Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: etik nedir?

  1. #1
    Site Editörü MaD BLuE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    6.515

    etik nedir?

    Etik, kökü antik Atina'ya değin uzanan bir sözcüktür. Esas olarak toplumsal ilişkilerde uyulacak davranış normlarının akıl yürüterek, tartışarak geliştirilmesi anl***** gelir.



    Yani seküler bir kavramdır.



    Ahlak ise toplumsal ilişkilerin hukuk normları dışında kalan kısmını düzenlemede teis bilginin kullanılmasıdır. Yani kökeni tanrı kanunlarına dayanır.



    Ahlak kanunları tanrı buyrukları gibi olduklarından tabudur ve değiştirilmesi güçtür. Etik kanunlar ise insan yapısıdır ve modern gereksinimler sonucu üretilip güncellenir.



    Her nekadar birileri çıkıp yok öle şey filan diyebilir ama gerçekte de böle bir ayrım yapıp bu iki durumu birbirinden ayırmak gerekir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    ETİK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER









    HUME



    Ahlak bireyin kişisel bir görüş sorunudur. Ahlak her birey için kendi formüle ettiği ilkelerden ya da değerlerden oluşur. Ahlaksal ilkeler kamuoyu ile görelidirler. Toplumun onayladığı törel ölçütler ahlaksaldır, onaylamadığı ahlak dışı .



    KANT



    İyi ya da kötü, meydana gelen eylem değildir. İstenç iyi ya da kötü olur. Bu istek ussal, özerk bir istenç aracılığıyla anlığın içinde saptanabilir.



    FICHTE



    Tanrı evrenin ahlaksal düzenini oluşturur ve düzenler Tanrı evrensel "ben"dir.



    HEGEL



    Toplumsal törellik üç aşamada gelişir. 1- Aile 2- Toplum 3- Devlet Ailede iki kişi, bir kişilik olur. Bir birey gerçek doğasını ve varlığını ancak başkalarında bulur. İlk olarak eşinde, ve sonra daha büyük toplumda, eşdeyişle aile, topluluk ve devlette ilişkileri genişledikçe yaşamı öncekine göre daha doyum verici ve tam olacaktır. Bir birey gizil bir kişidir. Aile, topluluk ve devlet ile ilişkiye girdikçe gerçek kişi olacaktır.



    SCHOPENHAUER



    Dünyanın etkin çabası iyi değil kötüdür. Mutluluk, kötülüğün ve acının geçici yokluğunda oluşur. Örnek hayvanlar dünyasındaki yaygın yabanilik, evrende kötülüğün ağır bastığını gösterir, çünkü bir hayvanın bir başkasını yemeden aldığı haz kurban tarafından çekilen acı ile orantılıdır.



    JOHN STUART MILL



    Hazları sadece nicelik olarak sınıflandırıyor, ayrıca nitelik olarak da ayırıyordu. Üstelik hazzın niteliği, niceliğinden daha önemlidir. Niteliği daha çok, haz, niceliği daha çok haz yerine tercih edilebilir. Örnek: 1- İnsan-domuz 2- Budala-anlıklı insan Bu iki örnekte de, hangi hazzın daha iyi olduğuna daha bilinçli olan karar verecekti. SPENCER 1800'lerin sonu Yaşam, içsel ilişkilerin, dışsal ilişkilere sürekli ayarlanışıdır. İnsan toplum halinde örgütlenerek, ilişkilerini belirler. Bu kuşaklar boyu aktarılarak o toplumun ırasalı olur. Bu süreç her toplumda farklı olduğu için, her toplumun ahlaksal değerleri de farklıdır. Yabanıllar bu etmen nedeniyle ahlaksal olarak Avrupalılardan daha aşağıdırlar.



    NİETZSCHE



    İki ahlak tipi tanımladı 1- Efendi Ahlakı: Aristokratik ırkların (örn; Romalılar) ahlakı 2- Köle Ahlakı : Aristokratik sınıfa köle ya da boyun eğme biçiminde yaşamış sınıfların ahlakı (örn; Yahudiler) Aristokratlar diyordu Nıetzsche, doğal üstün yeteneklerini ve saldırgan içgüdü ya da dürtülerini uygulayarak egemenler olmuşlardır. Cinsiyet içgüdüsüne ve erk istencine büyük değer verirler. Saldırgan içgüdülerini gizlemek ya da sınırlamaz ama onları açık eylemde anlatırlar. Saldırgan dürtülerini açığa vurdukları için düşmanlarına karşı diş bilemez ama onları kolayca bağışlarlar. Gerçekte bağışlayacakları hiçbir şeyleri yoktur çünkü bağışkanlığı gerektirecek hiçbir kötü duygu barındırmaz ve gerçek aristokratlar ve üstün kişiler olarak, giderek onalar zarar verenleri bile onlara zarar verenleri bile sevebilirler. Açık kavgayı severek karşılar, onun kişiliği geliştirdiğini ve düşmanlarından çok şey öğrendiklerini kavrarlar; iki yandan birini kötü değil ama ya üstün ya da aşağı olarak görürler. Köle yada boyun eğen sınıf ise aristokrat sınıfla eşit terimlerde dövüşme yeteneksizliğine içerlemeden doğan bir törel anlayışı benimsemiştir. Üstün sınıfın gücüne direnebilmek için, kölelerin sincice ve çapraşık taktiklere başvurmaları gerekmiştir. Üstün aristokratları kendi aşağılık düzeylerine indirebilmek için demokrasiyi, kadınsı ölçünleri ve eşitlik ilkesini geliştirmişlerdir. Başkaları üzerine dayatmaya çalıştıkları gelişmiş dinler uydurmuşlar, bu yolla günah ve kötülük kavramlarına başvurarak ve Tanrının sözcüleri pozuna giren ve üstün aristokratlardan boyun eğmelerini isteyen rahiplerin hizmetlerini kullanarak onları denetlemeyi amaçlamışlardır. Bu aşağı insanlar kötü gördükleri tüm yaşam verici iç güdüleri bastırırlar; cinsiyet iç güdüsünü bayağılaştırır ve erk için saygı yerine alçak gönüllük aşılarlar. Her edimleri baskılanmış içerlemelerini anlatır. Üstün-İnsan Üstün insan; iyinin ve kötünün ötesindedir. " " ; mevcut ahlaksal düzeni yadsıyarak, kendi değerlerini yaratır.



    BERGSON



    İki tip ahlak vardır. 1-Kapalı: Birey toplum içinde geçerli olan tüm ahlaksal değerlere boyun eğer ve tam uyum içine girer. 3- Açık: Birey kendisi için, özgür bir ahlak anlayışı gösterir. Devrimsel bir ahlaktır ki katı, duruk, dışsal olarak dayatılmış kapalı biçimde daha yüksel bir düzeyde esin ve sezgi tarafından güdülür.



    MARXİZM



    Marxzim ahlaka ilişkin görüşü paradoksaldır. Bir yanda ahlakın ideolojinin bir biçimi olduğu söylenir, öte yandan Marxizmi benimseyen çoğu insanın, (kapitalist ülkelerde) ahlaki nedenlerle Marxist olduğu ileri sürülebilir. Ahlak konusunda Marxizm dine bakışının tamamen benzeri bir görüş savunur. Ahlaksızlığı oluşturan koşullar terk edilirse, ahlaksızlıkta yok olur. Kıtlık ve sınıf çatışmasını ortadan kaldırır, ahlaksızlıkta ortadan kalksın. Denebilir ki Marxizmin bir öğretisinden çok, Marxizme ulaşma yöntemi anlamında bir ahlak öğretisi vardır. Bunun bir istisnası vardır. Bunun bir istisnası sapkın Marxistlerdir. (Bu sapkınlar; Alm ve Avus. Kantçılık etkisindeki Marxistler, ve etik sosyalistler, varoluşçuluğun etkisindeki marxistler, Doğu Avrupadaki özellikle Polonya ve Yugoslavyadaki muhalif Marxistler)



    PRAGMATİZM



    Ahlakın hedefi, insan gereksinim ve isteklerinin karşılanması, insanların ahlaksal duyarlıkta sürekli olarak gelişmesi ve daha iyi bir toplumun oluşmasıdır. Saltık iyi ve saltık kötü yoktur. Önceden ahlaksal yasalar belirlenim, bunlara ulaşmak için çalışılmalıdır. Ahlaksal yasalar fiziksel yasalara benzetilebilir, çünkü formüller olarak hizmet ederek verili koşullar altında, belli karşılıkları vermede bize yol gösterirler. "Tüm ahlak toplumsaldır" İnsan ahlaksal yükümlülükler üstlenmeksizin bir toplumda yaşayamaz.



    İDEALİZM & BRADLEY



    Törel hedef "kendi"nin, yüksek ya da evrensel "kendi"ye ulaşılmasıdır. İnsan kendini sonsuz bir bütünün öz-bilinçli bir üyesi olarak, o bütünü kendi içinde olgusallaştırarak olgusallaştırır.



    YENİ TOMİSTİZM & MARİTAİN



    İnsan doğal olarak arama eğiliminde olduğu iyi bir ereğe yönelir ve insan çabasının hedefi iyilik ve kötülükten bütünüyle arı olan Tanrıyı sevmektir İnsan ahlaksal edimlerini akılla kontrol etmeli ve sağgörü ile yönlendirmelidir. İnsan bu yolla Tanrıya ulaşabilir ve buda son hedeftir çünkü Tanrı yalnızca iyilik taşır.

  2. #2
    Site Editörü MaD BLuE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    6.515

    Cvp: etik nedir?

    Etik Nedir?





    Etik veya en yalın tanımıyla töre bilimi. Etik terimi Yunanca ethos yani töre sözcüğünden türemiştir. Aksiyoloji dalı olan etik, felsefenin dört ana dalından biridir. Yanlışı doğrudan ayırabilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışır. Etiğin batı geleneği zaman zaman ahlâk felsefesi olarak da anılmıştır. Türkçe ahlâk bilimi olarak da anıldığı olmuştur. Ayrıca Türkçe'de etik sözcüğü ahlak sözcüğü ile eş anlamlı olarak da kullanılır.İnsan davranışının etiksel temelleri her sosyal bilime yansır: antropolojide bir kültürün bir diğeriyle ilişkilendirilmesinde yer alan karmaşıklıklar yüzünden, ekonomide kıt kaynakların paylaştırılmasını içerdiği için, politika biliminde (siyaset bilimi) gücün tahsisindeki rolü nedeniyle, sosyolojide grupların dinamiklerinin köklerindeki yeri itibariyle, hukukta etik yapıların ilke ve kanunsallaştırılması nedeniyle, kriminolojide etik davranışı öven etik olmayan davranışı kötüleyen hali ve psikolojide de etik olmayan davranışı tanımlayış, anlayış ve tedavi edici rolüyle mevcuttur.Etik sosyal bilimler dışında kalan çeşitli bilim dallarına da yayılmıştır. Örneğin biyolojide biyoetik adıyla, ekolojide ise çevresel etik adıyla önemli bir yer teşkil eder.Analitik felsefede, etik geleneksel olarak üç ana alana ayrılır: Meta-etik, Normatif etik ve uygulamalı etik.





    Etik ve ahlak arasindaki fark



    Etik, pratik felsefenin bir konusudur. Pratik, çünkü insanların ne şekilde davranmaları gerektiğiyle ilgili somut ve kanıtsal bilgiler sunar. İyi ve kötü davranış nedir? İyi veya kötü nedir? Bu sorular kulağa biraz teorik gelebilir ama sık sık karar vermek zorunda kaldığımız durumlarla karşılaşırız, değil mi? Yolda bulduğumuz bir cüzdan bizde kalabilir mi, yoksa kayıp bürosu veya karakola mı bırakmalıyız? İzin almadan arkadaşımızın kalemini kullanabilir miyiz?





    Ahlak, içinde yaşadığımız topluma göre değişir ve genelde çoğunluk tarafından herhangi bir gerekçe gösterilemeden doğru kabul edilen değerlerin ve düşüncelerin toplamıdır. "Doğru" olduğu hissedilenler ahlaka uygun olarak kabul edilir. Ve bu durum toplumdan topluma farklılık gösterir. Buna karşılık etik, kuralları mantıklı olarak yorumlamaya çalışır. Etiği, ahlakın üzerinde yeniden düşünme olarak tanımlamak da mümkün. Bilimde ve hukuk sisteminde sadece mantıklı açıklamalar bulunduğu için de biyoahlak değil sadece biyoetik vardır.



    Biyoetik terimini anlamak zordur. Fakat tedavisi bulunmayan bir hastalığa yakalananlar biyoetikle karşı karşıya gelebilirler. Doktorlar, iyileşme sağlayabilecek bir yöntemi denemeliler mi? Ya da yaşı ilerlemiş bir kadın yapay döllenmeyle çocuk sahibi olmalı mı? Ve insan, bitkileri ve hayvanları genetiğin yardımıyla ekonomik ihtiyaçlarına göre ne kadar değiştirmeli ya da değiştirmeli mi?



    Yasaları hazırlayanlar uygun kuralları koyabilmek için konuyu enine boyuna tartışmak zorundalar. Kurallar çok katı olursa bilim adamları araştırmalarını sürdürmekte zorluk çekebilirler. Mesela ülkemizde kısa bir süre önce embriyonik kök hücreleriyle araştırmanın yasak olduğu açıklandı.



    Fakat İngiltere’de örneğin belli kurallara uyulduğu müddetçe buna izin var. Aynı yasakla karşı karşıya kalan diğer bazı ülkelerin bilim adamları, araştırmalarına son mu veriyorlar? Hayır, bu uygulamanın serbest olduğu ülkelere giderek araştırmalarını oralarda sürdürüyorlar.



    Tabii kuralları çok fazla gevşek tutmak da pek doğru olmasa gerek. Örneğin kopyalama tekniğinin uzun vadede ne gibi olumsuzlukları beraberinde getireceği henüz kesinleşmemişken insan embriyosu kopyalamak elbette ki sakıncalıdır. Ya da insan ömrünün ortalama olarak yetmiş yıl olduğu bir dünyada 60 yaşında bir kadının yapay döllenmeyle anne olması doğru mu?





    Alinti..



    Etik biraz daha toplumsal ahlak ise kisiyi ilgilendiren bir olgu bence..felsefede deger - kalite sistemi olusturan temel ögretidir..Sonuc icice yasamak zorunda etik ve ahlak..

  3. #3
    Site Editörü MaD BLuE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    6.515

    Cvp: etik nedir?

    Etik veya en yalın tanımıyla töre bilimi. Etik terimi Yunanca ethos yani "töre" sözcüğünden türemiştir. Aksiyoloji dalı olan etik, felsefenin dört ana dalından biridir. Yanlışı doğrudan ayırabilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışır. Etiğin batı geleneği zaman zaman ahlâk felsefesi olarak da anılmıştır. Türkçe ahlâk bilimi olarak da anıldığı olmuştur. Ayrıca Türkçe'de etik sözcüğü ahlak sözcüğü ile eş anlamlı olarak da kullanılır.

    İnsan davranışının etiksel temelleri her sosyal bilime yansır: antropolojide bir kültürün bir diğeriyle ilişkilendirilmesinde yer alan karmaşıklıklar yüzünden, ekonomide kıt kaynakların paylaştırılmasını içerdiği için, politika biliminde (siyaset bilimi) gücün tahsisindeki rolü nedeniyle, sosyolojide grupların dinamiklerinin köklerindeki yeri itibariyle, hukukta etik yapıların ilke ve kanunsallaştırılması nedeniyle, kriminolojidepsikolojide de etik olmayan davranışı tanımlayış, anlayış ve tedavi edici rolüyle mevcuttur. etik davranışı öven etik olmayan davranışı kötüleyen hali ve

    Etik sosyal bilimler dışında kalan çeşitli bilim dallarına da yayılmıştır. Örneğin biyolojide biyoetik adıyla, ekolojide ise çevresel etik adıyla önemli bir yer teşkil eder.

    Analitik felsefede, etik geleneksel olarak üç ana alana ayrılır: Meta-etik, Normatif etikuygulamalı etik. ve









    Tarihsel Gelişimi ve Farklı Etik Anlayışları



    Her ne kadar etik anlayışının tam olarak ne zaman başladığı bilinmese de, dünyanın farklı yerlerinde birçok farklı toplulukta çok eski çağlardan beri etik anlayışının var olduğu bilinmektedir. Dinler tarihi, felsefe tarihi ile antropolojik ve arkeolojik bulgular bunu kanıtlar niteliktedir.

    Felsefi etik anlayışına Antik Çağ Çin felsefesinde ve yine Antik Yunan felsefesindeDemokritos'un aforizmalarından bir kısmı etik sorunlara dairdir. Demokritos'un etik görüşü doğa felsefesine dayanır; materyalist etik anlayışında ölçülü olmak huzur ve dinginliği getirir dinginlik ise mutluluğu ve insanın temel hedefi mutluluktur. Sofistler ise daha farklı ve göreli bir etik anlayışını benimsemiştirler; genel geçer anlamda kabul görebilecek, doğru olabilecek hiçbir ölçü yoktur, her şeyin ölçüsü kişiye bağlı olduğu gibi etiğin ölçüsü de kişiye bağlıdır. Etikte görecelilik ve öznelliği savunan ilk düşünce Sofistlerindir, bu da Sofistlerin etik düşüncesini önemli kılar. Fakat Sofistlerin etik yaklaşımını önemli kılan bir başka nokta da Sofistlerin etik anlayışlarını özgür yurttaşlarla sınırlamayıp genelleştirmeleri, kölelerin de erdem sahibi olabileceğini, erdemleri öğrenebileceğini belirtmeleriydi. Oysa Demokritos'un ve daha sonraki birçok ünlü Yunan filozofunun etik görüşlerinde kölelere yer verilmemiştir; onlar etik açısından gelişemeyecek insanlardır. rastlanır. Bu dönemlerde ortaya çıkan felsefi etik anlayışları, ortaya çıktıkları çağ ve bölgenin kültür ve toplumsal yapısıyla yakından ilişkilidir.

    Sokrates Sofistlerin göreceliliğine karşı çıkmış, erdemin ve bilginin kaynağının kişinin içinde bulunabileceğini öne sürmüştür. Burada bilgi erdemdi, etik açısından üstün olmak bilgiye dayalıydı. Sokrates'in etik düşüncesi bilgiye dayalı etik düşüncelerinin ilk örneklerindendir.

    Platon etik sorunlarını devlet ve toplum kavramlarıyla birlikte ele almıştır; bireysel etikten ziyade toplumsal etik üzerine yoğunlaşmıştır. Platon'un etik anlayışı da çoğu Yunan filozofu gibi soylulara, köle olmayan özgür yurttaşlara yöneliktir. Ona göre toplumun çoğunu oluşturan kitle ahlâklı olma, erdem edinme gibi yeteneklerden yoksundu. Bu nedenle bu toplumsal etikte sınıflar arasında bir ahlâksal bağ olduğu söylenemez.

    Aristoteles'in etik anlayışı da yine yoğun toplumsal unsurlar barındırmış, dönemin tarihsel ve toplumsal gelişmelerinden de büyük oranda etkilenmiştir. Aristoteles'in etik anlayışındaki en önemli noktalarda biri onun zoon politikon kavramıdır. Zoon politikan özgür insandır, toplumsal (sosyal) insandır. İnsan varlığının toplumsal oluşunun kabulü açısından bu ilk adımdı. Aslında Aristoteles de kölelerin diğer vatandaşlarla bir tutulamayacağı fikrindeydi, köleler birer cansız nesneden farksızdılar ona göre de; yine de teorik zoon politikon tanımı etiğin tarihsel gelişimi açısından önemlidir. Özünde erdem sahibi olabilme yetisine sahip insan, vasat olursa ideal etik seviyeye ulaşır. İki uç kötü davranışın ortası, vasatı, erdemdir. Örneğin kendini çok küçük görme ile kendini çok büyük görme arasındaki orta nokta, erdemli olan durumdur.

    Etik konusundaki fikirleriyle daha farklı bir anlayış ortaya çıkaran ve adından çok söz ettiren bir başka Antik Çağ filozofu da Epiküros'tur. Epiküros'un ateist etik anlayışında, insanlığın amacı hazza ulaşmaktır. Her ne kadar genelde farklı zannedilse de Epiküros'un haz kavramı bedensel hazdan öte acının yokluğudur. Mutluluk kişinin acı, ıstırap, sefalet ve elemden kurtulmuş olduğu durumdur. Acıdan kurtulmak için önerilen hayat tarzı ise sosyal yaşamdan uzak, münzevi ve sade bir hayat tarzıdır. Epiküros'un düşüncesinde insan sosyal bir varlık değildir, sosyal bağları onun doğasından gelen doğal oluşumlar değildir.

    Antik Çağ'dan sonra Hristiyanlığın Batı'daki yükselişiyle kaynağı ebedi ve ilahi olan bir etik anlayışı yükselişe geçmiştir. Bu dönemdeki en önemli etik anlayışlarından biri Aquinolu Thomas'ın etik anlayışıdır. Bu anlayışta Skolastik felsefenin etik anlayışı ile Hristiyan ahlâk ve erdem görüşleri bir araya gelir. Akılcı bir etik anlayışı olan bu anlayışta irade konusu da irdelenir. Akla dayanan özgür bir irade fikri mevcuttur, akli olumlu davranışlar mümkündür, kişi iyiyi seçerek mutluluğa erişme şansına sahiptir, fakat son noktada gerçek ve nihai mutluluğa ancak Tanrı'nın istemesi ile kavuşulabilir. Bundan sonra uzun bir süre etik sadece Tanrı kaynaklı görüşlere yer vermiştir.

    15. yüzyıldan başlayarak bu Tanrı ve din merkezli etik anlayışından kaymalar görülmeye başlar. Örneğin Campanella'nın ütopik eseri Güneş Ülkesi dini etikten öte etik ile günlük bireysel ve sosyal davranışlar arasındaki bağlar vurgulanır. Giordano Bruno dogmatik din etiğine karşı çıkan isimlerdendir. Daha sonraki dönemlerde birçok yazar ve düşünürün eserlerinde din ve dogmadan soyutlanmış, kaynağı zaman zaman hâlâ ilahi olsa da, pratikte ilahiyattan uzaklaşmış, akla dayanan etik anlayışı tekrar yükselişe geçmiştir. Montaigne ve Charron'un çalışmalarında bunun izleri bulunabilir.

    Bu dönemin sonlarında felsefi açıdan yerini genişleten İngiliz ampirik düşüncesi etik anlayışlarını da etkiler. Thomas Hobbes geleneksel etik görüşlerine aykırı, materyalist felsefesiyle uyumlu bir etik anlayışına sahiptir. Bireyin öncelikli hedefi kendi varlığını korumak ve sürdürmektir, bencillik insanın doğasında vardır, bu bireysel bencilliğin toplumun çıkarlarıyla örtüşmesi olumlu sonuçlar doğurur bu sebeple bireysel bencillik ile toplumun çıkarının örtüştüğü noktalar erdemlerdir. Bireyin bencil yönelimi ile toplumun çıkarının örtüşmediği ve hatta toplumun çıkarının zarar gördüğü davranışlarsa kötü davranışlardır.

    Doğu felsefelerindeki erdem ve ahlâk anlayışına benzer unsurlar taşıyan bir etik anlayışı da ünlü filozof Spinoza tarafından ortaya atılmıştır. Bu anlayışta kişi doğal durumunda tutkularının esiridir, aklının yardımıyla bu esaretten kurtulabilir. Bu sebeple akli davranmak ile ahlâki davranmak aslında aynıdır. Bilgi vurgusu taşıyan bir etik fikrine sahip olmuş bir başka ünlü filozof John Locke'dir. Ampirik felsefesinden hareketle ahlâki olguların da deneyimlerin ürünü olduğunu ortaya koymuştur.

    Bir diğer ünlü filozof Kant ise etiği davranış, eylem ve tutkuların bulunduğu düzlemde değil fenomenlerin ötesindeki düzlemde tanımlar. Kant'ın etik üzerine tanınmış eserleri bulunur; Pratik Aklın Eleştirisi ve Töreler Metafiziği gibi. Alman filozof Feuerbach ise materyalist bir etik anlayışı ortaya koyar. Hümanist vurgular da taşıyan bu anlayışta birey yaşayışı ve ilerlemesi için diğer birey(ler) ile ilişkiye girmek zorundadır ve bu (sosyal) ilişkiyle ahlâk oluşur. Sosyal ilişkilerin olduğu her durumda ahlâk da olur. Feuerbach'ın felsefi bencillik tanımı bu etik düşünceye farklı bir açı da katar; bireyin mutluluğu için çabalamasını bencillik olarak kabul etmez ve birey ile genelin çıkarlarının uyumunu garanti edecek genel bir sevgiyi tanımlar.

    Alman filozof Schopenhauer ise çok daha karamsar bir etik görüşünü benimsemiştir. Varolmanın, yaşamanın acıdan ibaret olduğunu savunur; insan istemlerinin esiridir. Bu etik görüşü çeşitli Doğu felsefelerine ve etik görüşlerine büyük benzerlik taşır. Bu etik anlayışından çok daha farklı ve genel düşünceye karşı devrim niteliği taşıyan etik anlayışı ise ünlü Alman filozof Nietzsche'nin etik anlayışıdır. Felsefesindeki güç kavramı üzerin inşa ettiği etik anlayışında, çoğu etik anlayışında erdem olarak nitelenen birçok davranış güçsüz ve dolayısıyla da olumsuz olarak nitelendirilmiştir. Nietzsche'nin üstün insanı birçok etik anlayışta ahlâkî olarak tanımlanabilecek şekilde değildir. Nietzsche'nin ortaya koyduğu ahlâk ve erdem, geleneksel ahlâkî standartların, iyi ile kötünün ötesindedir. İyi bireyin gücüne güç katan şey, kötü ise onu güçsüz kılan şeydir. Kısacası Nietzsche'nin etik anlayışı ortaya attığı güç kavramı temellidir.



    Meta-etik



    Meta-etik, etik ifadelerin doğasını araştırır. Şu tür sorular içerir: Etik iddiaların doğasında doğru veya yanlış olabilme mi vardır? Yoksa etik iddialar duyguların ifadelerinden mi ibarettir? Eğer doğru veya yanlış olabilmek doğalarında varsa, doğru olanları hiç var mıdır? Doğru olanları varsa mutlak anlamda mı doğrudurlar yoksa her zaman bazı birey, toplum veya kültüre göre mi doğrudurlar?

    Meta-etik etik hüküm ve tavırların (tutum) doğasını inceler.



    Normatif Etik



    Normatif etik, meta-etik ile uygulamalı etik arasındaki köprü olarak tanımlanabilir. Doğruyu yanlıştan ayıracak pratik ahlak standartlarını ve ahlaklı bir hayatın nasıl yaşanacağını bulmaya çalışır. Bu, kişinin sahip olması gereken iyi alışkanlıklar, takip etmesi gereken görev ve sorumluluklar, veya davranışlarının diğerleri üzerindeki sonuçlarını içerebilir.



    Uygulamalı Etik



    Uygulamalı etiğin bir şekli, normatif etik teorilerinin belirli (spesifik) tartışmalı meselelere uygulanmasıdır. Bu durumlarda, etikçi savunulabilir bir teorik yapı benimser ve sonra teoriyi uygulayarak normatif tavsiyeler türetir.

    Fakat, çoğu kişiler ve durumlar, özellikle de geleneksel dindarlar ve hukukçular, bu yaklaşımı ya kabul edilmiş dini doktrine karşı bulur ya da var olan yasa ve mahkeme kararlarına uymadığı için uygulanamaz ve pratikten yoksun bulurlar. Bunun dışında uygulamalı etikte kullanılan farklı yöntem ve yaklaşımlar da vardır. Bu yöntem ve yaklaşımlara safsatalar (veya safsatacılık) örnek olarak verilebilir.

    Her ne kadar uygulamaları etikte incelenen soruların çoğu kamu politikasını içerse ve doğrudan kamusallaşmış uygulama ve olaylara dair olsa da, uygulamalı etik başlığı altında farklı sorularda incelenebilir. Örnek vermek gerekirse: "Yalan söylemek her zaman yanlış mıdır? Eğer değilse, hangi zamanlarda izin verilebilirdir (caiz)?" Bu tip etik hükümleri oluşturmak her türlü normdan önceliklidir.

    Uygulamalı etiğin farklı uzmanlıklardaki etik problemleri inceleyen bazı alt dalları (disiplin) mevcuttur, örneğin: iş etiği, tıbbi etik, mühendislik etiği ve yasal etik gibi. Her alt bu uzmanlıkların etik kuralları içerisinde ortaya çıkan yaygın mesele ve problemleri karakterize eder ve bunların kamuya olan sorumluluklarını tanımlar.

    Kürtaj, yasal ve ahlaki meseleler

    Hayvan hakları

    Biyoetik

    İş etiği

    Kriminal adalet

    Çevresel etik

    Feminizm

    Eşcinsel hakları

    İnsan hakları

    Gazetecilik etiği

    Tıbbi etik

    Teknolojik etik

    Faydacı etik

    Faydacı biyoetik

    Dinî etik



    Dinî etik, gerek uygulamalı etik gerekse (genel) geleneksel dini etik başlığı altında incelenebilen bir etik perspektifi ve anlayışıdır. Bu tutumda, etiğin temelleri dinidir. Dinlerdeki ahlak kavramının çeşitliliği ve dinlerin çeşitliliği yüzünden, dini etik kavramı da ayrıntılar açısından farklılık ve çeşitlilik gösterir.



    Erdemler etiği



    Erdemler etiği insanın nasıl birisi olması gerektiğini söylemeye çalışır. Erdemler etiği ilk olarak Eski Yunan'da ortaya çıkmıştır. Plato'nun Symposium'unda insanların sahip olması gereken dört erdem olarak Basiret, Adalet, Cesaret ve İtidal gösterilmiştir. Aristo erdemleri ahlaki ve akli olarak ikiye ayırmıştır. Dokuz akli erdemin en üstünde sophia yani teorik hikmet ve phronesis yani pratik hikmet gelmektedir. Aristo da ahlaki erdemler olarak basiret, adalet, cesaret ve itidali verir. Aristo'ya göre her ahlaki erdem her iki uçtaki kusurun ortalamasıdır. Örneğin cesaret erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların ortasında yer alır.

Benzer Konular

  1. Psikolojide Etik
    Konu Sahibi Cadı Forum Psikoloji
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08-16-2011, 03:28 PM
  2. Ahlak-Moralite-Etik
    Konu Sahibi Zayim Forum Felsefe
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08-12-2011, 12:38 PM
  3. Mevlana'dan tevazu ve etik...
    Konu Sahibi GeNeSSiS Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-24-2011, 06:35 PM
  4. Etik
    Konu Sahibi Caner Forum Sözlük
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-22-2011, 10:39 PM
  5. Etik Günü ( 25 Mayıs )
    Konu Sahibi Layalina Forum Mayıs Ayı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-15-2011, 08:45 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339