Eğitim Mekani - Eğitim Öğretim Dökümanları, Sınavlar

Go Back   Eğitim Mekani - Eğitim Öğretim Dökümanları, Sınavlar > EĞİTİM - ÖĞRETİM GENEL > Ödevler Dersler > Coğrafya
Sayfaya güncelle Tarimin tanimi amac ve sorunlari nelerdir
Coğrafya Coğrafya Ödev İndir, Coğrafya etkinlik indir, Coğrafya odev ara, Coğrafya soru indir, Coğrafya çalışma indir, Coğrafya ödev yükle, Coğrafya konuları, Coğrafya çalışmaları, Coğrafya testleri, Coğrafya denemeleri, Coğrafya yaprak testleri, Coğrafya Sınavları, Coğrafya şekilleri, Coğrafya zümreleri, Coğrafya toplantıları, Coğrafya zor değil

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-02-2010, 03:19 PM   #1
Katara
Üyemiz
Katara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 79
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı : 20
Rep Derecesi : Katara is on a distinguished road
Standart Tarimin tanimi amac ve sorunlari nelerdir

.
TÜRKİYE TARIMININ AMAÇLARI VE SORUNLARI

AMAÇLARI


1. Yurttaşların yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak
2. Tarımsal gelirlerin arttırılması ve istikrarı sağlamak
3. Dış ticaret gelirlerinin artırılması için ülkenin sahip olduğu tarımsal potansiyeli iyi değerlendirmek
4. kırsal kesimi kalkındırarak kırsal alanlardaki, insanların burada yaşamasını sağlamak ve böylece göçü önlemek
5. Sanayinin girdisi olan tarımsal ham maddelerin üretiminin yaygınlaştırılması (ulusal ve küresel ölçekte)
6. Kırsal alanda meydana getirilen gelirin arttırılması (refahı yükseltmek, harcamayı arttırmak, yatırımı arttırmak, göçü engellemek)
7. Sürekli kalkınmanın sağlanması, iç ve dış ticaretin geliştirilmesidir.

SORUNLARI

1. Tarım alanları dağınık ve parçalı olması
2. Tarım alanlarının yerleşim yerleri arasında kalmaları
3. İklim koşullarına bağlılık.
4. Toprak reformunun yapılmayışı ya da az olması
5. Aşırı ve bilinçsiz gübreleme
6. Tarımsal nüfusun yoğun olması( gizli işsizlik olur)
7. Devlet desteğinin az olması
8. Toprakların verimi düşmektedir(uzun yıllardan beri kullanıldığından)
9. Tarımsal işletme sayısı çok fazladır.
10. Tarım arazileri amacı dışında kullanılmaktadır.
11. Ürün çeşitliliği çok fazladır.(Branşlaşmayı engeller)
12. Toprak ve su kirlenmesi olayı görülür.
13. Orman mera otlak alanları tarım haline gelmiştir bu da verimi azaltmış ve erozyonu artırmıştır.
14. Bilinçli kimyasal ilaç kullanımı yaygın değildir.
15. Bilinçli su kullanımı yaygın değildir. Çoğu da azı da zarar vermektedir.
16. Tarımsal işletmeler dağınıktır.

Mustafa YİĞİT
cografya.org

TARIM SEKTÖRÜ NEREDEYSE HER ÜLKEDE SORUNLU

Tarım sektörünün sorunlarının birikimli olduğunu varsaymak çok gerçekçi bir yaklaşım. Başka değişle bugün karşılaştığımız sorunlar çok kısa bir süre önce ortaya çıkmış değil. Sorunlar uzun süren bir etkileşim sonucunda bugünkü düzeylerine ulaşmışlardır. Bunu sorun yumağı olarak niteleyebiliriz. Şunu da ekleyebiliriz, sorunlara çok kolay ve çabuk çözüm bulmak nerdeyse olanaksız. Öte yandan tarım sektör olarak yalnız kendi içinde olup bitenden değil, dışındaki gelişmelere de duyarlı, hatta çok etkileniyor. Çözüm arayışı dünyada olup biteni gözlemeyi gerektiriyor.

Temelde yatan sorunların en başına gelişmekte olan ülkelerin çok uzun bir süredir tarım sektörlerini ihmal etmiş olduklarını koyabiliriz. Ekonomik gelişme için neredeyse istisnasız sanayileşmeye öncelik verilmiş, tarım sanayii ile olan ilişkisine göre ya da arta kalan kaynaklarla yetinmek durumunda kalmıştır. Bu durumu madalyonun öbür yüzüne bakarak da dile getirebiliriz. Gelişmiş ülkeler tarım sektörlerini gelişmekte olan ülkelere karşı her zaman aşırı bir dozla korumuşlardır. Bu yüksek korumanın gerekçesi, Batı ülkelerinin, özellikle Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinin tarım politikalarının amaçlarını da dile getirmektedir. Tarım sektöründe zaten azalmış nüfuslarını tutabilmek (kırsaldan kente göçü frenlemek) aynı nedenle tarımda çalışanlara diğer sektörlerdeki düzeyde gelir sağlayabilmek. Yüksek gelir ürün fiyatlarına
müdahele ile sağlanmaya çalışılmıştır. Tarımsal ürünlerin yüksek fiyatla desteklenmesi daima dış ticaret boyutludur. Gümrükler yükseltilmeden bu amaca ulaşmak mümkün olamaz.

Hükümetlerin tarım ürünlerini yüksek fiyatlarla desteklemesi, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde dile getirilen sorunları örneğin diğer sektörlere göre uygun bir gelir sağlamayı çözemediği gibi, destekler düşük gelirlilerden çok, büyük işletmelere kanalize olmuştur. Başka değişle, tarımda düşük gelirli bir kesim sürekli kılınmıştır. Örneğin Avrupa Birliğindeki tarımsal üretimin yüzde sekseni işletmelerin yüzde yirmisi tarafından sağlanmaktadır. Üretime göre verilen her türlü destek de buna göre dağılmaktadır.

Yüksek, koruma ve yüksek fiyatla uzun süre desteklenen her mal bir süre sonra iç pazarda tüketilemeyen üretim fazlasına neden olur. Gelişmiş ülkeler dünya fiyatlarından çok daha yüksek fiyatla yarattıkları üretim fazlasını ihracat sübvansiyonu ile dünya pazarlarına sürmeye başladılar bu da dünya fiyatlarını daha da düşürerek, hedeflenen diğer sektör gelirleri ile dünya fiyatı arasındaki farkı açarak, tarımın desteklenme gereksinimini artırdı, kısır bir döngü oluşturuldu. Dünya fiyatları düştüğünden net ithalatçı ülkelerin tüketicileri hariç hiç bir ülkenin üreticisi ya da tüketicisi, vergi yükümlüsü bu politikaların olumsuz etkilerinden kendini koruyamadı. Aynı tarımsal ihracat gelirini elde etmek için daha fazla üretip satmak zorunda kaldılar. Özellikle ABD ve AB arasındaki kıyasıya sübvansiyon rekabetine ayak uyduramayan, tarımı sektörü önemli olan ya da en azından bazı tarımsal ürünlerin önemli ihracatcısı olan ülkeler bu durumdan çok olumsuz etkilendiler.

Kendi çiftçisine makul bir gelir düzeyi sağlamak gibi iç pazara dönük, masum görünen bir amaçtan yola çıkan gelişmiş ülkeler tarım ürünleri dış ticaret piyasasını alt üst ettiler (saptırdılar). Seksenli yıllarda doruğa ulaşan bu sorunlar 1986-1994 yılları arasında “Uruguay Turlarında” müzakere edildi.

1980’li yıllar Türkiye tarımı açısından da önemliydi. Eğer “tarım politikalarında liberalleşme’den “ söz edebilirsek ilk adımın bu sırada atıldığı ileri sürülebilir. O dönemde Batılı ülkeler desteklerini aşırı düzeylere yükseltirken Türkiye tarımsal desteklerini azalttı ya da düşük tuttu. En önemlisi kur politikasında önemli bir libarelleşmeye gitti. Bu liberalleşme aslında uluslararası kuruluşların özellikle Dünya Bankası’nın da Türkiye’ye (1980 öncesi) reçetesiydi: “Türk parasının aşırı değerlenmesine son verilirse, göreli avantajlarının daha yüksek olduğu tarımsal ihracat patlar ve o zamanların önemli bir kısıtı olan döviz darboğazı aşılabilirdi...” Böyle olmadı. Gelişmiş ülkeler arasındaki şiddetli rekabetle, düşen fiyatlarıyla tarım Türkiye’nin lokomotif sektörü olamazdı. Zamanın başbakanı, Turgut Özal, tarımsal ihracatın düşen payını Türkiye’nin gelişmişlik göstergesi olarak yorumluyordu.

alinti..
Tarim sorunlari.

.

Katara isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam Alanı
Bu alana reklam verebilirsiniz...
Alt 13-03-2010, 08:20 PM   #2
igLo
Üyemiz
igLo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 762
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı : 160
Rep Derecesi : igLo has a spectacular aura aboutigLo has a spectacular aura about
Standart Cevap: Tarimin tanimi amac ve sorunlari nelerdir

.
TOPRAK VE SU MUHAFAZASININ TANIMI TÜRKİYE'DE TOPRAK VE SU MUHAFAZASI SORUNLARI
Tarım ülkemizde, insanlarımızın yarıya yakınının çalışma alanıdır. Bu insanlarımız geçimlerini toprağa bağlamışlardır. Ekonomimizde, büyük ölçüde tarıma dolayısıyla toprağa dayalıdır. Buda doğal kaynaklarımızın en önemlisi olan topraktan en üst düzeyde verim alınmasını ve dolayısıyla toprağın etkin bir şekilde korunmasını zorunlu kılar. Ancak su olmazsa topraktan yararlanmak hemen hemen imkansızlaşır. O halde suyun da en iyi şekilde korunması zorunludur.
Toprakların oluşumu yüzlerce hatta binlerce yılda mümkün olduğundan, üzerinde yaşanılan toprağın değerinin iyi bilinmesi gerekir. Doğal şartlarda topraklar bitki örtüsü altındadır. Yalnızca çok sıcak ve kuru çöller çıplaktır. Bitki örtüsü toprağın aşınarak gitmesini önler. Yağışla gelen suyun hemen tümü toprağa geçer. Fazlası derinlere sızarak yeraltı sularını, kaynakları besler. Böylece toprak-bitki-su arasında doğal bir denge kurulur. Bu şartlarda üstten çok ince bir kat her yıl aşınır. Alttan ise kayaların ayrışmasıyla bir miktar toprak gövdeye katılır. Böylece gövde sürekli yenilenir, tazelenir ve yeni besin maddeleri kazanır.

Toprak yenilenmesi oldukça uzun zaman isteyen önemli doğal kaynağımızdır.
Fakat insanoğlunun dünyada görülmesi ve arazi kullanmada, toprakları yormada aşırıya kaçması doğal dengeyi bozmuştur. Otlaklar, ormanlar açılarak arazi tarıma alınmıştır. Bir yandan da aşırı otlatmayla bitki örtüsü zayıflatılmıştır. Bu durum toprakların hızla aşınmasına yol açmıştır. Hızlı aşınımın sonu, toprağın sığlaşması, besin ve su tutma kapasitesinin azalması, verimsizleşmesidir.
Birçok ülkeler bu gidişin tehlikesini görerek önleyici, koruyucu çalışmalara girişmişlerdir. Bunun sonucunda da "Toprak su Muhafazası" bilgisi doğmuştur.
TARIMDA AMAÇ NEDİR ?
Tarımda ana amaç, birim alandan alınan verimi yükseltmek ve devamlılığını sağlamaktır. Bunu gerçekleştirebilmek içinde; modern tarımın gerektirdiği alet ve makinaları kullanarak, toprağın bilinçli bir şekilde işlenmesini, kaliteli tohumluk kullanılmasını, uygun gübreleme yapılmasını, etkin yabancı ot ve haşere mücadelesinin yapılmasını gerçekleştirmek gerekir. Burada çok dikkat edilmesi gereken en önemli konu topraktan yararlanma biçimidir. Topraktan yararlanırken onun sömürülürcesine kullanılması, mer'a alanlarının tahrip edilmesi, tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanılması çok büyük bir felaket olan "Toprak Kanseri" olarak nitelendirilen "Erozyon" sorunu ile karşı karşıya kalınmasına neden olur.

TOPRAĞI NEDEN KORUMAK GEREKİR, AMAÇ VE SORUNLAR NELERDİR
Toprağın korunmasında temel esas; toprağı bozmadan ondan en yüksek seviyede verim almak olmalıdır. Günümüzde tarımda modern tarım alet ve makinalarının (mekanizasyon) kullanılmasının artması yanında diğer bazı teknik, toplumsal ve ekonomik ilişkilerden kaynaklanan nedenlerle, toprakların korumasız olarak kullanılması "erozyon" olayını gittikçe büyüyen bir sorun haline getirmiştir.
Toprak ve su muhafazasında amaç yağmur damlasını düştüğü yerde, toprağı da oluştuğu yerde tutmaktır. Üretimin vazgeçilmez faktörü olan "toprak Ana" veya "vatan' dediğimiz topraklarımız, düzensiz ve aşırı kullanım sonucu 2000 yıldan daha uzun bir süredir erozyon felaketiyle karşı karşıyadırlar ve büyük ölçüde aşınmaktadırlar.
Toprak, yenilenmesi çok uzun zaman alan en önemli doğal kaynağımızdır. Çeşitli medeniyetlerin beşiği, tarımın dünyada ilk uygulandığı yer olan Anadolu'muzda toprağın aşırı ve düzensiz işletilmesi sonucu çok önemli sorunların doğmasına neden olmuştur. Bunları; Erozyon, toprak kirliliği, toprak korumalı tarımın uygulanmaması, mülkiyet dağılımındaki düzensizlikler olarak özetlemek mümkündür.

TOPRAK VE SU MUHAFAZASI ÜLKEMİZDE NE ZAMAN BAŞLAMIŞTIR, NELER YAPILMIŞTIR ?
Türkiye'de erozyon ile mücadele konusuna ilk defa 1937 yılında kabul edilen "Orman Kanunu"nda yer verilmiştir. Kanun Devlet Ormanları sınırları içindeki ırmak ve çay kenarlarını ve bunların kaynaklarını tanzim etmeyi, sellerin oluşumunu ve heyelanları önleyerek her türlü tedbiri almayı kapsamaktadır. Ancak 1937-1950 yıllarında erozyonu önleyici bir çalışma yoktur. Bu tarihlerde erozyonİa mücadelede ülke genelinde herhangi bir çalışmaya rastlanmıyor. Ancak bölgesel bazı çalışmalara rastlanmaktadır. Mesela 1955 yılında Tokat ilini yağıştan sonra tehdit eden "Behzat" deresinin ıslahı için bazı çalışmalar yapılmıştır.



Topraklarımız düzensiz ve aşırı kullanım sonucu 2000 yıldan daha uzun süredir erozyon felaketiyle karşı karşıyadır.
1956 yılında D.S.İ. Genel Müdürlüğü bünyesinde, akar suların ıslahını yapmak, taşkınları önlemek, sedimantasyon (tortu, çöküntü) ve erozyon problemini en az düzeye indirmek amacı ile "Erozyon ve Rüsubat Kontrolü Fen Heyeti Müdürlüğü" oluşturulmuştur.
Tarla ve havzalarda erozyon kontrolü çalışmalarına Tarım Bakanlığı bünyesinde 1952 yılında "Sulama ve Kurutma İşleri Şubesi" olarak kurulan 1957 yılında "Toprak Muhafaza ve Zirai Sulama İşleri Genel Müdürlüğü"ne dönüştürülen kuruluşla ağırlıklı olarak başlanmıştır.

ÜLKEMİZDE BUGÜNKÜ DURUM NASILDIR ?
Bugün ülkemizde yılda ortalama 500 milyon tona ulaşan toprak ve tortu (sediment) taşınması olmaktadır. Toplam arazinin % 79'unun eğimi % 10'dan fazladır. Bütün bunlar özellikle yukarı havzalarda toprak erozyonunun nedenleri üzerinde durulması ve erozyonu önleme çalışmalarının bu alanlarda daha ağırlık kazanmasını zorunlu kılmaktadır. Çünkü yukarı havzalarda çeşitli nedenlerle doğal dengenin bozulması erozyonu daha hızlandırmakta ve etkin hale getirmektedir. Erozyon sonucunda nehir yatakları aşınmakta, barajlarımız birer tortu yatağı olmaktadır. Böylece büyük yatırımlarla yapılan barajların ömrü istenmeyen derecede kısalmaktadır.
ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER NELERDİR
Bu konuda alt havzalarda alınacak tedbirlerin, kesinlikle yukarı havzalarda alınacak tedbirlerle desteklenmesi gerekmektedir. Çünkü erozyonun asıl kaynağı üst havzalardır. Buraların bilinçli, planlı, işbirliği halinde çalışılarak mutlaka kontrol altına alınması gereklidir. Ülkemizde erozyon tahribatını azaltmak için çalışan kamu kuruluşumuz çok azdır ve de proje hazırlama ve uygulama da arzu edilen işbirliği yapılamamaktadır. Konuyla ilgili yeterli araştırma yapılamamaktadır. Bu nedenlerle de sorunlar gün geçtikçe büyümekte, çözümü giderek güçleşmektedir.
Ülkemizde erozyonun çok önemli kaynaklarından birisi de meralardır. Meraların aşırı bilinçsiz ve plansız otlatılması, ayrıca köy orta malı oldukları için hiçbir muhafaza tedbirinin uygulanmaması, kontrol, ıslah ve korunmasının yapılmaması erozyonun azmasına neden olmaktadır.

Erozyonun kontrolünde Tarım Bakanlığı, Orman Bakanlığı, D.S.İ., Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü mutlaka işbirliği halinde çalışmalıdır. Tek başına hiç birinin etkinliği düşünülemez. Gerek araştırma ve planlama, gerekse yapım ve uygulama alanlarında çok iyi bir işbirliği ve koordinasyon sağlanmalıdır. Ayrıca çiftçiler bilinçlendirilerek, kendi arazilerinde kendi imkanlarıyla erozyonu önleyici tedbirler almaya yönlendirilmelidirler.
EROZYONA KARŞI TOPRAKLARIN KONTROL ALINMASI İÇİN GEREKEN ÖNLEMLER NELERDİR ?
Erozyona karşı toprakların kontrol altına alınması için ilk önlem, erozyonu oluşturan nedenlerin ortadan kaldırılması veya bu nedenlere akıllı bir biçimde çözümler getirilmesidir.
Erozyonu önleyici etmenleri aşağıda ki gibi sıralayabiliriz.
1 - Toprak muhafazalı tarımın tüm ülke düzeyinde uygulanması sağlanmalıdır.
2 - Çiftlik planlamasından başlayarak küçük havza planlaması, büyük havza planlaması buradan da ülke çapında ulusal planlamalara gidilmelidir.
3 - Üst havzalarda mevcut ormanların arazi amaçlarına uygun kullanılmaları, yangına karşı korunma ve yeniden dikimler, mera ve tarlaya dönüşen alanların ormana kazandırılmaları sağlanmalıdır. Orman köylerinin geçimleri ormana dayalı sanayiden karşılanmalıdır.
4 - Arazilerin miras yoluyla küçük parçalara ayrılmasının önlenmesi gereklidir.
5 - Meralar köyün ortak malıdır. Bu yüzden meralar çok kötü kullanılmakta ancak hiçbir ıslah çalışması yapılmamaktadır. O halde meralar köy orta malı olmaktan çıkarılmalı yada koruyucu tedbirler öncelikle alınmalıdır.



alinti.

.

__________________









Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler


Nazim Hikmet
igLo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
amac, nelerdir, sorunlari, tanimi, tarimin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bilgi nedir?Bilginin Tanimi ve Kaynaklari hakkinda Zayim Felsefe 0 07-12-2009 01:27 AM
Ergenlik cagi sorunlari igLo Çocuk Sağlığı 0 24-11-2009 12:17 AM
Element Nedir? Elementler nelerdir.simgeleri nelerdir? Zayim Kimya 0 18-03-2009 08:13 PM
Gebelik Sorunlari Ve Beslenme Jisé Anne Sağlığı 0 19-02-2009 01:15 AM
GENEL AMAÇ :mikroişlemci Umut Diğer Dersler 0 18-02-2009 10:23 PM



Powered by vBulletin® Version 3.8.4 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
vBulletin Skin developed by: vBStyles.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker


- firma ekle


Ansiklopedi