ALANYA (eski adı ALÂİYE), Akdeniz bölgesinde, Antalya körfezinin doğu kıyısında, Antalya ilinde ilçe merkezi şehir: 52 460 nüf. Antalya-Mersin kıyı yolu üzerinde, il merkezinden 135 km. uzaklıkta olan şehrin eski kısmı ve kalesi karaya alçak ve dar bir berzahla bitişmiş dik yamaçh bir yarımada üzerindedir. Büyümekte olan şehir şimdi sözü geçen berzah üzerinden içeriye doğru ağır ağır taşıyor. İlkçağda burada, korsanlara üs ve depo hizmeti gören Korakesion kalesi bulunuyordu. Büyük Antiochos'a (M. ö. II. yy.) bağan ile dayanmış olan bu kale, sonunda Roma kumandanı Pompeius tarafından yıktırıldı. Ortaçağda burada Kalonoros şatosu yükseliyordu. Bu şato 1220 yılında selçuklu sultanı Alâeddin Keykubad I tarafından zaptedildi ve burada, hâlâ ayakta duran sağlam bir kale ve tersane yaptırıldı: Alâiye önemli bir deniz üssü, Mısır ve Suriye ile sıkı bağlılık gösteren bir ticaret merkezi oldu. Selçuklulardan sonra Karamanoğullarının hükmüne girdi. 1366'da Kıbrıs krallarının saldırısı başarısızlığa uğradı. Nihayet Fatih Sultan Mehmed zamanında Gedik Ahmed Pasa Alâiye'yi Osmanlı ülkesine kattı.

Cumhuriyet devrinde şehre, öteden beri halk arasında kullanılan Alanya adı verildi. Bu devirde Alanya çok gelişti, nüfusu 192,7'de 4 700 iken 1960'da bunun iki katını aştı. Alanya, bugün Türkiye'nin en fazla rağbet gören turistik merkezlerinden biridir. Zengin tarım ürünlerinin başında turunçgiller (portakal) gelir, ayrıca muz, susam, "fıstık üretilir; dokumacılık da oldukça önemlidir, ipek böceği de beslenir. Şehrin yanında, astımlıların faydalandıkları, güzel dikit ve sarkıtlarla donanmış Damlataş mağarası vardır. Alanya ilçesinin (1 545 km-1.. 129 106 nüf.) Alanya ve Demirtaş bucakları içinde 48 köyü vardır.

Alanya kalesi, Alanya tersanesinin arkasında şehri koruyan kale. Alanya kalesi şehrin yüksek bir yerine yapılmıştır. İç ve dig kale olmak üzere iki kısımdır. Kalenin içinde Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar zamanından kalma yapılar vardır: Kale camii, bedesten, Akşebe Sultan mescit ve türbesi, Bizanslılara ait küçük bir kilise ve Alâeddin Keykubad sarayının kalıntıları bunların en önemlilerindendir. Anadolu Selçukluları Alanya'yı alınca burayı kışlık başkent yapmışlar, saray ve çeşitli yapılarla şehri süslemişlerdi.

Bedesten, kaleye ait malzemenin muhafaza edildiği bir depodur. 13 m. genişlik ve 35 m. uzunluktadır, 26 odası vardır. Aksebe Sultan mescit ve türbesi Keykubad I zamanında yapılmıştır. Bizans devrinde yapılan küçük kilisenin iç duvarlarında azizlere ait fresk parçaları vardır.

Alanya müzesi, (1967), müzenin üç teshir salonu, ayrıca teshire elverişli, açık, revaklı bölmeleri vardır.

Alanya müzesindeki eserler arkeoloji ve etnografyaya aittir. Arkeoloji bölümünde, Alanya ve çevresinden derlenen tarih öncesi ve tarihî devir eserleri (pişmiş topraktan yapılmış kapkacak, heykeller, stel ve mimarî parçalar v.b.); etnografya bölümünde ise mahallî giyimler, eh'sleri ve süs eşyası vardır. Ayrıca Ankara ve İstanbul müzelerinden seçilmiş, Osmanlı devrine ait e$yâ da sergilenmektedir. Müzenin üst salonları tanınmış ressamlarımızın resimlerinin bulunduğu bir galeri halindedir. Müze revaklarında ve avluda Roma devrine ait mimarî parçalar ve kabartmalar yer alır.

Alanya tersanesi, Alâeddin Keykubad I'in Alanya'da yaptırdığı tersane. Keykubad I, Alanya'yı alınca, Akdeniz ticaretini geliştirmek, selçuklu savaş filosunu kurmak amacıyle bu tersaneyi inşa ettirdi.

Tersane, Kızılkule'nin güneyinde ve bej gözlüdür. Duvarları sert kesme tastan, kemer ve kubbeleri tuğladan yapılmıştır. Kapısı üzerindeki kitabede yapım tarihi yoktur: tersanenin ve Kızılkule'nin 1226 yılında yapılmış olması muhtemeldir. Kapının iki tarafında biri muhafızlara ait, biri cami olarak kullanılan iki oda vardır. Gözlerin ön duvarlarının kalınlığı 1.50, her gözün genişliği 7.70, derinliği 42.30 m. dir. Gözler arasında geniş kemerli kapılar yer alır. Anadolu Selçuklularının bazı tersaneler yaptırdığı biliniyorsa da günümüze sadece Alanya tersanesi kalmış ve bu yapı son yıllarda onarılmıştır.