AKTARMA i. (etmek, yapmak fiilleriyle de kullanılır). Aktarmak isi, aktarmak hareketi. || Taşıma, nakletme, yerini değiştirme: Mesele, yere düşmeden altına sürdüğünüz kalasın üstüne aktarma etmekte (R. H. Karay). || Altüst etme. || Çatı kiremitlerini düzenine koyma, kırılanları yenileme: Akan evlerde aktarma lüzumunu hissedenler... (Ahmed Rasim). || Tarlayı sürme. || Bir kitabı bastan sona okuma, devretme. || Gözden geçirme, arama. || Sıf. Aktarılmış, nakledilmiş, bir yerden alınmış: Aktarma bilgiyle kitap yazılmaz.
— ÇEŞ. DEY. Aktarmalı, aktarma yapan, aktarma yaparak, aktarma suretiyle. || Aktarmalı bilet, yolculukta, aktarma vasıtalarının hepsinde geçen bilet. || Aktarma etmek, bir vasıtadaki yolcu ve eşyayı başka bir vasıtaya koymak, yerleştirmek: Marmara gemisi, Samsun’un yanına sokularak Hayfa yolcularını ve yüklerini aktarma etmiştir. || Aktarma yapmak, yolculukta vasıta değiştirmek, bütçede bir fasıldan başka bir fasla ödenek geçirmek.
— Arıcılık. Arıların bir kovandan diğerine aktarılması.
— Biyol. Ana babadan aktarılabilen bazı özelliklerin çocuklara geçmesi.
— Denize. Aktarma', açıkta demirlemiş gemiden rıhtıma veya aksi yönde, dubalarla yük taşıma. || Esk. Tuna nehrinde kullanılan kürekli türk nehir gemilerinin bir çeşidi. || Aktarma cihazı, bir gemi veya filonun, limana girmeğe lüzum kalmadan açık denizde ikmal yapmasını sağlayan cihaz ve donatım. || Aktarma gemisi, yük ve yolcuların aktarma edilmesi için kullanılan gemi. || Yük aktarması, gemilerde yapılan yükleme, boşaltma.
— Fonet. Aktarma, Bir fonem'deki niceliklerin, kendisinden önceki veya sonraki bir foneme yüklenmesi.
— Gümrük. Gümrükten muaf, transit.
— İçk. sanay. Aktarma, biranın esas fermantasyonundan dinlendirme kaplarına akıtılması işlemi. || Şıranın bir havuzdan diğerine akıtılması. || Bir şarabın bir kaptan diğerine akıtılması işlemi (Bk. ANSÎKL.). || Aktarma cihazı, durulaştırma havuzu altında bulunan küçük kollektör hazne. (Şıralar buradan pişirme kazanına akar.) || Fıçıdan fıçıya aktarma, şarabı veya başka bir içkiyi, tortusu ilk kapta kalacak şekilde başka bir kaba boşaltma. Bk. ANSIKL.
— İnş. Çatı aktarmak, eskimiş tahtaları, kiremitleri, arduazları yenileyerek çatıyı tamir etmek.
— Leng. Aktarma, bir dilin başka dilden bir kelimeyi kabul etmesi; bu kelimenin kendisi: Futbol kelimesi Türkçeye îngilizceden aktarılmış bir kelimedir.
— Müz. Aktarma, bir bestenin veya bir müzik parçasının, nota aralıklarını değiştirmeden bir perdeden başka bir perdeye geçirilmesi. (Çeşitli şekillerde aktarma yapılabilir: meselâ yazılı bir ton'dan [perdesi tonalite veya notalama ile belirlenmiştir] başka bir ton'a yahut ilk notalama şeklinin altındaki veya üstündeki bir aralığa [beşliye] aktarma. Aktarma, ya bakarak veya yazılı olarak yapılır.)
— Psikol. Bir duygusal durumu, bu durumu ilk olarak doğuran nesneden bir diğer nesneye bağlamak: Âşık, sevgilisine karşı beslediği duyguyu onun çevresindeki şeylere aktarır.
— Sevk hazırlığı ve Dy. Aktarma aracı, vagon ve lokomotifleri, bir hattan başka bir hatta ve bu hatlara dikey olarak aktarmağa yarayan araç. (Aktarma aracı, uçlarında tekerlekler bulunan ve hatlara dikey iki ray üzerinde hareket eden bir çatıdan meydana gelir. Aracı çalıştıran elektrik motoru, ayrıca vagonları yedekte çekmeğe yarayan bir vinci de hareket ettirir.)
— Spor. Bir sporcunun bağlı bulunduğu bir kulüpten diğerine resmen geçmesi. Buna «transfer» de denir.
— Tekst. Aktarma, iplik makinelerinden gelen masuralar üzerindeki ipliğin başka bir masura veya bobine nakledilmesi işlemi. || özel tip makinelerle büyük bir iplik bobinini daha küçük bobin haline getirme işlemi. Masuradan bobine veya çileden bobine aktarma.
— Ulaştırma. Yolculukta, doğrudan doğruya vasıta bulunmayan veya çok uzak mesafeli yerlere tek biletle gidebilmek için belli merkezlerde vasıta değiştirme: Şehir otobüslerinde aktarma usulü çoktan kaldırıldı. || Demiryollarında hat değiştirme.
— Zir. Aktarma. Tarlayı ilk veya ikinci defa sürme.
— ANSIKL. Ed. Metin aktarması her çağda, üslûbu süslemenin bir yolu sayılmıştır; iyi bir metin aktarması doğru ve kısa olmalı, zorla ilâve edilmiş hissini uyandırmamalı, açıkça belirtilmiş bir maksat olmadıkça da alındığı metindeki anlamından kıl payı şaşmamalıdır. Eski devir yazarlarından, özellikle eski şairlerden yapılan aktarmalara çok sık rastlanır. Bu sayede, kaybolmuş birçok eser hakkında, meselâ Lucilius'un satir'leri veya çok eski yunan filozofları hakkında bilgi edinilmiştir. Ne var ki eskiler, metin aktarmasında şimdiki gibi titizlik göstermez, metinleri akıllarında kaldığı şekilde yazılarına alırlardı. Skolastik çağda, dinî yazarlardan veya Aristoteles'ten yapılan aktarmalar birer otorite delili olarak önemliydi; Rönesans çağında ise, Rabelais gibi, Montaigne gibi hümanistler, yunanlı ve latin yazarlarından aşırılığa varan metin aktarmaları yaparak eskiçağ düşüncesini yaymak amacını güdüyorlardı. Zamanla bu âdet edebiyatın çeşitli dallarında (roman, siyasî nutuk, konferans) iyice tutundu ve bir gelenek halini aldı. Günümüzde, metin aktarması, bazı eski deyimler veya ünlü sözlerle günlük olaylar arasında yakınlaştırmalar yaparak, bir hiciv kaynağı olarak da gazetecilikte kullanılmaktadır.
— Şarapçılık. Aktarmadaki amaç, şarabı tortu yahut posalarından ayırmaktır. Belli başlı aktarmalar şunun için yapılır: şarabı, kadızlarından çektikten sonra içindeki iri tortu ve mayalarından ayırmak; eskime sırasında yahut şiddetli bir soğuktan sonra meydana getirdiği mayalardan ayırmak; durulaşma yahut herhangi bir işlemden sonra hasıl olan posalardan ayırmak. Aktarma işinin tercihen soğuk, sakin ve güzel bir havada yapılması gerekir. Bu iş havalandırma ile yapılabilir. Meselâ, yayılan yahut kolaylıkla oksitlenebilen bir kokuyu gidermek, yahut da tamamen mayalanmamış şarapların karılmasından sonra eklenen maya mantarlarının çoğalmasını hızlandırmak istendiği zaman; özellikle şarap bozulmağa başlayınca bu istem havalandırmadan yapılır. Şarap sifonla (çünkü kaplar çeşitli yüksekliklerdedir) veya tulumba ile çekilir.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla