UMUT RÜYASI
Mayıs ayının en güzel günlerini yaşıyorduk onun tabiriyle. Güneşin henüz tam yakmadığı, bunun yerine bize gülümsemeyi tercih ettiği, ayın her gece bizi selamladığı başka bir yılın ayını göremezmişiz.
Yine böyle onun tabiriyle çok güzel, ama bana pek bir şey ifade etmeyen bir günde uyanmıştım. Her yerim ağrıyordu sanki. Güneş gülemesin diye çektiğim kalın perdeleri açmadan mutfağa indim ama hiçbir şey yiyemedim.
Kapı çaldı o anda, hayır birisi kapıyı yumrukluyordu, ya da tekmeliyordu. Yok yok bu üçünü aynı anda yapan birini tanıyordum ben. Kapıya koştum sonra. Hızlıca açıverdim sonra kapıyı. Yanılmamıştım. Görmeyi istediğim tek yüz şu anda karşımda duruyordu. Beni öyle pijamalar içinde görünce bozuldu önce, sonra beni pencereye sürükledi. ‘Sen bu saate kadar uyudun mu yoksa’ diye sordu. Üçüncü katın penceresinden aşağıyı göstererek: ‘Bak’ dedi. Karıncaların tek sıra halindeki yürüyüşlerini göremiyor musun yoksa?’ Hiçbir şey göremiyordum. Zaten hep abartıyordu ama onu yine de çok seviyordum.
‘Hadi giyin pikniğe gidiyoruz’ dedi. Neydi şimdi bu şaka mıydı yoksa?
‘Hayır, ben gelemem, zaten ortada hazırlık falan da yok’ dedim.
‘Dert etme’ dedi elindeki poşetleri göstererek, ben her şeyi hazırladım.
Bahane bulmamalıydım zaten o öyle sistemli bir insandı ki anlamalıydım. Karşı gelemedim sonra, çıktık. Yol boyunca bana gelecek güzel günlerden bahsetti. Hayatın bizlere verilen çok güzel bir armağan olduğunu, bizimse bu armağanı en güzel dileklerle açmamız gerektiğinden bahsetti.
Bense tuhaf duygu durumları yaşıyordum. Hayatla ilgili yapmış olduğu bu yorumda kararsızdım. İçimde ne olduğunu anlayamadığım garip hisler vardı. Biraz umutsuzluk, biraz korku, yüzüstü bırakılmış bir kalp, ufak tefek sevgi kırıntıları bunlardan sadece bir kaçıydı. Anlamadığım için de anlatamıyordum.
‘Daha ne kadar gideceğiz’ diye sordum.
O bana bakmadan ‘Biraz sonra görürsün’ dedi.
Nereden açıldığını bilmediğim bir sohbete başlamıştık sonra.
‘Sence insanlar nasıl olmalı?’ diye sordu. Ben donakalmıştım. ‘Nereden esti aklına şimdi felsefe yapmak’ diye düşünüyordum. ‘Acaba kafamdaki soruları yüzüme de mi çizmiştim?’Cevap vermek için çok fazla zamanım yoktu, akla ilk gelenin söylenmesi gerektiğini savunan biriyle konuşuyordum.
‘Bana sorma’ dedim. ‘Zaten ben bütün ömrü boyunca siyahla beyazın, iyiyle kötünün arasında gidip gelmiş grinin açık bir tonuyum’ dedim.
‘Ben bilmem bütün insanlar iyilikle yoğrulmuştur’ dedi.
Bu nasıl bir zıtlıktı anlayamıyordum. İki farklı ağacın ekşi tatlı meyveleri gibiydik. Ben yeni sararmaya başlayan ekşi bir ayva, o ise vakti geçmek üzere olan tatlı bir misket elmasıydı. Hem de benim için elmaların en güzeliydi.
Kuşların ağaçlara yuva yaptığı, ucu bucağı gözükmeyen yemyeşil bir alanda durduk. Poşetleri elinden bırakarak yemyeşil vadide koşmaya başladı. Hem koşuyor, hem de kahkahalarıyla kuşlara eşlik ediyordu. Durdu sonra, sırtüstü uzandı, yarı açık gözleriyle gökyüzünü seyre daldı. Gamsız mıydı neydi? Bu nasıl bir mutluluktu? Kaynağı neydi? Bilmiyordum. Yanına gidip oturdum. Aramızda üç yaş olmasına rağmen çok iyi dosttuk biz. Onun da benimle aynı şeyleri düşündüğünü varsayarak gökyüzüne bakıyordum. Kederim her yerime bulaşmıştı, fark etsin istiyordum sadece ama o çoktan farkına varmıştı kederimin zaten.
‘Ya kargalar’ dedim. ‘Onlar zift siyah’
‘Sen onlara bakma’ dedi. ‘Eğer istersen karga bile sana uğur getirir.’
Haklıydı. Bizim öğle vakti çocukları olarak ümitsizliğe ihtiyacımız yoktu. Pek açık görünen bir gerçek vardı zaten: ‘İnsan mutlu olmayı istemedikçe mutlu olamaz.’ Tek tek kovdum kargaları zihnimden sonra yerine güvercinler getirdim siyaha inat bembeyaz… Şimdi o güvercinlere beraber bakıyoruz biz. Uyumlu sevecen bir dostluğun, yumuşak renkleriyle boyadığımız bir resmi yaşıyoruz şimdi.
alıntı
| Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletisim @ ilkogretimciler.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır. |