Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan) halk oyunları toplulukları katılmıştır.
-1936 yılında (Ağustos) 2. Balkan Festivali yapılmıştır. Bu olay da ülkemizdeki festivallerin başlangıcı olması bakımından önemlidir.

-
1938-1948 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesinde Halk Edebiyatının yanında Halk Bilimi konularına da programında yer veren bir kürsü, Pertev Naili Boratav’ın öncülüğünde çalışmalar yapmıştır. Aynı fakültenin Etnoloji kürsüsü ise etnoloji ve sosyal antropolojinin yanı sıra Folklor konularını işlemektedir.

-1938 yılında ‘’Halk Bilgisi Mecmuası” ile “Halk Bilgisi Haberleri’nde ağırlık tamamen Halk Bilimsel
yazı ve derlemelere verilmiştir.Bunları Folklor Postası,Türk Folklor Araştırmaları,Türk Etnografya Dergisi,
Folklor,Folklora Doğru, Sivas Folkloru, Halkbilimi gibi dergiler izlemiştir.
-1939 yılında Dil ve Tarih Coğrafya fakültesinde"halk edebiyatı ve folklor"adı altında Petrev Naili
Boratav tarafından okutulan ders,1949 yılında kürsü haline getirildi.

-1940 yılında Muzaffer Sarısözen tarafından kurulan "yurttan sesler korosu" halk türkülerini gerçek şekliyle icra edilmesinde önemli rol oynadı.
-1941 yılında Vahit Lütfi Salcı (Vahit Dede)'nın Gizli Türk Dini Oyunları adlı kitabı yayınlandı.
-1942 yılında Osman Bayatlı'nın Zeybek Oyunları ve Havaları ,Numan Sırrı'nın Erzurum Oyunları ve Havaları adlı kitabları yayınlandı.
-1944 yılında Kasım Ülgen'in 3 Ciltlik Doğu Anadolu Oyunları ve Havaları adlı kitabı yayınlandı.Kasım Ülgen ülkemizde ilk defa halk oyunlarımızın hareket notasyonunu yapmıştır.

-
1948 yılında Selim Sırrı Tarcan'ın Yeni Zeybek Raksı adlı kitabı yayınlandı.
-1949 Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, Ağustos 1949'da yayın hayatına girmiş
-1950 yılında Muzaffer Sarısözen'in başkanlığında halk oyunları topluluğu İtalya ve İspanya'ya gitmiştir.
-1951 yılında halk evlerinin kapanmasından sonra halk oyunları toplulukları sahipsiz kalmış ve dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.
- 1954 TÜRKİYEDE YAPILAN İLK HALKOYUNLARI YARIŞMASI.Halkoyunları müsabakası Türkiyede ilk defa Yapı Kredi Bankasının -Halkoyunlarını Yayma ve Yaşatma proğramı -çerçevesinde yapılmıştır.Yer.:İstanbul Açık hava Tiyatrosudur.
Jüri üyeleri: Fikret Adil,Selami Andak,Burhan Arpat,Celal Arseven,Bayan Aruzumanof,Behçet Kemal Çağlar,Ulvi Cemal Erkin,Muhsin Ertuğrul,Bedri Rahmi Eyüboğlu,Bedii Faik,Burhan Felek,Eflatun Cem Güney,Yaşar Kemal,Doğan Nadi,Yaşar Nebi Nayır,Vala Nurettin,Tahsin Öztin,Cemal Reşit Rey,Muzaffer Sarısözen,A.Adnan Saygun,Selim Sırrı Tarcan,A.Kutsi Tecer,Cemal Tollu,Vedat Nedim Tör,Tunç Yalman, Halıl Bedii Yönetken.
-1955 yılında, Yapı ve Kredi Bankası halk oyunlarını yaymak ve yaşatmak amacı ile "Türk halk Oyunlarını Yaşatma ve Yayma Tesisi"ni kurdu.
Bu tesis birçok bant, plak, nota, film gibi oyun ve müzik ürünlerini topladı ve halk oyunları bayramları
düzenledi, ilk halk oyunları seminerini gerçekleştirdi.

-1955 yılında Türk Halk Sanatlarını ve Ananelerini Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet, iki kez ad değiştirerek günümüzdeki Folklor Araştırmaları Kurumu adını almıştır.
-1958 yılında TUFAK (Turizm Folklor Araştırma Kurumu ) kuruldu.
-1963 yılında yeniden açılan Halkevleri ile birlikte halk oyunları çalışmalarına başlanmış, dağılan topluluklar tekrar bir çatı altında toplanmıştır.
-1961 yılındailk defa halk oyunları semineri yapılmıştır.
-1964 yılında İstanbul'da "yüksek tahsil gençliği türk folklor enstitüsü kurma derneği" adı altında bir örgüt kurulmuştur.
-1964 yılında kurulan “Y.T.G. Türk Folklor Enstitüsü kurma derneği” 1966 yılında “Türk Folklor Araştırmaları Kurumu” adını alarak bu alanda çalışmalar yapmıştır.
-1966 yılında “Milli Folklor Enstitüsü” kurulmuştur. Amacı Folklorun çeşitli konularında çalışmalar yaparak bir Folklor arşivi, kütüphanesi, müzesi kurmak, yurdun değişik yerlerinde bu konularda yapılan çalışmaları birleştirip teşvik etmek ve bunlara rehberlik etmektir.Kurum daha sonra sırası ile;
1973 yılında “Milli Folklor Dairesi Başkanlığı”,
1982 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde müstakil Daire Başkanlığı,
1989 yılında “Halk Kültürlerini Araştırma Dairesi Başkanlığı,
1991 tarihinde de “Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü” adını almıştır
-1967 yılında TRT Kurumuda bir derleme gezisi düzenlemiştir.
-1968 yılında "Türk Halk Oyunlarını Yaşatma ve Yayma Tesisi" sayesinde Milli Eğitim Bakanlığı, TRT işbirliğinde halk oyunlarımız filme alınmıştır

.

__________________
Resim:

[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Olmak İçin Tıklayınız]

Lütfen OKUYUNUZ!:

Arkadaşlar Paylaşımlarınızı desteklerinizi bekliyoruz.
Bu site hepimizin paylaşımlarınızı yardımlaşma şeklindede yaparak faydalı olabilceğinizi unutmayın!
Bilginizi paylaşmaktan çekinmeyin!
Sitemizin tek geliri reklam geliridir
Lütfen reklamları boş geçmeyiniz!


Yardım almak için:
''Bizlere ulaşırken sadece güzel anlaşılır edeb sınırları içerisinde kelimeler ve cümleler kullanınınız...''
Zayim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam Alanı
Bu alana reklam verebilirsiniz...
Alt 20-01-2010, 01:41 PM   #2
igLo
Üyemiz
igLo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 763
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı : 160
Rep Derecesi : igLo has a spectacular aura aboutigLo has a spectacular aura about
Standart Cevap: Halk Bilimi ve Gelisimi

.
HALK BİLİMİ
Halk ;aynı dili konuşan benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren gelenek ve göreneklerle birbirlerine bağlı ilişkileri, birinci ortak bir tarihi olan homojen toplum kesimidir.
Bilim; toplum denilen varlığın zaman içerisinde çevresindeki eşya ve şeylerle olan ilişkilerinden doğan anonim karekterli maddi ve manevi hayatı çevreleyen her türlü yaratılmış ve sistemleşmiş kurumlardır.
Folklor: Bir toplumun halk kültürüne ait geek maddi gerek manevi kültürlerini araştırıp usulüne göre tespit ve bunlarla ilgili olarak gelenel sonuç ve kurallar onun amaçlarını belirler. Şöyleki; folkorun amacı insanların binlerce yılda beri biriktirip getirdiği ve onların yaşantılarını sürdüren ve bugünde halk tabakaları arasında yaşayan bilgileri araştıran, inceleyip değerlendirdikten sonra bölgesel kültürlerden ulusal kültürlere öğeler aktarmak suretiyle onları kuvvetlendirmek ve dolayısıyla insanlık kültürüne katkıda bulunmaktır. Folklor kapsamında iki temel öğe bulunmaktadır.
· Maddi Hayat Kültürü: Maddi hayat öğesi toplumun tabiyat olaylarına yaklaşımını tabiyatla mücadelesinin ona hakim olma ve ondan faydalanma savaşında bulunduğu ilkel teknik, fen ve bilim anlaşımaktadır.Elde edilen maddi hayata ait bilgiler babadan oğula, ustadan çırağa ve kulaktan kulağa olmak üzere nesilden nesile aktarılarak anonim mahsuller olarak varlıkları devam ettirirler.
· Manevi Hayat Kültürü: Manevi hayat öğesi açısından bakıldığı vakit folklor gelenekler bilimidir denilebilir. Çünkübir toplulukta kuşaktan kuşağa geçen kültür mirasları alışkanlıklar, bilgiler,töreler ve davranışlar bütünü ile gelenek kavrramı içerisindedir
Folklor tanımı: Halkın geleneğine bağlı maddi ve manevi kültürünü keendine özgü metotlarla derleyen, araştıran, sınıflandıran, çözümleyen ve halk küntürü üzerinde değerlendirmeler yapan bir bilimdir.
Folklorun İnceleme Alanı: Folklorun inceleme alanı halk kültürüdür. Halk kavramı siyasi ve ideolojik görüşlere göre farklı değerlendirilmektedir.Folklorculara göre halk ortak sosyal ve kültürel özelikleri bulunnan insan topluluğudur.Genellikle bir olayın veya bir kültür ürününün folklor malzemesi sayılabilmesi için şu özeliklere sahip olması gerekmektedir.



a- Halka ait olması
b- Sözlü geleneğe dayalı olması
c- Anonim olmasıı
d- Nesilden nesile, ttoplumda topluma geçerek yayılmış olması
e- Belli bir coğrafya üzerinde yaygın olması
f- Belli bir tarih geleneğine sahip bulunması
g- Bilinçsiz bir süreçte oluşması
h- Genellik özelliği taşımması
Folklor malzemelerinin üç yönü bulunmaktadır.
· Bilgi Haline Gelmiş Folklor Malzemeleri
Atasözü, Destan, Halk ilençleri(Vecize) gibi
· Yaşanan Folklor Mallzemeleri
Doğum, ölüm, düğün gelenekleri gibi
· Sanat Haline Gelmiş Folklorik Malzemeler
Halk oyunları, Halk Türküleri, El Sanatları gibi
Folklor ürünlerinin özelikleri
1- Yapısal özellikler
2- İç yapı özellikler
3- Fonksiyonel özellikler







Folklorojik Özelikler: Folklor ürünlerinin dış görünüşlerini kapsar. Herhangibi bir folklor öğesinin halk arasındaki yürülükteki şeklidir. Üç bölümde inceleyebiliriz.
· Varyantlı olanlar: Ülkemizde bu konuda tükenmesi mümkün olmayan dünyanın en zengin hazinelerine sahibiz. Varyantlı bir folklor uygulaması bölgelere göre değişik folklor uygulamaları altında değişmeye uğrayarak özde aynı uygulamada bazı ufak farklılıklllar gösterebilmektedir. Her varyant belli bir kaynakla doğmakla beraber kendi çağına ait özellikler taşır.
· Varyantsız olanlar: Bunlar değişik sosyal kültürel ve ekonomik etkinleklere rağmen hiçbir değişikliğe uğramamış folklor ürünleridir. Türkiye'nin neresinde olursa olsun bu ürünler arasında fark yoktur. İşte bu nedenle varyantsız folklor ürünlerini aynı tip folklor kalıntısı olarak nitelemek mümkündür.
Örneğin; nazar folklorunda karşılaşılan durum. Sarı saçlarını, mavi gözlerin nazarının değdiğine inanılması gibi.
· Tek yer örnekli olanlar: sadece bir tek yerde canlı ve cansız folklor ürünleridir.Bunların varyantları yoktur.Başka bir yerde raslamak mümkün değildir.
Halk inançları: Halk inançları olarak örfler, adetler, gelenekler, görnekler, töreler, moda gibi kavramlar hem sosyolojinin, hemde halk biliminin kapsamı içindedir.

.

__________________









Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler


Nazim Hikmet
igLo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-02-2010, 10:38 PM   #3
igLo
Üyemiz
igLo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 763
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı : 160
Rep Derecesi : igLo has a spectacular aura aboutigLo has a spectacular aura about
Standart Cevap: Halk Bilimi ve Gelisimi

.
Arkeoloji (Kazıbilim) ve Halk Bilimi

Kültürler doğar, gelişir ve kaybolur. Bazısı yiter gider bazısı ise kalır ama var olan kültürler hep bir gelişim içerisindedir. Toplum içindeki siyasi, kültürel, bilimsel olaylar, değişimler, gelişmeler ve evrimler üst üste binerek kültürü oluşturur. Bir kültürün o anki durumunu anlamak için onun geçmişini de bilmek gerekir. Halkbilimi bilindiği üzere bir ülke ya da belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alandaki kültürel ürünleri konu edinen, bunları kendine özgü yöntemleriyle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen, yorumlayan ve son aşamada da bir birleşime vardırmayı amaçlayan bir bilimdir. Dolayısıyla halkbilimi bir toplumu her yönden inceler. Neredeyse tüm bilimlerdeki gelişmelerin sonuçları halkbiliminde toplanır ve halkbilimi bunları kendine göre sentezler. Sonuçta sadece o toplumun veya bölgenin bugünü ile değil geçmişi ile de ilgilenir. Dolayısıyla ilgilendiği noktalardan biri de hiç kuşkusuz o toplumun veya bölgenin tarihidir. Arkeoloji işte bu noktada devreye girer. Daha önce belirtildiği gibi gerek yazılı gerekse de yazısız tarihin incelenmesinde halkbilimine yardımcı olur.

Bir ulusun, bir halkın, bir yörenin ya da bir etnik grubun yaşamıyla ilgili çeşitli yanlarını, adetlerini, geleneklerini, göreneklerini, inanmalarını, becerilerini vb. yazıya geçirmiş kimselerin yazma ya da basılı yapıtları, yazıya dökülmüş anıları, gezi notları, gözlemleri izlenimleri yazılı kaynakları oluşturur. Yakın tarihlerin yazılı kaynakları hiç şüphesiz çoğunlukla tarih bilimi sayesinde kolaylıkla ulaşılabilecek kaynaklar haline gelmişlerdir. Ama örneğin çok daha eski tarihlerdeki toplum yaşamıyla şimdikini karşılaştırmak istersek... Bu noktada arkeoloji yardımcı olacaktır.

Şu an hala dünyanın değişik yerlerinde Cilalı Taş Çağı'nı yaşamakta olan toplumların var olduğunu biliyoruz. Peki bu toplumları çok daha eski çağlarda Cilalı Taş Çağı yaşayamamış ve şu an modern bir toplum statüsüne erişmiş toplumlarla karşılaşmak istersek... Bu noktada yine arkeoloji bize yardımcı olacaktır.

Örneğin Konya yakınındaki Çatalhöyük yerleşmesinde Neolitik devire (M.Ö.8000 - M.Ö. 4500) ait bulunan duvar resimlerinde ölen aile bireylerinin yine aile bireyleri tarafından, cesedin kafasının kesilip, kanının bir kuyuya akıtılıp, vücudun derisinin yüzülüp daha sonra akbabalara yedirildiği ortaya çıkarılmıştır. Yapılan kazılarda o devire ait konutlarda bulunan seki denilen oturma sıralarının altında gömülü kafatasları ve insan kemiklerine rastlanmıştır. Buradan anlıyoruz ki cesetler tanrı olarak saydıkları akbabalar tarafından etten arındırılıp sadece kemik haline getiriliyor ve bu kemikler evin altına gömülüyordu. Böylece hem tanrıya bir sunu yapılmış olunuyor hem de cesedin çürüyüp kokması önleniyordu. Bu uygulamanın hala Budapeşte'nin bazı bölgelerinde uygulandığını görüyoruz. Bu iki toplumun ilişkisini ve belki de tek toplumun evrimini açıklamakta önemli bir gelişmedir. Belki iki toplum geçmiş zamanda kültür alışverişinde bulunmuşlardı belki de Anadolu'dan Macaristan'a doğru bir göç olmuştu. Sonuçta ikisi de halkbiliminin ilgi alanına girer.

Bir başka örneğe bakarsak. İlk zamanlar yani neolitik devir ve öncesinde insanlar tanrı olarak doğa kuvvetlerine taparlardı. Ateş, su, ağaç vb. Bunlara kurbanlar verir ve kendi yöntemleriyle bu tanrı dedikleri kuvvetleri hoşnut tutmak için çaba sarf ederlerdi. Bunlar karşılığında da onlardan bazı şeyler umarlardı. Örneğin yine Çatalhöyük ve yine neolitik devirde içinde boğa başlarının bulunduğu ve boğaların resmedildiği bir çok konut bulunmuştur. Bu diğer doğa kuvvetleri gibi boğanın da kutsal olduğunu gösteriyor. Daha sonraları tanrı anlayışı değişti ve bir çok toplumda çok tanrılı dinler oluşmaya başladı. Bu dinlerde bir tanrılar alemi (pantheon) vardı ve daha somut halde düşünülüyordu bu tanrılar. Bunların başında hiç şüphesiz Mısır ve Yunan pantheonları gelmektedir. Bunun dışında Babil, Sümer, Hitit pantheonlarını sayabiliriz. (Yalnız şunu belirtmek gerekmektedir ki her toplum aynı zaman diliminde bu çok tanrılı dine geçmemiştir ve hatta bazıları hiç geçmemiştir ancak genel görünüm yani önemli uygarlıkların bu devri yaşadığı görünümündedir) Bu tanrılara da kurbanlar verilmekte, insanlar onlardan bir şeyler dilemekte, hastalıkları, kıtlıkları tanrılar insanlara kızdığı için çıkardıklarına inanmaktaydı insanlar. Bu tanrıların varlığını antik kaynaklardan, onlar adına yapılan tapınaklardan ve hatta basit çanak çömleklerden öğrenmekteyiz. Daha sonra ise tek tanrılı dönem geldi. Bunlardan ilki Musevilik, ikincisi Hıristiyanlık ve üçüncü ve sonuncusu ise Müslümanlıktı. Bu dinlerde ise tek bir tanrı var ancak yine de çok şeyin değiştiğini genel bakış açısıyla söylenemez. Diğer ikisinde olmasa bile Müslümanlıkta hala kurban verildiğini görmekteyiz (Şu an sadece Tevrat'ın gerçekliğini kanıtlamak için -genel olarak pek kabul görmese de- bir arkeoloji kolu vardır). Genel olarak baktığımızda bilinen tarihin başlangıcından beri bir güce inanma ve ona kurban verme olgusunu görüyoruz. Toplumlar ne kadar değişip, gelişse de bazı şeylerin değişmediğini göstermekte basit ama sağlam bir örnektir kanımca. Ayrıca bu ilahiyat arkeoloji ve halk bilimi ilişkisini de ortaya koymaktadır.

Din konusuna değinmişken, arkeoloji için (özellikle klasik arkeoloji) tapınaklar ve anıtlar en önemli kaynaklardan biridir. Çünkü tapınaklar o dönemin dinsel inanışları hakkında bilgi vermekle kalmaz o dönem mimari tarzı (kullanılan taş cinsi, taşların nasıl işlendiği vb.) ve ulaşılan teknoloji hakkında da önemli bilgiler verir. Bu konudaki kuşkusuz en güzel örnekler görkemli Eski Yunan tapınakları (Örneğin Efes Artemis tapınağı: 110m*55m boyunda olup mermerden yapılmıştır) ve hala nasıl yapıldığı tam olarak bilinemeyen Mısır Piramitleri'dir.

Arkeoloji daha önce belirtildiği gibi sadece bu tip olayları değil en sıradan şeyleri bile ilgiyle ele alır. Örneğin geçmiş toplumların yemek yeme alışkanlığı, giyimleri, süslenmeleri konutlarını nasıl düzenledikleri gibi. Arkeoloji gerek yazılı kaynağın olduğu devirlerde gerekse yazılı kaynağın olmadığı devirlerde de bunu inceler. Örneğin yapılan kazılarda ele geçen başlıca gereçler arasında kap-kaçak, seramikler, kumaş parçaları, süs eşyalarını (küpe, toka gibi) sayabiliriz. Bunlar o dönem insanın günlük yaşamını anlatan en belirleyici örneklerdir zaten.

Bunun dışında mezarlar ve nekropolleri de arkeoloji ve halkbiliminin ortak konuları arasında değerlendirebiliriz. Halen dünyanın çeşitli yerlerinde görülen mezar hediyeleri arkeolojinin çok önem verdiği konular arasına girmektedir veya dünyanın bazı yerlerinde görülen kremasyon dediğimiz ölü yakma ayinleri. Bunlar da halklar ve bölgelerin arasındaki ilişkileri belgeleyebileceği gibi toplumların gelişimini de anlamak için kaynak olarak gösterilebilir.

Ayrıca daha önce bolca değinildiği gibi arkeoloji toplumlar ve bölgeler arasındaki ilişkilerde karanlıkta kalmış yönleri açığa çıkarmaktadır. Örneğin Yunanistan'a ait Girit adasındaki Knassos sarayında bulunan seramikler arasında Mısır özelliklerini açıkça taşıyan seramiklere rastlanmaktadır. Bu Doğu ve Batı Akdeniz arasındaki ticari ilişkiyi ortaya koymaktadır. Bunun yanında yine Knassos sarayında bulunan üzerinde bir Mısır Firavununa ait bir mühür bulunan ritüel bir seramik de bulunmuştur. Bu iki toplum arasındaki dinsel ilişkiyi belgeler ve devletsel olarak da birbirlerini tanıdıklarını gösterebilir.

Sonuçta halkbilmi ve arkeoloji ne kadar ayrı gözükseler de halkbilimi bir toplumun, bir bölgenin geçmişini anlamak için ilk önce tarih bilimini daha sonra arkeolojiye başvuracaktır. Bunun yanında arkeolojinin de o dönemin toplumsal yönlerini tam olarak anlaması ve ona göre hareket etmesi gerektiğinden halkbiliminden yararlandığı noktalar vardır.

KAYNAK

- Örnek, Sedat Veyis : Türk Halkbilimi, İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı Ankara 1977
- Akurgal, Ekrem : Anadolu Uygarlıkları , Net turistik Yayınlar, 6.Baskı, 1998

.

__________________









Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler


Nazim Hikmet
igLo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
bilimi, gelisimi, halk


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Halk Hikayeleri nedir? Halk Hikayeleri Tanımı YıLDıRaY Türk Dili Edebiyatı 0 22-11-2009 01:44 AM
Türkcenin tarihteki yeri ve gelisimi Zayim Türkçe 0 16-11-2009 11:19 AM
Halk edebiyatı ve halk edebiyatı nazım şekilleri ile ilgili test soruları cevaplı Muzo Türk Dili Edebiyatı 1 11-05-2009 11:54 PM
Halk Müziği ve Halk Oyunları kübranur Ege Bölgesi 0 11-04-2009 03:59 PM
Halk Hikayeleri (Halk Hikayesi) GeNeSSiS Türk Dili Edebiyatı 0 18-03-2009 11:46 PM



Powered by vBulletin® Version 3.8.4 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
vBulletin Skin developed by: vBStyles.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker


- firma ekle


Ansiklopedi