Biyometeoroloji iklimin hayat üzerine olan tesirini inceleyen bir ilim dalıdır. İnsanlar üzerinde rüzgarların ısının ve nem derecesinin tesiri vardır. Bu tesir doğrudan ve dolaylı olur. Doğrudan tesir mekaniktir reflekstir. Deride kan dolaşımını hızlandırır sinir uçlarını uyarır ve dolayısıyla burada değişik refleksler meydana gelir. Rüzgarlar sinir aktivitesini ve solunum genişliğini artırır. Kuvvetli ise uyarıcı olur. Çok kuvvetli ise fiziki gücü engeller. Solunum genişliği azalır yorgunluk sinir bozukluğu ve uykusuzluk yapar. Dolaylı tesir ise vücut ısısı ile alakalıdır. Doymuş derecede nemli havanın rahatsız edici tesirini rüzgar hafifletir. Rüzgar deride buharlaşmayı kolaylaştırarak insanın yüksek ısılarda dayanma gücünü artırır.



Mühim bir meteoroloji hadisesi de atmosfer iyonizyonudur. Bizi alakadar eden daha ziyade troposferdeki iyonlardır. Buradaki iyonlar yeryüzünden yükselen radyoaktivite ve havanın elektriğinden ileri gelir. Yer küreyi çevreleyen bir manyetik alan bulunduğu gibi bir de elektrik alan mevcuttur. Bu elektrik alan her zaman her yerde sabit kalmaz daima değişir. Atmosferden yeryüzüne doğru devamlı olarak bir elektrik akımı meydana gelir. Canlılar bu elektrik akımının tesiri altındadır. Canlı hayatiyetinde önemli rolü olan negatif yüklü alyuvarların akciğerlerde oksijen alabilmesi ve daha pekçok hayati fonksiyonlar atmosfer elektriğinin tesiri altındadır. Atmosfer elektriği kırlarda yüksek ormanlarda düşüktür. Atmosferi kuru ve güneşli olan dağlarda da atmosfer elektriği yüksektir. Yağmur ve kar atmosfer elektriğini azaltır. Atmosfer elektriği sinir sistemi üzerine de tesirlidir. Sürekli akımla sinirlerin iletme uyarabilme güçleri artar. Şahısta romatizma hazımsızlık dolaşım bozukluğu veya astım gibi haller mevcutsa atmosfer elektriğinin değiştiği fırtınalı sisli havalarda bu rahatsızlıkların arttığı görülür. Şahısta ruhi hassasiyet varsa fırtınalı şimşekli yıldırımlı ve sisli havalarda çok sinirli olur.



Atmosfer elektriği romatizma üzerine çok tesirlidir. Romatizma demek hastalar için ağrı demektir. Ağrı; dokuların hücrelerin aaaabolizmasının bozulması sebebiyle ortaya çıkar. Bilindiği gibi hücrelerin beslenmesi bir iyon eleksiyonudur. Yeryüzünün elektriği nasıl negatifse insanların da negatif yüklü olduğu tesbit edilmiştir (Alyuvarlar ve insanı meydana getiren diğer hücreler.). Hücreler besin alışverişini bu negatif yükle yaparlar. Havada pozitif iyonlar çoğaldığında alyuvarların negatif yükü azalacak bu yüzden hücrelerin besin alışverişinde azalma olacaktır. İşte romatizmalılardaki ağrı bu alışverişin bozulması neticesinde ortaya çıkmaktadır.



Rüzgarlar sıcaklık ve basınç üzerindeki rollerinin yanısıra farklı bölgelerden esmesi sebebiyle havanın iyonizasyonunun değişmesine de yol açmaktadır. İzmir fizik tedavi kliniklerinde imbat rüzgarlarının estiği sıralarda hasta adedinde azalma olurken keşişlemenin sonlarına doğru hasta adedi çok artmaktadır. İlkbahar ve sonbahar mevsimi ay olarak da nisan ve ekim ayları Prof. Ekrem Poryalı ve arkadaşlarının müşahadelerine göre hasta sayısının en fazla arttığı aylardır.



Almanya'da yapılan çalışmalar atmosfer elektriğinin trafik kazalarının % 70 artmasında müessir olduğunu göstermiştir. Türkiye'de 1971 senesinde Dr. Caymaz ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmada aynı neticeyi vermiştir. Hava elektrik voltajı yükselince vücutta potasyum azalmakta sodyum artmakta kanın asiditesi değişmektedir. Bu da kazaların artmasına yol açmaktadır. Aynı müellifin bir diğer çalışmasına göre havada pozitif elektrik arttığı zamanlarda çalıştığı tüberküloz hastahanesindeki hastaların birçoğunda akciğer kanaması olmuştur.



Uçak kazalarının birçoğu havanın pozitif yüklü olduğu anlarda meydana gelmektedir. Pilotların kan elektrolitlerinde husule gelen değişiklikler sebebiyle dalgınlık ve bayılmaların olduğu reflekslerde yavaşlamaların meydana geldiği görülmüştür.



Trafik kazalarını önleme açısından meteoroloji tarafından bildirilen; havanın pozitif yükünün arttığı günlerde şoförlerin potasyum klorür alması uygundur. Havanın elektrik voltajı otomobilin içinde dışardakinden 3-4 defa daha fazladır. Otomobilin şasisine bağlanıp da yere teması olacak bir zincir içerideki elektrik voltajını azaltacaktır.



Çukurova Üniversitesi'nin bir araştırmasına göre kan kanserleriyle mevsimler arasında bir alâka vardır. Vakaların % 43'ü kışın olurken % 7'si yazın olmuştur. Yağmurlardaki artışa uygun olarak aynı şekilde vaka sayısında artış olduğu görülmüştür. Bu müşahadelere dayanarak kan kanserine iklim değişiklikleri ile alâkalı olan bir virüsün sebeb olduğu düşünülmektedir.



İklimin ruhî hal üzerine de tesiri vardır. Shakespeare "Hamlet" adlı eserinde "Ben sadece rüzgarlar kuzey ve kuzeybatıdan estiğinde deliyim" demektedir. Bizde bilhassa Marmara Bölgesi çevresinde güneyden esen bir rüzgar olan lodosun organizma üzerinde tesiri olduğu halk arasında yaygın bir inanç halini almış ve "lodos çarptı" " lodostan sersemledi" gibi tabirlerin ortaya çıkmasına yolaçmıştır. Ayrıca halk dilinde "patlıcan mevsiminde deliler azar" sözü ile akıl hastalarının sıcak mevsimlerde çoğaldığı şeklinde bir müşahede ifade edilmektedir.



Sergent ve Trompun (Medical Riometeorologi 1963) yaptıkları açıklamalarda belirli iklim faktörlerinin romatizmal hastalıklar deri kanseri kalp-damar sistemi ve solunum üzerine tesiri olduğuna işaret edilmektedir. Isı ve basınç gibi faktörler de vücuda doğrudan doğruya veya varolan bir arızî durum üzerine tesirde bulunarak veya mikropların gelişmesi için uygun vasatı meydana getirerek tesir ederler. Mani - Melankoli mide ülseri gibi hastalıkların da mevsimlerle alakalı olduğu bilinmektedir.



Tromp'a göre hava değişikliklerinin tesiri kızıl difteri çocuk felci gibi bazı mikrobik hastalıklarda çok açık olarak görülür.



1786 da Petersburg'da (Leningrad) önceleri kuru ve soğuk olan havanın bir gün içinde nemli sıcak havaya dönüşmesiyle 40 bin kadar insan gribe tutulmuştur.



Zimmerman "Luft; Wetter und Klima" adlı eserinde ameliyat ağrıları romatizma ağrıları kalp-dolaşım sistemi bozuklukları (mesela infarktüsler) safra kesesi ve böbrek ağrıları intihar teşebbüsleri ve astım üzerinde atmosfer faktörlerinin tesirinden bahsetmiştir.



Kâinatın fihristesi hükmünde olan insan onda cari olan bütün kanunlarla alâkadardır. Kainat ve insan arasındaki bu yakın alâka bize ikisini de yaratanın bir olduğunu gösterir. Birine diğerine göre vaziyet verme bütün bu işlerin sahipsiz ve kendi kendine olmadığını göstermez mi?