Şarabın anavatanı kabul edilen Fransa dünyada Japonya'dan sonra kalp hastalıklarının en az görüldüğü ikinci ülkedir. Sıkça rastlanan hipertansiyon vakaları ve aşırı sigara tüketiminin yanısıra Fransız mutfağının son derece yüksek miktarda doymuş yağ ve kolesterol içerdiği de bilinen bir gerçektir. Tereyağ ve krema gibi bol miktarda kullanılan ürünlerin içerdiği yüksek miktardaki doymuş yağ molekülleri vücut tarafından tam anlamıyla eritilemediklerinden dolaşım sisteminde damar çeperlerine yerleşip tıkanıklıklara yol açarlar.



Bu tıbbi gerçeklere rağmen Fransa halkının kalp hastalıklarına karşı bu denli dirençli olmalarını ve uzun yıllar yaşayabilmelerini bilim adamları 'Fransız Paradoksu' olarak değerlendirmektedir.



Bu konudaki çalışmalarıyla tanınan Fransız kardiyolog Dr. Serge Renaud'un yaptığı araştırmalarda düzenli olarak günde 1 ile 4 kadeh arası şarap içenlerin hiç içmeyenlere veya 5'ten fazla içenlere oranla daha sağlıklı oldukları sonucuna varmıştır.



Yapılan tüm istatistiksel çalışmalar sonucu elde edilen yandaki grafikte şarap veya başka alkollü içecekleri tüketmeyen kontrol grubu 1 ölçeğinde hastalık riski taşıyan kişiler olarak sabitlenmiştir. Bu da bilinçli tüketimin öneminin altını çizmektedir.



University of California Davis Enoloji ve Vitikültür Bölümü'nde yapılan son araştırmalarda da şarabın koroner kalp hastalıklarının oluşumunu azalttığı gözlenmiştir.





Şarap kandaki yağ oranını düzenler. Bir yandan kolesterol miktarını azaltırken diğer yandan iyi kolesterol olarak bilinen yüksek yoğunluktaki lipoprotein seviyesini arttırır. Yüksek yoğunluktaki lipoproteinler kandaki yağ moleküllerine saldırarak onları çözerler. Böylece damarlar temiz kalır ve kalp hastalıklarına yol açan tıkanıklıklar da önlenmiş olur.