ALAT çoğl. i. (ar. âlet'ten âlât). Esk. Bir işi yaparken kullanılan vasıtalar, âletler, avadanlık: Kumar âlâtını geri götüren uşak, birkaç dakika sonra kâğıt, kalem getirdi (Ömer Seyfeddin). Âlât edevat dediler: Kanca, kakıç, sünger, çamçak falan bulduk (Ahmed Rasim).
— ÇEŞ. DEY. Esk. Âlât-ı Basariyye, gözle ilgili, dürbün, gözlük gibi optik âletler: Âlât-ı basariye taciri [...] in dükkânını... (Ahmed Rasim). || Âlât-ı cinsiye, tenasül organları, genital organlar. || Âlât-ı harp, harp âletleri, savaşta kullanılan silâhlar. || Âlât-ı katıa, kesici âletler, || Âlât-ı naht, oyma, yontma yaparken kullanılan âletler: ...hülyalarını bu taşlar, bu kütükler üstünde tersim etmek isterken âlât-ı nahtı elinden atıyor... (A. H. Müftüoğlu). || Âlât-ı nâriye, ateşli silâhlar. || Âlât-ı rasadiye, astronomi ve meteoroloji araştırmalarında kullanılan âletler. || Âlât-ı tab'iye, matbaalarda kullanılan baskı âletleri. || Âlât-ı tenasüliye, genital organlar.