AHIR i. (fars. âhür). Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, dam, tavla: Çıkardım ahırdan bizini boz eşeği (E. C. Güney). Burada ahırda hayvanlar besler gibi yiyip içirdikten sonra Melahafe koca mı bulunmaz? (H.R. Gürpınar). || —Mec. Kirli, bakımsız, harap, dağınık ve gürültülü kapalı yer: Evin bahçe duvarına bir kapı açtırmış, bahçedeki dut ağacının yanına ahır kılıklı bir yer yaptırmıştı (Sabahattin Ali).

— ÇEŞ DEY. Ahıra çekmek, bir sürüyü veya hayvanı ahıra kapamak. || —Mec. Ahıra çevirmek bir yeri pis, bakımsız, dağınık, harap, hale' getirmek. || [Hayvan için] Ahıra gelmek, alışmak, yumuşamak || Akşam ahıra, sabah çayıra, sorumsuz, rahat, basit yaşayış. || At çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak, iş işten geçtikten sonra davranmak, tedbir almak. || Dingo'nun ahırı, girenin çıkanın belli olmadığı yer: Ulan burası mahpushane değil, Dingo'nun ahırı (Ömer Seyfeddin). || Eşeğin büyüğünü ahırda unutmak bir meselede asıl mühim olanı ihmal efmek, hesaba katmamak.

— Zır. Mah. Ahır aktarması, tarlanın ilkbaharda ilk defa sürülmesi (Ayaş): Tarlada ahır aktarması yapan, çiftçiler vardı.

— ANSİKL. Ahırlar'ın çevreye göre yüksek, tabanı kumlu veya kireçli olması gerekir. Sıhhî bir ahırın yüksekliği ve büyüklüğü, içinde barındırılacak hayvan cinsine ve sayısına göre değişir. Atlar için ahır yüksekliği üç metreden aşağı olmamalıdır. Bölmelerin eni bir buçuk ile iki; uzunluğu üç buçuk metre olarak hesaplanır. Pencerelerin yüksekliği hayvanların boylarından yukarda olur. Taban, üzerinde pislik durmaması için hafif meyilli yapılır. Duvarların kireçle badana edilmesi, bacalar veya hava boruları yoluyle, havalandırmanın sağlanması da şarttır. Yüksek ve soğuk iklimli yerlerde ahır pencereleri güneye, ılımlı yerlerde, vadilerde kuzeye bakmalıdır. Eyer ve koşum takımları, ahır içinde bulundurulmamalı, bunlar için ayrı yer yapılmalıdır. Türkler atçılığa önem verdikleri ve at yetiştirmede çok ileri oldukları çağlarda ahırlara, ahır mimarîsine ve ahır teşkilâtına büyük önem ve yer vermişler, özel teşkilât kurmuşlardı, (Bk. ESTABL, HAS ahir, TAVLA.)

— Mim. Avrupa'da, ahırların süslemesine ilk olarak XVII. yy. da önem verildi: on dokuz büyük çaprazla aydınlanan kardinal Mazarin'in ahırında, yem tekneleri, yalaklar, sütunlar meşeden yapılmıştı; Aumont dükünün ahırı, tıpkı bir yazıhane gibi, ağaç kaplama ile döşenmişti; diğer bir Aumont dükünün ahırı ise, akajudan yalakları, mermer yem tekneleri ve Bohemya camı geçirilmiş pencereleriyle ün salmıştı. Fransa' daki meşhur Chantilly ahırı tam on altı yılda tamamlanabilmişti. Versailles sarayının ahırları ise, meşhur mimar Mansart tarafından 1682'de, dişli ve yarım daire girintili bir plana göre yapılmıştır.