Fecî akibetler doğurabilen bir çocuk hastalığıdır. Bazan salgınlar halinde zuhur eder. Son 25 sene zarfında hastalıkların sayısı artmıştır. Salgın zamanları dışında da daima tek tük vak’alar zuhur etmektedir. Hastaların çoğu 2 — 10 yaş arasında çocuklarsa da bazan büyüklerde de görülür. Hastalığı yapan bir virüsdür. Maymunlara, farele*re, kobaylara da bu virüsler nakledilebilmektedir. Vücut dışın*da uzun zaman yaşayan bir mikroptur. Meselâ süt içinde 31 gün, tereyağında 91 gün, su içinde 14 gün canlı kalabildiği ispat edilmiştir. Sirayet hastanın konuşmasiyle çıkan damlacık*lar yüzünden olabildiği gibi hastanın abdestine karışarak gıda maddelerine geçmesi suretiyle de olabilir. Onun için hastalık çok saridir. Bir hastanın civarında bulunan insanlardan yüzde 70 inin mikrobu aldığı ispat edilmiştir. Bereket versin mikrop taşıyan bu insanlardan ancak yüzde birinin hastalığa tutuldu*ğu görülmüştür. Ötekilerin vücudu bu hastalığa karşı muaftır. Veyahut o kadar sür’atle koruyucu madde hazırlıyor ki hasta*lık başgösteremiyor. Fakat hasta olmadıkları halde mikrop ta*şıyan insanlar muhitleri için bilhassa tehlikelidirler. Çünkü tü*kürüklerle ve abdestleriyle mikrop çıkarırlar. Bir ailede müte*addit çocukların veya sınıfta birden fazla çocuğun hastalığa tutulması nadirdir. Onun için mektepleri kapamanın faydası yoktur. Hastalığa istidat veren bazı unsurlar mühimdir. Meselâ yüzme sporundan mütevellit yorgunluk, ıslanma, geçirilen ka*zalar ve ameliyatlar, uzun yolculuklar ve nezleler bu gruptan*dır. Onun için salgın başgösterdiği zamanlar hastalığa istidat veren bu hallerden kaçınmalıdır. Meselâ çocukları spor göste*rilerine sokmamalı, uzun yolculuklara çıkmamalı, hattâ hasta*lık olan şehirden çıkmamalı. Asıl bu kaçma seyahatlerinde hastalığa tutulma ihtimali artıyor. Fazla güneş banyosu alma*malı, üşütmelerden ve nezleden kaçınmalı. Çocuklar her ab-destten sonra ellerini yıkamalı. Mikrop vücudun mukavemeti*ni yenerse omurilikte yerleşir, ön boynuzları istilâ eder. Burası hareket sinirlerinin çıktığı yerdir. Bu mıntaka zamanla harap olur. Hastalık virüsün vücuda girmesinden 2-10 gün sonra

ateş, şiddetli ter, ense ağrısı, dalgınlık ve koma ile başlar. Has*talığın beşinci gününe kadar ve ânî olarak felçler başgösterir. Felçler her iki bacakta veya bir bacak ve bir kolda olur. Gö*ğüs ve diyafram adeleleri felci başgösterirse hastayı ancak Amerika’da kullanılan demir ciğer kurtarabilir. Bu usulde vü*cut kafa hariç büyük bir demir boru içinde yatar. Borunun içinde ritmik emme ve basma hareketleriyle teneffüs faaliyeti meydana getirilir. Almanya’da biyomotor denen bir âlet kulla*nılır ki bu karını ihata eder. Vücudun diğer kısımlarını serbest bırakır. Bazan da teneffüs adeleleri ritmik olarak elektrik ce*reyanı ile harekete geçirilir. Felçlerin yüzde 60 i kendiliğinden iyi olur. Sinir yolları çok hasara uğradı ise ancak ortopedik ve elektrik tedavi ile hasta az çok iş görecek bir halde tutu*labilir. Bazan cerrahî müdahale ile adelelerin yeri değiştirilir.Bu korkunç hastalığa karşı nihayet aşı bulunmuştur. Ço*cukları, bilhassa tehlikeli bölgelerde, aşılatmalıdır. Aşı madde*si damla şeklinde de alınabilmektedir.