Kainatta herbir varlığın fonksiyonu vardır. Fonksiyonunu yerine getirmeyen varlığın hayatı da yok demektir. Kısacası varlık fonsiyonu ile vardır. Bir bakmaz mısınız kainata? Güneş aydınlatıcı tayfları ile herşeyi aydınlatıyor kendisi için tayin edilen yörüngesinde yol alarak nizamla hareket ediyor ve Nazım’ı (c) gösteriyorsa... Toprak tohumlara dayelik yapıyor ağaç meyve veriyor arı bal yapıyor ve bütün bunlar Rezzak’a delalet ediyorsa... Sızıntılar çağlayanları oluşturmak için nebean ediyorsa... Tomurcuklar da etrafa râyiha vermek için binbir ızdırapla dudaklarını açmaya çalışıyorsa herbir varlık fonksiyonunu yerine getiriyor demektir.



Varlık alemi içinde mümeyyiz vasıfları ile üstün mevki almış İlahı Beyan’ın ifadesi ile “Biz insanı en güzel surette yarattık.” hitabının muhatabı hilkat şeceresinin meyvesi olan insan da fonksiyonunu yerine getirmek zorundadır ve ancak bu fonksiyonunu yerine getirmesiyle bir mana ifade edecek insanlık mertebesine yükselecektir.



O düşünce dünyasını nesceden fiillerle aaaafizik gerilime geçip her uğradığı yere gönlünün ilhamlarını boşaltıyorsa... Başkalarına doğruyu ve güzeli göstermek için ciddi gayret içinde bulunuyor yıkılan kalb ve gönüllerin tamirine “gönül mimarı” olarak koşuyorsa... “Girdik reh-i sevdaya” diyerek halktan Hakk’a seyran edip asla sapmıyorsa fonksiyonunu cidden yerine getiriyor demektir. Bu fonksiyonunu yerine getirirken o aynı zamanda aksiyonerdir yani hamleci ruha sahiptir. İnanan kimsenin sahip olması gereken aaafiyet budur. Zira hem için ve hem de dışın fatihi olma aaafiyeti olarak nitelendirebileceğiniz fonksiyoner ve aksiyoner olma onu “alayı illiyin” e çıkaracak aksi takdirde fonksiyonunu yerine getirmeme ve buna bağlı olarak aksiyonsuzluk onu “esfeli sefilin”e düşürecektir.



Fonksiyoner ve aksiyoner olma; yıllar yılı Anadolu’yu bir huzur ülkesi yapmış kendine bağlı devletlere karakolluk vazifesi gördürmüş cihan sulh ve muvazenesini sağlayarak “muvazene unsuru” kılmıştı. Ebedi hayatın kaybedilmesi ve mukaddesatın ayaklar altına alınması ise fonksiyoner ve aksiyoner olmamanın tabii neticesinden başka birşey değildir.



Montesquieu’da; Anadolu insanının fonksiyoner ve aksiyoner olmasına bağlı olarak tarihimizin kahramanlarla ve kahramanlıklarla dolu olmasını ifade için muvakkat bir kadirşinaslığı içinde de olsa:“Bu millet olmasaydı tarih olmazdı” hükmünü vermekten geri kalmamıştı.



Bugün ufkumuzda bağrı yanık ve yıkık Anadolu insanının yıllardır beklediği fonksiyoner ve aksiyoner nesli görmek mümkündür. Binbir düzenbazlık ve hokkabazlık karşısında şaşırıp kalan nesline ve nefsine yeni türküler söyleyen nesil. Anadolu’nun bağrındaki diriliş korosuna iştirak etmekle fonksiyonunu yerine getiren nesil. Zaten başka türlü de Hilal’in diğer ucunda yer alanların arkasında yer almak mümkün olur mu?



Bin muştu ve selam. Aksiyoner olmakla Hilalin diğer ucunda yer alanların arkasında yer alanlara.