ADANA HAKKINDA GENEL BİLGİLER



ADANA, Türkiye'nin dördüncü büyük şehri, Akdeniz bölgesinin en önemli beldesi, il merkezi; ,777 554 nüf. Şehir Seyhan ırmağının Toros dağlan arasından çıktığı yerde, kendi adiyle de tanınan Çukurova'nın kuzey kenarında, ırmağın sağ tarafında bir köprü başı gibi kurulmuştur; ancak son yıllarda sol kıyı ötesine yayıldı. Akdeniz kıyısına doğru çizgi île 40 km., iskelösi olan Mersin'e karayolu ile 62 km. mesafededir; deniz seviyesinden 20 m. yükseltide, düz bir zemin üzerinde yerleşmiş bulunan şehrin ortasında Tepebağ mevkii basık bir sırt halinde yükselir.

— Tar. Adana, İlkçağda, muhtemel olarak Anadolu'yu baştanbaşa kesen ve Gülek boğazından Çukurova'ya inen yol üzerinde, aynı zamanda bir liman durumunda olan Tarsus ile, daha doğuda Ceyhan ırmağı üzerindeki Mopsuestia (Misis) arasında bir konak yeri durumunda idi. Adana'nın önemi, dağlar a-rasından ovaya inen Seyhan'ın kolay geçilen bir yerinde «köprü başı» rolü oynamasından ileri gelmiş olmalıdır. Bizanslı Stefan, Uranüs'ün iki oğlu Adanus ile Sarus'un, Tarsuslular ile savaşarak şehri kurduklarını, bunlardan birinin adım şehre, ötekinin de ırmağa (Sarus, Seyhan'ın eski adı) yerdiklerini söyler; bu efsanenin, Adana ile Tarsus arasında süre gelen rekabet ve didişmelerin derin köklerini hatırlatmak bakımından değeri vardır.

Pek eskiden beri kullanılmış bir yol üzerinde bulunan Adana, tarih boyunca birçok istilâlara uğradı; Hitit (M.ö. XV. yy.), Asur, ■.onra Pers (M.ö. VI. yy.); Büyük iskender'den sonra (M.ö. 323) Selefki'lerin ve Mısır Ptolemaios hanedanının, nihayet M.ö. I. yy.'-da Pompeius eliyle Roma'nın hâkimiyetine girdi, özellikle Doğu Roma devrinde ticareti gelişti. Seyhan üzerinde 300 m.'ye yakın u-/unluktaki 21 gözlü meşhur taş köprü, VI. yy.'in ilk yarısında Justinianus tarafından, belki Hadrianus'un yaptırmış olduğu daha eski bir köprü yerinde, inşa edildi. İslâm akıncıları Adana yöresine ilk olarak VII. yy.'da, Halife Ömer zamanında geldiler. E-mevî halifesi Abdülmelik şehri fethetti; Abbasîler devrinde islâm hâkimiyeti daha kökleşti ve buraya türk kabileleri yerleştirildi. X. yy.'da bir aralık Bizanslılara geçen Adana, XI. yy. sonlarında Selçuklular tarafından geri alındı; bir süre Haçlıların, Kilikya Ermenilerinin eline geçti. XIV. yy. ortalarına doğru, az çok Mısır Kölemen devletine bağh türkmen beylerinden Yüregiroğlu Ramazan Bey Adana'ya hâkim oldu. Ramazan-oğulları beyliği XV. yy.'da Osmanlı ve Mısır devletleri arasında ayırıcı bir siyasî teşekkül meydana getiriyordu. XVI. yy.'da Adana, Yavuz Selim'in Mısır seferi sırasında (1517) Osmanlı devletine katıldı ise de, eyalet idaresi daha bir süre Ramazanoğulla-nnda kaldı.

XVII. yy.'in ikinci yarısında Adana'dan geçmiş olan Evliya Çelebi (1671), şehir hakkında oldukça geniş bilgi verir: o sırada Adana'nm iki kapılı ve yedi kuleli, bir tarafı Seyhan ile, öte kenarı hendekler aracı-lığıyle korunan bir iç kalesi vardı; şehir kalenin batı ve kuzey taraflarında uzanıyor, hepsi de kerpiçten olmak üzere 8 700 evi, beşi büyük olmak üzere 70 camii, 130 dükkânı, 17 hanı ve bir kapalıçarşısı bulunuyordu; jehrin çevresinde surlar yoktu, ama mahallelerin sokak baslarında geceleri kapatılan kapılar vardı, sokaklar toprak olmakla beraber, çarşı ve pazar yerlerinde yaya kaldırımları yapılmıştı; şehrin etrafı bağ ve bahçeler ile çevrili bulunuyor, bunlar bostan dolaplarıyle' ırmaktan sulanıyordu. Evliya Çelebi, Adana'nm ürünleri arasında limon, turunç, zeytin, incir, nar, şekerkamışı ve pamuğu saymakta, pamuğun önemli bir gelir kaynağı olduğunu söylemektedir.

önce Halep eyaletine bağlanan Adana, sonradan ayrı bir eyalete merkez oldu. XIX. yy.'in ilk yarısında, Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ah Pasa tarafından istilâ edildi ve Kütahya antlaşması (1840) ile tekrar Osmanlı devletine döndü. 1867'de Adana'da vilâyet teşkilâtı kuruldu, 1886'da iskelesi Mersin'e, demiryolu ile bağlandı; nüfusu 30 000'e yükseldi. Şehir ve çevrenin nüfusuna, yazın Suriye'den ve komşu bölgelerden gelen on binlerce tarım işçisi de katılırdı. 1914-1918 savaş yıllarında Toros ve Amanos tünelleri açılarak, Adana, demiryolu ile İstanbul ve Halep'e bağlandı. 24 Aralık 1918'de Fransızlar, mütareke hükümlerine dayanarak Adana'ya girdiler. Sevr (Sevres) antlaşması ile Adana, Osmanlı devletine bırakıldı ise de, Ceyhan'ın aşağı sınırına dayanan sınır çizgisi şehrin 25 km. yakınına kadar sokuldu. Ermeni milis kuvvetlerinden de faydalanan Fransızlar, türk mücahitlerinin şiddetli direnmeleriyle karşılaşarak, pekçok kayba uğradılar; sonunda. Ankara antlaşması (20 ekim 1920) uyarınca, 5 ocak 1922'de Adana'dan çekildiler. XX. yy. başlarında Adana'nm nüfusu 20-30 000 arasında tahmin ediliyordu. Cumhuriyet devrinde yapılan ilk sayımda (1927) bu nüfus 72 600 olarak tespit edildi; 1945'te 100 800'e, 1955'te 168 600'e vardı; 1960'ta 231 500, 1965'te ise 290 000 oldu. Şehirde nüfusun artması, her ne kadar 1950'den sonra çevrede gelişi güzel kurulan gecekonduların yayılmasına sebep olmuş ise de, bu süre i-çinde Adana, medenî bir çehre kazandı, asfalt ve parke döşeli geniş caddelere, güzel parklara, büyük iş hanlarına ve sevimli villalara sahip, malî ve ticari bir merkez halini aldı; yeni fabrikalar (dokuma ve iplik, nebatî yağ ve sabun, un, deri, tütün, kereste, demir araçları), tamirhaneler kurularak Türkiye'nin sanayi merkezleri arasına girdi.

— G. santl. Adana ve çevresinde çeşitli çağlara ait kalıntılara rastlanır. İslâm öncesi devre ait en mühim yapı, bugün Taşköprü diye anılan, Roma devri köprüsüdür (yaklş. M.S. 384). Seyhan üzerinde, 21 gözlü ' tasarlandığı anlaşılan köprünün bugün 18 gözü seçilebilmektedir. Ramazanoğulları'ndan kalma bir yapı olan ve çevresindekilerle beraber büyük bir yapı topluluğu meydana getiren Vlucamii Halil Bey başlatmış, oğlu Piri Paşa tamamlatmış, cami, Osmanlılar devrinde yeniden elden geçirilmiştir. 1513 tarihli yapının bir özelliğini meydana getiren çiniler, Osmanlı imparatorluğu devrinden kalan en güzel örneklerdendir. Cami çevresindeki yapılar arasında tek kubbeli türbe, 1540 tarihli Piri Mehmed Paşanın yaptırdığı medrese başta gelir; bu yapıda, Güney Anadolu'nun zengin taş işçiliği ilk bakışta göze çarpar, osmanlı mimarîsinin genel karakteri burada henüz kesinlikle belirmemiştir. Ulucamiin yanısıra, daha erken bir tarih taşıyan Ağaca mescit (1409), küçük bir yapı olmasına rağmen, bir çok yönlerden özellikler gösterir; yapının giriş kapısındaki tas süslemeler ve geometrik şekiller a rasına yerleştirilmiş kus figürleri, dinî bir yapıda kullanılması bakımından ilgi çekicidir Bu arada Hacı Mustafaoğlu Ahmed'ın yaptırdığı tek kubbeli Çakın mescit (1538), Savcıoğlu Hacı Mustafa'nın tek kubbeli Savcızade camii (1548), Cuma Fakıh'ın Hasan Kethüda camii (1541), Hacı Arif Beyin Muinine Hatun mescidi (1559), Tahtalı camı (1592), Cafer Pasa canın (1648), Mes-tanzade camit (1682), Yemcamı (1724) mimarî şahsiyeti olan yapılardır Dinî yapıların yanısıra, Roma devri temelleri üzerine XVII yy 'da, yapılan Irmak hamamı, Halil Beyin oğlu Pırı Mehmed Paşanın Çarşı hamamı (1530), Mestan hamamı (1703), Yeni hamam (1724), Pırî Mehmed Pasa'nınGon-hanı (1531) ve ilk şekli Ramazanoğulları devrine inen, 1850'de yeniden elden geçirilmiş Kapalıçarşı, Adana valisi Abıdın Paşanın yaptırdığı Saat kulesi (1879-1882) belirtilmeğe değer tarihî yapılar arasında ver alır Butun bunlaıın yanısıra şahsıjetı kaybolmuş ve değişmiş daha birçok anıt, Adana ve çevresinde bulunmaktadır.

• Adana ılı Butunu ile Akdeniz bölgesi ı-çınde yer alan Adana ılı, Seyhan ve Ceyhan'ın aşağı çığırları boyunca uzanır, bu ırmakların deltalarıyle, Mersin ve lskende run körfezleri arasında denize doğru ilerler 17 253 km2 arazı üzerinde Adana ılı 1725 940 nüfusludur Bu nüfusun yüzde 54'u köylerde, yüzde 46'sı şehir ve kasabalarda yaşar şehirlerden bin, il merkezi olan Adana (777 554)1 nuf), tek başına il nüfusunun yüzde 45'ını kapsar, diğer önemli şehirler şunlardır Ceyhan (147 497) Osmanıve (154 629) Kozan 143 373), Kadirli (106938) Aaana ılı içindeki koy (muhtarlık) sayısı 725 kadardır Adana ılı 13 ilçeye ayrılır Adana, Karataş, Yumurtalık, Ceyhan, Osmaniye, Bahçe, Kadirli, Kozan, Karaisalı, Pozantı, Feke, Saimbeyli, Mağara (bu son dört ilçe, tamamıyle dağlık alandadır) Adana merkez ilçesinin 1582 km2 yuzolç 853 900 nuf Bucaklar Merkez Misi s (Yakapmar), koy sayısı 94

Adana ıh toprakları, dağlık alanlar ve ovalar diye ıkı kısma ayrılabilir Dağlık alanlar ılın kuzey ve doğusunda yer alır Kuzeyde Toros dağları (Orta Toroslar) yükselir Seyhan vadisinin batısında Aladağlar, bunların en yüksek doruklarını ihtiva eder (Kaldı dağı 3 734 m , Pemırkazık tepesi 3 728 m ) Seyhan ve Ceyhan'ın orta çığırları arasında Tahtalı dağlar (3 054 m) ve daha doğuda Bınboğa dağları (2 800 m ) uzanır Ilın doğusunda (Osmanıye-Bahçe kesiminde) il sınırları Dış Toros sistemine giren Amanos dağlarına dayanır Yapısında Birinci ve İkinci zamanın şiddetli kıvrılmalara uğramış çeşitli tabakaları (kireç ve kum taşları, bıl-lûrlu yahut kıllı şistler, serpantin soyundan yeşil kayalar) bulunan dağlar, bazı kesimlerde doğrudan doğruya ova üzerine döner ise de, çok yerde araya vadiler ile yarılmış yaylalar ve tepelik yereyler girer Adana-Ko-zan Bahçe arasında az kıvrımlı uçuncu zaman tabakalarından oluşmuş çalılık sırtlar böyledir Ovalar ise, sozu geçen dağlarla deniz arasında yer alır Genel olarak «Adana ovası» adı verilen ve akarsuların dağlardan mdırdığı alüvyonların birikmesi ile meydana gelen ovalar, gerçekte ıkı kısma ayrılır, bunlardan bin Adana şehrıyle Seyhan ve Ceyhan ağızlarının sınırlandırdığı Akdeniz ki vısı arasında yer alan Çukııroıa, otekı Ceyhan ve Kozan şehirleri arasında Cejhan vâ dışı etrafında uzanan ve demzden Mısıs tepelen (789 m ) ile ayrılmış bulunan Yukarı ova Ova kesimlerinde genellikle yazları çok sı cak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı Akdeniz iklimi hukum surer Adana şehrinde, 35 yıl dan fazla bir sure içinde yapılan meteoroloji rasatlarına gore, sıcaklık ortalaması en sıcak ayda 28°, en soğuk ayda 9°'dır Kışın termometrenin 0° altına düşebildiği günler sayısı ortalama olarak 8 olmakla beraber, şimdiye kadar sıcaklığın 24 saat boyunca hep 0° altında kaldığı görülmemiştir, kaydedilen en duşuk sıcaklık 7°'dır Yaz mevsı mınde gündüzleri gölgede sıcaklık çok defa 35°'yı geçer, bir defa 45° kaydedilmiştir Adana da yıllık ortalama yağış tutan 625 mm 'dır Yağışların mevsimlere bolunuşu (% ile) kış 50, ilkbahar 26 sonbahar 20, yaz 4, uç kış ayma yıllık yağışların yarısı dus-tuğa halde, yazın, havanın nemle çok vuklu ve boğucu sıcak olmasına karşılık, hemen hiç yağmur düşmediği dikkati çeker Böyle olmakla beraber, il topraklarında yükselti ve yüzey şekillerine gore ıklım şartları çok değişir yazın Toros'ların yüksek yaylakla-larında hava çok daha serm olduğu ıçm, Çukurova halkının bir kısmı buralarda yazlığa çıkarlar (Burucek, Pozantı, Çamatan vd), dağlık kesimlerde yağışlar çok daha fazladır (Feke 940 mm , Saimbeyli 805 mm), ovada gayet seyrek yağan ve hemen eriyen kar, dağlarda erkenden gorunur ve bazı kesimlerde aylarca kalır.

Ilın akarsuları bol yağıştan faydalanan Toros'lardan iner Ovanın bereketli toprakları, binlerce yıl boyunca, sığ bir deniz alanını alüvyonlar ile dolduran akarsuların e sendir Yalnız \dana nın ıkı kardeş ırmağı, Seyhan ile Ceyhan, butun Akdeniz bölgesi akarsuları gibi, az çok düzensiz bir rejim gösterir yazın suları iyice çekildiği halde, kışın bol yağmurlarla ve ilkbaharda dağ kar larının erimesiyle çok kabarır, tarla ve evlere zarar verebilirler Bu sebeple, bir yandan ovayı taşkınlardan korumak, bir yanda da bereketli toprakları sulamak, aynı zamanda elektrik enerjisi sağlamak ıçm uygun yerlerinde buyuk barajlar yapılması gerekir bunlardan ilki, Adana kuzeyinde, 1956'da tamamlanan Se>han barajı olmuştur Gerisinde 1 680 000 000 m3 su toplanmakta, bununla 1 500 000 dekara (donum) yakın arazı sulaması mumkun görülmekte, 54 000 kw gu-cunde bir enerji de sağlanmaktadır.

Tarım konusunda Adana ilinde ıkı kesim ayrılır 1) Ova kesimi (Çukurova ve Yukarı ova) tarlaların çok geniş yer tuttuğu, tarımın daha ziyade motor kuvvetiyle ve gittikçe daha fazla oranda sulama ile yapıldığı, başta pamuk olmak üzere sıcak yazlar isteyen, sanayi bitkilerinin yetiştirildiği alanlar 2) Dağlık kesim (Toros dağları ve bu dağların oncusu durumunda bulunan tepelik yerey) ormanlar, dağ otlakları, keçi ve koyun sürülen, dağınık tarlalarda hayvanlarla yapılan tahıl ekimi Adana ıh toprak lan, faydalanma bakımından şöyle bolunur (yüzde olarak) ekılı-dıkıh topraklar 34 nadas topraklar 3,5, ormanlar 27,5, çayır ve otlaklar 28, urun vermeyen topraklar 7 Bu oranlar, yukarıda a>ıılan Kesimlerde değişik hğe uğrar orman, nadas ve otlak alanları dağlık kesimde, ekılı-dıkıh alanlar ova ke siminde daha fazla yer tutar Burada en önemli mesele «sus'dur uzun suren yazlar çok sıcak olduğu halde, bu mevsimde yağ mur yağmadığı için tarımı çeşitlendirmek ve alanım genişletmek ıçm akarsuların, hattâ bazı kesimlerde yeraltı yataklarının sularından faydalanmak gerekir Akarsuları de ğerlendırmek için yalnız ırmaklar uzemıde buyuk barajlar yapmak değil, küçükleri de birer birer ele almak gerekir Bugün için mesele yarı yarıya halledilmiş sayılır bir ta kim barajlar, birinci ve ikinci derecede bazı kanallar yapılmış, fakat suları ovadaki butun tarlalara kadar götüren son kanallar fazla gelişmemiştir Su meselesinin yanında, ondan ayrılmayan bir mesele de gübre (kimya sal gubre)'dır, bu konuda şu söylenebilir, kimyasal gübre henüz jeterı kadar kullanılmamakla beraber, Adana ovası en çok gübre kullanılan ve bu maddeye alışılmış o-lan bir sahadır Adana ilinde besin maddeleri arasında en çok buğday (250 000 t), arpa (50 000 t), yulaf (25 000 t) pirinç (15 000 t), özellikle turfanda sebzeler yetişir, sanayi bitkileri arasında öteden ben pamuk başta gelıı butun Türkiye'de olduğu gibi Adana ilinde de pamuk urunu hem artmış (1928-1930 yıllarında 15 000-25 0000 t iken şimdi 110 000 t), hem de kalitesi çok yükselmiştir (Akala ve Cocker soyları) Yağlı tohumlar arasında pamuk çekirdeği (180 000 t), susam (10 000 t), yerfıstığı (9 000 t), keten tohumu sayılabilir Meyva larda turfandacılık (uzum) ve turunçgiller (portakal limon vb) üretimi bakımından dikkati çeker Toros'un oncu tepelerinde yabanı zeytin ağaçları (delice) çoktur ve bunların kısmen ehlîleştirilmesine çalışıl maktadır Hayvanlar istatistiği, Adana ıhnde kıl keçisinin (550 000), koyundan (360 000) fazla olduğunu, sığır sayısının da hayli çok (290 000) bulunduğunu göstermektedir Çu kurova ırkının unlu olmasına rağmen at sayısı çok değildir (30 000)

Yeraltı zenginlikleri bakımından kaydedilmesi gereken başlıca kaynak, Adana şehri kuzeyinde, Toros'ların oncu kesiminde Bulgur dağında rastlanan ve işletilmeğe başlanan petrol yatağıdır. Buradaki petrol iyi kaliteli olmakla beraber, birikintisi bol olmadığından. Mersin rafinerisine boru ile bağlanamamıştır. Bununla beraber, Adana ovasının derinliklerinde öteden beri araştırmalar yapılmakta, gelecekte başka petrol yataklarına ulaşılacağı umulmaktadır. Sanayi, son yıllarda çok gelişmiştir, özellikle, eskiden beri mevcut pamuk iplik ve dokuma fabrikalarına yeni ve daha büyükleri eklenmiştir. İkinci srrada nebatî yağ fabrikaları gelir, bunları, tütün, un, kereste fabrikaiaıı takıp eder. Ayrıca maden dökümhaneleri, tamir tezgâhları gelişmiştir. Adana şehri, bellibajlı bir sanayi merkezidir; Ceyhan şehri de bu yolda gelişmektedir. Ulaşım bakımından Adana ili toprakları, tarih devirlerinin basından beri önemli bir geçit alanı meydana getirir; Balkanlar'ı ve Anadolu'yu Suriye ve Mezopotamya'ya bağlayan yollar buradan geçer, Gülek boğazı (Kilikya kapısı) ile Oyaya ı-nen yol, Suriye ve Amanos kapıları ile doğuya doğru uzanır. 1914-1918 arasında Toros ve Amanos tünelleri açılarak demiryolu bağlandıktan ve özellikle ikinci Dünya savaşından sonra da, asıl ulaşım faaliyeti karayollarına geçmiştir. Deniz ulaşımı büyük ithalât ve ihracat işlerinde rol oynamaktadır. Adana'nın iskelesi Mersin'dir; ilin doğu kesiminde ticaret faaliyetleri İskenderun tarafından çekilmektedir. Yumurtalık tabiî limanından, kara ulaşımı güçlüğü sebebi ile şimdi taydalanılmamaktadır. Arkeoloji ve turizm bakımından Adana ili zengin bir alandır. Dağ sporlarına da elverişli olan Toros'-larda, yazları serin yaylalar, kamp turizmine elverişli çam ormanları vardır. Gülek boğazı, Çakıt boğazı (Yerköprü) gibi tabiat hârikalarına sahiptir. Gayet geniş kumsallar, yaz mevsimi için uçsuz bucaksız plajlar meydana getirirse de, bunlardan yeterince faydalanamamaktadır (Karataş). Dar ağızlarla denize açılan kıyı gölleri (Akyatan, Akyayan), balıkçılık bakımından dikkati çeker. Adana ovasında tepeler üzerine tünemiş kaleler (Yılan kalesi, Toprakkale), şehir kalıntıları (Anazarba, Sis kalesi, Mopsu-estia, yani şimdiki Misis) çoktur; bunlara, Kadirli'nin güneydoğusunda kazılar yapılan Karatepe'de (Assitawandas) katılabilir. Ceyhan deltasının koruduğu Yumurtalık Umanında yer alan Ayaş nehri, Ortaçağda bir süre çok önemli bir Uman rolü oynamıştır.