Eğitim Mekani - Eğitim Öğretim Dökümanları, Sınavlar

Go Back   Eğitim Mekani - Eğitim Öğretim Dökümanları, Sınavlar > EĞİTİM - ÖĞRETİM GENEL > Kitap Özetleri > S - Z
Sayfaya güncelle Suriye'de İktidar Mücadelesi
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-03-2009, 07:05 PM   #1
GeZGiN
Site Editörü
GeZGiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Feb 2009
Yaş: 27
Mesajlar: 1.430
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı : 210
Rep Derecesi : GeZGiN has a spectacular aura aboutGeZGiN has a spectacular aura aboutGeZGiN has a spectacular aura about
Standart Suriye'de İktidar Mücadelesi

.
KİTABIN ADI Suriye’de İktidar Mücadelesi KİTABIN YAZARI Nikolaos VAN DAM/ÇEVİREN : Semih İDİZ - Aslı Falay ÇALKIVİK

YAYINEVİ VE ADRESİ

BASIM TARİHİ 2000 KİTABIN YAYIM MAKSADI Ortadoğu Siyasetini Anlatan ve Mezhepçilik ve Bölgeciliğin Suriye Siyaseti Üzerindeki Etkileri. KİTABIN ÖZETİ :

30 yılı aşkın bir süredir Suriye’yi yöneten Baas rejimi hakkında kitabın çeşitli bölümlerinde ortaya konan sonuçlardan şu noktalara değinmekte yarar var.

Mezhepçilik, bölgecilik ve aşiretçiliğin iktidar mücadelesinde rol oynayan başlıca etkenler olması, sosyo-ekonomik ve ideolojik etkenlerin önem taşımadığı yada ihmal edilebileceği anlamına gelmemekte. Nitekim, sosyo-ekonomik etkenlerinde önemli olabileceği görüldü. Aleviler, Dürziler ya da İsmailliler gibi toplu halde yaşayan azınlıklarının durumunda, bu etkenlerin büyük oranda mezhep, bölge ve aşiret unsurlarıyla örtüştüğü görülmektedir. Örtüşmeleri durumunda mezhepsel, bölgesel ve sosyo-ekonomik unsurlar bir birini pekiştirmektedir.

Bu kitapta ele alınan olaylar iktidar kadrolarında mezhepçi, bölgeci ve aşiretçi hizipleşmenin boyutuyla istikrar arasında belirgin bir ilişki olduğunu ortaya koymakta. Hiziplerin çeşitlilik göstermesi durumunda sonuç siyası istikrarsızlık oluyor. 1963-1970 arası dönemde, Baasçılar arasındaki mücadelede ve bununla ilintili mezhepler ve bölgesel çekişmeler hakim oldu. Hafız Esad’ın 1970’te iktidarı ele geçirmesinden sonra; Suriye’nin iktidar seçkinleri; karşıt güçlerin iktidar için mücadele ettiği önceki dönemlere kıyasla; geldikleri bölge ve mezhep açısından çok daha homojendi. Ancak bu homojenlik aynı zamanda daha dar tabana sahip oldukları anlamını taşıyordu . Son derece etkin bir güvenlik örgütünü kontrolü altında tutan tek bir siyasi hizbin Suriye’de iktidarda bulunması sayesinde; bağımsızlığın kazanılmasından bu yana en uzun süreli siyasi istikrar ve süreklilik dönemi yaşandı; sürekliliğin temel nedeni ; 25 yılı aşkın bir süre siyasi ve askeri iktidar seçkinlerinin yapısında büyük bir değişim olmamasıydı. Bu nedenle, bugünkü siyasi ve askeri kadroların sahneden çekilmesi, rejimin kesintiye uğraması tehlikesini doğurabilirdi. Demokratik dönüşüm bir yana, hiç değilse Esad döneminin Baasçı muhafızlarından iktidarı yumuşak ve kademeli olarak devralacak genç kuşaktan oluşan geniş tabanlı siyasi ve askeri kadrolar bile oluşturulmadı .

1970’ten itibaren Suriye dış politikası, genelinde çok daha tutarlı ve sürekli bir çizgi izledi. Bu alanda izlenen siyasetin iktidar seçkinlerinin mezhep yapısı ile hiçbir ilgisi yoktu.

Esad döneminde Suriye büyük bir bölgesel güç haline geldi. Geçmiş dönemlerin aksine, artık Irak ve Mısır gibi diğer arap ülkeleri arasındaki geleneksel iktidar mücadelesine bağımlı değildi. Bu sayede Suriye, Arap İsrail barış görüşmelerinde kilit rol oynayacaktı.

1963’te yönetime gelen Baasçılar arasında Alevilerin ağırlıkta olması, mezhepçilikten değil, daha çok bölgecilik ve aşiretçilikten kaynaklanıyordu. Ne var ki bu durum, Sünni ve diğer Alevi olmayan muhaliflerin, rejimi, Alevi ya da azınlık hakimiyetindeki mezhepçi bir rejim olarak algılamasına engel olamadı. Muhaliflerin, seküler eğilimli Baas rejimini devirmek için mezhepçilik temasını suiistimal etmesi doğaldı. Ancak, Alevi karşıtı bu tür saldırılar genelde ters etki yaratarak Alevi hakimiyetinin daha da güçlenmesine neden oldu. Mezhep bağlarını suiistimal etme sürecinde, siyasi düşünceler kendi gerçeklerini yarattı; mezhepçilik de kendi dinamiklerini. İktidarda bulunanlar ise bu dinamikleri kontrol altına alamadı.

Sosyal ve ekonomik gelişme açısından, kırsal kesimin baskın çıkması kentler açısından belirgin bir olumsuzluk yaratmadı. Aksine, 1963’ten itibaren kentler daha da gelişti. Kırsal kesimden çok sayıda insan büyük şehirlere yerleşti; zamanla kentlerde doğan yeni mensupları da kentli oldu. Bu, yeni kuşak kentlilerin kentin asıl sakinleri tarafından sosyal anlamda kabul gördüğü ya da kent yaşamına tamamen entegre olduğu anlamına gelmiyordu. Hatta büyük boyutlara varan göç nedeniyle, büyük kentlerde bazı bölgelerin geçici olarak kırsallaştığı öne sürülebilir. Hanna Batatu, kentin seçkinleri ile köy kökenli olanlar ya da eskiden kırsal kesimde yaşayanlar arasında kent içinde meydana gelen mücadelenin, kırsal kesimin kentin etkisine karşı direnişinden daha derin yapısal sonuçlar doğurduğunu ileri sürmekte.

Otuz yılı aşan Baas yönetimi sırasında, kırsal kökenli azınlık mensuplarının bir bölümü daha iyi eğitim aldı, yaşam seviyesini yükseltti, hatta bazıları zenginler sınıfına katıldı. Aleviler, eğitim, iş, ekonomik, kadın hakları ile, benzer alanlarda Alevilerin egemenliğindeki Baas rejiminin sağladığı yeni olanakları iyi değerlendirdi. Bu sayede Alevi toplumunda nitelik açısından büyük çapta iyileşme görüldü. Alevi cemaatinin sosyal ve siyasi konumundaki genel ilerleme, kırsal kesimdeki diğer azınlıkların sosyo-ekonomik olanaklar açısından ayrımcılığa maruz kaldığı anlamını taşıyordu. Tam tersi, Aleviler dışındaki azınlıklar ve kırsal kesim insanları da, Aleviler kadar olmasa bile, Baas yönetiminin meyvelerini topladı.

Esad döneminde Suriye rejimi, Alevi seçkinlerin karıştığı yolsuzlukların kökünü kazımada yapısal yetersizlik sorunu ile karşı karşıya kaldı. Daha solcu ve dogmatik bir sosyo-ekonomik siyaseti izleyen Selah Cedid’in Baas içinde ağırlığını hissettirdiği dönem sonrasında, daha pragmatik, daha liberale yakın ve daha az katı bir siyaset izledi. 1970’ten sonra, özellikle de Suriye’nin Lübnan’a müdahalesi (1976) ile başlayan dönemde; siyasi ve askeri seçkinler gücünü daha fazla zenginleşme yönünde kullandı. Parti örgütü ve rejim içinde yolsuzluk iyice arttı. Yolsuzlukla mücadele sırasında Devlet Başkanı’nın yakın çevresindeki üst düzey Alevi askerler(bu durum Alevi olmayanlar için de geçerliydi) ve onların himayesindekilere neredeyse hiç dokunulmadığından sınırlı başarı elde edildi. Bütün rejimi tehlikeye sokabileceği için Devlet Başkanı’nın en önemli yandaşlarına karşı disiplin işlemleri başlatamazdı. Başlangıçta Alevi seçkinler, rejimin radikal dönüşümüne destek veren en etkili güçlerden biriydi. Kendilerini zenginleştirdikten ve her türlü ayrıcalığı elde ettikten sonra aynı grup, bu kez devleti saran yolsuzlukları ortadan kaldırma önünde en büyük engel oluşturdu. Alevi cemaatinin bazı kesimleri, elde ettikleri imtiyazı kullanarak ‘toplum içinde en kötü durumdan en iyi duruma geldi’. Esad döneminde zenginleşen Alevi subaylar ve aileleri, başta Şamlı Sünniler ve Hıristiyanlar gelmek üzere, zengin kentli burjuva sınıfı ile bir koalisyon kurdu. Dini azınlıklar zamanla Alevilerin egemenliğindeki Baas rejiminin devam etmesinde doğrudan çıkar sahibi oldular. Volker Perthes bu konuyla ilgili olarak, 1970’teki değişikliğinin ‘aynı zamanda gelişme ve sosyo-politik stratejinin de değişmesi anlamına geldiğini belirtiyordu. ‘Yeni yönetim burjuvazi ile mücadele etmekten vazgeçmekle kalmadı, onu sosyo-politik oluşuma dahil etmeye çalıştı’.

Yolsuzluk ve iktisadi politikaların yarattığı hoşnutsuzluk, rejime karşı mezhebe dayalı öfkenin, ekonomik rahatsızlıkların gölgesinde kalmasına yol açabilirdi.

Din, mezhep kadar önemli bir rol oynamadı. Sünni muhaliflerin, Alevi hakimiyetindeki Baas rejimine muhalefeti dini yollardan harekete geçirme çabası, dini tartışma ve ihtilaf yaratmaktan çok, ilk aşamada Alevi cemaatinde dayanışmanın artmasına yol açtı. Ancak nispeten geç bir dönemde, 1980’ler ve 1990’larda Aleviler, konumlarını dinsel açıdan savunmaya başladılar. Yüzyıllar boyu Alevi din adamları, geleneksel olarak yabancılar karşısında inançları konusunda susmayı tercih etmişlerdi. Yeni siyasi koşullar altında seslerini yükseltmeye ve adeta af diler bir tarzda , Alevi (Ca’fari) inanışın Ortodoks boyutunu vurgulamaya başladılar.

Devlet başkanı Hafız Esad da çeşitli fırsatlarla, Seküler Baas rejimine Ortodoks dinsel bir görünüm vermeye çalıştı. Örneğin kamuoyu önünde, (çoğu Sünnilere ait) camilerde (Şam’daki ünlü Umayyad Camii de dahil) namaz kıldı; üst düzey Sünni din görevlileri ile halk önüne çıktı; konuşmalarında Kur’an’dan alıntılara yer verdi, Esad, doğduğu kent olan El Kardah’a dahil, çeşitli yerlerde camiiler yaptırdı. Suriye Devlet Başkanı hareketlerinde ne kadar samimi olursa olsun, Sünni halkın çoğunu ikna edemedi .

Mezhepçi kayırma ve dayanışmanın öncelikle sosyal ve siyasi kökenli olması, Sünni halkın tutucu kesimlerinin ve Alevi olmayan diğer toplulukların, Alevilerin egemenliğindeki Baas yönetimini yarı–dini baskı uyguladığı şeklinde algılamalara engel olamadı. Oysa, en azından ileri gelen Baasçılar açısında durum hiçte öyle değildi. Bu noktada, Sünni Müslüman halkın yine aynı kesiminde, Baasçı sekülerizmin din karşıtlığı olarak algılandığını belirtmek gerek.

Suriye’de Baas rejiminin iktidar zemininin genişleme olanağı şimdilik zayıf görünüyordu. Rejimin sıklıkla içine düştüğü kısırdöngü geçerliğini yitirmedi. Suriye’de iktidara gelen Baasçı hükümetlerin mezhep, bölge ve aşiret bağlarının bastırılması da dahil olmak üzere, toplumda radikal bir dönüşüm gerçekleştirmesi için güvenilir bir güç kaynağına ihtiyacı vardı. Diğer yandan, bu gücü elde etmek söz konusu bağlardan yararlanmayı gerektiriyor ve böylece bastırılmasına engel oluyordu. Yine de Baas iktidarının sosyal ve ekonomik alanda radikal bir dönüşüm başlattığı ileri sürülebilir. Ne var ki, eski gelenekleri silmenin kolay olmadığı görüldü; mezhep bölge ve aşiret bağlarını bastırma çabaları başarıya varamadı. Silahlı kuvvetler, güvenlik örgütleri ve diğer iktidar kurumlardaki siyasi ve stratejik açıdan en hassas görevler birkaç istisna dışında , hala Alevi cemaatinin imtiyazındaydı .

Baas döneminde, mezhepçilik, bölgecilik ve aşiretçiliğin bir yandan olumsuz ve geri kalmışlık olarak nitelendirilip resmen reddedilmesi, diğer yandan da tamamen reddedilmemekle birlikte, uygulamada, siyasi ve sosyal yaşamın gerçekleri olarak kabul edilmesi gibi çelişkili bir durum ortaya çıkmaktadır.

Suriye’nin bağımsızlığını kazanmasından bu yana bakıldığında, Baas döneminin (1963 –1990’ların ortalarına dek) daha şimdiden Baas öncesi dönemin (1945-1963 ) iki katı sürdüğü görülür. Suriye halkının ezici çoğunluğunun otuz yaşın altında olduğundan, 1990’larda Suriye’de yaşayan halkın büyük bölümü Baas yönetimi dışında başka yönetim tanımadı. Hem eğitim hem de devlet denetimindeki kitle iletişim araçları yoluyla Baasçı ideolojisinin mesajlarına maruz kaldılar. Otuz yılı aşkın bir süre önce Baas olarak nitelenen düşünceler, artık birçok Suriyeli tarafından günlük yaşamın parçası olarak görülüyor. Ancak bu durum, ne Baas ideolojisinin genel kabul gördüğü, ne de toplumun derinine kök saldığı anlamına gelmiyor. (baas’ın Arap milliyetçiliğinin bazı boyutları bu genellemenin dışında tutulabilir ) Hatta Baas Partisi ve Baas ideolojisinin öneminin Devlet Başkanı Hafız Esad döneminde yavaş yavaş azaldığı bile söylenebilir. Diğer yandan bölgedeki diğer Arap liderleri gibi, devlet başkanının kişiliği etrafında oluşan kültür önemi, büyük oranda arttı. Hafız Esad’ın biyografi yazarlarından biri Asadiyah (Esadçılık) terimini bile ortaya attı. Yazar terimi şöyle tanımlıyor; :

“Hafız Esad’ın başını çektiği yeni Baas, Suriye’de Esad tarafından oluşturulan belirgin özelliklere sahip bir akımı temsil ediyor. Nasırizm’den yararlanan, ancak geleneksel Baasçı okulu aştığı gibi, onu da aşmış bir düşünce okulu. Bu düşünce okullarının hiçbirine ters düşmüyor. güncel ihtiyaçlarla uyumlu olarak her ikisini de geliştirdi.”

1990’lar boyunca Suriye devlet başkanı ile ilgili, hepsi de övgü niteliği taşıyan yüzü aşkın eser yayımlanması, Esad’ın oluşan liderlik kültürüne en açık kanıt olmuştur.

Mezhep de diğer cemaat kökenli kimlikler ve bağımlılıkların, seküler, sosyalist Arabizmin altın çağında zamanla yerini seküler milliyetçilik ve sosyo–ekonomik değişkenlere bırakması gerekirken, bu bağların Ortadoğu’da siyaseti doğal ve kültürel tabanı olduğunu giderek daha sık ortaya sürülmeye başlandı. Suriye dışında mezhepçilik, bölgecilik ve aşiretçiliğin yanı sıra, etnik kimlik ve çeşitlilik gibi konulara verilen siyasi önem, 1980’ler ve 1990’larda, bu ve bunlara bağlı unsurların dünya çapında meydana gelen çeşitli çatışmalarda belirgin bir şekilde ortaya çıkması ile daha da arttı. Ancak Suriye’nin kendi için de öncelikle Arap milliyetçiliği ve bu çevrede mezhep, bölge ve aşirete dayalı gruplara sadakat, bu gruplar arasındaki çatışma ve rekabet hakkında açıkça konuşmak ve yazmak konusunda varolan tabu– bu etkenlerin toplumsal öneminin farkında olunmasına rağmen –siyasi nedenlerle hala geçerliliğini koruyor.

Parti tarihinin çeşitli dönemlerinde, Baasçı çevreler mezhep, bölge ve aşirete dayalı blokların önemli, hatta belirleyici rol oynadığını biliyor olmalıydı. Aleviler gibi, belirli gruplar, kilit rol oynaması gerektiği ya da Alevilerin mezhep bağlarını istismar ederek konumlarını kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı yönündeki iddialar, çoğu zaman tabu olarak ve tutuklama, partiden veya yönetimden ihraç etme gibi cezalar verilerek etkisiz hale getirilirlerdi. Baasçı olmayan yabancılar da benzer suçlamalar nedeniyle tutuklanabilirdi. Her ne kadar geleneksel bağlar siyasi yaşamın ve iktidarın mücadelesinin gerçekleri olarak kabul ediliyorsa da, durumun bu olduğunu açıkça dile getirmek bir çeşit ‘sapkınlık’ olarak nitelendirilmekteydi.

Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.

.

GeZGiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam Alanı
Bu alana reklam verebilirsiniz...
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
iktidar, mücadelesi, suriyede


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yasam Mücadelesi Veren Hayvanlar(soyu tükenmekte olanlar) igLo Evcil Hayvanlar 5 09-03-2010 10:01 PM
Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi Mevdudi EneS E Book - E Kitap 0 06-04-2009 09:31 PM
Tarihte Ve Günümüzde Türk-Yunan Mücadelesi Umut Kitap Özetleri 0 18-02-2009 10:34 PM



Powered by vBulletin® Version 3.8.4 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
vBulletin Skin developed by: vBStyles.com
Protected by CBACK.de CrackerTracker


- firma ekle


Ansiklopedi