Aşkta Terörizm
TERÖRİZM; bireylerin, grupların ya da devletin belli bir amaç doğrultusunda başka kişi ve gruplara karşı giriştiği, şiddet eylemidir.
Terör, insanları korkutup boyun eğmeye zorlayarak bir gücü, bir egemenliği zorla kabul ettirmek amacıyla uygulanır.
Terörizmle mücadelede karşılaşılan en büyük güçlük, karşıt görüşteki kişilerin belirli bir şiddet olayını birbirinden tümüyle farklı bir biçimde değerlendirmeleridir.birinin terör eylemi olarak değerlendirdiğini bir başkası özgürlük ve bağımsızlık amacı güden eylem olarak değerlendirir.
Aşkı tanımlamaya çalışmak gerekli mi?
Evet! Çünkü böyle bir çaba, aşkın ne olduğundan çok ne olmadığını kavramayı sağlayarak bize yol gösterici olur.
Sevgililerini seçişleriyle erkekler de kadınlar da temel yaradılışlarını ortaya koyarlar. Yeğlediğimiz insan tipi, kendi yüreğimizin çizgilerini taşıyan kişidir.
Sevgi ta özünde bir seçmedir. İnsan kişisel özünden doğduğu için, sevgiyi belirleyen, seçen ilkeler aynı zamanda bireysel özelliğimizi oluşturan en öznel ve en gizemli yeğlemelerden oluşmaz mı?
Aşkın herkesçe kabul edilebilir bir tanımını yapmak mümkün değil. Onu herkes kendince tanımlayacak. Çünkü herkesin aşk hakkındaki düşüncesi kendi hakkındaki düşüncesi kadar olacaktır.
Aşkın yüce bir tarafı olduğu kadar yabanıl bir yanı olduğu bir o kadar doğrudur. Yanlış olan aşkı indirgemeye çalışmak ve daha kötüsü onun için uğraş vermeyi göze alamayıp bir kabullenişin rahatlığıyla uzlaşmaktır. İşte bu noktada aşkta terörizm başlıyor.
Bir zamanların mutlu birlikteliği iki kişilik bir iç savaşa dönüşüyor. Görünürdeki nedenleri düş kırıklıkları, yanlış anlamalar, alınganlıklar, sorunları abartma gibi nedenler olsa da bunlar sadece sembolik nedenlerdir.
Peki esas nedenler ne?
Temel nedenlerin başında kişinin yetiştiği aile ortamı gelir. Ataerkil ve monarşik bir yapıyı değerlendirdiğimizde ailede düzeni otoriter bir baba, yakınlığı ise idealleştirilmiş bir anne sağlar. Bu şekildeki hastalıklı bir otorite ortamı gibi hastalıklı bir özgürlük ortamı da son derece zarar vericidir.
19. yy.da yakınlıklar nasıl aşırı baskıdan zarar gördüyse, 20. yy.da yakınlıklar aşırı ifadeden zarar görüyor.
İşte (bunları sonucu olarak) bu noktada insanlar yetiştirilirken edindikleri yetersizliklerini, kusurlarını, yalnızlıklarını, korkularını, başarısızlıklarını sevginin üzerine öyle bir yüklüyorlar ki ya kör bir tutkuyla sahiplenme isteği içine giriyorlar ya da sevgilerini şekillendirmeye çalışıyorlar. Böylece birbirimizden en çok istediğimiz şey, bizi en çok kaygılandıran şeye dönüşüyor. Kaygı bir çeşit korku olsa da insanların içinde değil, insanların arasında yaşanıyor. Kaygıyı nasıl tarif edersiniz? Biraz soyut, şekilsiz bir kavram gibi değil mi? Kaygı, belirsiz, şekilsiz bir duygu gibi gelse de aslında o kadar da şekilsiz değil! İkili ilişkilerde kaygı bazı durumlarda hoşnutsuzluk maskesine ya da memnun etmek için elinden geleni yapan itaatkar bir çocuk yüzüne bürünebiliyor. Daha pek çok olasılık var, amaçları ise ortak:
| Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletisim @ ilkogretimciler.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır. |