Göz yuvarlağı, kemikten göz çukuru içinde ve mahfuz bir yer*dedir. Yağ dokusu içine gömülmüştür. Ön tarafı açık olmakla be*raber, burasını da göz kapakları korur. Görme cihazımızın ışığı toplayan optik kısmı esas itibariyle fotoğraf makinesine benzer Üstüste üç kılıftan yapılmıştır. En dışta göz akı, ortada damar ve içte ağ tabaka. Ağ tabakası göz sinirinin girdiği yer müstesna olarak gayet hassas gangliyen hücrelerinden yapılmıştır. Cisimle

rin hayali burada teşekkül eder. Göz içi suyunun yaptığı basınç ağ tabakasını damar tabakasına iyice yaslandırır. Gözün içini sey*yal ve şeffaf bir sıvı doldurur. Göz yaralanıp bu su akarsa göz bu*ruşur. Şayet bu su artar, basıncı yükselirse ağ tabakasındaki sinir hücreleri bozulur. Gözde fotoğrafların hassas plâğı yerinde okcuk ve mızrakcıklar vardır. Aydınlıkta görmeyi temin eden ve renk görmeye yarayanlar okçuklardır. Ağ tabakasının milimetre kare*sinde 13 - 14 bin okçuk bulunur.

Cisimlerin hayali gözün ağ tabakasında ters ve küçülmüş ola*rak teşekkül eder. Bir cismi vazıh görmek istediğimiz zaman gö*zümüzün mihverini o cisme yöneltiriz. Ağ tabakasının en hassas yeri, sarı leke denen küçük bir sahadır.

Ağ tabakasının, ışığa hassasiyeti ihtiyaca göre ayarlanır. Bundan başka göz bebeği, ışıkta daralarak ve ışık az olduğunda genişleyerek ağ tabakasına gidecek ışığın miktarını ayarlamaya yardım eder. Ağ tabakasında bulunan ve görme erguvanı denen özel bir madde ışıkta sokarak, karanlıkta tekrar teşekkül ererek gözümüzde ışığa karşı hassasiyeti arttırır.

Gözümüzün de, fotoğraf cihazlarında olduğu gibi ziyanın şid*detini ayarlamaya yarayan bir diyaframı vardır. Bunu, damar tabakasının kenarı ve buradaki alâimisema zarı (iris) teşkil eder. iris kenariyle göz adesesinin ön sahasına temas eder. İrisin içinde daraltıcı ve genişletici adalecikler vardır. Bu sayede şiddetli ışık geldiğinde kendi kendine deliği daraltır. Ve hafif ışıkta genişler.

Göz objektifi, muhtelif merceklerden yapılmış bir sistemdir. Işığı en ziyade kıran kornea tabakasıdır. Göz yuvarlağının dışarı doğru olan kavsi 40 diyoptrilik bir kırma kuvvetine sahiptir. Bu diyoptri, mikrak mesafesi bir metre olan bir merceğin ışığı kırma kuvvetidir. Buna mukabil göz merceğinin kırma kuvveti 10 diyop*tridir. Kornea tabakasiyle mercek cam gibi şeffaf hücrelerden ya*pılmıştır. Bunlar doğrudan doğruya kanla beslenmez. Kandan sızan berrak bir su ile beslenirler.

Fotoğraf makinesinde adese ile hassas tabaka arasındaki me*safe değişmek suretiyle ayarlama yapıldığı halde, gözde mesafe değişmez. Buna mukabil, mercek, kavsini büyütmek suretiyle kır*ma kuvvetini değiştirerek net bir hayâl temin eder. Cisim göze yaklaştıkça merceğin kavsi büyür. Bu suretle, kırma kuvveti ar*tar. Uzaklaştıkça aksi olur. Gözün böylece muhtelif mesafelere uy

masına luvum akommodasyon) denir. Göz, muhtelif mesafelere böylece kendiliğinden otomatik olarak uyar. Fakat bu uyma kaa-biliyeti yaşla azalır. Hattâ bu azalmanın 12 yaşında başladığı id*dia edilmektedir. Gözün vazıh olarak en uzaktan görebildiği nok*taya uzak noktası ve en yakından yine vazıh olarak cisimleri göre*bildiği noktaya o gözün yakın noktası denir. Bu ikisi arasındaki mesafeye, görme mesafesi ismi verilir. Yakın noktası gençlikte 12 -15 santimetre mesafededir. Yâni bu mesafedeki cisimden çı*kan ışınlar, mercekte kırıldıktan sonra tam ağ tabakası üstünde birleşirler. Miyop göz, sükûnet halinde uzaklardan gelen paralel ışınları ağ tabakası üstünde birleştiremez. Bu birleşme ağ taba*kasının önünde, meselâ cam cismin içinde vâki olur. O zaman ağ tabakasında vazıh bir hayâl hâsıl olmaz Böyle olabilmesi için cis*min göze yaklaşması lâzımdır. Onun için miyopların görme mesa*fesi daralmıştır. Bunlar ancak yakından vazıh görebilirler. Uzak*taki cisimleri iyi görebilmeleri için ışınları dağıtacak mercek kul*lanmaları lâzımdır. Bu mercekler konkav olmalıdır.

Miyoplarda, demek oluyor ki, merceğin kırma kuvvetine gör» göz fazla uzundur. Bu arızaya istidat irsidir. Bu istidadı, çok ya kından okuma büsbütün belirtir.

Miyop gözün aksine olarak hipermetrop göz, uzaktaki cisim*leri vazıh gördüğü halde, yakmdakileri iyi seçmez. Böyle bir göz, merceğinin kırma kuvvetine göre kısadır. Bunun için konveks bir gözlüğe ihtiyaç vardır. O zaman ışınlar gözün gerisinde değil, tam ağ tabakası üstünde birleşerek vazıh bir hal meydana getirirler. Normal olarak gözün yakın noktası 25 santimetre mesafededir, Halbuki bu mesafe 15 yaşında 10 -15 santimetredir. Bu da, yaşla, gözün uyma kabiliyetinin ne kadar azaldığını gösterir. Yaşla, ya*kından görme kabiliyetinin azalmasına Presbiyopi (İhtiyarlık gör*mesi) denir. Gençliğinde normal mesafeden okuyabilen insan 50 yaşları civarında presbiyobiye duçar olur. Okumak için bu yaşta konveks bir gözlük kullanmaya mecburdur. Gençliğinde miyop o-lanlarda, ihtiyarlıkta böyle bir gözlüğe ihtiyaç yoktur.

Gözün hatâlarından birisi de Astigmatizmdir, bunun esası, göz kavsinin ufkî ve şakulî istikamette aynı derecede olmayışıdır. Küçük nisbetlerde astigmatizm hemen herkeste vardır. Bu hadden yukarısı görmeyi esaslı surette bozar. Onun için silindirik gözlü*ğe ihtiyaç vardır.