Şiller “İnsan idealinin ulviyeti nisbetinde büyür ve yükselir” der. İkbal ise ideal4 toprağımızdan sıçrayıp bir zerreye kâinat azamet ihtişam ve genişliğini veren bir kıvılcıma benzetir. Ona göre göz kulak akıl ve feraset ideal sayesinde keskin ve kudretli olur. Gönlüne ideal tohumu ekmeyen; taş toprak gibi ayakaltında ezilir. İdeal su ve çamuru âdem yapar. Bize kendimizi tanıtır.
İdealin cefasına katlanacak yüreğe sahip olanlar taşı kirpik ucuyla oyup şekillendirmeye muvaffak olurlar. Onlar ideal gamını lalenin ciğerinde taşıdığı dağ gibi taşır dururlar..
“Gam vardır ki insanı yer bitirir. Diğer bir gam vardır ki; o bütün gamları yer mahveder. İşte idealin gam! bu ikinci cinstendir.
Mevlana: “Gam ye gam arttıranların ekmeğini yeme. Zira kâmil insan gam yer çocuklar ise şeker.” derken bir insanın vicdanen huzurlu olabilmesi için kendi gamının lezzetiyle iktifa etmesi gerektiğini dile getirir. Evet fikri arif ve lekesiz bir insanın idealinin gamından aldığı lezzet köle eden ziyafetten daha fazladır.
İdeal karanlık bulutum uzun kucağında çakan bir şimşektir. Ruhları aydınlatır. 0 bir nefestir ki binlerce ölüye can getirir. İdealin serin alevinde pişmeyen ve onun yakıcı rüzgârında serinlemeyen insanın hayattan nasibi olduğunu söylemek oldukça zordur.
İdeal; seherin bağrında bir an çırpınıp yeni açılan bir goncanın ağzına damlayan çiğ tanesi gibi istidatları uyuklamakta olan bir gönül goncasına damladığında dalgaları göklere tırmanan bir derya meydana gelir. Sahili görünmeyen bu derya karaları mağlup eder..
İdeal insanı gayesinin sessiz ve tozlu yolunda kendi ayak seslerini kendisi dinleme pahasına yoluna devam eder. Yıldızlar onun yolunun tozunda zerreler haline gelir.
İdeal insanı ızdırap çekmeden kendini yenileyemez. Çünkü o —Alexis Carrel’in dediği gibi— hem mermerdir hem de bu mermeri yontacak heykeltıraş. Ağır çekiç darbelerinin çıkaracağı kıvılcımlarla gerçek çehresini almak için kendi cevherini dövecektir”.
Fakat bütün bu istihaleler neticesiz değildir. Çünkü “İstikbal bir ideal için bütün tehlikeleri göze alanlarındır..”
İdeal insanı bülbüllerle beraber feryad edip ırmaklarla beraber ağlar. Ancak ne feryadının sesi duyulur ne de gözlerinin yaşı görülür. Sanki sesi boğazında boğulmuş göz yaşı akmadan sonsuzluğa uçmuş gibi..
Ey bütün ideali bir bahar görmek olan sen! Başka bir bahar eski bahardan daha renkli bir bahar göreceksin. Açılmak üzere yola çıkmış goncalara bak. Sen nağmeyi terennüm edilmeden evvel dinle!..


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla