ALAVERE veya ALAVİRA blş. i. (ala-vere). Bir şeyin elden ele geçmesi. || Bir şeyi elden ele vererek veya atarak aktarma, nakletme: Karpuzları alavere ile mavnadan sergiye taşıdılar. || Mec. Azamî karışıklık, gürültü, hengâme, şamata (olmak ve etmek yardımcı fiilleriyle kullanılır). || Muamele, para çekme ve verme işlemi. || Borsa oyunu (sarraflık).

— ÇEŞ. DEY. Alavere dalavere çevirmek (oynamak, yapmak), kirli, hileli bir iş yapmak. || Alavere dalavere kurt Mehmet nöbete, bir işi veya bir mesuliyeti, gürültüye getirerek daima aynı insanın üzerine yıkmak ve işin içinden sıyrılmak anlamında kullanılır.

— Gemic. Alavere, bir gemiden bir gemiye herhangi bir şeyin [mektup, insan v.b.] geçirilmesi için yapılan makaralı donanım. || Alavere paleti, yelkenlerin çarmık, patrisa ve bezleri sabit donanımlara sürtünerek hırpalanmaması için bu sürtünme yerlerine sarılan tüylü, ince palet.

— Fiz. Alavere tulumbası, emme-basma tulumba.