Toplam 7 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Super Moderator Detay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    8.395

    Dünya'nın Yedi Harikası

    İnsanların çağlar boyunca hayran kaldıkları büyük eserler, asırlar boyu sanatçılara ilham, onlara yaklaşma ve onları geçme, daha iyisini ve daha güzelini yapma arzusu vermiştir. Tarihi açıklayan, insan gücünün ve kabiliyetinin tanıkları olan bu şaheserlere ilgi duymayan nesiller, yaratıcılıklarını kaybetmişler, içinde bulundukları nesillerin medeniyet yarışında geri kalmalarına sebep olmuşlardır. Bu sebeple, bütün dünya için eşsiz birer kaynak ve hazine olan bu eserlerin bilinmesinde büyük faydalar vardır.

    Tarihçiler, yazarlar ve sanatkarlar, yüzyıllardan beri "Dünyanın en büyük ve en güzel anıtları hangileridir, nerede, ne zaman ve niçin yapılmışlardır?" sorularına cevap aramışlardır.

    M.Ö. 4. yüzyılda Sidon'lu Antipatros ilk defa, kendi çağında yeryüzünde mevcut olan yedi büyük ve güzel anıtı "Dünyanın Yedi Harikası" olarak adlandırmıştır. Heykeltraşlık ve mimarlık şaheseri olan bu eserler şunlardır:



    Mısır Piramitleri

    İskenderiye Feneri

    Babil'in Asma Bahçeleri

    Efes'teki Artemis Tapınağı

    Olimpos'taki Zeus Heykeli

    Kral Mausoleus'un Mozolesi

    Rodos Heykeli

    Antipatros'un, yaşadığı çağda dünyanın başka yerlerine gitme imkanı olsaydı, belki de bu harikaların sayısını iki, üç katına çıkarırdı. Ancak, sadece tanıdığı yerlerde gördüğü bu eserleri yedi harika olarak tanımlamıştır.

    Ne yazık ki bu eserlerden günümüze sadece Mısır Piramitleri ulaşabilmiştir. Diğerlerinin ise kısmen kalıntıları bulunabilmiş ve hatta bazıları tamamen yok olmuşlardır.

    Daha sonraki yüzyıllarda bazı tarihçiler "Dünyanın Yedi Harikası"na denk başka eserler olduğunu ve bu sayının arttırılıması gerektiğini dile getirmişler, Çin Seddi'ni, Ayasofya'yı, Maya ve Aztek tapınaklarını, Taç Mahal'i, Sultanahmet Camii'ni ve diğer bazı eserleri de harika sanat eserlerinin arasında saymışlardır.

    Unutmamak gerekir ki, bu eserleri değerlerine, üstünlüklerine göre bir sıraya koymak mümkün değildir. Yaş farkı gözetmeksizin her insanın harika sıfatını almış bu eserleri tanımasının, bu eserlerin ortaya çıkmasındaki ortam, yaşam tarzı ve inanışları bilmesindeki faydaları küçümsenemez

  2. #2
    -Site Yöneticisi- Caner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    12.481
    MISIR PİRAMİTLERİ





    Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser,Mısır'daki
    Keops Piramididir. Mısır'ın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin
    batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır.

    Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos
    piramitleri bulunmaktadır. Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en
    yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır.

    Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm
    süren Mısır'ın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keops'un mezarıdır.
    İkinci büyük piramit, Keops'un kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun
    olan Kefren'e aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500'lü yıllarda hüküm
    süren Mikerinos'a aittir.

    Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en
    büyükleridir. Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü
    ile de "Dünyanın Birinci Harikası" olma niteliğine hak kazanmıştır.

    Piramitler, firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz
    nitelikteki sanat eserlerini; kral, kraliçe, prens heykellerini de
    içlerinde saklıyordu ve bu eşsiz hazineleri saklamak için
    yapılmışlardır.

    Keops Piramidinin yüksekliği 138 metredir. Tepeden 10 metre kadar
    aşınmıştır. Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2.300.000 adet blok
    taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur. Bir kenarı 227 metre olan
    dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç
    ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar
    yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel
    eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte
    ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir.
    Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.

    Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine
    çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa
    yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür. Bu
    muazzam mezar, üç ayda bir toplanan 100.000 esirin çalışmasıyla 30 yılda
    tamamlanmıştır. Daha sonra da Keops'un ve eşinin mumyalanmış cesetleri
    bu mezara yerleştirilmiştir.

    Krallık ailesinin lahitlerini barındırmak amacıyla yapılan piramitler
    (Yunanlıların bir pasta adından esinlenerek verdikleri ad) Mısır'da çok
    eski tarihlerde ortaya çıktı ve Eski İmparatorluğun (III.-VI. sülale,
    İ.Ö. 2780-2380) belirgin anıtları olarak kaldı.

    Piramitlerin biçimi bir simgedir; Gerçekten de kenarları basamaklar
    halinde olduğunda piramitler ölü kralın ruhunun, babası Ra'ya yani,
    Güneş'e kavuştuğu merdiveni belirtir; daha sonraları kenarları düz
    yapılmaya başlandığında piramitlerin bulutların içinden geçerek eğimli
    biçimde düşen güneş ışınları demetinin taşlaşmış bir görüntüsünü
    simgelediği bilinir.Piramit ölü kral için yaptırılan mimari bütünün en
    önemli bütünüydü.Çevresinde anıtsal bir duvar vardı; yanındaysa ölü
    tapınakları yer alıyordu.Piramitlerin başlangıçta çok büyük olan
    boyutları Eski İmparatorluk döneminde yavaş yavaş küçüldü ve Orta
    İmparatorluk'ta belirli bir ölçüde kaldı.Yeni İmparatorluk dönemindeyse
    piramitler kral mezarı olarak ortadan kalktı.

    III. sülalenin kurucusu olan kral Zoser'in piramidi bilinen ilk
    piramittir.Kahire'nin 28 km güneyinde Sakkara yaylasında eski başkent
    Menfis (Memphis) yakınında yükselen bu piramit, firavunun emri üzerine
    mimar İmhotep tarafından gerçekleştirildi.İmhotep piramit biçimindeki
    ilk kral mezarını ortaya attı ve bu gelenek, firavunlara tanınan bir
    ayrıcalık olarak kaldı.Dört bir yanındaki altışar geniş taş basamağıyla
    dev bir merdiven gibi görünen Zoser piramidi 109m eninde 121m boyundaki
    dikdörtgen bir taban üstünde yükseliyordu (61m).

    Piramidin altında, kayalar içine derin biçimde oyulmuş ve mavi fayans
    karolarla süslü ölü odaları bulunuyordu.Bu basamaklı piramit, 1600m
    uzunluğunda ve 10,5m yüksekliğinde görkemli bir duvarla kuşatılan on beş
    hektarlık merkezinde yer alır.Kralın bu "ebedi konutu"nda törenlerinin
    kutlanmasına yarayan çeşitli ek binalar da, günümüzde Mısır'ın en
    etkileyici arkeolojik sitelerinden biri olan bu anıtlar bütününün içinde
    yer alıyordu.

    Piramit yapımında bundan sonraki aşama Sakkara'nın 19 km güneyinde Medum
    sitesinde IV. Sülalenin ilk firavunu Snefru tarafından
    yürütüldü.Başlangıçta sekiz basamaklı olan mezar, basamakları
    doldurtarak tabandan tepeye kesiksiz eğim halinde yükselen dümdüz dört
    kenarı elde eden Snefru tarafından tam bir piramide dönüştürüldü.Snefru
    için, Sakkara yakınında Dahşur'da iki piramit daha dikildi.

  3. #3
    -Site Yöneticisi- Caner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    12.481
    İSKENDERİYE FENERİ



    Mısır'da İskenderiye Limanı'nın karşısındaki Pharos Adası üzerine
    yapılmıştı. Romalılar Mısır'ı ele geçirdikten sonra burada Ptolemaios
    (Batlamyus) olarak anılan bir devlet kurmuşlardı. İnşaası M.Ö. 285-246
    yılları arasında süren Fener, bu devletin ilk iki kralı
    Ptolemy-Batlamyus-Soter ve Ptolemy tarafından yaptırılmıştı.

    Kaidesi ile birlikte 135 metre yüksekliğinde olan fener, beyaz mermerden
    yapılmıştı. Tepesinde bulunan, tunçtan yapılmış büyük bir ayna 70
    kilometre uzaklıktan görülüyor ve limana giren gemilere rehberlik
    ediyordu.

    Üç bölümden oluşan fenerin mimarı Knidos'lu Sostratus'tur. Alt bölümü
    dikdörtgen şeklinde ve yaklaşık 55 metre yüksekliğindeydi. Orta bölüm,
    yukarıya doğru giden rampası olan bir silindir şeklindeydi. Yaklaşık 27
    metre yüksekliğindeydi. Üst bölüm ise silindir şeklindeydi ve üzerinde
    alevin bulunduğu bir odası vardı.

    İskenderiye Feneri, antik çağın yedi harikası içinde günlük yaşam için
    kullanılan tek eserdir. Ayrıca yedi harikanın ve gelmiş geçmiş deniz
    fenerlerinin en yüksek olanı da bu fenerdir.

    Üst kısmı M.S. 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde
    kısmı da 1302'de başka bir depremde yıkıldı. 1500 yılında ise bu yapıya
    ait kalıntılar tamamen yokoldu.

    Üzerinde inşaa edildiği adadan dolayı Pharos olarak anılmış ve bu kelime
    bir çok dile yerleşmiştir. İspanyolca, Fransızca ve İtalyancada Pharos,
    deniz feneri anlamına gelmektedir. Yıkılmadan önce yapılan resimleri,
    dünyadaki deniz fenerlerine yüzlerce yıldan beri örnek olmuştur.

  4. #4
    -Site Yöneticisi- Caner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    12.481
    BABİL'İN ASMA BAHÇELERİ



    M.Ö. 450'li yıllarda tarihçi Herodot "Babil, yeryüzünde bilinen bütün
    diğer şehirlerin ihtişamını aşar." demiştir. Herodot, şehrin dış
    duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre
    yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu
    belirtmiştir. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların
    içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve
    tapınaklar vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı. Bu kule, Tanrı
    Marduk'a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru
    yükseliyordu.

    Babil, M.Ö. 605'den itibaren 43 yıl hüküm süren kral Nebuchadnezzar
    tarafından yapılmıştır. Daha zayıf bir rivayete göre ise M.Ö. 810
    yılından itibaren 5 yıl hüküm süren Asur kraliçesi Semiramis tarafından
    yapılmıştır.

    Bahçeler Nebuchadnezzar'ın sıla hasreti çeken karısı Amyitis'i
    neşelendirmek için yapılmıştı.Amytis, Medes kralının kızıydı ve iki
    ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti.
    Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya'nın bu dümdüz
    ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini
    gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay
    dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı.

    Yunanlı coğrafyacı Strabo'nun M.Ö. birinci yüzyıldaki tanımlamasına
    göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu.
    Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi
    için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş
    tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat
    nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Zincir pompa,
    biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili,
    üzerinde kovalar bulunan bir sistemdi. Nehirden dolan kova yukarıya
    çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde
    üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sula¤¤¤¤¤ teraslardan aşağıya
    doğru akıyordu.

    Yunanlı tarihçi Diodorus'a göre bahçeler yaklaşık 120 metre genişlikte ve 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi.

    İstilalar yüzünden sönmeye başlayan şehir, özellikle Pers Kralı
    Keyhüsrev'in Babil'i fethetmesinden sonra sönmeye başlamış, M.S. 5 ve 6.
    yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir. Bu
    şehrin, içindeki tapınakların ve asma bahçelerin kalıntıları ancak 20.
    yüzyılda yapılan kazılarla meydana çıkarılabilmiştir

  5. #5
    -Site Yöneticisi- Caner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    12.481
    ARTEMİS TAPINAĞI



    Bizanslı Philon "Babil'in asma bahçelerini, Olimpos'taki Zeus
    Heykelini, Rodos Kolossusu'nu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini
    ve Mausoleus'in mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki
    tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim."
    diye yazmıştı.

    Tanrıça Artemis adına ilk türbe M.Ö.800'lü yıllarda Efes'teki nehrin
    yakınındaki bataklık kıyıya yapılmıştı. Bazen Diana da denen Efes
    tanrıçası Artemis, Yunan Artemis'iyle aynı değildi. Yunan Artemis'i av
    tanrıçasıydı. Efes Artemis'i ise belinden omuzlarına kadar birçok
    göğüsle resmedildiği gibi verimlilik, bereket ve doğurganlık
    tanrıçasıydı.

    Bu eski tapınakta muhtemelen Jüpiterden düşen bir meteorit olduğu
    düşünülen kutsal birtaş vardı. Tapınak, sonraki yüzyıllarda birkaç kez
    tahrip olmuş ve yeniden inşaa edilmiştir. M.Ö.600'lerde Efes şehri büyük
    bir ticaret limanı haline geldi ve Chersiphron adlı bir mimar yüksek
    taş kolonları olan yeni ve büyük bir tapınak inşaa etti.

    Lidya kralı Croesus, M.Ö.550'de Efes'i ve Anadolu'daki diğer Yunan
    şehirlerini fethetti. Bu savaş sırasında mabet tahrip oldu. Croesus,
    mimar Theodorus'a daha öncekilerin hepsini gölgede bırakan yeni bir
    mabet yaptırdı. Yeni tapınak öncekinin 4 katı büyüklükte 90 metre
    yükseklikte ve 45 metre genişlikteydi. Masif bir çatı, yüzden fazla taş
    sütunla destekleniyordu

    M.Ö. 356'da Herostratus adlı biri tarafından çıkarılan bir yangında
    yanarak tahrip oldu. Bundan kısa bir süre sonra o günün en ünlü
    heykeltraşı olan Scopas'lı Paros tarafından yeni bir mabet yapıldı.
    Romalı tarihçi Pliny'ye göre yeni tapınak, 130 metre uzunlukta ve 68
    metre genişlikteydi. Tavanı, yükseklikleri 18 metre olan 127 adet sütun
    destekliyordu. İnşaat 120 yıl sürmüştü. Büyük İskender M.Ö.333'de Efes'e
    geldiğinde tapınağın inşaası hala devam ediyordu.

    M.S. 57'de St. Paul hristiyanlığı yaymak için Efes'e geldi. O kadar
    başarılı oldu ki bundan, şehrin demircisi ve tapınaktaki heykellerin
    sahiplerinden birisi olan Demetrius büyük bir korkuya kapıldı. Çünkü
    Demetrius tapınaktaki heykellerin bir kısmının sahibiydi ve her yıl
    tapınağa hacca gelenlerden iyi bir geliri vardı ve insanların dinini
    değiştirmesi demek onun geçimini kaybetmesi anl¤¤¤¤¤ geliyordu. Birlikte
    ticaret yaptığı diğer kişileri de yanına alan Demetrius heyecan verici
    ve "Yaşasın Efesliler'in Artemisi" diye biten bir söylev yaptı ve halkı
    galeyana getirdi. Hemen sonra St. Paul'un yardımcılarından ikisini
    tutukladılar. Bunu bir isyan takip etti. Sonuçta St. Paul, tutuklanan
    yardımcılarıyla şehri terketti ve Makedonya'ya geri döndü.

    262'de ¤¤¤ların bir akını sırasında büyük Artemis tapınağı yakılıp
    yıkıldı. Bir yüzyıl sonra Roma İmparatoru Constantine şehri yeniden
    inşaa ettirdi. Fakat hristiyan olduğu için tapınağı restore
    ettirmedi.Constantin'in çabalarına rağmen Efes eski günlerine dönemedi.
    Çünkü gemilerin demirlediği liman yokolmuştu. Nehrin taşıdığı alüvyonlar
    tarafından deniz şehirden uzaklaşmıştı. Zamanla şehir sakinleri kenti
    terkettiler. Mabetin kalıntıları başka yapıların ve heykellerin
    yapılmasında kullanıldı.

    British Museum'dan John Turtle Wood 1863'de tapınağı araştırmaya
    başladı. 1869'da 6 metre derinlikte, çamurların içinde tapınağın
    temellerini buldu. Bulduğu heykelleri ve bazı kalıntıları British
    Museum'a ¤¤¤ürdü.

    1904'de yine aynı müzeden D.G. Hograth'ın liderliğindeki bir ekip
    kazılara devam ettiler ve sitede birbirinin üzerine inşaa edilen 5
    tapınak olduğunu keşfettiler. Bugün gelen ziyaretçilere tapınağın yerini
    belli etmek için, bataklık halinde olan bölgeye sadece bir tek sütun
    dikilmiştir.

  6. #6
    -Site Yöneticisi- Caner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    12.481
    OLİMPOS'TAKİ ZEUS HEYKELİ



    Eski zamanlarda Yunanlılar'ın en büyük festivali, "Tanrıların Kralı
    Zeus" onuruna düzenlenen Olimpiyat Oyunlarıydı. Bugünkü Olimpiyat
    oyunlarına benzeyen bu müsabakalarda Anadolu, Suriye, Mısır, Yunanistan
    ve Sicilya'dan atletler yarışırlardı. Olimpiyatlar ilk kez M.Ö. 776'da
    başladı. Oyunlar 4 yılda bir düzenleniyordu ve Yunan şehir devletlerinin
    bütünlüğünü sağlamaya yardımcı oluyordu. Yunanlılar, Yunanistan'ın batı
    kıyısında Peloponnesus denen bölgedeki Olimpos'ta Zeus adına bir
    tapınak yaptırmışlardı. Kutsal oyunlar süresince, şehir devletleri
    arasındaki savaşlar kesiliyor ve oyunlar için Olimpos'a (Olympia)
    gidecekler için güvenli bir geçiş imkanı sağlanıyordu.

    Oyunların yapıldığı yerde bir stadyum ve kutsal bir koruluk vardı.
    Yunanlılar ilk zamanlarda basit bir yapısı olan tapınağın yerine, zaman
    içinde oyunların öneminin artmasıyla, yeni ve tanrıların kralının adına
    yaraşır bir tapınak yapmak istediler. Bunun için Elis'li Libon yeni bir
    tapınak yapmaya başladı ve M.Ö. 456'da Zeus tapınağı bitirildi.

    Tapınak dikdörtgen bir platform üzerine inşaa edilmişti. Binanın
    yanlarında yeralan 13 adet büyük sütun, tavanı destekliyordu. Her köşede
    6 adet sütun vardı. Üçgen şeklindeki tavan heykellerle doldurulmuştu.
    Kolonların üzerindeki pedimentler, Heracles'in heykelleriyle süslüydü.
    Tapınağın içerisinde tanrıların kralı Zeus'un görkemli bir heykeli
    yeralıyordu.

    Heykeli, Atina'daki Parthenon tapınağı için Athena heykelini yapan
    Phidias yapmıştır. Heykel tapınağın batı ucuna yerleştirilmişti. 7 metre
    genişlikte ve yaklaşık 12 metre yüksekliğindeydi. Zeus, özenle
    hazırlanmış tahtında oturur şekildeydi. Başı neredeyse tavana değiyordu.
    Sağ elinde zafer tanrıçası Nike'ı tutuyordu. Sol elindeyse üzerinde
    çeşitli ****llerden kakmalar olan ve üzerinde kartal olan bir hükümdar
    asası vardı. Altın, abanoz, fildişinden yapılmış olan ve değerli
    taşlardan kakmaların bulunduğu Zeus'un oturduğu taht, heykelin
    kendisinden daha etkileyiciydi. Üzerinde, Yunan tanrılarının ve sfenks
    gibi mistik hayvanların oyma figürleri yeralıyordu.

    Heykelin derisi fildişinden, sakalı, saçları ve elbisesi altındandı.
    Tasarım, bir ahşap çerçeveye altın ve fildişi levhaların tutturulmasıyla
    yapılmıştı. Olimpos'un havası çok fazla nemliydi. Bu yüzden fildişi
    levhaların çatlamaması için tapınağın altındaki özel bir havuzda
    bulundurulan bir yağ ile sürekli yağlanıyordu.

    Roma imparatoru Theodosius I, M.S.255 yılında, bir dinsiz adeti olduğu
    gerekçesiyle olimpiyatları durdurdu. Daha sonra zengin Yunanlılar,
    heykeli Bizans'a taşıdılar. Heykel, M.S.462 yılında çıkan bir yangında
    yokoldu.

    Olimpos'ta 1829'da Fransızlar tarafından burada bulunan bazı heykel parçaları Paris'te Louvre müzesinde sergilenmektedir.

    Bugün, bölgedeki stadyum restore edilmiştir. Zeus tapınağıyla ilgili
    birkaç sütun haricinde hiçbir şey kalmamıştır. Heykel ise tamamen
    yokolmuştur. Ancak, o döneme ait bulunan paralar üzerindeki resimlerden,
    mabedin şekli hakkında ipuçları elde edilebilmiştir.

  7. #7
    -Site Yöneticisi- Caner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    12.481
    Mausoleum



    Plinius'un bildirdiğine göre, dünyanın yedi harikasından biri sayılan
    Mausoleum, M.Ö. 350 de Mausolos için karısı Artemisia tarafından
    yaptırılmıştır.

    "Farklı cephelerin süslemeleri ve mükemmelliği birbirini taklit eden
    farklı sanatcılar tarafından ele alındı. Leochares, Bryaxis, Skopas ve
    bazılarının düşündükleri gibi Timotheus'un sanatlarının seçkin
    mükemmelliği o yapıya dünyanın yedi harikası arasında ün kazandırdı."
    Antik yazarlardan Vitrivius böyle söylüyor. Romalı tarihci Plinius'a
    göre pteron kare şeklindeydi ve çevresinde 36 tane ion stili sütun
    vardı. Her sütun arasında bir heykel dikiliydi. Pterondaki kabartmalar
    Amazonlarla Yunanlıların savaşını gösteriyordu. Pteron üzerinde yirmi
    basamaklı bir piramit vardı. Piramit beyaz paros mermerindendi.
    İskenderiye limanının karşısında bulunan paros adasından özel
    seçilmişti. En üstte quadrika (dört atlı araba) bunun üzerinde ise
    Mausolos ve Artemisia'nın heykelleri bulunuyordu.

    Tüm istilalara ve doğal afetlere karşın Mausoleum İS. 1406 yılına dek
    ayakta kalmayı başarmıştır. Ta ki Alman mimar Schegelholt tarafından
    yapılan St. Peters kalenin yapımına dek. Bu zamana kadar 1500 yıl ayakta
    kaldı. Sadece basamakları görünen yapının derinlerine giderek elde
    ettikleri mermeri yakıp kireç yaptılar. Bazı kabartmalar duvar taşı
    olarak kullanıldı. Bazılarının üzeri silinerek oymalar kazındı. 1875 de
    Sir C. Newton kazılara başlar, bazı friz ve Mausoleon ile Artemision'un
    heykellerini ve büyük aslan heykelleri İngiliz Britich Museum'a taşındı.


    Mausoleum'un yapımı yarılandığında Halikarnassos'un parası biter ve geri
    kalan bölümler özveri ile yapılır. Neyazık ki şu an yapının yerinde
    görülecek hiç bir şey yoktur. Bu ünlü yapı Halikarnassos'un diğer karia
    kentlerinden daha fazla tanınmasını sağlamıştır.

    Rahip Eustatius 12.yy da "Homeros üzerine açıklamalar" adlı eserinde Mausoleum için ölümsüz pırlanta sıfatını kullanır.

Benzer Konular

  1. --->: Bir Doğa Harikası
    Konu Sahibi Detay Forum Doğa-Manzara Resimleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11-13-2011, 04:20 PM
  2. Dünyanın 7 Harikası(İngilizce)
    Konu Sahibi Layalina Forum İngilizce
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08-17-2011, 01:00 PM
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-28-2011, 07:06 PM
  4. Kar Harikası
    Konu Sahibi Caner Forum Sözlük
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-22-2011, 11:26 PM
  5. Kar Harikası
    Konu Sahibi GeNeSSiS Forum Sözlük
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-17-2011, 10:03 AM

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339