Evrim nedir bilir misiniz?
Evrim; canlıların cansız cisimlerden kendi kendine meydana geldiğini benimseyen bir görüş demektir.
Öncelikle ve özellikle şu hususu belirtelim ki bu görüş bütün bilim adamlarınca kabul edilmiş kesin kes desteklenmiş ilmi bir kanun veya bir prensip değildir. Evrim görüşünü benimseyen bu nazariyeyi hararetle müdafaa eden bilim adamları elbetteki vardır. Ama aksini savunan evrimi zerre kadar ciddiye almayan bilim adamları da onlardan az değildir.
O halde bu konuda bilim adamları ortak bir karara varıp kesin bir görüş ortaya çıkaramamışlardır. Niçin?.
Belki de bunun sebebi inananlarla inanmayanlar arasında asırlardan beri devam edegelen kıyasıya bir mücadelenin çağımızdaki uzantısının manalı bir görüntüsünden başka birşey değildir.
Şimdi evrimin tarifini yabancı bir literatürden aynen alalım: * “Evrim insan da dahil olmak üzere tüm canlıların cansız maddenin tabii değişimleri sonucunda meydana geldiğini ve bunda da hiçbir tabiat üstü müdahelenin mevcut olmadığını kabul eden bir görüştür.”
Bu tarifin daima göz önünde tutulması ve sık sık hatırlanması gerekiyor. Evrim nazariyesini kabul eden bilim adamları bu tarifi aynen benimserler. Biz de bundan böyle bu görüşü destekleyenlere “Evrimci” (Evolutionist) diyeceğiz.
Bakınız evrimcilerin inananlardan farklılığı hemen nasıl da ortaya çıkıyor:
“Tabiat üstü bir müdahalenin mevcut olmadığını kabul eden görüş.”
Demek ki tabiat üstü bir müdahalenin yani tabiat üstü bir Gücün bir Yaratıcının yani kısaca Allah’ın varlığı evrimciler tarafından kabul edilmiyor.
Peki maymunların üremesi sonucunda insanın türediğine inanmakla diğer canlıların cansızlardan meydana geldiğini benimsemek arasında ne gibi bir bağıntı vardır?
0 zaman bir an için kabul ettik ki maymundan insan türedi. Peki maymunu kim yarattı? Maymunun babası kurt olsun. Kurdun babası tavşan. Tavşan fareden türedi. Fare kuştan çıktı. Kuş böcekten türedi. Böcek karıncadan doğdu. Karıncanın annesi pire idi. Pirenin büyükbabası tek hücreli bir canlıydı. Peki bu canlı tek hücreliyi kim yarattı?
Cevap nedir biliyor musunuz?
O canlı da cansız maddeden tesadüfen bir rastlantı sonucu ortaya çıktı.
İşte evrimcilerin iddiaları budur!
Evrimciler tek hücreli ilk canlı yaratığı yoktan var eden üstün bir Yaratıcı’ya inanmadıkları için insanın da maymundan türediğini ister istemez kabul ediyorlar.
Şimdi konuya biraz daha derinlemesine girelim:
“Scientific American” dünyanın her yerinde yüzbinlerce okuyucusu olan çok ünlü bir ilmi dergidir. 224. cildinin 46. sahifesinde aynen şunlar yazılıdır:
“Son aylarda birçok ülkelerde evrim nazariyesinin öğretilmesi hakkında çok sayıda itirazlar görüldü. Bu itirazlar yalnız din adamlarınca değil bilim adamlarınca da yapılıyor.”
Paris Üniversitesinden Dr.Claude Tresmontent (Rlits) dergisinde yayınladığı makalesinde şunları söylüyor: (Nisan.1967 sayısı Shf.: 46)
Dünyanın yaratılışını hiçbir şans teorisi açıklayamaz. Şansla canlı varlıkların yaratıldığını iddia etmenin hiçbir manası yoktur.”
ABD’den Robert T.C!ark ve James D.Bales adlı iki araştırıcı konuyu bir başka açıdan değerlendiriyorlar. “Bilimciler evrimi niçin kabul ederler” (Grand Rapid Mich Baker Book House. 1966 USA) isimli küçük fakat son derece ilgi çekici kitaplarında bu iki uzman Darwin Huxley Spencer ve diğer ilk evrimcilerin görüş ve hayat felsefesini incelemişler... Sonuçta ortaya çıkan gerçekten açıklıyorlar. Bu ilk evrimciler “İlim’ adına bu teorilerini ortaya atmıyorlar. Onlar bir defa koyu kopkoyu inkarcı. Allah’a Hristiyanlığa ve İncil’e karşı şu ya da bu sebepten bir km ve düşmanlık besliyorlar. Olsa olsa insan maymundan türemiştir diyorlar. Maymunda şu hayvandan öbürü de bu hayvandan... Böylece gele gele tek hücreli canlıya geliyorlar. Bu ilk canlıyı kim yarattı sorusuna cevap bulmak lazım. Nihayet “düşündüğümüz şeye bak” diyorlar o da cansız maddeden tesadüfen bir şansla meydana gelmiş olsun.
Ve böylece evrimcilerin saf ilim ve insanlık uğruna bir teori ile ortaya çıkmadıkları “Dindarlar böyle inanırsa biz de böyle inanırız.” zihniyeti ile ortaya çıktıkları anlaşılıyor.
ABD’de John Hopkins Üniversitesi Zooloji bölümünden Dr.Boltorı Davidheiser “Evrim ve Hıristiyanlıkta İman” adlı kitabında (Evolution and Christian FaithNutley N.J . Presbyterian rofermed Publ ishing co-1969 Shf.: 153) hemen hemen aynı konuları işliyor. Evrimin adeta bir mezhep bir tarikat gibi inanmayanların “Dini” olduğunu ileri sürüyor.
Öte yandan Dr.James F.Coppedge ‘‘Evrim. Mümkün mü? Değil mi?” adlı 265 sahifelik kitabının her sahifesinde evrimcilerin iddialarını matematik esaslara dayalı istatistiki metodlarla çürütüyor. (Evolution Possible on İmpossible? — Zondervan Publishing House Michigan— 1973)
Yazar California’da Biyolojik Araştırmalar Merkezinin Müdürüdür. Kitabının 175.sahifesinde aynen şöyle yazıyor:
“Evrimcilik doktrini uzun bir seri kabullere ve faraziyelere (varsayımlara) dayanır. Bunların bir çoğu delilsiz bir çoğu da mesnetsiz ve belirsizdir. Her bir kabul sanki yeterince ispatlanmış tereddütsüz açıklanmış gibi gösterilip bir diğer kabule geçilmiştir. Sonuçta saman çöplerinden bir bina yapılmak istenmiştir.”
Paris Üniversitesi Biyoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Etiene Raboudta evrimcilere karşı çıkıyor:
“Darwin’in düşünceleri doğru çıkmıyor. Zira hayat kavgasında güçlülerin seçilip zayıfların ayıklanması diye bir durum yoktur. Canlılar dünyasında tekamül vardır ancak bu Lamarckizmin ve Darwinizmin anladığı manada bir tekamül değildir” diyor. (Fenalar mı yoksa iyiler mi kalıyor? Uyma mı ayıklama mı? Bilim ve Teknik Dergisi Haziran—1978)
Fred John Meldak “Niçin yaratılışa inanıyoruz? Niçin evrime inanmıyoruz?” adlı kitabında (Why We believe in Creation Not in Evolution Danver Christian Victory Publishing Co 1959) evrimcilerin iddialarını teker teker ele alıp çürütmektedir.
Sir J.Arthur Thomson “Hayat nasıl başladı” adlı makalesinde (Bilim ve Teknik CiIt:4 Sayı: 40) aynen:
“Canlı organizmalar yeryüzünde nasıl var oldular zor bir sorudur ve buna verilen karşılıkların bir kısmı cevap değil kaçamaktır” diyor.
Bütün bu araştırmalarımız sırasında bir husus gözümüze çarptı. Biraz hayretle ve biraz da ibretle değerlendirmeye çalıştık. Evrimciler aslında temel biyolojinin bir uzmanlık dalını temsil etmekteydiler. Halbuki birçok kitaplarda evrim teorisi ile komünizm felsefesi arasında çok ilgi çekici bir beraberliğin var olduğu ifade ediliyordu. Komünizm felsefesinde dinin “Afyon” olduğu söyleniyorsa da “Bilimsel özerklik” nasıl bu kadar ucuzlayabilirdi?
Evrimcilere işte onun için maddeci ve materyalist derler. İşte onlardan biri evrimcilerin ayakta alkışladıkları ünlü Rus evrimcisi A.l.Oparin “Hayatın Kaynağı” ( The Origin of Life—Newyork Daver Publication 1953 Shf: 132—133) adlı eserinde aynen şunları söylüyor: “Hayat maddenin özel bir şekli olarak ve ancak materyalistlikle izah edilebilir. “Hayat maddenin gelişmiş bir halidir.”
Andrede Cayaux “Hayatın 3 milyarlık yılı” (Three Bil lion Years of Life —Newyork Stein and Day—1969 Shf: 198) adlı kitabında şunları yazıyor:
“Rus bilimcileri Darwinizm ve Lamarckizm teoriye bağlı kalmaya daha çok yatkındırlar çünkü bu görüşler Marxist doktrine tamamen uygundur” diyor.
Yorumu okuyucuya bırakıyoruz!!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla