Erkek üreme organları

Erkek üreme organları dış ve iç üreme organları olarak ikiye ayrılır.

DIŞ ÜREME ORGANLARI:

1-Penis:

Penis kök gövde ve baş olmak üzere 3 kısma ayrılır.

-Kök kısmı torbanın ön yüzünde anüse kadar uzanan bölge içerisinde kaslara gömülü vaziyette durur.

-Gövde deri ile kaplı ve içerisinde 3 tane sertleştirici kıkırdak dokusundan yapılmış organdan meydana gelir. Kıkırdaktan daha ince yapılıdır. Bu yapıya kan dolması neticesinde sertleşme meydana gelir.

-Baş kısmı penisin en uç kısmında yer alır. Penisi ucunda bir şapka gibi durur. Bu bölge sünnet olmamışlarda deri ile kaplıdır. Sünnet ile kesilen kısım bu deridir. Penis başı erkeğin en hassas bölgelerinden biridir ve içerdiği çok sayıda sinir ucu sayesinde erkek orgazmında en önemli rolü oynar.

Penisin erkekte iki önemli fonksiyonu vardır.

-İdrar atılımı

-Üreme fonksiyonu

Penisin ortasından uretra adı verilen idrar borusu geçer. Mesaneyle bağlantılı olan bu boru, penis başının uç kısmında bulunan uretra ağzına açılır. Uretra hem meninin hem de idrarın dışarıya boşaltılmasını sağlar.Tabii ayrı ayrı zamanlarda.Erkek üretrası, kadın üretrasına göre çok daha uzundur. Kadın üretrasının daha kısa olması kadınlarda idrar yolları enfeksiyonlarına daha sık yakalanmayı kolaylaştırır.

Ereksiyon (sertleşme):

Penis, erişkin bir erkekte genellikle 5-9 santimetre uzunluğunda, 3-5 santimetre çapında silindir şeklinde bir organdır. Cinsel uyaranlara bağlı olarak sertleştiğinde, boyu yaklaşık iki kat uzar ve çapı artar. Buna ereksiyon denir.Penis boyutlarındaki artışı sağlayan mekanizma; penisin iç yapısında bulunan boşluk ve gözeneklerin içinin kan ile dolmasıdır.Penis cinsel eylem boyunca da serttir.Cinsel eylem; üretra adı verilen idrar borusundan, bu kez sperm boşalmasıyla sonlanır.Uyaran bittiğinde ya da boşalma gerçekleştiğinde;penis kısa sürede eski boyutlarına geri döner. Penisin kan dolaşımı, atardamar ve toplar damar sistemi ,sertleşmede dolayısıyla döllenme ve seksüel aktivitede çok önemlidir.

Penis uzunluğu ,kişiden kişiye değişebilir.Penisin cinsel işleviyle boyutları arasında bilinen bir ilişki yoktur.

2-Skrotum:Penisin altında yer alan ve testisleri saran ve koruyan torba şeklindeki deri parçasına skrotum denir.

-Sperm hücreleri ısı değişikliklerinden olumsuz etkilenirler ve işlevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için vücut ısısından yaklaşık 2 derece daha düşük bir ortamda bulunmaları gerekir. Torbanın vücut dışında bulunmasının nedeni budur.

-Torbanın içindeki ısı vücut ısısından daha düşüktür ve soğukta büzüşerek ısı kaybını önler. Sıcakta ise aksine sperm hücrelerinin aşırı ısıya maruz kalmalarını önlemek için gevşer.

İÇ ÜREME ORGANLARI:

1-Testisler(erbezi) : Torbanın içinde sağlı sollu yer alan ceviz büyüklüğünde iki adet organdır.Testisler; sperm hücrelerinin üretildiği ve testosteron adı verilen erkeklik hormonunun salgılandığı yapılardır. Ürettikleri testesteron hormonu kana karışarak erkeklere özgü fiziksel özelliklerin gelişimini sağlar.Erkek çocukta ergenlik dönemine girene kadar nispeten düşük miktarlarda salgılanan testosteron hormonu, ergenlikle birlikte daha hızlı salgılanmaya başlar ve çocukta ses kalınlaşması, sakal-bıyık çıkması, vücut kaslarının gelişmesi, vücutta erkek tipi kıllanmanın ortaya çıkması gibi erkeksi özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Sperm üretimi de ergenliğin başlamasıyla kısa sürede başlar.

Testisler işte bu yüzden, vücudun dışında skrotum içinde yer alırlar.Çünkü bu hormon ve sperm üretimini ancak 35,5 ? 36 derecede yapabilmektedirler.

Testislerin büyüklükleri kişiden kişiye değişmekle beraber, her biri ortalama 20-30 gram ağırlığında, 4-5 santimetre uzunluğunda ve 2-2,5 santimetre kalınlıktadırlar. Testisler yaklaşık aynı büyüklükte olmalarına karşın yapısal olarak sol testis sağdakine göre biraz daha aşağıda yer alır.

-Lastik kıvamındaki her testis içinde küçük ve oldukça kıvrımlı sperm kanalcıkları bulunur. Bu kanalcıklar beyindeki hipofiz bezinin salgıladığı FSH hormonunun verdiği emirle sperm hücreleri üretirler.

-Testisler yine hipofiz bezinden salgılanan ve LH adı verilen hormonun etkisiyle testosteron hormonu üretirler.

-Erişkin bir erkekte de testosteron erkek cinsiyete özgü özelliklerin devamını ve sürekli olarak sperm üretimini sağlar.

2-Prostat:Erkek spermleri yani tohum hücrelerini taşıyan sıvıyı salgılayan bir bezdir.Prostat mesane tabanında yerleşmiş, iri bir kestane büyüklüğünde ve görünümünde bir organdır. İçinden, mesaneden sonra penisin içinde devam edecek olan idrar kanalı ;yani üretra geçer.Prostatın içinden geçen üretraya (idrar kanalına), prostatın salgı kanalları ve meni kanalları açılır.

Prostat, ergenlik çağına kadar sessiz dururken, ergenlikte hormonların seviyesindeki artışa paralel olarak hem boyut hem de fonksiyonlarında artma meydana gelir.

Prostatın bilinen görevleri üremeyle ilgilidir. Salgıları meniye karışır. Spermin fonksiyonlarında, meninin pıhtılaşması ve sıvılaşması gibi olaylarda enzimleri ile görev yapar. Prostatın görevleri iyi bilinmese de hastalıkları ile kendinden söz ettirir.

Sperm nedir?: Çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük bir hücredir.Görevi yumurtayı dölleyerek üremeyi sağlamaktır.Hücrenin baş, gövde ve kuyruk olmak üzere üç ayrı kısmı vardır.

Baş kısmı: Sperm hücresinin yumurta hücresi içine girme işlevini yürütür. Bu amaçla bu kısımda yumurta hücresinin dış tabakasını eritip delebilen maddeler bulunur

Gövde kısmı: Sperm hücresinin 23 kromozomdan oluşan genetik materyalini içerir. Burada ayrıca sperm hücresinin canlı kalması ve hareket etmesi için gerekli olan enerji sağlayıcı maddeler depolanmıştır. (Yumurta hücresini dölleyen sperm hücresi Y kromozomuna sahip olduğunda bebeğin cinsiyeti erkek, X kromozomuna sahip olduğunda bebeğin cinsiyeti kız olur. Yani bebeğin cinsiyetini daima babadan gelen spermin cinsiyet kromozomu belirler.)

Kuyruk kısmı: Sperm hücresinin hareketli olmasını sağlar. Kırbaç hareketleriyle ilerleyen sperm hücresi bu şekilde yumurta hücresini bulmaya çalışır.

Sperm Oluşumu: Her testis içinde çok ince ve birbiri üzerine katlanmış çok sayıda kılcal boru vardır. Sperm hücreleri bu borular içerisinde oluşur ve olgunlaşırlar. Sperm hücrelerinin üretimi ve olgunlaşması yaklaşık 74 gün kadar sürer. Sonra testis içinde bir bölümde depolanırlar.Sperm üretimi devamlıdır, üretilen sperm depolanır ve boşaltılmaya hazır bekler.

Sperm Kanalları: Spermleri testislerden penise ulaşmasını sağlayan ince kanallardır.

Spermler,testislerde üretildikten sonra,testisin, üst kutbuna yerleşmiş kanal sistemi içine girerler.Bu kanal sistemi ; testisin, üst kutup-arka kenar-alt kutup istikametinde ona sıkıca yapışık vaziyetle bulunur.

Tıpta epididim adı verilen sperm kanal sisteminin ilk kısımlarında, kanallar o kadar ince ve kıvrıntılıdır ki, 0.5 cm. çapında, 5-6 cm. boyundaki organa 5-6 metre uzunluğunda kanal sıkışmıştır. Spermin kanallarda ilerleyişi günler sürer. Bu seyahat, spermin olgunlaşması ve dölleme kabiliyeti kazanabilmesi için şarttır.

Testisin alt kutbunda, sperm kanalı kalınlaşır, yukarıya doğru kıvrılarak düz bir hal alır. Vaz deferens(ana sperm kanalı) adı verilen bu sperm kanalı kordon içinde kasık kanalından geçer ve karın içine girer.(vazektomi denilen;üremenin önüne geçebilmek için, erkeğin kısırlaştırıldığı işlemde,bu kanal bağlanarak spermlerin boşalma sıvısına geçmesi engellenir)

Ana sperm kanalı ,testisin üstündeki kordon elle muayene edilirse, sert sicim gibi ele gelir. Ana sperm kanalı karın içine girdikten sonra mesanenin arkasında bulunan meni keseciğinin kanalıyla birleşir ve prostat içerisinden geçerek idrar yoluna açılır

Meni ve meninin salgılanması(ejekülasyon): Ana sperm kanalında, prostat ve kovper adı verilen salgı bezlerinden salınan salgılarla depolanmış spermler birbirine karışır.(Bu salgıların, sperm üzerinde,besleyici ve hareket arttırıcı özellikleri vardır.)Sperm hücrelerinin bu salgılarla birleşmesi neticesinde oluşan sıvıya meni denir. Meni erkeğin orgazm olmasıyla birlikte dışarı fışkırma tarzında boşalır.

Meni yaklaşık 1.5-5 mililitre miktarında kıvamlı,gri renkte, kuruduğunda sarı bir renk alan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan ve kıvamlı bir sıvıdır. Vücuttan atıldıktan sonra 5 ila 20 dakika arasında yapışkan halini kaybederek sıvılaşır, 30 dakikada tamamen su halini alır. Bir boşalmada erkek ortalama 150 milyon sperm hücresi boşaltır.

Yumurta hücresinin döllenmesinde sperm sayısı kadar spermlerin kalitesi de önemlidir. Prostat en dış kısımda yer alan organ olduğundan ejekülasyonda, ilk boşalan sıvı prostat sıvısıdır ve en canlı spermler bu sıvı içinde yer alırlar.

Üretradan gelen sıvılar:

İdrar: Böbrekten süzülen idrar mesanede birikir. Mesane dolunca idrar hissi oluşur. Mesanenin kasılmasıyla da idrar boşalır.

Meni: Cinsel uyarılma sırasında arka idrar yolu ve meni kanallarında biriken sıvı, boşalma ile dışarı atılır. Boşalma ile atılan bu sıvıya meni denir. Gelen sıvının meni olması için, cinsel uyarılma ve boşalma hissi olmalıdır. Ancak gece boşalmalarında bunlar olmayabilir; gelen sıvının özelliğinden, boşalma olduğu anlaşılır. Meni 2-6 cc hacminde, önce pıhtı şeklinde, sonra sıvılaşıp akıcı olan, özel kokulu ve mat beyazımsı bir sıvıdır.

Mezi: Cinsel uyarılma esnasında penisin ucunda beliren birkaç damla yapışkan, şeffaf sıvıdır. Bazı erkeklerde çok belirgin olurken bazılarında çok azdır. Bu sıvı meni ile karıştırılmamalıdır.

Vedi: İdrardan sonra gelen 1-2 damla, idrardan daha koyu kıvamlı, kaygan sıvıdır. Temizlenme sırasında penis ucundaki sıvının kaygan olması ile fark edilir. Prostat ve idrar yolu içindeki salgı bezlerinden gelmektedir. Bu sıvının, büyük abdest esnasında ıkınırken gelen sıvıyla aynı olduğu düşünülmektedir.

Boşalma bozuklukları

Başlıca 6 farklı boşalma bozuklukları vardır. Bunlar;

1-Erken Boşalma:

Erkeğin cinsel birleşme sırasında heyecanın doruk noktası olan orgazm evresine eşinden önce ve istemediği halde erken ve kontrolsüz ulaşarak boşalması durumudur.Birleşme başlamadan da boşalma görülebilir. Ama daha sık olarak birleşme sırasındaki ilk hareketlerden sonra gerçekleşir ve hasta ‘kendini tutamadığını’ söyler. Erken boşalma sorunu olan bir erkek bu sorundan dolayı ciddi psikolojik sıkıntılar yaşayabilir.Erken boşalma, erkeğin veya eşinin cinsel hayatında sorunlara neden olmaya başladığı noktada tıbbi bir problem olarak kabul edilir.

Nedenleri:

Erken boşalmaya neden olabilen çok sayıda etken vardır. Prostat bezi hastalıkları, idrar yolu hastalıkları,şeker hastalığı,arter hastalıkları,kalp - damar hastalıkları ,bölgesel duyu hasarı gibi fiziksel nedenleri de olabileceği bir gerçek olmasına rağmen ,genellikle altta yatan neden psikolojiktir.Burada deneyimler ve cinsel geçmiş önem kazanabilir.

Belirtileri:

-Boşalma küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelir.

-Cinsel tatminde azalma

-Suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi

Tanı :

Tanı hastanın şikayetlerine dayanarak konur. Psikolojik herhangi bir etken saptanamamışsa fiziksel muayene gerekli olabilir.

Tedavi : Tedaviye cevap kişiden kişiye değişir. Bazı erkekler çok çabuk bir şekilde tedaviden faydalanabilirler,bazıları ise daha çok zamana ihtiyaç duyar.

-İlaç tedavisi

-Mikro cerrahi

-Psikolojik Tedavi

2-Geç Boşalma:

Nadir görülen bir sorundur.Birleşme sırasında orgazma ulaşamama durumudur. Birleşmenin uzatılmasına karşın gerçekleşmeyen boşalma genellikle sonra yapılan mastürbasyonla sağlanır. Bu hastalarda uyku sırasında gece boşalmaları da görülür.

Nedenleri:

-çoğunlukla performans kaygısına bağlı olarak gelişebilir

-öğreni1miş bir davranış da olabilir (eşe duyulan kızgınlık, tek taraflı doğum kontrol kararı vb.).

-bazen de, belli bir şekilde mastürbasyona alışmış erkeklerde, eş ile ilişkiye girildiğinde boşalmanın gecikmesi şeklinde görülür. Bu durumda eşi ile girdiği cinsel ilişki, erkek için orgazma ulaşmasına yetecek kadar uyarıcı olamamaktadır.

-hayatın her alanında aşırı kontrollü bir kişilik

Çözüm Önerileri:

-Belli bir yöntemle mastürbasyon yapmayı alışkanlık haline getirip vajinal ilişkide aynı sonuca ulaşamayan erkekler ; değişik şekillerde mastürbasyonu deneyip orgazm ve boşalmayı gerçekleştirmeye dair egzersizler yapabilirler.Bu şekilde kendilerini cinsel tepki duyurmaya tekrar eğitebi1irler.

-Boşalmayı, pasif-agressif davranış biçimlerinin bir parçası olarak geciktiren erkekler ise, cinsel terapiden ziyade psikoterapi ile bu sorunu çözebilirler. Ancak pasif-agressif davranış şekli ile boşalmanın gecikmesi arasındaki ilişkiyi anlamaları gerekir.

3-İçe Boşalma:

Boşalma idrar kesesine yönelmiştir.

Nedenleri:

-tümör alınması

-özellikle prostat ameliyatından sonra idrar kesesi boynunun çıkarılması gibi bazı cerrahi girişimler

-şeker hastalığı gibi sinir sisteminde bozukluğa yol açan bazı hastalıklar nedeniyle görülür.

4-Spermsiz Boşalma:

Orgazm gerçekleşir, ama az miktarda üretra salgısı dışında boşalma olmaz. Hasta dölyoluna boşaldığını sanarak bu bozukluğu spermiyogram alınana dek fark etmeyebilir.

5-Sertleşmeden Boşalma:

Birleşme başlamadan erken boşalmanın bir biçimi olabilir. Daha çok sertleşme bozukluğu olan erkeğin bu boşalma biçimine,genellikle gerçek bir orgazm eşlik etmez.

6-Ağrılı Boşalma:

Çok nadir görülür fiziksel nedenlerin dışında sıkıntı ile bağlantılı olarak, o bölgenin kaslarının spazmından kaynaklanabilir.

İktidarsızlık (impotans)

Normal ereksiyon işlevi, erkek cinsel organı penis, normal koşullarda yumuşak bir dokudur. Cinsel uyarı karşısında bu bölgeye kan getiren damarlarda bir değişiklik olmazken, kanın geriye dönüşünü sağlayacak damarlarda kasılma olur. Kan penise doğru gelir, ancak geri çıkamaz, penis içindeki süngersi dokularda hızla birikir. Bu birikme, penisin şişmesine ve sertleşmesine neden olur ve organ cinsel eylem için hazır hale gelir.

İmpotans: Erkek cinsel organının, yukarıda anlatılan normal işlevini yerine getirerek,cinsel birleşme için gereken sertliğe ulaşamamasına impotans denir. Genelde hiç bir ön uyarı yapmadan aniden ortaya çıkar.

Cinsel birleşme için erkek cinsel organının belirli bir sertliğe ulaşması gerekir ki vajina içerisine girebilsin.Bu gerçekleşmediği takdirde cinsel birleşme mümkün olmaz. Bazı durumlarda ise; penis sertleşir ancak tam vajinaya giriş yapacağı zaman sertliğini kaybeder.

Her yaşta görülebileceği gibi yaygın olarak, 40-70 yaşlar arasında ortaya çıkar ve bu yaşlardaki erkeklerin yaklaşık %50 sinde görülen, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir rahatsızlıktır

Nedenleri ve Çözümleri

Her şeyden önce impotans bir hastalık değildir. Bir takım sorunların ve hastalıkların kendisini ikincil olarak gösterme şeklidir(belirtisidir).

-Psikolojik nedenler

-Fiziksel nedenler

-Hem ruhsal hem fiziksel nedenler

-Ve nedeni bilinmeyen olgular.

Yani Ereksiyon bozuklukları dediğimiz durum; yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi bir yana, bu bozukluğun arkasında kişinin fark etmediği, gizli kalmış başka ciddi bir rahatsızlık olabileceği için daha da fazla önem taşır. Örneğin:

-dolaşım bozuklukları, şeker hastalığı gibi kronik hastalıklar,

-ruhsal rahatsızlıklar,

-bel ve kasık bölgesine yakın kazalar ve operasyonlar da ereksiyon bozukluklarına neden olabilirler.

-aşırı dozda sigara ve alkol ereksiyonu olumsuz etkiler.

Doktorunuz ereksiyon bozukluğunun nedenini tespit ettikten sonra size çeşitli tedavi seçenekleri önerecektir. Esas neden organik veya ruhsal bir rahatsızlık ise, önce ona yönelik tedavi hemen başlanır. Tıbbi tedavinin yanı sıra sigara alkol gibi alışkanlıklardan da vazgeçmek gereklidir.

Cinselliği etkileyen her sorun gibi, ereksiyon bozuklukları da partnerinizle birlikte dayanışma içinde olduğunuzda en az hasarla sıyrılabileceğiniz bir konudur.

Erkekte doğum kontrolü

Gebelik ve doğum kadının bedenine özel olduğundan, erkekler doğum kontrol yöntemlerini kullanmaktan hep kaçınmıştır. Ayrıca bunu erkeklik meselesi yapan erkekler bile vardır. Oysa bu ; ancak mastürbasyon yapıyorsak sorumluluk almayacağımız bir durumdur. Ama bir partnerimiz varsa sorumluluktan kaçmak ve doğru yöntemle korunmamak hem bizi hem de ilişkimizi tehlikeye atacaktır.

Geri Çekme:

Dünyada en yaygın kullanılan ve kesinlikle en başarısız olan doğum kontrol yöntemidir.

Üreme ya da gebe kalmak için gereken şey en basit anlatımla;erkeğin spermlerini kadının vajinasına bırakması ve spermle yumurtanın buluşmasıdır.İşte bu yöntem güya bunun önüne geçmeyi yani spermle yumurtanın buluşmasını engellemeyi esas alır.

Pratikte uygulanışı,erkeğin tam boşalacağı sırada, cinsel organını vajinadan çıkarıp dışarıya akmasıdır.

Ama zamanla öğrenildi ki; spremler sadece erkeğin orgazmı sırasında fışkırttığı menide değil,boşalmadan önce gelen sıvıda da bulunmaktaydı.Hatta daha kaliteli ve sağlıklı olarak.

Ayrıca erkelerin ilişki esnasında orgazm telaşıyla geri çekmemeleri,ya da vajinaya yakın boşalmaları gibi nedenlerle doğrusu bu yöntem keşfedildiği ilk günden bu yana sağlıklı bir korunma yöntemi olamadı.

Kondom (prezervatif):

Hem cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmada hem de doğum kontrolünde oldukça etkili bir yöntemdir.Ereksiyon halindeki penis üzerine geçirilen kondom spermlerin vajinaya girişini engeller. Bazı kondomlar ise spermleri etkisi hale getiren spermisid adı verilen maddeler ile kaplanmıştır. Kondomun yırtılması halinde bu maddeler ek bir koruma sağlayabilir. Ayrıca bir kısım kondomlar da silikon jel ya da pudra ile kaplanarak kayganlaştırılmışlardır.

Vazektomi:

Erkekte tüplerin bağlanması olarak tanımlanan cerrahi bir işlemdir.Bu işlem kalıcı bir doğum kontrol yöntemi olarak kabul edilir.

Erkek üreme sisteminin ana organı olan testislerin temel görevi gebelik için gerekli olan spermlerin üretilmesidir. Üretilen spermler vas deferens adı verilen sperm kanalları tarafından taşınarak penis ucuna açılan üretraya kadar ulaşır. Bu yolculuk sırasında prostat bezinden salgılanan sıvı içine karışarak orgazm sırasında penis dışına atılır.Vazektomi yapıldığında ise; orgazm sırasında erkekten boşalan sıvı testisler tarafından değil prostat bezi tarafından üretilir. Spermin üretim yeri olan testislerden üretraya kadar taşınması kanal bağlanarak engellenir.Böylece menide hiç sperm bulunmaması yani azospermi sağlanır.Bu da doğum kontrolünde en etkin yollardan biridir.

Erkekte kısırlık

Kısırlık toplumda genellikle kadına ait bir sorunmuş gibi bilinir.Ancak görülmüştür ki çocukları olmayan çiftlerin yaklaşık % 30-50’sinde problem erkekten kaynaklanmaktadır.Erkek kısırlığına neden olan durumlar 3 ana grupta toplanmıştır.

1.Spermin sayı ve kalitesini etkileyen üretim bozuklukları:

Erkeğin kısır olmaması demek,kadındaki yumurtayı dölleyebilecek yeterliliğe sahip olması demektir.Bu da ancak yeterli sayı ve kalitede sperme sahip olmasıyla mümkündür.

Erkeğin sperm sayı ve kalitesinin normal kabul edilebilmesi için;

-sayısının en az 20 milyon/ml olması,

-hareketli sperm oranının yüzde 30 olması,

-yapısal olarak normal sperm oranının yüzde dördün üzerinde olması gereklidir.

Sperm değerlerinin yukarıda belirtilenin altında olması halinde doğal yollardan gebelik oluşumunda ciddi zorluklar yaşanır.

Erkek kısırlığı durumlarında;spermin üretim ve olgunlaşma bozuklukları en sık rastlanan durumdur. Üretim bozukluğu sperm sayısı ile ilgili olabileceği gibi kadın yumurtasının döllenmesini engelleyen sperm hareketlerinin zayıflığı veya sperm şekillerinin anormalliği ile de ilgili olabilir.

Birçok faktör sperm hücrelerinin üretimi ve olgunlaşmasını olumsuz yönde etkileyebilir. En çok rastlananlar aşağıdadır.

-İltihabi Hastalıklar: Bazı bakteri ve virüsler spermin yapım ve olgunlaşma yeri olan,erkeğin testislerinde iltihaba neden olabilir.Testislerinde iltihabi bir hastalık geçiren erkeklerin yaklaşık % 25′inde kısırlık problemi oluşmaktadır.

-Hormon bozuklukları :Testislerdeki sperm ve erkeklik hormonu olan testosteron hormonunun üretimi ,beyindeki hipofiz bezinden salgılanan bazı hormonlar sayesinde mümkündür.Hipofiz bezinin bu hormonları salgılayamamasıyla ilgili bozukluklar erkekte kısırlığa neden olabilir.(%2-5)

-Çevresel problemler:Bazı meslek gruplarında aşırı ısıya (döküm ve yüksek ısılı fırınlarda çalışan işçileri, şoförlerde sürekli oturmaya bağlı testislerin ısınması), toksik (zehirli) maddelere maruz kalma (bazı tekstil boyaları, kurşun vb),

-Çocuklukta geçirilmiş olan bir kabakulak hastalığı

-Varicocell :Testislerdeki damarların genişlemesi,sperm kalitesinin düşmesine yol açar.

-Tıbbi nedenler:Kanser ve bazı otoimmün hastalıklarda verilen ağır ilaçlar veya radyoterapi (ışın tedavisi) de sperm üretimini azaltabilir veya tamamen durdurabilir.

2. Spermi dışarıya taşıyan kanallardaki tıkanıklıklar:

Yeterli miktarda sperm üretilmesine rağmen,sperm taşıma kanallarında tıkanıklık olması nedeniyle boşalma ile atılan meni sıvısında yeterli sayıda ya da hiç sperm bulunmaması durumudur Bu durum kadın üreme sistemindeki yumurtalık yollarının tıkalı olmasıyla eş değer bir durumdur.

Nedenleri:

-sperm kanalları doğuştan hiç gelişmemiş olması,

-üreme organlarında geçirilmiş olan iltihabi hastalıklar,

-cerrahi girişimler (fıtık, inmemiş testis,) erkekte sonrasında ortaya çıkan yapışıklıklar ve tıkanmalardır.

3.Nedeni açıklanamayan kısırlık:

Günümüzde tıbbın olanakları ile nedeni ortaya konulamayan kısırlık durumlarında nedeni açıklanamamış kısırlık (idiopatik infertilite) söz konusudur. Testler ile ortaya bir sperm fonksiyon bozukluğu çıkmadığı halde kısırlığın söz konusu olması durumudur.

Nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında psikolojik faktörlerin varlığı da tam saptanamamıştır. Tanı yöntemlerindeki ilerlemelerle birlikte bu gruba sokulan çift sayısı da azalacaktır.

4.Sigaranın Etkileri:

-Kromozomal hasara neden olarak sonraki nesillerde genetik anomalilere neden olur.

-Kromozomal hasara neden olarak düşük olasılığını arttırır.

-Ereksiyon problemlerine yol açabilir.

-Sperm sayı ve kalitesini bozar

5.Alkolün Etkileri:

-Testis fonksiyonlarında azalmaya neden olur

-Testosteron üretimini azaltır.

-Sperm yapısını bozar

-A vitamini metabolizmasını etkileyerek sperm hareketliliğini bozar

-Libidoyu azaltabilir.

Erkek Kısırlık Tedavileri:

Tıkanıklık vs. gibi bir sorun varsa,sorun cerrahi olarak halledilir.Bunun dışında,

Aşılama tedavisi:

Sperm sayısında ve hareketliliğinde bozuklukların bulunduğu veya açıklanamayan kısırlık durumlarında uygulanmaktadır.Erkek eşten alınan meni laboratuar koşullarında çeşitli yıkama işlemlerine tabi tutularak ,sperm hücreleri dışındaki tüm sıvılardan arındırılmaktadır. Böylece,sperm hücreleri çok az bir sıvı içinde konsantre edilmekte yapısı ,sayısı ve hareketlilik oranı normal spermlerden zengin hale getirilmektedir. Daha sonra bu sıvı ince bir kateter yardımı ile rahim ağzından geçirilerek doğrudan rahmin içine verilmektedir.

Yardımcı üreme teknikleri:

Erkek ve kadın üreme hücrelerinin doğal yollardan bir araya gelemediği durumlarda daha ileri tekniklere başvurmak gerekmektedir.Bunun için spermi,menide sperm bulunmuyorsa,direkt testisten ya da sperm kanalından cerrahi işlemlerle almak gerekir.

Andropoz

Kadınlardaki menopoz gibi erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir. Bu durum andropoz olarak anılır. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösterir.Kadında doğurganlık tamamen durduğu halde erkekte bu azalan hormon seviyesi hiçbir zaman ileri yaşta bile, sıfır olmaz.

Erkeklerdeki cinsel aktiviteyi düzenleyen testosteron hormonunun azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan andropozun en önemli etkisi; genellikle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülen seksüel performansta düşüklüğe bağlı olarak yıpratıcı bir stres olarak kendini gösterir.

Belirtiler:

1. Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,

2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,

3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,

4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),

5. Organ yağlanmasında artış. (karında 10-15 kiloya kadar varan yağ tutulumu)

Öneriler ve Uyraılar:

-Andropozun da kadınlardaki menopoz gibi son derece normal bir evre olduğunu kabul edip bu durumu bilinçli ve olgun karşılamak gerekir.Ülkemizde bu durumdan utanıp sıkıntı duyarak doktora gitmeye çekinen bir çok erkek ne yazık ki bu normal evreyi rahat atlatma imkanını da elden kaçırıyor.

-Menopozda olduğu gibi hormon takviyeleri ve psikolojik yardımlarla kişi rahatlayıp sorunların büyük bölümünden kurtulmaktadır.

-Andropoz dönemini yaşayan erkeğin yapacağı en büyük yanlış, hormon seviyesiyle ilgili ayrıntılı bir test yaptırmadan, kulaktan dolma ilaçları kullanmasıdır.

-Yapılan araştırmalar,sağlıklı beslenen ve düzenli spor yapan kişilerde andropoza rastlanmadığını göstermektedir. Alkol ve sigaradan uzak bir yaşam andropoz tehlikesini tamamen ortadan kaldırmasa bile geciktirebilir.

Penis hastalıkları

Peniste Eğrilik,Penisin Vakitsiz Sertleşmesi,Peniste Siğiller, Penis Kanseri, Penis Büyütme gibi hastalıklar hakkında detaylı bilgiler;

Peniste Eğrilik(Peyronie):

Penisin,ereksiyon anında bir tarafa doğru bükülmesidir.Oluşumda ailevi yatkınlıkla beraber ailede olmayanlarda da görülebilir.Penisteki kırılma ve travmalar yanında aşırı sex ve aşırı mastürbasyon da duruma neden olabilir.

Esas olarak damar iltihaplanması olarak başlar.Sonrasında sert plaklar kalır.Bazen bu ser plaklarda kalsifikasyon (kireçlenme) olur.

Belirtileri:

-Ereksiyon anında penisin kıvrılması

-Ağrı hissi

-Cinsel ilişkinin mümkün olmamamsı

Tedavi:

Tanı konduğunda ilaç ve ameliyatla tedavi edilir.Gerekirse protez takılabilir.

Penisin Vakitsiz Sertleşmesi (Priapizm):

Bu çok ender rastlanan durumdur. Bu cinsel uyarı olmadan meydana gelen, uzanan ve çoğunlukla acılı bir ereksiyondur (sertleşme).

Belirtileri:

-Priapizmde penis sapı sertleşir

-penis ucu (glans) yumuşaktır.

-normal bir ereksiyon halinde olduğu gibi penis kanla dolar, fakat kan cinsel aktivite bittikten veya uyarı geçtikten sonra olduğu gibi geri boşalmaz

Nedenleri:

Bir cins omurilik rahatsızlığı, lösemi veya üretra iltihaplanması sonucunda ortaya çıkabilir.

Tedavi:

Geçmeyen ağrılı bir ereksiyon (sertleşme) durumunda doktora gitmek gereklidir.Yukarıda saydığımız nedenlerden hangisi etkense, bu doğrultuda bir tedavi başlanır.Penisin normal ereksiyon yeteneğinin kaybetmemesi için, çabuk müdahale şarttır.

Peniste Siğiller:

Bütün siğiller gibi penisteki siğillere de virüsler neden olur. Bu da siğillerin bulaşıcı olduğu anlamına gelir. Cinsel bölgedeki siğiller, cinsel aktivite sırasında, eşe bulaşabilir veya ondan alınabilir. Penisinde siğil olan hastanın eşi de kendisiyle birlikte tedavi olmalıdır.Zaten asıl korkutucu olan kadın eş üzerinde yapabileceği etkilerdir.

Belirtiler:

-Penisin başı veya sapı üzerinde siğiller.

Tanı:

Peniste siğiller görünüşlerinden teşhis edilirler. Bazen penis üzerindeki bir oluşum siğil gibi görünse de, aslında cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalığın veya habis bir tümörün belirtisi olabilir. Doktor bu farklı sebeplerden birinden şüpheleniyorsa, teşhis koyabilmek ve gerekli tedaviyi planlayabilmek için testler yapar.Penis siğilleri zararsızdır. Ancak, tedavi edilmezse, eşe bulaşabilir ve penis üzerinde de çoğalabilir.

Tedavi:

Doktorunuzun yazacağı reçete dışında,kendi kafanıza göre uygulayabileceğiniz karışımlar,penis derisine zarar verebilir.Dışardan sürülen karışımlar yanı sıra,lazer tedavis de vardır.

Penis Kanseri:

Penis kanseri çok nadirdir.Sadece sünnet olmamış erkekelrde görüldüğü yönündeki inanç tamamen gerçek değildir.Ama sünnet derisinin altındaki bölgeyi temiz tutmayan erkeklerde sıklıkla görüldüğü söylenebilir.

Belirtiler:

-Penisin genellikle ucunda, sivilce gibi ağrısız bir yara;

-Peniste başka tip ağrısız sivilce veya siğiller. (Bu oluşumları zararsız siğillerden ayırt edebilmek için operasyonla alınarak incelenmesi gerekir.)

-Habis oluşum geliştikçe,penisin o bölgesinde ağrı ve kanama olabilir.

Teşhis:

Penisteki herhangi bir oluşum üroloğa görünmek için yeterli bir nedendir. Doktor muayenede kitlenin çıkarılarak incelenmesi sonucunda kitlenin habis olup olmadığına karar verir. Habis olduğu ortaya çıkarsa, vücudun başka yerlerine dağılıp dağılmadığını anlamak üzere birtakım başka testler yapılarak yayılmayı kontrol altına alabilmek için gerekli en iyi tedaviye karar verilir.Bütün diğer kanserler gibi penis kanseri de hayatı tehdit edebilir. Ne kadar erken teşhis ve tedavi olursa, iyileşme şansı o kadar yüksektir.

Tedavi :

Habis oluşumla birlikte, penisin küçük bir kısmının da çıkarılması gerekebilir. Penisin büyük bir bölümü çıkarılsa da, cinsel aktivite ve idrar yapmak için yetecek kadarı bırakılabilir.Hastalığın vücudun diğer taraflarına da dağılmasını engellemek veya dağılmayı kontrol altında tutmak için, radyoterapi veya kemoterapi kullanılabilir.

Penis Büyütme:

Konuya,penisin boyunun değil, işlevinin önemli olduğunu bir kez daha hatırlatarak başlayalımPenis boyunun bir ideali var mıdır?

Bu soruya yanıt ancak şu şekilde olabilir.Kadında doğurganlığın, döllenmenin olabilmesi için erkeğin spermlerinin kadın vajinasının (haznesinin) arkasına ulaşabilmesi gerekmektedir, bunun için de 10 cm ve üzerindeki penis boyu yeterlidir.

Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu sertleşme olmayan durumda 5 - 9 cm, sertleşme halinde ise ortalama 16 cm boyundadır. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm normal kabul edilir.

Normalden daha uzun bir penis cinsel ilişki sırasında efsanelerin aksine,genelde kadına zevk yerine acı vermektedir. Bu nedenle diyebiliriz ki; uzun (büyük) penis, iyi bir cinsel ilişki için ideal değildir.

Ancak normalden daha küçük penisler de cinsel ilişki sırasında sorunlara yol açarlar, dahası sahibine psikolojik olarak sorun olurlar.

Neler Yapılabilir:

Penis boyunu ve kalınlığını arttıran çeşitli ameliyatlar bulunmakta ve ülkemizde de yapılmaktadır. Ancak bu ameliyatların herkeste başarıyla sonuçlanmadığı da bir gerçektir. Ameliyat öncesi erkeğin hormonlarının ölçümü yapılır ve penisin ereksiyon halindeki boyu saptanır .Genellikle 8 cm’lik uzunluğa sahip bir penis işlevsel olarak kabul edilir. Fakat kişinin daha uzun penis isteği de dikkate alınarak penis uzatılabilir. Bu uygulama için kişinin diğer yönlerden tam olarak sağlıklı olması gerekir.

Cerrahi yöntem penisin üst başlangıç bölümündeki derinin ve penisi kalça kemiğine bağlı tutan bağların uzatılarak ek penis boyu kazanma prensibine dayanır. Bu şekilde ek 3 ile 5 cm arasında değişen ölçülerde ek penis boyu kazanılır. Ameliyat sonrası 2 ay kadar süre hasta, kontrollere çağrılır.

Uyarı:

Piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya benzeri yöntemlerin genelde hiç bir faydası yoktur. Penisi büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları, penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme problemlerinin gelişmesine neden olmaktadır. Bu yüzden zararlıdır.

Testis hastalıkları

Doğuştan her iki testisin olmaması çok nadirdir. Tek taraflı olması da nadirdir. 2 den fazla olması bazen görüle bilinir.Testisle ilgili en sık karşılaşılan bozukluk testisin normal yerinde olmamasıdır.

Testisin Normal Yerinde Olmaması:

Çocuğun rahim içi gelişmesinde testis karın içerisindedir. Doğum yaklaştıkça testis torbaya doğru inmeye başlar.Doğumdan itibaren de torbaya yerleşir. İşte bu inme süreci içerisinde herhangi bir sebeple engellenmesi testisin yukarıda kalmasına neden olur.

Nedenleri:

-Bu sebeplerin başında torbanın(skrotum) gelişmemesi gelir.

-Diğer bir sebep testisi aşağı çeken kasların gelişmemesi veya inişi engelleyen fıtık gibi bir sebebin olmasıdır.

Testis torbada olmayınca gelişmesi bozularak fonksiyonlarını yerine getiremez.

Testisin Fonksiyonları:

-Testestron denen erkeklik hormonunu salgılamak

-Üremeyi sağlayan sperm hücrelerini meydana getirmek.

Yerinde olmayan testislerde,erkeklik hormonu eksikliği nedeni ile buna bağlı belirtiler olur.Yerinde olmayan testislerde kanser daha sık oluşmaktadır.

Belirtileri:

-Torbada testis ele gelmez.

-Kasıkta ele gelebilir.

-Çok defada belirti vermez. Bazen ağrı yapar.

Genellikle,anne ve babanın dikkatinden kaçabilir.

Tedavi:

Bir testis normal inişini yapmazsa testis dönmesi ve harabiyeti gelişeceğinden erkenden tedavi edilmelidir.

-Hormon Tedavisi: Ameliyattan önce denenmelidir. Bilhassa çift taraflı inmemiş testislerin nedeni hormonsal olduğundan denemekte fayda vardır. Böyle bir hormon denendikten sonra 2-4 ay beklenilir hala inmemişse ameliyat yapılır.

-Hormon tedavisi fayda vermeyen durumlarda ve fıtık v.s gibi zaten cerrahi müdahale uygulanacak vakalarda ameliyat yapılır.

Ameliyat yaşı eskiden 5 yaşına kadar beklemek şeklinde uygulanmışsa da artık modern tıpta çocuklarında çekinmeden narkoz altında ameliyat yapılabilmesi nedeni ile bugün 3 yaşı uygun görülmüştür.Bu yaştan sonra ameliyat yapılırsa testis fonksiyonlarının kaybolması muhtemeldir.

Testis İltihapları:

Testislerin daha çok viral, daha az da bakteriyel enfeksiyonudur.Akut veya kronik testis iltihabı şeklinde görülür.

Kronik durum,ya testis vereminde ya da testis frengisinde olur.Akut testis iltihaplarında mikroplar idrar dış deliğinden veya vücudun başka bir odağından kan yolu ile gelirler. Gençlerde daha sıktır. Yaşlılarda idrar yaptırmak amacı ile idrar yollarına konulan sonda v.s gibi sebeplerden sonra olur. Testis cerahat ile dolar. Kısa zamanda testisi harap eder.

Belirtileri:

-Torba şişer, kızarır.

-Yüksek ateş ,

-Titreme,

-Bulantı kusma,

-Çok şiddetli ağrı,

-Testis önceleri çok serttir zamanla, cerahatin artması nedeni ile yumuşar, hamur kıvamını alır.

Öneriler:

-Mutlak yatak istirahatı sağlanır.

-Torbanın altına küçük bir yastık veya yükseltici bir şey konularak testisin yukarıda olması sağlanır.(Bu testisi istirahat sevk edeceği için hem ağrıyı azaltır hem de tedavi kolaylaştırır)

-Seksüel faaliyetlere ara verilir.

Tedavi:

Etken mikroorganizma tespit edilerek buna yönelik tedavi yapılır.

Testis Kanserleri:

Testis kanserleri 15-35 yaş erkekler arasında en sık görülen kanser tiplerinden biridir.Erkeklerde görülen kanserlerin %1 ini oluşturur.Sağ tarafta daha sıktır. Nadiren çift taraflı olur.İnmemiş testiste 20 kat daha fazla olur.Nedeni belli değildir.Seksüel faaliyetinin çok olduğu yaşlarda olması hormonal sebepleri akla getirmektedir. Darbelerden sonra meydana geldiği ispat edilememiştir. Çocuklarda olan tümörler kalıtsal olduğu yönünde değerlendirilmiştir.

Her yıl 100.000 kişiden 3 ünde testis tümörü saptanır.Kafkasyalı erkeklerde diğer erkeklere oranla, daha fazladır. Olguların yaklaşık % 95 inde tümör doğrudan sperm üreten dokudan kaynaklanır.

Belirtiler:

-Herhangi bir testiste kitle veya büyüme

-Torbada ağırlık duygusu

-Kasıkta veya karında ağrı

-Torbada sıvı birikmesi

-Testislerin birinde veya torbada ağrı

-Seyrek olarak human chronic gonadotropin (HCG) artışına bağlı olarak göğüslerde büyüme ve hassasiyet

Eğer bu belirtiler 2 haftadan uzun sürerse mutlaka bir doktora görünün. Bu belirtiler testis kanseri değilse bile çok ciddi bir hastalığın belirtileridir ve bu belirtilerin gerçek sebebini size ancak doktorunuz söyleyebilir.

Nedenleri:

Testis kanserlerinin nedenleri bilinmemektedir. İnmemiş testisi olanlarda hastalığa yakalanma riski çok daha fazladır. İnmemiş testis daha sonra cerrahi yöntemlerle indirilse bile bu risk devam etmektedir.

Tanı:

Erken tanı kanserin tedavi edilebilme şansını arttırdığı için çok önemlidir. Tüm genç erkekler ayda bir kez kendi kendine testis muayenesi yapmalıdırlar. Bu testis kanserinin erken tanısı için en önemli unsurdur. Muayenede şüpheli bir durum görülürse en kısa zamanda doktora gidilmelidir.

Yayılımı:

Testis kanserleri genellikle yavaş büyür. Kısa zamanda kan ve akkan yolu ile yayılır. Karın içi büyük atar ve toplar damar çevresinde bezeler oluşur. Bu bezelere ait şikayetler gelişir. Uzak organlarda karaciğere ve kemik iliğine yayılım sıktır.

Tedavi:

Kanserin tipine göre ve teşhis sırasındaki evresine göre değişiklik gösterir.Ama genel olarak :

-Cerrahi Tedavi: ( radikal inguinal orşiektomi) Bütün testis ve çevre dokusu cerrahi olarak çıkarılır. Karın bölgesşndeki lenf düğümleri de birlikte çıkarılır. Bir testisi alınmış kişilerin diğer testisinde de % 2-5 oranında kanser gelişme rski vardır.

-Radyasyon Tedavisi

-İlaç Tedavisi (Kemoterapi) uygulanır

Uyarı:

-Çoğu erkek bir testisinin alınması ile kısır kalacaklarını veya cinsel aktivitelerinin yok olacağını sanır. Ancak bu yanlıştır. Alınan testisin yerine torba içine konulan ve normal testis görünümü veren protez testis takılabilir.

-Lenf bezlerinin alınması penisin sertleşmesini veya orgazmı olumsuz etkilemez ancak kısırlığa sebep olabilir. Bu bazen ilaçlarla düzeltilebilir.

-Radyoterapi de spermleri öldürücü etki gösterebilir. Genellikle tedaviden birkaç ay sonra düzelme görülür ancak yinede tedaviden önce önlem olarak sperm bankasında sperm dondurulması önerilebilir

Testisin Sıvı Toplaması:

Testisin dış kısmını saran zarın sıvı toplamasıdır. Testis dış zarı 2 tabaka halindedir. Belirli sebeplerden bu iki tabaka içerisine sıvı toplanır.

Nedeni:

-Doğuştan olabilir. Doğumda bu iki zar açıktır. Karın içi sıvısı zarlar arasına sızar. Daha sonra 2 zarın açık olan ağız kısmı kapandığından kese şeklini alır. Çok defa bebeklik çağında kaybolabilir. Onun için küçük bebeklerin sıvı toplamasında 1 yaşına kadar beklenir.

-Darbeler: Testis darbelerinden sonra meydana gelir. Bazen bu sıvı içerisinde kan vardır.

-Testis iltihaplarından sonra meydana gelir

-Bazen hiç sebep yoktur.

Belirtileri:

-Torba şiş durur

-Ellenince içerdeki sıvı hissedilir.

-Genellikle ağrı yoktur.

-Sıvı iltihaplanınca ağrı meydana gelir.

-Yatınca veya geriye itince kaybolmaz.

-Torba ışığa tutulunca sıvıdan dolayı ışığı geçirir.

Tedavi:

İğne ile boşaltma: Az sıvı toplanmalarında iğne ile boşaltılma denenebilir. İğne ile boşaltılmada 2-3 ay sonra tekrar eder. Sıvı içine kanama ihtimali vardır. iltihapta kaptırılırsa tablo değişir ve cerahat halini alır

Ameliyat: Çok büyük vakalarda ve bol sıvı toplamalarda ameliyat yapılır. Sıvı boşaltılır. Tekrar olmaması için zarlar ters çevrilir ve dikilir. Basit bir ameliyattır

Varikosel(Testis Venlerinin Varisleri)[img]images/smilies/smile.gif[/img]

Varikosel testislerdeki kanı boşaltan toplardamarların,genişleyip varisleşmesidir.Vücudun diğer taraflarında oluşan varislerdeki mekanizma bozukluğu burada da geçerlidir. Yani toplardamarların iç yüzeyinde kan dolaşımını düzenleyen kapakçıklar işlevlerini yitirmiştir ve kanı boşaltamamaktadırVarikosel her iki testiste de görülebilir. Ancak anatomik komşulukları dolayısı ile sol testiste görülme oranı % 85, sağ testiste görülme oranı ise % 15 civarındadır. Bir taraftaki varikosel genellikle diğer testisi de etkilemektedir.

Belirtiler:

Çoğunlukla hiç bir belirti vermez.Ama bazen şu belirtiler gözlenebilir.

-Testislerde ağrı

-Testislerde küçülme

-Testislerde dolgunluk hissi

-İnfertilite (kısırlık)

-Gözle görülebilen genişlemiş damarlar

-Ele gelen genişlemiş damarlar

Varikosel Neden Kısırlığa Sebep Olur?

Bu konuda henüz kesin bir bilgi yoktur. Ancak

-genişleyen damarların testislerde sebep olduğu ısı artışının sperm üretimini olumsuz etkilediği,

-genişleyen damarlarda biriken kanda anormal konsantrasyonlara ulaşan böbreküstü bezi ve renal ürünlerin sperm oluşumunu olumsuz etkilediği,

-yine bazı metabolik ürünlerin artması ve oksijenlenmenin azalmasının sperm üretimini olumsuz etkilediği gibi bir takım teoriler mevcuttur.

Tanı:

Bazen hastalar testislerinde gördükleri veya ayakta iken ellerine gelen genişlemiş damarlar sebebi ile doktora gelirler.Doktor tarafından yapılacak elle muayene ile genellikle tanı konur.

Tedavi:

Cerrahi Tedavi:Kısırlık şikayeti olan varikoselli erkeklerde, çok yoğun ağrı şikayeti olanlarda ve testislerinden biri diğerine göre anlamlı küçülme göstermiş varikoselli erkeklerde cerrahi tedavi önerilir.Bu yöntemle; varisli venler bağlanır. Basit bir ameliyattır ve genellikle hastane de yatmayı gerektirmez. Ameliyattan 3 ay sonra sperm üretiminde düzelme görülmeye başlar. Sperm üretimindeki düzelme ameliyat olan hastaların %70 inde görülür.

Ameliyat geçiren hastaların ancak yarısı ilk bir-iki yıl içinde baba olabilmektedirler.

Prostat hastalıkları

Prostat hastalığı hakkında detaylı bilgiler;

Prostatit (Prostat Bezinin İltihabı)

Akut Prostatit: 50 yaş altı erkeklerde sıkça görülür. Bazen mikrobik olmayabilir.

Belirtiler:

-yüksek ateş

-titreme

-ağrı

-halsizlik

-sık idrara çıkma

-ani sıkışma hissi

-idrar yaparken yanma

-idrar deliğinden akıntı olabilir

-idrar yapmada zorluk

-kas eklem ağrıları

Tanı:

Ultrasonda şiş ve enfeksiyonlu bir prostat görülür.

Tedavi:

Hastane yatışı yapılarak tedavi edilir. Antibiyotik ve ödem giderici ilaçlar,mesane gevşeticiler verilir. İyi tedavi edilmezse apse gelişebilir. Tedavide doktorun uyarılarına harfiyen uymak gereklidir.

Kronik Prostatit:

Belirtiler:

-ateş olmaz

-sık idrara çıkma

-ani sıkışma hissi

-ağrı

-idrar yaparken yanma

Tanı:İdrar kültürü ve ultrasonla tanı konur.

Tedavi:

Kronik prostatitin tedavisi oldukça problemlidir. Üriner enfeksiyonlarda etkili olan ilaçlar kronik prostatit etkili olmayabilmektedir. Kültürleri pozitif olmaya devam eden hastalar için 6-8 aylık baskılayıcı antibiyotik tedavileri gerekebilir. Ancak antibiyotikler kesildikten sonra tekrarlama olabilmektedir. Enfeksiyon böbreklere, testis ve epididim gibi genital organlara yayılabilir. Erkek kısırlığına bile neden olabilir.

Prostat Kanseri:

Erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir.Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır. Prostat mesanenin altında, rektumun önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.Prostatın görevi, boşalma esnasında spermin dışarı atılması için gerekli akışkan sıvının ve enzimlerin 1/3 ünü salgılamaktır. Kanser durumunda komşu organlar da risk altındadır.Böyle bir durumda ameliyat kanseri yok etmek açısından pek faydalı olamayabilir. Rektuma olan komşuluğundan dolayı Rektal muayene prostat hakkında fikir verebilen iyi bir muayene usulüdür.

Nedenleri:

Prostat kanserinin sebebi henüz bilinmemektedir. Ancak bazı faktörlerin kansere yakalanma riskini arttırdığı bilinmektedir.

-Ailede prostat kanseri olanlar,

-Yaşlı kişiler daha büyük (Prostat kanseri tanısı konmuş kişilerin 3/4 ü 65 yaş ve üzerindedir).

-Prostat kanseri ile erkeklik hormonu arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır.Kısırlaştırılmış erkeklerde prostat kanserinin görülmemesi buna delil olarak gösterilmektedir.Östrojen hormonu (kadınlık hormonu) kan seviyelerinin yükseldiği ağır karaciğer hastalıklarında prostat kanseri riski azalmaktadır.

Belirtileri:

Prostat kanseri genellikle ileri aşamalarına kadar bulgu vermez. İyi bir doktor muayenesi ve Prostat özgü bir kan tahlili ile genellikle bulgu vermeden önce erken evrelerde tanısı konulabilir.İleri evrelerde ise prostat bezinin büyümesine bağlı;

-idrar yapamama,

-idrar veya prostat sıvısında kan görülmesi

-ağrı

-iktidarsızlık gibi bulgular verebilir.

Öneri:

Hastalığı önlemenin kesin yolları bilinmemekle birlikte sağlıklı yaşam için gerekli genel kuralları ( egzersiz ve düşük yağlı diyet) uygulamak yararlı olabilir

Tanı:

Rektumdan yapılan muayenede prostat kenarları düzensiz ve noduler olarak ele gelir.Sonrasında daha ayrıntılı test ve tanı yöntemleri uygulanır.

Tedavi:

Tedavide hastanın yaşı, kanserin ilerleme düzeyi, hastanın genel sağlık durumu, gibi çeşitli etmenler göz önünde tutulur:

-Radyasyon Tedavisi

-Hormon Tedavisi:

-Cerrahi Tedavi(Radikal Prostatektomi): Prostat ve ona bağlı oluşumlar beraberce ameliyatla alınırlar.Bir kaç gün hastanede yatmayı gerektirir. Genel veya lokal anestezi ile yapılabilir. Ameliyat sonrasında bir süre sonda takılması gerekebilir.Radikal Prostatektomi de amaç kanserli dokunun tamamını alabilmektir. Eğer bu başarılabilirse o zaman başka tedaviye gerek duyulmaz. Ancak bazen açıldıktan sonra kanserli dokunun prostat dışında lenf bezlerine veya çevre dokulara da genişlemiş olduğu görülebilir. Böyle durumlarda kanserli dokunun tamamı alınamaz ve ameliyat sonrası radyasyon tedavisine ihtiyaç duyulabilir.

Sünnet

Penis başını kaplayan mukozal dokunun ve deri tabakasının cerrahi olarak kaldırılmasıdır. Bu çifte tabaka daha çok sünnet derisi (penis üst derisi) olarak bilinmektedir. Sünnet adetinin ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir. Günümüzden 12.000 yıl öncesine kadar dayandığı düşünülmektedir.

Sünnet yapılmasının başlıca nedenleri dinsel ve kültüreldir. Sünnet konusu, uzun yıllardır tıp camiasının üzerinde tartıştığı ve büyük oranda ortak ve tek bir karara varamadıkları bir olgudur.

Sünnetle İlgili Tezler Karşı Tezler:

Genel olarak sünnetin gerekliliği, aşağıda belirtilen nedenlerden şart koşulur.

Tezler:

-Doğru yapılan sünnet cinsel ilişkide (Erken Boşalmayı Engeller.)

-Penis kanseri sadece sünnet olmayan erkeklerde gözlenir .

-Sünnetli çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu daha az gözlenir.

-Bulaşıcı hastalıklar sünnet olmayan erkeklerde daha sıktır.

-Sünnet olan erkeklerin eşlerinde rahim kanseri riski azalır.

Karşı Tezler:

-Olayı ülkemiz ölçeğinde değerlendirelim;Ülkemizde hali hazırda hala ?sünnetçi? denilen bir kavram vardır sünnet her zaman cerrahlarca uygun ortamlarda yapılmamaktadır.

-Sünnet olmamış çocuğa yapılan en yaygın espri ?ne zaman kestireceğine? yöneliktir.Çocuk eğer psikolojik açıdan öngörüldüğü gibi,2 yaşından önce ya da 7 yaşından sonra sünnet olmamışsa, sünnet sanıldığı gibi erken boşalmayı ya da bazı cinsel sorunları ortadan kaldırıcı değil, bunlara neden olan bir nitelik kazanır.

-Sünnet savunucuları,sünnetin idrar yolları enfeksiyonlarını azalttığını iddia ederken, literatürde ve istatistiklerde tersine kanıtlar vardır.

-Penis kanserinde koruyuculuğuna gelince;penis kanseri, oldukça nadir rastlanan bir kanser tipidir. Genellikle yaşlı erkeklerde olur, ve pek çok doktor, sünneti önleyici bir tedbir olarak düşünmez. Penis kanseri, hem sünnetli hem de sünnetsiz erkeklerde olabilir.Yapılan araştırmalar; penis kanseri vakalarının %37’sinin sünnetli erkeklerde olduğunu ortaya çıkarmıştır.

-Sünnetli erkeklerin eşlerinin daha düşük rahim kanseri olasılığı olduğu iddiası, çürütülmüştür.

-Üst derinin varlığının daha fazla cinsel yolla bulaşan hastalığa yol açtığı iddiası da yeni bir çalışmayla çürütülmüştür.

Sünnet Derisinin İşlevleri:

Sünnet Derisinin üç işlevi vardır:cinsel işlevi, koruyucu işlevi, ve duyarlılık işlevi

-Doğum sonrasında genellikle sünnet derisi penise yapışık haldedir. Daha sonra kendiliğinden ayrılır. Bebeğe bez bağlandığı bu dönemdeki işlevi , penisi tahrişten ve yaralanmalardan korumaktır. Hayat boyunca da penis başını yumuşak ve nemli tutarak travma ve yaralanmalardan korur.

-Sünnet derisindeki mukoza ve frenulum gibi belirli bölgeler; özellikle hassas dokulardan oluşmuştur ve cinsel zevke katkıda bulunurlar. Buradaki özelleşmiş sinir uçları, cinsel zevki ve kontrolü arttırır

-İç deri, doğrudan penis başı ile temas halinde olan mukoza tabakasıdır. Ağzın içindeki yüzey gibi olan bu tabaka, yapı, incelik özelliği, ve rengi bakımından üst-derinin (sünnet derisinin) geri kalanından farklıdır.

-Frenulum, penisten gelen ve üst-derinin iç yüzeyine eklenen özellikle hassas olan ince bir zardır.

-Ayrıca, üst-derinin iç tabakası ve genel penis derisinin kesişimi olan özel bir bölge daha vardır. Bu bölgenin üst-derinin hareketini sağlayan özel kasları vardır. Buradaki dokunma duyusu, dudaklarınki kadar gelişmiştir.

-Sertleşmiş halinde penisin üstderi içinde hareket edebileceği geniş bir alan vardır. Penis bu alan içerisinde hareket edebilir, ve tahriş olmaktan, yapay kayganlaştırıcılara duyulan ihtiyaçtan kurtulur. Penis başı ve üst-deri doğal olarak birbirlerini uyarırlar.

Sünnetten Sonra Rastlanabilecek Problemler:

-Kanama[img]images/smilies/biggrin.gif[/img]oğru yapılan sünnetten sonra kanama olmaması gerekir. Ancak bir şekilde olsa bile aşırı olmadığı sürece kompresyonla kontrol edilir. İnatçı kanamalarda dikişle kanama durdurulur.

-Ağrı:Sünnetten yaklaşık 2 saat sonra başlar 30-45 dakika sonra diner.Ağrı kesiciler verilebilir.

-Kalıcı Sakatlık:Aşırı doku kaybına bağlı gelişir.Estetik ameliyatlarla görüntü düzeltilebilir ama,fonksiyon kayıpları düzeltilemez.

-Şekil Bozukluğu:İşin ehli olmayan kişilerin, uygun olmayan tekniklerle yaptıkları sünnetlerin böyle ciddi bir sonuçları da olabilir.Şekil bozukluğunun dercesine göre,çocuk ergenliğini bitirince,düzeltme yapılabilir.

-Pansumanın yapışması:Genelde sünnet derisinde yapışıklık olan çocuklarda sargı bezi penis başına yapışır, bu da sünnetten 1 gün sonra gün boyu gliserinle ıslatılarak yumuşatılır ve rahat bir şekilde sargı alınır. Bu durum artık çok nadir görülmektedir çünkü sünnetin sonunda merhem emdirilmiş sargı bezleriyle pansuman yapılmaktadır ve tekrar pansuman yapılması neredeyse hiç gerekmemektedir.

-Pansumanın erken çıkması:Çoğu kez sorun teşkil etmez. Gerekirse tekrarlanır. 24 saat kalması şişliği engeller.

-Şişlik:Penis derisine yapılan lokal anestezik ilaç ve kesilen damarların bağlanmasına bağlı sünnet sargısı açıldıktan sonra Ödem dediğimiz şişlik ortaya çıkar. Bu genelde normal sayılan problemdir. Yaklaşık 5-6 gün içinde kendiliğinden geçer.

-Enfeksiyon:Sık rastlanmaz, sünnet derisi yapışık olan çocuklarda yapışan bölgelerde ve genellikle penisin alt kısmında sarı akıntılı bir görüntü olur. Bu hal enfeksiyon (iltihap) değildir. Normal yara iyileşmesi sürecidir. Penis çok kanlı bir organ olduğu için enfeksiyon olma ihtimali zayıftır.

-Penis Kaybı

Sünnette Mutlaka Uyulması Gerenler:

Eğer çocuğunuzu sünnet ettirmeye karar verirseniz, bunun bir ameliyat olduğunu ve ciddiye almanız gerektiğini unutmayınız!

-Mutlaka bir cerrah tarafından ameliyathane koşullarında yapılmasına özen gösterin

-2 yaşından önce yapılmalıdır.Eğer bu gerçekleşemediyse,7 yaşına dek beklenmelidir.2-7 yaş arasında yapılması halinde, çocuğun psikolojik düzeyi bunu kaldıramayacağından,bu deneyim;ömrü boyunca halledemediği bir travma olarak iz bırakabilir.