- Sahte ilaç çetesi ‘ölüme sebebiyet’ten yargılanacak İstanbul’un da aralarında bulunduğu 7 ilde düzenlenen “İksir” adı verilen sahte ilaç operasyonunda 17 milyon YTL’lik sahte ilaç ele geçirildi. Yapılan operasyonda ele geçen ilaçların astım, kanser, şeker, kolestrol, ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar olduğu belirtildi. Gözaltına alınan 43 zanlıdan aralarında çete lideri Sami Cimşit ile oğlu ve kardeşinin de bulunduğu 14 kişi tutuklandı. - Devrim TOSUNOĞLU (AKŞAM)
- Daha kaç ‘iksir’ lazım İlaç dağıtımındaki denetimsizlik milyonlarca YTL’lik vurgunları da beraberinde getiriyor. “İksir” operasyonu ile ele geçirilen günü geçmiş ilaçlar, bebek mamaları tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.
Çalıntı ve kullanım süreleri geçmiş ilaçların kutuları değiştirilerek piyasaya sürülmek istenmesi ile ilgili olarak İstanbul ile birlikte toplam 7 ilde düzenlenen “İksir” adlı operasyonda, 43 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. İstanbul’da bazı kişilerin çalıntı ve son kullanma tarihleri geçmiş ilaçları piyasaya sürmeye hazırlandıklarının belirlenmesi üzerine polis tarafından çalışma başlatıldı. İstanbul’da 44, Adana, Ankara, Batman, Hatay, Konya ile Samsun’da da 11 ayrı adrese 8 ve 9 Mart 2007 tarihlerinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, şebeke lideri oldukları ileri sürülen S.C ve kardeşi A.C’nin de aralarında bulunduğu 2’si kadın 43 kişi gözaltına alındı.
1 TIR DOLUSU “ZEHİR!”
Operasyonda, lösemili çocuklar için özel üretilmiş bebek maması türünden 1 tır dolusu ilaç, kullanım süresi geçmiş ilaçlar için hazırlanmış 190 bin civarında sahte ilaç kutusu, aralarında fiyatları bin ile 9 bin YTL arasında değişen kanser ilaçlarının da yer aldığı 2 kamyon dolusu, kullanım süresi geçmiş ve kullanılmış, ambalajlan kesik kupürsüz ilaçlar, ilaç ambalaj yapımında kullanılan tasarım grafik ve matbaa malzemeleri ile klişeler, 2 adet tabanca, bu silahlara ait 227 adet fişek, suçta kullanılan 12 bilgisayar, çok sayıda CD ile doküman ele geçirildi. Operasyonla ilgili olarak, “nitelikli dolandırıcılık amacıyla suç örgütü oluşturmak, naylon fatura basmak, sahte ilaç ambalajı üretmek, tarihi geçmiş imha edilmesi gereken ilaçları yeniden piyasaya sürmek, hırsızlık yapmak ve hırsızlık malı alıp satmak, ruhsatsız silah bulundurmak, ruhsatsız ecza deposu ve eczane işletmek, uygun olmayan koşullarda ilaç depolamak ve transfer etmek, marka ve patent kanununa muhalefet etmek ve tedavi süresinde tedavi olma şansını insanların elinden alarak dolaylı olarak ölüme sebebiyet vermek” suçlarının tespit edildiği belirtildi. Operasyonun maddi boyutunun ise tam olarak tespit edilememekle birlikte 17 milyon YTL civarında olduğunun değerlendirildiği kaydedildi.
DENETİM EKSİKLİĞİ VAR
Açıklamada, operasyon ile ilgili genel tespitlere ilişkin ise şu ifadelere yer verildi: “İlaç dağıtımında, üretici firma ecza deposu eczane şeklinde prosedür izlenmekte olup, bu sistemin çalışmasından sorumlu Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğüdür. Bu anlamda ecza depolarının sağlıklı bir şekilde kontrolü önem arz etmektedir. Bu olay yasal ilaç dağıtım ağının aslında çok da sağlıklı olmadığını göstermektedir. Türkiye’de toplam 430 tane ecza deposu vardır, ancak bunlardan bir bölümünün şüpheli işlemler yaptıkları tespit edilmiştir. Yakalanan ilaçların bir bölümünün kanser edavisinde kullanıldığı, elegeçirilen ilaçlar arasında süresi geçmiş ilaçların bulunduğundan hareketle mutlaka ilaçların son kullanma tarihlerine dikkat edilmesi ve eczanelerden satın alınması gerekmektedir. İlaç firmaları tarafından eczanelere fazla ilaç satmaları halinde bedava ilaçların verilmesi, hediye verilmesi, eczacıların satamayacaklarından fazla ilaç almalannı özendirmekte olup bu durum ilaç sektörünü olumsuzluğa itmektedir. (ANADOLUDA VAKİT)
- 17 milyon YTL’lik kaçak ilaç vurgunu Kullanım süresi geçmiş ilaçları sahte kutulara koyup piyasaya süren çetenin aynı zamanda yurtdışından kaçak ilaç da getirdiği ortaya çıktı. Ecza deposu sahipleri, eczacılar, mümessiller, kaçak ilaç getirenler, ilaç çalan hırsızlar ve sahte kutu basan matbaacılardan oluşan ve vatandaşların sağlığını hiçe sayan çetenin yaptığı vurgunun boyutunun 17 milyon YTL olduğu açıklandı. Kanser, astım ilaçlarının kullanım süreleri geçenlerini hastanelerden toplayıp sahte kutularla piyasaya süren çetenin İran ve Suriye’den de kaçak ilaç getirdiği belirlendi. Çetenin bu ilaçlara ait kutuların kupürlerini keserek sosyal güvenlik kurumlarına satmış gibi gösterdikleri, daha sonra aynı ilaçları bastıkları sahte kutularla yeniden satarak devleti de zarara uğrattıkları ortaya çıktı.
İKİ TIR DOLUSU KANSER İLACI
Bir ihbarı değerlendiren İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin düzenlediği operasyonda, İstanbul’da 5 ecza deposu, 14 eczane, 2 matbaa, ve 23 eve düzenlenen baskınlarda 50 kişi gözaltına alındı. Zanlılardan 7’si savcılık talimatı ile serbest bırakılırken 43 kişi polis tarafından sorguya alındı. Operasyonlarda, lösemili çocuklar ve diğer kanser hastaları için üretilmiş iki TIR dolusu ilaç, 190 bin adet tarihi geçmiş ilaç için basılmış kutular ve başka ilaçlar da ele geçirildi. İlaç çetesinin hedefinde öncelikle kullanım süresi geçmiş ilaçlar yer aldı. Çete, hastanelerdeki hastabakıcılardan para karşılığı, kullanım süresi geçen ilaçlan topladı. Bu yöntemle Türkiye genelindeki hastanaler tek tek adeta gezilerek eski ilaçlar alındı. Bu ilaçlar basılan yeni kutularda piyasaya sürüldü. Çetenin ikinci çalışma yöntemi ise ilaç çalmak. Zanlıların hastane ve eczanelerden ilaç çaldıkları ileri sürüldü. (BİRGÜN)
- Resmen cinayet Eczanelerden çaldıkları ve çöpten topladıkları tarihi geçmiş ilaçları, sahte kutulara koyup piyasaya süren vicdansızlar polisin operasyonuyla ele geçirildi. Çetenin bu yolla 17 milyon YTL’lik vurgun yaptığı ortaya çıktı.
Kanser, astım ve lösemi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların kullanım süreleri geçenleri hastanelerden toplayarak sahte kutularla piyasaya süren çetenin aynı zamanda İran ve Suriye’den de kaçak ilaç getirdiği ortaya çıktı. Halkın sağlığı ile oynayan kişilerin ilaç kutularının küpürlerini keserek sosyal güvenlik kurumlarına satmış gibi gösterdikleri, daha sonra aynı ilaçları bastıkları sahte kutularla yeniden satarak devleti de zarara uğrattıkları ortaya çıktı. Vurgunun boyutunun 17 milyon YTL olduğu bildirildi. Zanlılar, “İlaçları satmak için yapmıyorduk. Bu ilaçları hastanelere promosyon amaçlı veriyorduk” dediler.
ELEBAŞLARI BABA OĞUL
Ümraniye Devlet Hastanesi’nde atılan ilaçların toplandığı yönünde ihbar alan polis, tespit ettiği kişilerin telefonlarını dinlemeye aldı. 2 ay süren dinlemelerde çetenin üyeleri belirlendi ve İstanbul, Ankara, Batman, Hatay, Samsun, Adana ve Konya’da operasyonlar düzenlendi. İstanbul’da 5 ecza deposu, 14 eczane, 2 matbaa ve 23 eve düzenlenen baskınlarda 50 kişi gözaltına alındı. Opersyonlarda, lösemili çocuklar için üretilmiş bir TIR dolusu ilaç, 190 bin adet tarihi geçmiş ilaçlar için basılmış kutular, fiyatları bin ila 9 bin YTL arasında değişen kanser ilaçlarının yer aldığı iki TIR dolusu ilaç ele geçirildi. Çetenin başının ecza deposu sahibi S. C. ile oğlu A. C. olduğu xxxxx edildi. A. C’nin eczanelere ilaç dağıttığı, K. Z’nin ise süresi geçen ilaçları hastanelerden toplama işini organize ettiği ileri sürüldü. Polisin gözaltına aldığı kişiler arasında çetenin ilaç çalma işini organize eden M. T, A. B, O. Ü, N. V. ilaç kutularını basan matbaacılar B. T, T. Ş. grafiker Ü. P. ve yurt dışından kaçak ilaç getiren ecza deposu sahipleri M. D, A.D. ve H.B.K. ile kadın eczacılar G.Y. ile G.H bulunuyor.
NASIL ÇALIŞIYORLAR?
İlaç çetesinin hedefinde kullanım süresi geçmiş ilaçlar bulunuyor. Önce Türkiye genelindeki hastaneler tek tek gezilerek hasta bakıcılardan para karşılığı kullanım süresi geçen ilaçlar alınıyor, daha sonra bu ilaçlar basılan yeni kutularda piyasaya sürülüyor. Çetenin ikinci çalışma yöntemi ise eczanelerden ilaç çalmak. Çete elemanlarının İstanbul’da 100′den fazla eczaneden ilaç çaldıkları ileri sürüldü. Zanlıların ayrıca reçete ile satılmayan ilaçların sahtesini yaptıkları da xxxxx edildi. Bir diğer yöntem ise İran ve Suriye’den kaçak yollarla getirilen ilaçları kutularını değiştirerek piyasaya sürmek.
İKİ DEFA SATMIŞLAR
İlaçların küpürlerini keserek sosyal güvenlik kurumlarına satan çete üyeleri, küpürü kesilen kutuları basılan yeni kutulara koyarak bir ilacı iki defa satıp haksız kazanç elde etmişler. Haklarındaki suçlamaları kabul etmeyen zanlılar, “Biz süresi geçmiş ilaçları topladık. Ayrıca ecza depolarımızda bulunan ve süresi geçmiş ilaçların faturalarını Vergi Dairesi’ne ibraz ettik. İmha edilmesi gereken bu ilaçları satmadık, sadece ilaç satışı yaptığımız hastenelere promosyon amaçlı verdik” dediler. Çeteden ilaç alan bazı eczacıların ise “İstanbul’daki eczanelerin yüzde 70′i bu yöntemle para kazanıyor” dediği öğrenildi.
İNTERNETTEN İLAÇ ALMAYIN
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Kaplan, “İlaç alırken mutlaka güvendiğiniz bir eczaneden alın. İnternetten ya da telefonla verilen ilaç siparişi riskli. İlaç nerede korunmuş, menşei ne, ithalatçısı, üreticisi kim bunları bilmeden ilaç satın almayın” dedi. Her ilacın yan etkisi olduğuna dikkat çeken Kaplan, bazı ilaçların reçetesiz verildiğini ancak, yüzde 90′ının kurum reçetesiyle almak zorunluluğu bulunduğunu da söyledi. İstanbul Üniversitesi Carrehpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dündar Okan Yıllar da, “Kaçak ilaçların önlenmesi eczanelerin ve ilaç depolarının denetlenmesine bağlı. İlaçlar mutlaka eczane ve depolara fatura karşılığı girmeli. İlaçların üzerinde ‘reçetesiz satılmaz’ ibaresi bulunmasına karşın, bir başıboşluk hakim. İlacın geldiği yer belli olmazsa, güvenli olduğunu da söyleyemezsiniz” diye konuştu.
Mehmet KÖPÜKLÜ / Kaan Özbek (BUGÜN)
- İksir operasyonunda 43 gözaltı İstanbul ile birlikte toplam 7 ilde düzenlenen “İksir” adlı operasyonda, çalıntı ve kullanım süreleri geçmiş ilaçların kutuları değiştirilerek piyasaya sürülmek istenmesi konusuna ilişkin gözaltına alınan 43 kişi Ümraniye Adliyesi’ne sevk edildi. Operasyonun maddi boyutunun tam olarak tespit edilememekle birlikte 17 milyon YTL civarında olduğu belirtilirken yakalanan 43 zanlıdan 14′ünün diplomalı eczacı olduğu bildirildi. İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Kaplan, gözaltına alınan eczacıları tanımadıklarını söyledi. Eczacıların ilaçlarını aldığı depoların Sağlık Bakanlığı ruhsatına sahip olduğunu belirten Kaplan, depolardaki ilaçların faturalı olduğunu söyledi. Kaplan eczacıların depolardan alınan ilaçların sahte olup olmadığını anlamalarının zor olduğunu kaydederek depolardaki denetiminin sıklaştırılması gerektiğini dile getirdi. (CUMHURİYET)
- İlaç çetesinin şifresi çözüldü “İksir” adlı operasyonla çökertilen sahte ilaç şebekesinin liderinin eczacılık fakültesi mezunu Burç Ecza Deposu sahibi Saim Cimşit olduğu ortaya çıktı. Zanlılar, ‘dolaylı olarak ölüme sebebiyet vermek’ dahil 11 ayrı suçtan adliyeye sevk edildi
“İksir” operasyonuyla çökertilen ilaç şebekesinin liderinin eczacılık fakültesi mezunu olan Burç Ecza Deposu sahibi Saim Cimşit olduğu ortaya çıktı. Operasyonla 17 milyon YTL’lik sahte, çalıntı ve son kullanma tarihi geçmiş ilaç ele geçirilirken, şebekenin özellikle 1000 ile 9000 YTL arasında değişen kanser ilaçlarını piyasaya sürdüğü xxxxx edildi. Polis sorguları tamamlanan 43 kişiyi “çete” ve “tedavi olma şansını insanların ellerinden alarak dolaylı olarak ölüme sebebiyet vermek” suçlarının da aralarında bulunduğu 10 ayrı suçtan adliyeye sevk etti. Savcının “çete” ve “kişilerin sağlığını tehlikeye atmaktan” mahkemeye sevk ettiği 14 kişi ise tutuklandı.
Son kullanma tarihi geçmiş ilaçları satan bazı eczacıların, sorgularında “Bu işi eczacıların yüzde 80′i yapıyor” dediği kaydedildi. Zanlılar, çete ve tedavi olma şansını insanların ellerinden alarak dolaylı olarak ölüme sebebiyet verme suçlarının da aralarında bulunduğu 11 ayrı suçtan adliyeye sevk edildi.
23 EVE BASKIN DÜZENLENDİ
Polis, dün sahte ilaç şebekesiyle ilgili olarak basın toplantısı düzenlerken, baskının ayrıntıları da ortaya çıktı. Emniyet güçleri, İstanbul’da 5 ecza deposu, 14 eczane, 2 matbaa ve 23 eve baskın düzenlendi. 2’si eczane sahibi kadın 43 kişi gözaltına alındı.
Aramalarda ecza deposundan çalınarak piyasaya sürülmeye hazırlanan, lösemi hastası çocukların tedavisinde kullanılan bir TIR dolusu özel üretilmiş bebek maması, 190 bin adet tarihi geçmiş ilaçlar için hazırlanmış ilaç kutusu, aralarında kanser ilaçlarının da yer aldığı son kullanma tarihi geçmiş iki kamyon ilaç, kullanılmış ambalajları kesilmiş muhtelif ilaçlar, ilaç ambalajı yapımında kullanılan tasarım grafik ve matbaa malzemeleri, iki tabanca ve 227 adet mermi, 12 adet bilgisayar, bir pres makinesi, ilaç yapımında kullanılan kalıplar, iki sahte araç basın kartı ele geçirildi.
Çetenin lideri olduğu öne sürülen Saim Cimşit’in oğlu Aziz Cimşit kardeşleri Aksoy Cimşit ve Kamil Salih Cimşit’in organizasyonu yönettiği, ilaç kutuları ve sahte fatura hazırladıkları belirlendi. Ele geçirilen ilaçların astım, kalp, diyaliz, kanser, ağrı kesici, ateş düşürücü, şeker, kolesterol ilaçları olduğu belirtildi.
Son kullanma tarihi geçen ilaçları satan bazı eczacıların Emniyet’teki ifadelerinde, pişman olduklarını ve eczanelerini kapatacaklarını söyledikleri belirtildi. Bazı eczacılar, sahte ilaç işini İstanbul’daki eczanelerin yüzde 80′inin yaptığını öne sürdü. Bazıları ise sahte ilaç sattıklarını bilmediklerini söyledi.
14′Ü TUTUKLANDI
Sabahın erken saatlerinde Ümraniye Adliyesi’ne sevk edilen zanlıların işlemleri geç saatlere kadar sürdü. Savcı, 43 sanıktan 23′ünü ifadelerini aldıktan sonra serbest bıraktı. 6 sanığı bebek maması çaldıkları gerekçesiyle suçun işlendiği yeri dikkate alarak Büyükçekmece Adliyesi’ne sevk eden savcı, 14 sanığı da TCK’nın “bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti”ni düzenleyen 168. maddesi ile “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçunu düzenleyen 220. maddesi uyarınca tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk etti. Nöbetçi Mahkeme tarafından sorgulanan aralarında Saim Cimşit, oğlu Aziz Cimşit, kardeşleri Aksoy Cimşit ve Kamil Salih Cimşit ile Şaban Kalafat, Kenan Zaman, Cihan Veski, Ogün Üçbudak, Ali Özçelebi ve Ahmet Bülent Tan’ın da aralarında bulunduğu 14 zanlı tutuklanarak cezaevine gönderildi.
E-REÇETE PROJESİ
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Gümrükçüoğlu, sahte ilaçlara karşı e-reçete projesini yürürlüğe koyacaklarını, böylece bir sağlık karnesine, ne zaman, hangi doktor tarafından ve hangi ilacın yazıldığını izleyebileceklerini anlattı.
ECZACIYA DA AĞIR CEZA
İstanbul Eczacı Odası Genel Sekreteri Semih Güngör: İşin içinde eczacı varsa resmi şekilde bu bilgilerin bize ulaşması gerekiyor. Eczacı Odası olarak mesleki deontoloji kuralları gereği soruşturma yaparız. Para cezasından meslekten men cezasına kadar giden ağır cezalarımız var. Burada şu önemli, eczacı sahte ilacı bir depo kanalıyla bilmeden mi, yoksa bilerek isteyerek mi sattı. İdari soruşturma bittikten sonra biz de meslekten süresiz olarak men cezası veririz.
İÇERİĞİ ANALİZ EDİLMELİ
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Araman: Sahte ilaçta nişasta, pudra gibi dolgu maddeleri kullandıysa birinci derecede sağlığa zararı yoktur. O zaman sahtecilik açısından takibe alınır. İlacın içeriğinde kimyasal madde kullanıldıysa onun yaratacağı etki normal ilaçtan farklı olacaktır. Ölüm olursa otopsi sonucunda ortaya çıkabilir bu etkiler. Ele geçirilen mallar analiz edilir, o zaman cana kastediyor mu anlaşılır. ERDAL KILINÇ, GÖKHAN KARAKAŞ İstanbul (MİLLİYET)
- Sorguda korkunç itiraf İstanbul’da yakalanan sahte ilaç çetesinin lideri ecza deposu sahibi çıktı. Operasyonda gözaltına alınan bazı eczane sahiplerinin “Bu işi İstanbul’daki eczacıların yüzde 80′i yapıyor” dediği bildirildi. Çete üyeleri cinayet suçuyla dün adliyeye sevk edildi.
İstanbul polisi, sahte, çalıntı ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçları piyasaya süren bir çeteyi tespit etmişti. İstanbul, Ankara, Batman, Hatay, Samsun, Adana ve Konya’da eş zamanlı yapılan ”iksir” adlı operasyonla 2’si kadın 43 kişi yakalanmıştı. Operasyonda çetenin sahte ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçları dağıttığı üç TIR da ele geçmişti. 17 milyon YTL’lik sahteciliğe imza atan çetenin liderinin eczacılık fakültesi mezunu olan Burç Ecza Deposu’nun sahibi Saim Cimşit olduğu ortaya çıktı. Son kullanma tarihi geçmiş ve çalıntı ilaç satmakla suçlanan bazı eczane sahiplerinin polisteki sorgularında “Pişmanım” derken korkunç bir itirafta bulunduğu öğrenildi. Eczacıların, “İstanbul’daki eczanelerin yüzde 80′i sahte, çalıntı ve son kullanma tarihi geçmiş ilaç satıyor” dediği belirtildi. Polis, çetenin hastane, eczane ve ecza depolarından çaldığı ilaçları yeniden ambalajlayarak sattığını bildirdi. Çetenin en çok 1000 ile 9000 YTL’ye satılan kanser ilaçlarının sahtesini yaptığı saptandı.
10 AYRI SUÇLAMA
Operasyonda yakalanan zanlılar, çete ve dolaylı olarak ölüme sebebiyet vermek suçlamalarının da aralarında bulunduğu 10 ayrı suçtan dün Ümraniye Adliyesi’ne sevkedildi.
İŞ BÖLÜMÜ YAPMIŞLAR
Çete lideri olmakla suçlanan Saim Cimşit’in oğlu Aziz Cimşit, kardeşleri Aksoy Cimşit ve Kamil Salih Cimşit’in organizasyonu yöneterek, ilaç kutularını hazırladıkları ve sahte fatura hazırladıkları belirlendi. Benzer suçlardan sabıkalı Kenan Zaman’ın süresi geçmiş ve takas edilen ilaçları toplamakla görevli olduğu tespit edildi. Şebekenin hırsızlık grubunu Mahir Topaloğlu ve Aziz Bektaş’ın organize ettiği kaydedildi. Ogün Üçbudak’ın ilaçların dağıtımından sorumlu olduğu ifade edildi. Ahmet Şahan ve Ali Özçelebi’nin ilaçların saklandığı depo ve eczanelerle ilişkiyi kurduğu belirtildi. Grafiker Mustafa Petek ve Ümit Petek’in sahte ilaçların grafiklerini yaptıkları tespit edildi. İstanbul’da 5 ecza deposu, 14 eczane, 2 matbaa ve 23 eve baskın yapmıştı. Operasyonda üç de TIR ele geçmişti. TIR’lardan birinde kan kanseri çocukların tedavisinde kullanılan özel bebek maması, diğer iki TIR’da ise 190 bin adet sahte ilaç kutusu ile binlerce sahte ve son kullanma tarihi geçmiş ilaç bulunmuştu. Çetenin piyasaya sürdüğü ilaçların ağırlıklı olarak astım, kalp, diyaliz, kanser, ağrı kesici, ateş düşürücü, şeker, kolesterol tedavisinde kullanıldığı bildirildi. (POSTA)
- 17 milyon YTL’lik sahte ilaç Sahte ilaca ilişkin 7 ayrı ilde eş zamanlı düzenlenen “iksir” operasyonu sonrasında 2’si kadın 43 kişi gözaltına alındı. Soruşturma başlatılıyor.
İstanbul’un da aralarında bulunduğu 7 ilde düzenlenen sahte ilaç operasyonuyla ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Gümrükçüoğlu, ilaç sahteciliğine karışanlar hakkında savcılıklardan alınan bilgilere göre idari soruşturma başlatılacağını ve gerekli müeyyidelerin uygulanacağını söyledi. Gümrükçüoğlu, reçete ve ilaçlara üretim sırasında seri numarası verilmesine yönelik uygulamalarla da ilaç sahteciliğinin önüne geçmeyi planladıklannı kaydetti. Olayları hukuki, cezai ve tıbbi yönden takip ettiklerini belirten Gümrükçüoğlu, Cumhuriyet Savcılıklarının takibine paralel olarak, olaylara karışanların idari yönden de Sağlık Bakanlığı tarafından soruşturulacağını ifade etti. Gümrükçüoğlu, “Araştırmaların sonuçlarına göre, olaylara karıştığı tespit edilen kişilerin işlerine son verilmesi, yerlerinin kapatılması gibi müeyyideler mutlaka uygulanacaktır” dedi.
7 ilde düzenlenen “İksir” adlı operasyonda, piyasa değeri 17 milyon YTL civarında olduğu sanılan çalıntı ve kullanım süreleri geçmiş ilaçların kutuları değiştirilerek piyasaya sürülmek istenmesi konusuna ilişkin 43 kişi gözaltına alındı. Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre İstanbul’da bazı kişilerin çalıntı ve son kullanma tarihleri geçmiş ilaçları piyasaya sürmeye hazırlandıklarının belirlenmesi üzerine 8-9 Mart 2007 tarihlerinde polis tarafından çalışma başlatıldı. İstanbul’da 44, Adana, Ankara, Batman, Hatay, Konya ile Samsun’da da 11 ayrı adrese 8 ve 9 Mart 2007 tarihlerinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, şebeke lideri oldukları ileri sürülen S.C ve kardeşi A.C’nin de aralarında bulunduğu 2’si kadın 43 kişi gözaltına alındı.
KANSER İLACI DA VAR
Operasyonda, lösemili çocuklar için özel üretilmiş bebek maması türünden 1 TIR dolusu ilaç, kullanım süresi geçmiş ilaçlar için hazırlanmış 190 bin civarında sahte ilaç kutusu, aralarında fiyatları bin ile 9 bin YTL arasında değişen kanser ilaçlarının da yer aldığı 2 kamyon dolusu kullanım süresi geçmiş ve kullanılmış, ambalajları kesik kupürsüz ilaçlar, ilaç ambalaj yapımında kullanılan tasarım grafik ve matbaa malemeleriyle klişeler, 2 adet tabanca, bu silahlara ait 227 adet fişek, suçta kullanılan 12 bilgisayar, çok sayıda CD ile doküman ele geçirildi. Operasyon kapsamında İstanbul’da 5 ecza deposu, 14 eczane, 2 matbaa ve 23 ikamette arama yapıldı.
ECZANELER UYARILDI
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da operasyonda ele geçirilen bazı ilaçları inceledi. Emniyetten yapılan açıklamada, eczanelerin, yeni TCK’nın sahte ilaç satmanın cezası konusunda bilgi sahibi olmadığı ifade edilen tespitler bölümünde, kaynağı belli olmayan yerlerden şüpheli ilaç almalarının eczacılar açısından hukuki sorumluluk doğuracağı, ayrıca çeşitli iletişim araçlarıyla satılan ilaçlara asla itibar edilmemesi gerektiği vurgulandı. Emniyetteki sorgu ve işlemleri tamamlanan 2’si kadın 43 şüphelinin Ümraniye Adliyesi’ne sevk edildiği kaydedildi. - Gültekin Kaya (TÜRKİYE)
- İlaç vurgununa eczacı da depocu da ortak çıktı İnsan sağlığını hiçe sayan çetenin üyeleri arasında eczacılar, ecza deposu sahipleri, mümessiller, kaçak ilaç getirenler, hırsızlar ve matbaacıların bulunduğu ortaya çıktı.
43 KİŞİ ADLİYEDE
İlaç vurgunu çetesinin lideri Saim Cimşit ile ilaç çalma işini organize edenlerden Ogün Üçbudak’la birlikte 43 kişi Ümraniye Adliyesi’ne götürüldü. Kanser, astım ve lösemi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlardan kullanım süresi geçmiş olanları hastanelerden toplayan ve bu ilaçları sahte kutulara koyup piyasaya süren çetenin aynı zamanda yurtdışından kaçak ilaç da getirdiği ortaya çıktı. Vurgunun boyutunun 17 milyon YTL olduğu açıklandı. İstanbul Mali Suçlarla Mücedele Şubesi ekipleri, Ümraniye Devlet Hastanesi’nde atılan ilaçların toplandığı yönünde bir ihbar üzerine, tespit ettiği kişilerin telefonlarını dinlemeye aldı. Çetenin üyeleri belirlendi, ardından da İstanbul, Ankara, Batman, Hatay, Samsun, Adana ve Konya’da operasyonlar düzenlendi.
ARALARINDA 2 KADIN ECZACI DA VAR
İstanbul’da 5 ecza deposu, 14 eczane, 2 matbaa ve 23 eve düzenlenen baskınlarda 43 kişi gözaltına alındı. 3 TIR dolusu ilaç ele geçirildi. Çetenin başında, ecza deposu bulunan Saim Cimşit ile oğlu Aziz Cimsit bulunuyor. Zanlılardan Aksoy Cimşit’in eczanelere ilaç dağıtma, Kenan Zaman’ın ise süresi geçen ilaçları İstanbul dışındaki hastanelerden toplama işini yaptığı ileri sürüldü. Gözaltına alınanlar arasında çetenin ilaç çalma işini organize eden Mahir Topaloğlu, Aziz Bektaş, Ogün Üçbudak, Nubar Veske, ilaç kutularını basan matbaacılar Bülent Tan, Taner Şentürk, grafiker Ümit Petek ile yurtdışından kaçak ilaç getiren ecza deposu sahipleri M.D., A.D. ve H.B.K. ile kadın eczacılar G.Y ile C.H. de bulunuyor. - Savaş AKIN (VATAN)
- Vicdansızlara suçüstü İstanbul’la birlikte 7 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “İksir” adlı operasyon, binlerce hastayı ölüme gitmekten kurtardı. Lösemili çocuklar için özel üretilmiş bebek maması türünden 2 TIR dolusu bozuk ilacı piyasa sürmeye hazırlanan vicdansızlar gözaltına alındı.
İstanbul ile birlikte toplam 7 ilde düzenlenen “İksir” adlı operasyonda, çalıntı ve kullanım süreleri geçmiş ilaçların kutuları değiştirilerek piyasaya sürülmek istenmesi ile ilgili 43 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, İstanbul’da bazı kişilerin çalıntı ve son kullanma tarihleri geçmiş ilaçları piyasaya sürmeye hazırlandıklarının belirlenmesi üzerine polis tarafından çalışma başlatıldı. İstanbul’da 44, Adana, Ankara, Batman, Hatay, Konya ile Samsun’da da 11 ayrı adrese 8 ve 9 Mart 2007 tarihlerinde düzenlenen operasyonlarda, 2’si kadın 43 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki sorgu ve işlemleri tamamlanan şüpheliler Ümraniye Adliyesine sevk edildiği kaydedildi.
YOK, YOK!..
Operasyonda, lösemili çocuklar için özel üretilmiş bebek maması türünden 1 TIR dolusu ilaç, kullanım süresi geçmiş ilaçlar için hazırlanmış 190 bin civarında sahte ilaç kutusu, aralarında fiyatları bin ile 9 bin YTL arasında değişen kanser ilaçlarının da yer aldığı 2 kamyon dolusu, kullanım süresi geçmiş ve kullanılmış, ambalajları kesik kupürsüz ilaçlar, ilaç ambalaj yapımında kullanılan tasarım grafik ve matbaa malzemeleri ile klişeler, 2 adet tabanca, bu silahlara ait 227 adet fişek, suçta kullanılan 12 bilgisayar, çok sayıda CD ile doküman ele geçirildi. Operasyon kapsamında İstanbul’da 5 ecza deposu, 14 eczane, 2 matbaa ve 23 ikamette arama yapıldığı belirtildi.
TAHMİNİ RAKAM…
Operasyonla ilgili olarak, “nitelikli dolandırıcılık amacıyla suç örgütü oluşturmak, naylon fatura basmak, sahte ilaç ambalajı üretmek, tarihi geçmiş imha edilmesi gereken ilaçları yeniden piyasaya sürmek, hırsızlık yapmak ve hırsızlık malı alıp satmak, ruhsatsız silah bulundurmak, ruhsatsız ecza deposu ve eczane işletmek, uygun olmayan koşullarda ilaç depolamak ve transfer etmek, marka ve patent kanununa muhalefet etmek ve tedavi süresinde tedavi olma şansını insanların elinden alarak dolaylı olarak ölüme sebebiyet vermek” suçlarının tespit edildiği belirtildi. Operasyonun maddi boyutunun ise tam olarak tespit edilememekle birlikte 17 milyon YTL civarında olduğunun değerlendirildiği kaydedildi.
Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün açıklamasında, operasyon ile ilgili genel tespitlere ilişkin ise şu ifadelere yer verildi:
• İlaç dağıtımında, üretici firma - ecza deposu - eczane şeklinde prosedür izlenmekte olup, bu sistemin çalışmasından sorumlu Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğüdür. Bu anlamda ecza depolarının sağlıklı bir şekilde kontrolü önem arz etmektedir.
• Bu olay yasal ilaç dağıtım ağının aslında çok da sağlıklı olmadığını göstermektedir. Türkiye’de toplam 430 tane ecza deposu vardır, ancak bunlardan bir bölümünün şüpheli işlemler yaptıkları tespit edilmiştir.
• Yakalanan ilaçların bir bölümünün kanser tedavisinde kullanıldığı, ele geçirilen ilaçlar arasında süresi geçmiş ilaçların bulunduğundan hareketle mutlaka ilaçların son kullanma tarihlerine dikkat edilmesi ve eczanelerden satın alınması gerekmektedir.
• İlaç firmaları tarafından eczanelere fazla ilaç satmaları halinde bedava ilaçların verilmesi, hediye verilmesi, eczacıların satamayacaklarından fazla ilaç almalarını özendirmekte olup bu durum ilaç sektörünü olumsuzluğa itmektedir.
• Tanıtım numunelerinin, içi boşaltılıp matbaada basılan kupürlere doldurulmak suretiyle, naylon fatura kullanılmak suretiyle depolar tarafından piyasaya sürüldüğü, bu nedenle sektörün denetim mekanizmasının, gerek firmalar, gerek mümessiller, gerek eczacılar üzerinde artırılması gerekmektedir.
Tespitler bölümünde ayrıca, kaynağı belli olmayan yerlerden ilaç almalarının eczacılar açısından hukuki sorumluluk doğuracağı, vurgulandı.
İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILACAK
İstanbul’un da aralarında bulunduğu 7 ilde düzenlenen sahte ilaç operasyonuyla ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Gümrükçüoğlu, ilaç sahteciliğine karışanlar hakkında savcılıklardan alınan bilgilere göre idari soruşturma başlatılacağını ve gerekli müeyyidelerin uygulanacağını söyledi. Gümrükçüoğlu, reçete ve ilaçlara üretim sırasında seri numarası verilmesine yönelik uygulamalarla da ilaç sahteciliğinin önüne geçmeyi planladıklarını kaydetti. Gümrükçüoğlu, halkın sağlığını tehdit eden bu tür teşebbüslere zaman zaman rastlanıldığını belirtti. (YENİÇAĞ)
- İlaç vurgununda eczacı parmağı İstanbul ile bazı illerde yürütülen operasyonlar sonucu gözaltına alınan ve tarihi geçmiş ilaçları sahte ambalajla piyasaya sürdükleri xxxxx edilen 54 kişiden 22’sinin ecza deposu sahibi, eczacı ve ilaç mümessili olduğu ortaya çıktı. Gözaltına alınan bir şebeke üyesi, ifadesinde, İstanbul’da bulunan eczanelerin büyük bölümünün bu tür ilaçları sattığını xxxxx etti. Bu arada, Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Gümrükçüoğlu, ilaç sahteciliğine karışanlar hakkında idari soruşturma başlatılacağını söyledi. Gümrükçüoğlu, ilaçlara üretim aşamasında seri numarası verileceğini de kaydetti. Buna göre, her ilaç kutusuna ayrı numara verilecek ve satışa sunulan ilaçlar bu yolla kontrol altında tutulacak. - SALİH AYDIN İSTANBUL (YENİ ŞAFAK)
- Doktor hemşire el ele, sağlık için g(ö)reve Doktoruyla, hemşiresiyle sağlık emekçileri, parasız ve nitelikli sağlık hakkı için yarın bir gün iş bırakacak
Hekimler ve sağlık emekçileri, görev sözcüğünden “ö” harfini bir günlüğüne çekerek yarın greve gidecek. Beyaz önlüklüler, sağlığın özelleştirilmesi durumunda sağlık hizmeti alamayacak olan halka “sağlıklı bir gelecek sunabilmek” ve “görevlerini insanca koşullarda sürdürebilmek” için bir gün boyunca sağlık hizmeti vermeyecek. Sağlık Hakkı İçin Beyaz Miting’de önceki gün bir araya gelerek Sağlık Bakanlığı’nın önünde AKP Hükümeti’ne “Sağlıkta yıkımı durduracağız” diye seslenen hekimler ve sağlık emekçileri, 14 Mart Tıp Bayramı’nı da grevde karşılayacak.
Beyaz Miting sırasında görüştüğümüz beyaz önlüklüler, “Halkımıza karşı ödevimiz olan görevimizi yerine getirmek için bir günlüğüne grevdeyiz” diyerek halktan, hem anlayış hem de destek istedi. Sağlıkçılar, halktan acil durumlar dışında hizmet almak için başvuruda bulunmamalarını, yapacakları eylemlere destek vermelerini talep ettiler. Gaziantep Tabip Odası’ndan Dr. Hamza Ağca, AKP Hükümeti’nin Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlığı özelleştirmeyi hedeflediğini söyledi. Genel Sağlık Sigortası ile parası olmayanların sağlık hizmetlerine ulaşamayacağını belirten Ağca, aile hekimliğine geçilmesiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin çökeceğini kaydetti. Hükümetin torba yasa ile ithal hekimi gündeme getirdiğini, hekim emeğini ucuzlatmaya çalıştığını, sağlık çalışanlarının iş güvencesi ve ekmeğiyle oynadığını ifade eden Ağca, bütün bunlara itiraz ettiklerini söyledi. Ağca, “Biz bugünden ”dur” demezsek, gelecekte sağlık hizmetleri paralı olacak, vatandaşlarımız sağlık hizmeti alamayacak. Bu nedenle greve çıkıyoruz. Vatandaşlarımızdan da destek bekliyoruz” dedi.
SES İzmir Şubesi’nden Nesrin Yavaş ise sözlerine “AKP sağlığa zararlıdır” diyerek başladı. Sağlık ocaklarının kapatılarak aile hekimliğine geçilmesi durumunda anne ve bebek ölümleri yaşanacağına dikkat çeken Yavaş, “Biz, grevi sadece kendi haklarımızı savunmak İçin değil halkın sağlık hakkını korumak için yapıyoruz. Anneler, bebekler ölmesin istiyoruz, sağlıklı bir gelecek talep ediyoruz” diye konuştu.
İstanbul Diş Hekimleri Odası’ndan İnci Uzunkaya da hastaların diş sağlığı hizmetlerine ulaşamadığını, diş hekimlerinin ise tekellerin insafına terk edildiğini belirterek “Sağlık çalışanları ile halk karşı karşıya getirilmek isteniyor ama biz, halkın sağlık hakkını korumak için eylem yapıyoruz” dedi.
”HAKKIMIZI İSTEYECEĞİZ”
Kocaeli Tıp Fakültesi’nde taşeron şirkete bağlı çalışan Dev Sağlık-İş üyesi Saadet Karagöz, sağlık işçilerinin düşük ücretlerle, güvencesiz, ağır koşullarda çalıştığını; hem temizlik hem de hastabakıcılığı yaptığını söyledi. Hastaların da sağlık işçilerinin de mağdur olduğunu belirten Karagöz, “14 Mart’ta, hem işçilerin haklarını hem de sağlık hakkını isteyeceğiz” dedi. Diyarbakır’da anestezi teknisyeni olarak görev yapan Tüm Medikal Radyoteknoloji Derneği Üyesi Orhan Duru da hükümetin, anestezi teknisyenlerinin çalışma sürelerini 5 saatten 7,5 saate çıkarmaya çalıştığını anımsatarak “Bu, ölüme davetiye çıkarmaktır” diye konuştu. Ankara Çağdaş Eczacılar Derneği Üyesi Hatun Bağuç, ilaçtaki kısıtlamalar nedeniyle hekimlerin ilaç yazamaz, eczacıların ilaç veremez, hastaların ilaç alamaz hale geldiğini; eczacıların da hastaların da mağdur olduğunu belirterek grevi desteklediklerini söyledi.Onur Bakır
(EVRENSEL)
- Hastalar ilaçsız kaldı Eczacılar, pahalı, ithal ve kan ürünleri içeren ilaçları, kurum ödemeleri zamanında yapılmadığı için satmak istemiyor.
Resmi kurumlardan paralarını alamayan eczacılar, yurttaşlara hizmet sunamıyor. Eczacılar, pahalı, ithal ve kan ürünlerini içeren ilaçları kurum ödemelerinin zamanında yapılmaması nedeniyle satmak istemiyor. Epilepsi rahatsızlığı yaşayan Tahsin Gürer, bir gün içinde 20′ye yakın eczane dolaştığını ancak ilacını alamadığını söyledi. Kullandığı “Lamictal” adlı ilacın ithal olduğunu, eczacılardan “Depoda yok” ya da “SSK ödemiyor” yanıtı aldığını belirten Gürer, “Bütün günüm eczane dolaşmakla geçti. Ancak tümünden gelen yanıt aynı oldu” dedi.
İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan da ilaç fiyat kararnamesinin değişmesi gerektiğini belirterek, eczacıların ve hastaların zor durumda kaldığını söyledi. Eczanelerin cirolarının önemli bir kısmını resmi kurumlara kesilen faturaların oluşturduğuna dikkat çeken Sayılkan, eczanelerin nitelikli hizmet sunabilmesi için kurum ödemelerinin zamanında yapılması gerektiğini kaydetti.
2005 yılında kurumların Yeşil Kart ve SSK ile tanıştığını anımsatan Sayılkan, “Eczanelerimiz ülke nüfusunun neredeyse tamamına hizmet veriyor. Resmi kurum ödemelerinin gecikmesi durumunda küçük ve orta ölçekli eczaneler büyük sıkıntı yaşıyor.
Eczaneler banka kredisi kullanmak zorunda kalıyor ya da depoların gecikme faizlerine mahkûm oluyor. İlaç fiyat kararnamesiyle fiyatların düşmesine, tasarruf amaçlı düzenlemelere karşın, ilaç harcamaları her yıl artıyor. Eczanelerin yüzde 6′larda olan kârlılığı yüzde 1′lere düştü. Eczacı sattığı ilacın parasını resmi kurumdan 3 ay içinde alamıyor. Depoya bir ay içinde ödeme yapması gerekiyor. Zarar etmemek için de kendini riske atmıyor” dedi.
Özellikle ithal ve kan ürünlerini içeren ilaçlarda sıkıntı yaşandığını kaydeden Sayılkan, küçük sermayeli eczanelerin risk alması durumunda iflasa kadar sürüklendiğini, ancak sermayesi sağlam olanların ilaçları verebildiğini söyledi. İlaç fiyat kararnamesinin yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Sayılkan, resmi kurumların ödemelerinde dikkatli olması gerektiğini de belirtti. HİCRAN ÖZDAMAR – İZMİR (CUMHURİYET)
- Yeşil Kart alacakları Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, sosyal güvenliği olmayanların sağlık primleri için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bütçesine, 2 milyar 607 milyon YTL ödenek konulduğunu ifade etti. Anavatan Partisi İzmir Milletvekili Serpil Yıldız’ın konuyla ilgili soru önergesini yazılı yanıtlayan Unakıtan, Yeşil Kart’lı yurttaşların ilaç faturaları karşılığında doğan eczane alacaklarının, belge inceleme, tahakkuk, ödenek ve nakit temini işlemlerinin ardından ilgililere ödendiğini kaydetti. (CUMHURİYET)
- “Sağlığa zararlı” ihale iptal Hazırlık sürecinde Cumhuriyet’in çarpıklıklannı duyurduğu 210 milyon dolarlık aşı ihalesi iptal edildi. İhalenin teknik şartnamesinde, ambalajlama ve dolum “teknoloji transferi” olarak tanımlanmıştı. Sağlık Bakanlığı bu gerekçeyle ihaleyi gerçekleştiremeyeceğini şirketlere duyurdu.
Cumhuriyet’in hazırlık sürecinde, şartnamesindeki çarpıklığa dikkat çektiği 3 yıllık aşı alımı ihalesi iptal edildi. 210 milyon dolarlık aşı alımı ihalesiyle ilgili olarak Tıp Kurumu, 3 yıllık alım yapılması nedeniyle Sağlık Bakanlığı’nın fiyat hareketlerinden yararlanma avantajını ortadan kaldırdığı eleştirisini dile getirmişti. Tıp Kurumu ayrıca, teknik şartnameyi incelemiş, burada dolum ve ambalajlamanın “teknoloji transferi” olarak tanımlandığına dikkat çekmişti. Sağlık Bakanlığı, şubat ayında söz konusu ihalenin iptal edildiğini duyurdu, ilgili şirketlere gönderdiği yazıda, “25.12.2006 tarihinde Kamu İhale Bülteninde yayımlanan ve 5 Şubat 2007 günü, saat 10.30′da yapılması planlanan 3 yıllık (2007, 2008, 2009) ihtiyacı karşılayacak. …Tip beşli kombine aşısı alımı ihalesi, teknik şartnamenin yatırıma dair hususlarının yeniden değerlendirilmesi amacıyla iptal edilmiştir.”
MALİYET ARTIYORDU
Tıp Kurumu’ndan edinilen bilgiye göre, bakanlık ilk kez bir yıllık ihale yerine 3 yıllık alım yapacaktı. Bu hem fiyat avantajını ortadan kaldırıyordu. Ayrıca teknik şartnamede Bakanlığın yıllık yaklaşık 20 milyon dolar olan aşı harcamasının yıllık ortalama 70 milyon dolara çıkmasına neden olacak ifadelere yer verilmişti. FATMA KOŞAR
(CUMHURİYET)
- Organon 14,4 milyar dolara satılıyor Hollanda’nın, çok uluslu petrokimya devi Akzo Nobel, ilaç üretimi yapan alt şirketlerinden Organon’u, Amerikan Schering Plough şirketine 14,4 milyar dolara satıyor. Akzo Nobel Yönetim Kurulu Başkanı Hans Wijers, Schering Plough’ın sunduğu teklifin çok çekici olduğunu belirterek, satıştan hem hissedarların hem de çalışanlarının daha iyi bir gelecek elde edeceklerini söyledi. Merkezi New Jersey’de bulunan Schering Plough’ın 33 bin 500 çalışanı bulunuyor. Şirket daha çok kolesterol düşürücü ve eklem yeri iltihaplarına karşı ilaç üretiyor. Şirket sadece kolesterol haplarından 2006′da 10,6 milyar dolar ciro elde etti. Akzo Nobel, geçen yıl Organon firmasının ikiye ayrılmasını kararlaştırmıştı. (HÜRRİYET)
- Vioxx kurbanına 20 milyon dolar tazminat ABD’de bir mahkeme, romatizma ilacı Vioxx’u üreten Merck şirketinin bir postacının kalp krizi geçirmesine neden olduğu gerekçesiyle 20 milyon dolar tazminat ödemesine karar verdi. New Jersey kentinde ”Vioxx” kullanırken kalp krizi geçiren 61 yaşındaki Frederecik Mike Humeston, yaklaşık 2 ay önce krizin bu ilaçtan kaynaklandığını ileri sürerek mahkemeye başvurdu. 8 hafta süren mahkeme sonunda jüri, Vioxx’u üreten Merck şirketini ilacın yan etkilerini yeterince anlatmadığı için suçlu buldu. Merck şirketinin Humeston’a 20 milyon dolar tazminat ödemesine karar verildi. 2004 yılında Vioxx’un kalp krizi ve inme riskini 2′ye katladığı ortaya çıkınca, Merck ilacı piyasadan geri çekmişti. (VATAN)
Alıntı:http://www.istanbuleczaciodasi.org.tr/index.php?
syf=basin&nod=basindan&tarih=13.03.2007
| Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletisim @ ilkogretimciler.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır. |