"
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Olmak İçin Tıklayınız]...Burada kasdolunan, "atom çekirdeği"...Atom,santimetrenin yüz milyonda biri ebadında.Atom çekirdeği ise bunun yüzbinde biri...
İlk bakışta inanılmaz gibi duruyor ama böyle olduğuna dair çok ikna edici deneysel veriler ve onları doğrulayan köklü bir kuramsal tasavvur vardır..
Atom çekirdeğinde
,"nötronlar" ve "protonlar" dediğimiz temel parçacıklar bulunuyor.Örneğin doğal uranyum atom çekirdeğinde 92 proton,146 nötron bulunuyor.Demekki toplamda 238 parçacık.O nedenle bu çekirdeğe Uranyum-238,yani kısaca U-238 çekirdeği deniyor.Gerçekte doğal uranyum birtek U-238 den oluşmuyor.Doğal Uranyum da yüzde birden daha az bir oranda U-235 de bulunuyor.Bu atomun çekirdeğindeki nötron sayısı öncekinden 3 tane daha az,proton sayısı ise aynı.Zaten uranyumu "Uranyum" yapan çekirdeğindeki 92 proton,keza bunun yanısıra çekirdek etrafnda olağanda yeralan 92 elektron.
U-235 atom çekirdeğinin müthiş bir özelliği var.Bu çekirdek eğer uzaydan gelen ışınımda dahi mevcut olabilecek bir nötron ile çarpışırsa parçalanabiliyor.O zaman çok büyük bir enerji oluşuyor;burada ayrıca 2 ila 3 yeni nötron meydana geliyor..Bu nötronlar komşu Uranyum çekirdekleriyle çarpışması sonucu,yeni çekirdeksel parçalanmalara yol açabiliyor, böylelikle çok kısa bir sürede adına" zincirleme tepki" denilen bir süreç ortaya çıkabiliyor."Atom Bombası" işte tamda böyle patlıyor...
Söz konusu enerji acaba tam ne kadar?O kadar büyük ki, 365 kilogram U-235 ile Keban barajının ya da işte 100 Megawatt gücündeki bir santralin bütün bir yıl sağladığı kadar elektrik kadar elektrik üretmek mümkün olmakta...
Bu kuşkusuz çok cazip.Ne varki, çekirdesel parçalanma,beraberinde radyoaktif yada türkçesi ile "ışınetkin" çekirdeklerin ortaya çıkmasına yol açıyor.Bunlardan bazıları ise çok uzun yarı ömürlü....Örneğin Sezyum-137 çekirdeğinin yarı ömrü 30 yıl;başka bir deyişle,ortaya çıkmış olan Sezyum-137'nin yarısının içindeki fazla enerjisi atması için geçen süre 30 yıl.Ancak 10 yarıyıllık süre geçerse rdyoaktif çekirdeklerin etkinliği iyice zararsızlaşıyor.Bu süre Sezyum için demek ki 300 yıl...
Bir nükleer reaktörde,örneğin u-238'in bir nötron yutması sonucu, Pu -239 atom çekirdeğide oluşabiliyor.Bu çekirdek 94 protonlu "Plütonyum Çekirdeği"; demekki 245 nötron bulunduruyor.Bu halde çekirdeğin yarıömrü 24400 yıl.....
Bu durumda bir nükleer reaktörden çıkacak atıkların,nesiller boyunca güvenli bir şekilde saklanabilesi gerekli..
"Nükleer atık sorunu" dediğimiz sorun burdan kanaklanıyor.
Bu bir yana,Çernobil vari bir oluşması durumunda,nükleer atıklar çevreye yayılabiliyor,ölümcül zararlara yol açabiliyor.
Bir nükleer santralin enerji üretme biçimi bir termik santralinkinden farklı değildir.Terik santral demek, "ısı üreten santral" demektir.Bir kömür santralinde örneğin,kömür yakılır,ortaya çıkan enerji kazandan su geçirilerek dışarıya taşınır.Su buhar olur ve tribünleri çevirir,dolayısıyla mekanik enerji elde edilmiş olur.Tribüne bağlı bir alternatör ise bu enerjiyi elektrik enerjisine çevirir.İşte nükleer santralde ise kömür yerine nükleer yakıt koymak yeterlidir.
Buraya kadar ağır atom çekirdeklerinin parçalanmaları sonucu oluşan enerjiden bahsettik.Nükleer yada çekirdeksel enerji oysa yalnız ağır atomların parçalanması suretiyle oluşmaz.Hafif atomların çekirdeklerinin parçalanması onucuda oluşabilir.Nitekim, milyonlarca derecelik yüksek sıcaklıklara ulaşılabilirse ,hafif atom çekirdekleri arasındaki itme kuvvetini yenebilirler, böylelikle kaynaşabilirler.Buradan büyük bir enerji açığa çıkar.Bu enerji, Güneşimizden başlayarak, bütün yıldızlara hayat veren enrjidir.
Dolayısıyla nükleer enerji derken,ağır atom çekirdeklerinin,bilhassa nötronlarla parçalanmalarından çıkan enerji olduğu kadar,hafif atomları çok yüksek derecelerde çekirdeklerinin kaynaşmasından da kasdediyoruz.
Birincisi, dediğimiz gibiAtom Bombasının kökenindeki enerji;ikincisi ise Hidrojen Bombasının kökenindeki enerji.Birincisi kontrol edilebiliyor, nükleer santrallerde dizginleştiriliyor.İkincisi ise henüz daha, kontrollü bir enerji üretimine geliştirilebilmiş değil.
Alıntı
Prof. Dr. Tolda YARMAN
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu,
Nükleer Güvenlik Komitesi ve
Danışma Kurulu Eski Üyesi