Hareket ihtiyacını tatmin ve uzuvları elâstiki tutabilmek için yapılır.

Hareket, sağlığın esası ve hayatın tâ kendisidir. Daha ana rahminde iken başlayan süt çocuğunda hedefsiz gibi görünen şe

killerle devam eder. Bu hareketler esasında hedefsiz ve şuursuz değildir. Çocuk, uzuvları bilhassa adale ve mafsallarını sistemli bir şekilde harekete alıştırmaktadır. Süt çocuğu devresinde baş*layan vücut hareketleri ömrün bütün çağları için en önemli bir sıhhat unsuru ve kaynağıdır. Jimnastik, vücut hareketlerinin bir sisteme bağlanması demektir. Spor ise, yarış fikriyle ilgili bir jim*nastiktir. Ve şüphesiz ondan daha tesirlidir. Fakat o nisbette de dikkat ve itina ister. Çünkü zamanımızda spor ifratlarından bir çok zararlar doğduğu meydandadır.

İnsiyaki şekilde disiplin ve sistem gösteren jimnastik, yürü*medir. Bu, jimnastiğin en tabiî şeklidir. Şu var ki, yürüyüşün vü*cut fonksiyonları içinde hayırlı tesirini yapabilmesi için bir takım şartlar vardır. Açık ve temiz bir havada yapılması, insanın fazla giyimli olmaması ve kaale alınabilecek kadar bir mesafe kat’edll-mesi şarttır. Bazan yapıldığı gibi kilodan düşme hevesiyle kısa bir mesafede yapılan yürüyüşler vücuttan çok az miktarda enerji sar-fettirdiği halde iştihayı daha büyük ölçüde açmak yeniden kilo almaya sebep olabilir. Yürüyüş bir jimnastik olarak tatbik edile*cekse buna bir plân ve programa bağlamak lâzımdır. Bir kere şu veya bu mülâhaza ile bazı günler yürüyüşten vazgeçmek bekle*nen neticenin kaybolmasına sebep olur. Mesafe olarak da iki üç kilometreden daha aşağı sahalardaki yürüyüş ancak bir gezinti kıymetini alır sportif kıymeti yoktur. Gençler ve orta yaşlılar için yürüyüş mesafesinin hiç olmazsa yer yer hafif meyilli olması fay*dalıdır. Fazla terlemeden fakat hiç olmazsa hafif bir nemle yürü*yüş nihayet bulmalıdır. Ancak o zaman vücut kaale alınabilecek bir enerji sarfetmiş olur. Sükûn halinde vücut takriben 1600 ka*lori sarfettiği halde tarif ettiğimiz şekilde bir yürüyüş bu mikta*rı üç bin kaloriye kadar çıkarabilir. Alman gıdalar bu kaloriden düşük olduğu takdirde kolaylıkla ve yavaş yavaş kilo düşürebilir.

Jimnastiğin asıl hedefi : Vücut elastikiyetini korumaktır. Bu bakımdan sistemli bir sabah jimnastiğinin tesiri büyüktür. Bu hu*susta bir çok metodlar vardır. Hepsinin esası başı, kollan, gövde*yi ve bacakları bir plâna göre hareket ettirmektir. Bu itibarla mutlaka muayyen bir sisteme bağlanmaya lüzum yoktur. Sabah jimnastiğinin açık pencerede ve oda kıyafetinde 15 dakika kadar sürdürülmesi yerinde olur. Bunu yapmaya imkân bulamıyanlar sistemli yürüyüşler yapmalıdır. Bu yürüyüşler hiç olmazsa hafta*nın bir gününde oldukça uzun mesafelere ulaşmalıdır. Şehir haya*tı böyle bir ahenkleştirmeye şiddetle ihityaç hissettirir. Şüphe

edilemek ki, gerçek bir ev kadınının evinde bir günde gördüğü iş*lerin yekûnu bu yürüyüşlerden daha tesirlidir. Yeter ki, kadın, evi*nin sahibi olsun ve âvâre tipten olmasın. Büyük şehirlerde çok bol uyku ve biraz da eş dost ve kokteyl ziyaretlerinde bir hayat süren kadınların sayısı az değildir. Bu âvâre sınıfın jimnastiğe olan ih*tiyacı herkesten fazladır. Halbuki bunlardan bir kısmı hareketi azalttığı nisbette şişmanlamakta ve şişmanladığı ölçüde atıllaş-maktadır. Diğer bir kısmı açlığa yakın bir rejim içinde yaşamak*tadır ki, bu halin hem sıhhate zararlı hem de hayat zevklerinden mahrum edici olduğu meydandadır. Bu rejim yerine normal bir yemek ve o ölçüde hareket ve jimnastik şüphesiz çok daha iyidir. Ne çare ki, memleketimizde bu hareket ihtiyaç ve alışkanlığı bü*yük kütleleri saramamıştır. Bu hayatî konu üzerinde ne kadar du*rulsa azdır.

Kadın hayatında bir çok arıza ve şikâyetlerin kaynağı hare*ketsizliktir. Bu hareketsizlik kadın vücudunda erken yağlarda çö*küntüler ve deformasyonlar yapmakta bu da, hareket cesaretini daha fazla kırmaktadır. Böylece fasit bir daireye girilmiş oluyor. Kadında hayız teşevvüçlerinin büyük bir kısmı ile doğumdan mey*dana gelen deformasyonlarm hemen hepsi isabetli bir jimnastik ve onu destekleyecek masajla önlenebilir.

Spor daha şiddetli bir jimnastik olduğu gibi yarışma ve re*kor hedefim de taşıdığı için daha dikkatli incelemeye muhtaç bir konudur. Her şeyden önce fert ve topluluk sporlarının hekim ne*zareti altında bulunması lüzumuna işaret etmeliyiz. Çünkü spor, ilâç gibidir. Hayırlı tesir muayyen bir dozdadır. Bu doz iyi tâyin edilmezse fayda yerine zarar gelebilir. Sonra spor vücudu yalnız kuvvetlendirecek değil aynı zamanda güzelleştirecek bir vasıta olmalıdır. Nihayet sporun millet ölçüsünde bir mâna kazanması büyük kütleleri sarmasiyle kabildir. Seyircilik hele klüpçülük bir spor sayılmaz.