Toplumda cinsel yaşamın düzenlenmesinde baş etmen evliliktir. Bununla birlikte birtakım nedenlerden ötürü evlilik çekilmez hale gelebildiğinde yine toplum, bu duruma bir çözüm önerir. Bu çözüm ayrılma ya da boşanmadır. Bunlardan ayrılmaya kesin bir çözüm gözüyle bakılamaz. Çünkü ayrılan eşlerin başka evlilik ya da benzeri ilişkiye girme özgürlüğü yoktur.

Diğer taraftan boşanma, evliliğin resmen sona ermesi ve ilgili taraflara yaşamlarını diledikleri gibi yeniden düzenleme özgürlüğünün tanınması anlamına gelir.

Evliliğin dayanılmaz hale gelmesi, genellikle sadece çiftin kendi aralarındaki anlaşmazlık tarafından belirlenmekte kalmaz. Bazen bir evliliğin çocuk sahibi olamama yüzünden hem eşlerin hem de kamunun yararı açısından bozulması gerekli görülebilir.

Yarım yüzyıl önce İran Şahı Rıza Pehlevi eşi Prenses Süreyya’dan bu nedenle boşandığında, dünyada pek çok insan gözü yaşlı çocuksuz prensese acıyıp onunla birlikte yas tutmuştu. Boşanmanın da aynen evlilik gibi bireylerin ötesinde aile, akraba ve toplum çerçevesini ilgilendiren bir olay olabileceği buradan kolayca anlaşılmaktadır.

Boşanmanın yeryüzünde çok sık olarak kaydedilen bir olgu olmasının ötesinde pek çok insan topluluğunun evliliğe sürekli bir kurum gözüyle baktıkları da bir gerçektir. Boşanma, ancak en son damlanın bardağı taşırmasıyla gerçekleşen bir durumdur. İki insan arasındaki ilişkinin bu çizgiye varması, toplumun değer ve inançlarından oluşan ölçüye göre belirlenir. Bu ölçü bazı toplumlarda çok yüksek bir noktada bulunur, bazılarındaysa oldukça kolay erişilen bir

noktadır. Bazı ülkelerde, özellikle Katolik dinini benimsemiş olan ve din ile

devlet işlerinin birbirinden ayrılmadığı İspanya, Malta, Brezilya, Şili,Kolombiya gibi ülkelerde boşanma diye bir şey yoktur.

Boşanma bazı toplumlarda da özellikle kadınlar için son derece ağır koşullara bağlıdır.

Öncelikle günümüzde laiklik ilkesine göre yönetilmeyen Müslüman toplumlarda durum böyledir. Geçmiş yüzyıllarda Avrupa’da da bir kadın için boşanmak, olanaksız denilecek kadar güçtü. Kadın, kocasının zina suçunun yanısıra yakın akrabayla birleşme suçunu da işlediğini kanıtlamak zorundaydı.

İngiltere’de bir kadının başvurusu üzerine Parlamento kararıyla gerçekleşen ilk boşanmanın tarihi 180l’dir.

İsviçre Medeni Hukukunu örnek alan ülkemizde bugün boşanmayla ilgili yasalar genelde kadını kayırıcı niteliktedir. Eşinden boşanmak isteyen bir kadın için

bu oldukça kolay elde edilebilen bir sonuçtur. Öte yandan karısının rızasını elde etmemiş bir erkeğin boşanması son derece güçtür. Türkiye Cumhuriyetinde boşanma gerekçesi olarak kabul edilen birkaç durumun başında şiddetli geçimsizlik gelir. Bu, en çok anlaşmalı boşanmalarda gösterilen gerekçedir. Ayrıca eşlerden birinin ötekinin canına kasdetmesi, akli dengesini yitirmiş olması ya da eşini terk etmiş olması ve bütün bunların yanısıra en klasik gerekçe olarak zina ya da eş aldatma, yasalarda yeri olan boşanma

nedenlerindendir.