TEKNOLOJİK GELİŞMENİN KALKINMADA ÖNEMİ
[/b]
[b]www.bakteri.org
Porter'ın "ulusların rekabet üstünlüğü" adlı kitabında yenilikleri ve ekonomik büyümeyi teşvik eden stratejik faktörlerin anlaşılmasında bazı değişikleri yansıtmaktadır. Porter'ın düşüncesi kapitalist ekonomilerdeki rekabetin sadece fiyatlarla değil bunun yanında teknolojik gelişmeye bağlı olduğunu söyleyen Schumpeter' in görüşü üzerine kurulmuştur. Firmalar sadece aynı ürünü ucuz üreterek değil yeni performans ve yeni teknik iyileş*tirme seçeneklere sahip ürünler üreterek rekabet edebilir (Porter, 1990).
Sanayileşmiş ülkelerde uzun vadeli ekonomik büyümenin yarıdan fazlası verimliliği artıran veya sanayilerin geliştirilmesine yol açan teknolo*jik değişikliklere dayanmaktadır. Sanayide gelişme aslında sürekli yeni tek*nolojik yetkinliklerin kazanılmasını kapsayan süreç anlamını taşımaktadır. Teknolojinin gelişimi ile verimlilik arasında doğrudan ilişki vardır. Diğer bir değişle, ileri teknoloji verimlilik demektir. Ekonomik yaklaşımlarda, istih*damın verimliliğe bağlı olarak arttığı, verimlilik artışlarının ise, büyük ölçü*de teknolojik değişmelerden kaynaklandığı kabul edilmiştir. Uluslar arası alanda rekabet edebilmenin temel koşulu ucuz ve kaliteli ürün üretebilmek*tir. Yani düşük maliyetli ve yüksek kaliteli mal üretmek ise üretim teknoloji*sinin yenilenmesi ve geliştirilmesine bağlıdır.
Uluslararası pazarlarda yoğun rekabetin yaşandığı bir ortamda başa*rılı olabilmek için ülkenin yapısına ve özelliklerine uygun ve en yeni tekno*lojilerin kullanılması gerekmektedir. Daha önce de ifade edildiği gibi ileri teknoloji yüksek verimlilik demektir. Bu yüzden üretim teknolojisinin sürek*li geliştirilmesi, kalkınma açısından büyük önem taşır. Çünkü, dünya eko*nomisi gittikçe artan bilgi ve iletişim teknolojisinin egemenliğiyle daha re*kabetçi ve daha küresel olmaktadır (Carnoy vd, 1996: 1).
Ulusların dünyada konumlarını belirleyen kriterlerin başında "tek*nolojik düzeyleri" gelmektedir. Diğer bir ifade ile gelişmiş ülkeleri diğer gelişmekte olan ülkelerden ayıran "teknolojik gelişmişlik düzeyleri"dir. Gelişmiş ülkeler teknolojik yenilik düzeylerine göre birbirlerinin önüne geçmekte ve uluslararası rekabetten üstün çıkabilmektedirler. Bilim ve teknolojiyi ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürebilme becerisi, bugün genel olarak yenilik becerisi ve yetkinliği olarak ifade edilmektedir. Ülkele*rin teknoloji/yenilik yetkinliğini belirlemede bazı göstergeler kullanılmakta*dır. Bunlar;
- Araştırma ve geliştirme harcamalarının GSMH 'a oranı

- Ar-Ge hizmetlerinde çalışan bilim adamı, mühendis sayısı. Patent sayısı

- Bilimsel yayın sayısı

- Bilgisayar, internet ve iletişim araçlarından yararlananların sayısı
Toplam ihracat içinde yüksek teknoloji ürünlerinin oranı Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler teknoloji göstergeleri açısından karşılaştırıldığında büyük farklılıkların olduğu dikkati çekmekte*dir. Ülkeler kalkınma düzeylerini artırabilmeleri için yukarıdaki gösterge düzeylerini bu konuda öncü ülkelerin düzeylerine doğru yükseltmeleri ge*rekmektedir.
Henry Ergas, ülkeler arasında neden yenilik hızının farklı olduğu açıklayan bir kura m geliştirme çabası gösteren iktisatçılardan biridir. Yenilik hızını etkiyen faktörleri üç gruba ayırmıştır. Bunlar:
- Yenilik girdilerini etkileyenler; ülkenin bilimsel tabanının niteli*ği, araştırma kurumlarının mevcudiyeti, eğitim düzeyi

- Talebi etkileyenler; sürekli yenilik için istekli ve bilinçli tüketici*ler

- Sanayi yapısı; firmaların bilimsel araştırmanın yayılması ve finansmanına katılması, bazı mekanizmalarla kuvvetli rekabet fır*satlarını biraraya getirmesi (The Economist, 1992: 21).
Bu faktörler farklı ülkede farklı birleştiğinde farklı tarzlar yeniliğin başarı ve başarısızlığını açıklamada kullanılmıştır.


YENİ TEKNOLOJİLERİN TEKNOLOJİK DEĞİŞİM SÜRECİNE ETKİLERİ

Teknolojik değişmeler, ürün tasarımında yeni olanaklar, üretimde yeni yöntemler yaratabilir. Teknolojik değişmeler yeni ürünü geçerli kılar*ken, yeni bir endüstriyi ya da sektörü kendisiyle beraber doğurur. Örneğin X-ray ışınlarının bulunmasıyla Almanya ilaç sektöründe liderliği ele geçir*miştir (Porter, 1990:45).
Günümüzün yeni teknolojisi olarak ifade edilen teknolojiler bilgi teknolojisi, yeni malzeme teknolojisi, biyoteknoloji, nükleer teknoloji ile uzay ve havacılık teknolojisidir. Yarattığı yeni ürünler, yeni iş ve istihdam alanları ile rekabet üstünlüğüne sağlayan bu yayılgan -jenerik- teknolojiler belli bir üretim alanı ile sınırlı kalmayıp ekonominin bütün sektörlerinde etkili olmaktadır.
Genellikle mikro elektroniğe dayalı teknolojiler ürün ve üretim tek*nolojilerinde köklü değişikliklere yol açtı. 1980'li yılarda ortaya çıkmaya başlayan bu teknolojik değişmeler sanayinin yeniden yapılanma sürecinde anahtar rol oynamaya başlamıştır. Sanayide yeniden yapılanma, yeni rekabet koşullarını yaratarak günümüzde dünya işbölümünü etkileyecek güce de sahip görünmektedir
Mikro elektronik teknolojiler birçok mekanik makinenin yaptığı işi tek makinede toplamak, üretim süresini ve girdi kullanımını azaltmak gibi özelliklere sahip teknolojilerdir. Bu teknolojiler, emek ve sermayeden tasar*ruf etmekte ve verimliliği artırmaktadırlar. Ayrıca mikro elektronik teknolo*jilerin sanayide kullanabilir hale gelmesi ürün çeşitlemesi ve kalite artışında da etkili olmakla birlikte günümüzdeki tüketici tercihlerine daha iyi uyum sağlamaktadırlar. Değişen tüketici tercihlerine dayalı olarak ölçek ekonomi*lerinin bir boyutu olarak çeşit ekonomileri ortaya çıkmıştır. Çeşit ekonomisi yüksek teknoloji kullanımı sayesinde ortak girdi kullanılarak bir çok ürünün bir arada üretilmesinden doğmaktadır. Dolayısıyla birim maliyetlerde de düşüş sağlamaktadır.
İleri teknolojiler sanayileşmiş ülkelerde üretilmekte bu da gelişmekte olan ülkeleri "teknoloji seçimi" ve " teknoloji transferi" gibi sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. www.bakteri.org
TEKNOLOJİ SEÇİMİ

Teknoloji seçimi kuramsal olarak aynı çıkıyı ya da üretim düzeyini değişik girdi bileşimleri İle sağlayan teknolojik seçeneği belirlemeyi ifade eder. Ancak bu farklı girdi bileşimlerinin olması, kuşkusuz üretim faktörleri ya da girdiler arasında ika_e durumunun olmasına bağlıdır. Konuya bu açı* dan bakıldığında ikame durumlarına göre emek-yoğun ve sermaye-yoğun teknoloji tartışmasına girilebilir. Böyle bir tartışmada hiç kuşkusuz temel hareket noktası, ülkenin ya da bölgenin emek ve sermaye varlığının düzeyi olacaktır.
Belirli bir mal ve hizmeti, belirli miktarda üretebilmek için birden çok teknik alternatif varsa, bu alternatifler arasında bir seçim yapılması ge*rekir. Bu konu optimum (uygun) teknoloji seçimi olarak önemli bir karar alanını oluşturur. Konuya makro açıdan bakıldığında, teknoloji seçiminin, bir ülkenin iktisadi yapısına, ekonomin içinde bulunduğu üretim şekline, üretim gücüne ve üretim şartlarına, aynı zamanda ulaşılması gereken hedef*lere uygun teknolojik bilgilerin hangileri olduğunun kararlaştırılması olayı olduğu karşımıza çıkmaktadır.
Uygun teknoloji de göreli bir kavramdır. Sosyo-ekonomik koşullara bağlı olarak ülkeye, bölgeye ve sektöre göre değişir. Uygun teknoloji nedir sorusunun cevabı da kişiden kişiye, firmadan firmaya, sektörden sektöre değişecektir. Girişimciye göre en uygun teknoloji en çok karı getiren tekno*lojidir. İşçi ve sendikacıya göre uygun teknoloji işsizlik yaratmayan ve ideal iş şartları yaratan teknolojidir. Tüketici için uygun teknoloji kendi tercihleri*ne uygun olan veya hizmeti üreten teknolojidir. Ekolojiste, göre doğayı kir*letmeyen, bozmayan ve gürültü yaratmayan teknoloji uygun teknolojidir (Demir, 1986:71-72).
Bilinen teknolojiler arasında hangisinin en uygun olduğuna kim nasıl karar verecektir?
Ulusal düzeyde teknoloji seçiminin belirleyicisi ülkenin sanayileşme stratejisidir. Uygulamada teknolojiler arası seçimi özellikle gelişmekte olan ülkelerde girişimci tek başına yapmaktadır. Teknoloji seçimi konusunda girişimcinin menfaatleri ulusal ekonominin menfaatleri ile çakışabilir. Seçi*min tamamen girişimciye bırakılması doğru olmayabilir. Ulusal ekonomi açısından sahip olduğu önem nedeniyle devletin teknoloji seçiminde girişim*ciye yol göstermesi faydalı olacaktır. Çünkü gelişmekte olan ülkelerde kü*çük ve orta boy firmalar kendi açılarından bile olsa en uygun teknolojinin seçilebilmesi için gerekli bilgi, tecrübe ve maddi imkandan yoksundur. B u nedenle devlet, teknolojik gelişmelerin takibi ve teknoloji seçimi konusunda girişimciyi yalnız bırakmamalıdır. Devlet transfer edilecek teknolojilerin seçimi konusunda yol gösterici olmalıdır.
Makro ve mikro açıdan bakılarak tek tek belirlenen teknolojik seçe*neklere ilişkin bilgiler toplanarak ve değerlendirilerek en uygun teknoloji seçilmelidir. Teknolojiyi seçerken alternatif teknolojilerin, bütün özellikle*riyle bilinmesi en uygun tercihin yapılması açısından çok önemlidir.
Teknoloji sorunu gündeme geldiğinde en çok tartışılan konu da emek-yoğun tekniklerle sermaye-yoğun teknikler arasında nasıl bir se*çim yapılması gerektiğidir? Emek-yoğun üretim tekniklerinin daha fazla istihdam alanı yaratacağı, daha az yatırım malı gerektirdiği için daha az dö*viz kaybına yol açacağı üzerinde durulur. Yani emeğin bol ve ucuz olduğu yerde seçilecek teknolojinin emek-yoğun olması önerilir. Ancak uluslararası dış ticaretin yoğunlaştığı, rekabetin artığı, üretimde standardizasyonun ön plana çıktığı ve çağımızda üretim sistemlerinin mekanizasyondan otomasyo*na geçtiği düşünülecek olursa, bu tür tartışmaların artık geçmişte kaldığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla artık önemli olan ulusal ya da uluslararası pazarda rekabet edebilmek için çağdaş teknolojilere ayak uydurmaktır. Bunun yolu ise genellikle sermaye-yoğun teknolojiden geçmektedir. Ancak bu tür tekno*lojik seçenekler arasında en uygun olanı belirlemek ve seçmek analitik bir yaklaşımdan çok, ülke ya da bölgenin genel koşullarına dayalı olarak çeşitli faktörler; işgücü, enerji, sanayinin durumu, çerçevesinde yapılacak bir de*ğerlendirmeyi gerektirir.
Bu faktörler çerçevesinde ülke, bölge ya da bulunulan sektörlerin temel koşulları göz önüne alınarak her teknoloji seçeneği tek tek değerlendi*rilmeli ve optimal olan teknoloji seçilmelidir. Ancak hemen belirtilmelidir ki özellikle yeni teknolojilere dayalı yeni ürünler için seçilen teknolojinin üre*tim için uygun olduğu araştırmalar, laboratuar, prototip ya da pilot üretim gibi çalışmalarla yani teknoloji değerlendirme yöntemiyle kesinleştirilmeli*dir.
Ancak sermaye-yoğun üretim tekniklerinin uzun dönemde daha fazla istihdam alanı yaratma gücü vardır. Sermaye-yoğun tekniklerin emeğin ve*rimliliğinde daha hızlı artışlar sağladığı ve teknik düzeyin gelişmesine daha hızlı katkılarda bulunduğu hususları üzerinde de durulmaktadır (Erkök,1977:1l4-15). Yine de kalite ve standardizasyon konularında bu tür teknikler daha avantajlıdır.
TEKNOLOJİ TRANSFERİ
Gelişmekte olan ülkeler kalkınma hızlarının ve dış ticaret hacimleri*nin artırılmasında çok önemli bir role sahip olan yeni teknolojilere, ancak teknoloji transferi yoluyla ulaşabilmektedirler. Teknoloji transferi, yeni bir üretim biriminin kurulması ve işletilmesi için gerekli ve gelişmekte olan ülkelerde kıt olan veya hiç olmayan teknik bilgi1erin transferi olarak tanımlanır.
Teknoloji Transfer Yöntemleri
Gelişmekte olan ülkelere çeşitli yollardan teknoloji transferi yapıl* maktadır. Teknoloji transferi piyasa mekanizması kanalıyla doğrudan olabi*leceği gibi dolaylı yoldan da yapılmaktadır (Robinson, 1988:27-9; Erkök,1977:104-206; Demir, 1986:20-8 ; Kara, 1998:20-23). Bunlar:
- Teknoloji içeren malların ve makina teçhizatın satın alınmasıyla,

- Doğrudan yabancı sermaye yatırımları yoluyla,

- Teknoloji Transfer Sözleşmeleri: Lisans anlaşmaları (know-how, patent, ticari markalar satın alınması), Yönetim sözleşmeleri, A*nahtar teslim anlaşmalarıyla,

- Stratejik ortalığın bir parçası olan teknoloji işbirliğiyle

- Yerli yabancı sermaye ortaklığı (joint venture) yoluyla Taklit, kopya
Yukarıda ki transfer yöntemlerinin bazılarını biraz açarsak, doğru*dan yabancı sermaye gelişmekte olan ülkeler için önemli bir teknoloji trans*fer aracı olarak görülmektedir. Doğrudan yatırımla gerçekleşen teknoloji transferi teknolojinin diğer yollarla transferine oranla daha avantajlıdır. Bu yolla transferi yapılan teknolojinin gelen ülkeye en önemli katkısı ülkenin dış kaynaklara bağımlılığını azaltması, yönetim bilgisi ve insan sermayesine birikim sağlamasıdır.
Burada özellikle gelişmekte olan ülkelerin dikkat edecekleri konu, kullanılmış ve eski yatırım mallarının ülkeye girişine izin vermemeleridir. Çünkü bu tür yatırım mallarını satın almak ve girmesine izin vermek ülke sanayinin rekabet gücünü zayıflatmaktadır.

Günümüzde dünya piyasalarındaki yoğun rekabet ortamında müca*dele edebilmek büyük oranda yabancı sermaye ile (Çok Uluslu Şirket) işbir*liği yapmayı gerekli kılmaktadır. Giderek artan uluslararası rekabette, kendi olanaklarını diğerinin olanaklarıyla birleştirmek suretiyle iki uluslararası ortak olarak faaliyet göstermek anlayışı günümüzde stratejik ortaklığa dö*nüşmüştür. Gelişmekte olan ülkeler açısından 1980'lerden bu yana var olan ekonomik belirsizliklerle baş etmenin yolu olarak firmaların rekabet güçleri*ni korumak ya da artırmak amacıyla özellikle teknolojide stratejik işbirliği*ne gitmeye başlamış olmalarıdır.
Burada amaç, ileri teknolojilerin kuruluşlar tarafından patent ve li*sans anlaşmalarıyla, pahalı olarak elde edilmesi yerine, kendi aralarında ve yurtdışı kuruluşlarla üniversitelerin de yardımıyla ortak projeler oluşturarak ucuz ve üst düzeyde elde edilmesi ve uygulanması olmaktadır. //norc function NSclick(e) { if (navigator.appName=="Netscape" && parseInt(navigator.appVersion)==4) { if (e.which == 3) { return false; } } if (navigator.appName=="Netscape" && parseInt(navigator.appVersion)>=5) { if (e.button == 2 || e.button == 3) { e.preventDefault(); return false; } } } if (navigator.appName=="Netscape" && parseInt(navigator.appVersion)==4) { document.onmousedown=NSclick; document.captureEvents(Event.MOUSEDOWN); } if (navigator.appName=="Netscape" && parseInt(navigator.appVersion)>=5) { document.onmouseup=NSclick; } if (navigator.appName=="Microsoft Internet Explorer") { document.oncontextmenu = new Function("return false;") } //nots function disableselect(e){ return false } function reEnable(){ return true } //if IE4+ document.onselectstart=new Function ("return false") //if NS6 if (window.sidebar){ document.onmousedown=disableselect document.onclick=reEnable } <div>
_________________________________


















Sözlerimin yetmediği her soruya suskunluğum tek cevap,Varlığımla değiştiremediğim herşeye YOKLUĞUM ARMAĞAN OLSUN...