AFİYET i. (ar. afiyet). Sağlık, sıhhat evvelâ zevcenizin afiyet haberlerini \e) (R. H. Karay). || Şifa: Allah afiyet ı, (R. N. Güntekin). || Bahtiyarlık, muti Allah daha ziyade afiyet versin (N. Cumalı).

— ÇEŞ. DEY. Afiyet bulmak, iyileşmek, sağlığını kazanmak: Kendisi afiyet buldu gitti, ben el'an yatıyorum (Ahmed Rasim). || Afiyet olsun! (ola!), yemek yemekte olanlara söylenen yarasın anlamında iyi dilek sözü: Sizlere afiyet olsun, müsaadenizle ben sofradan kalkıyorum. || Afiyet seker olsun!, yarasın temenni sözüne, geçmiş olsun, sağlık versin mânalarının da eklenmiş jekii [Tesm. yol. «hakkım geçti ama helâl olsun» anlamında da söylenir]. |[ Afiyet üzre olmak, sağlıklı, rahat, keyfi yerinde olmak. || Afiyete, afiyetinize!, içki içilirken sağlığınıza, şerefinize anlamında söylenen sözlerden biri, jj Afiyette 'bulunmak, sağlık durumu iyi olmak: Memnunum ki afiyette bulunduğunu size tebşir edebilirim (A. Hâmid). |l Allah afiyet versin!, Tanrı sizi sağlığa kavuştursun anlamında iyi dilek sözü. || lade-i afiyet. Esk. Sağlığa kavuşma, sıhhatli hale dönme. || Kesb-i afiyet. Esk. Sağlığını kazanma, jj Baki afiyetiniz, baki afiyette dâim olunuz!, Esk. Mektupların sonuna ilâve edilen temenni sözü.