Rivayet edilir ki; Nuh Aleyhisselam'ın kavminde bir nine vardı. Bu nine bir gün, dolaşırken Nuh Aleyhisselam'ın yaptığı geminin yanına yolu düşer. Ustalara sorar:
–Bu yaptığınız nedir? Ustalar:
–Bu yaptığımızın adı gemidir. Yakında bütün dünyayı sular kaplayacak, suların altında kalmayan tek kara parçası kalmayacak. Bütün insanlar helak olacak, sadece iman edip de bu gemiye sığınanlar kurtulacak, diye cevap verir. Bu cevap üzerine Nine:
–Gemi tamam olup ta, iman edenler bineceği zaman bana da haber verin, bende sizinle geleceğim, diyerek oradan uzaklaşır.
Aradan günler geçer, gemi yapımı tamamlanır, sular kabarmaya başlar, inanalar gemiye biner ve gemi yol almaya başlar. Sonuçta her taraf sular altında kalmıştır. Ne yazık ki; nineye haber vermeyi unutmuşlar, nine suların altına kalmıştır. Gemi günlerce deryada yol alır. Ne zaman ki: "Ey yer suyunu yut! Ve ey gök suyunu tut!' denildi…"
Yağmur kesildi, sular çekilmeye başladı. Bu Mevla'nın kudretidir. Bu aklımızla, onun kuvvet ve kudretini idrak etmemiz mümkün değildir.
Zaman geçer, dünya normal hayatına kavuşur. Bir zaman sonra gemide bulunanlardan biri nine ile karşılaşır. Adam şaşırıştır. Nineyi gemiye almaya unutmuşlardı. Şimdi nine karşısında duruyordu.
–Sular dünyayı kapladı, gemide değildin, bu tufandan nasıl kurtulabildin. Nine:
–Bana kimse haber vermedi.
Nine ne kadar saf, temiz ve iyi niyetli. Nine, saflığının, temizliğinin ve iyi niyetinin sonucunda felaketten kurtuldu. Bu durum bize Rabbimizin kuvvet ve kudretini göstermektedir.