ALAY i. Kalabalık insan topluluğu, cemaat, güruh: Alaylarla Kaf dağına hareket (O. V. Kanık). Değil mi ki bir kitap çıkarıp sen de katıldın yazarlar alayına, ya pek bönsündür, o denilenlere kanıp kurulursun... (N. Ataç). || Belli bir olay, bir gaye için, gösteriş yapmak maksadıyle bir araya toplanan insan kalabalığı: Bu «On Temmuz» alayı, bu nümayiş hakikaten seyre lâyıktı (Ömer Seyfeddin). || Hepsi, bütünü: Alayımızı sorguya çektiler. Alayı bir elin ipliği (Atasözü).
— ÇEŞ. DEY. Alay bozmak, kararlaşmış bir işi bozmak, grup içinde oyunbozanlık etmek. || Alay kopmak,ansızın kalabalık bir insan topluluğunun meydana gelmesi: Caddemizin üst başından bayraklı ve davullu bir nümayiş alayı koptu (R. N. Güntekin). || Alaya karışmak, kalabalığa karışmak, kalabalıkta harcanıp gitmek: Alaya karışmış isin itirmiş / Yazık sol hümaya biçarelenmiş (Gevheri). || Alay malay, hep beraber, birlikte, cumbur cemaat. || Bir alay, pekçok sayıda, bir sürü: Şehit etti diriga Han Selim'i bir alay canı (Ziya Pasa). İstanbul'dan gelirken çantama bir alay resim kâğıdı ve boya kalemleri atmıştım (R. N. Güntekin). || Cenaze alayı, cenazeyi takip eden kalabalık insan topluluğunun meydana getirdiği alay: Arasıra kibar cenaze alayları arkasında Eyüp'e Edirne-kapısı'na Merkeze fendi'ye giderdim (R. N. Güntekin). || Düğün alayı, eskiden, zenginlerin ve saraya mensup kimselerin düğünlerinde tertip ettikleri alay: Düğün alayları me-ratib-i bahriyede raksederek güzar eyledi (Abdülhak Hâmid). || Fener alayı, bayramlarda meşale ve fenerlerle yapılan gece şenliği: Fer id Pasa kabinesinin sukutu üzerine Sivas ahalisi fener alayı yaptı (Atatürk).
— Folk. Alaybey, Batı Trakya türkleri arasında davul, zurna eşliğinde erkekler tarafından oynanan bir dizi oyunu. || Alay havası, halka olarak oynanan bir halk oyunu: ...düğün günü arkadaşlarıyla alay havası oynarken görüyordu (Sabahattin Ali). II Alaylar alaylar, Makedonya türkleri tarafından oynanan türkülü bir halk oyunu. Genç kızların oynadığı bir grup ve dizi oyunudur.
— Kıyf. Alay bindallısı Mah. Kadife üzerine sırma ve klaptan işlemeli kaftan (Amasya).
— Teşk. tar. Alay arabası, Osmanlı hükümdarlarının resmî arabası. || Alaybeyi, Tanzimat devrine kadar zeamet sahiplerine verilen ad. Alaybeyi, herhangi bir eyalet veya vilâyetteki tımarlı sipahilerden bir kısmının en büyük amiri idi. Her eyaletin büyüklüğüne göre alaybeyleri vardı ve bunlar sancakbeyliğine terfi edebilirlerdi. Savaş halinde, zeametlerine göre besledikleri cebeîuları (atlı eyalet askerlerini) bölgelerindeki tımar sahiplerinin cebelularıyle, bağlı bulundukları sancak ve beylerbeyinin emrine verir ve harp meydanında bunlara kumanda ederlerdi. Sefer dışında, bulundukları bölgedeki eyalet askerinin (tımarlı süvarilerle, bunların çıkardıkları cebelular) amiri idiler. Eyalet askerinin yaklaşık olarak bir bucaklık bölgede bulunanların en yakın amirine «çeribaşı» denirdi. Çeribaşılar da alaybeyine bağlı idiler. Sefer esnasında çeribaşılar bölgelerindeki eyalet askerlerini toplayıp alay beyinin yanına getirirler, alaybeyi de onları bağlı bulundukları sancakbeyinin bayrağı altına toplardı:...alaybeyilik müstakimü'l-etvâr ve ehl-i ırz ve vekar olan zat bana tevcih olunagelmisken... (Cevdet Paşa). || Alay çavuşu, hükümdarın bir yere gidişinde, önünde yürüyüp yol açan Divanı Hümayun çavuşu, teberdar. Meşrutiyetten evvel orduda emir ve kumandayı askere bildiren çavuşlar. || Alay göstermek, eski geçit törenlerine verilen ad. (Bu tören çok zaman yabancı elçiler şerefine tertiplenirdi. Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman'ın yaptırdıkları alaylar pek muhteşem olurdu. Vezirler ve beylerbeyleri de kanunen götürmeğe mecbur oldukları maiyet halkıyle savaşa gitmek üzere garnizonlardan çıkışlarında ve savaş dönüşlerinde ihtişamlarının derecesini anlatmak için alay gösterirlerdi.) || Alayı hümayun, padişahın sefere gidişi ve dönüşü veyahut sefere giden orduyu uğurlamak ve seferden dönen orduyu karşılamak için saraydan Davudpaşa'ya kadar tertiplenen törenin adı. (Osmanlıların yükselme devirlerinde bu törenler çok parlak olurdu.) || Alay kanunu, Osmanlılarda, padişahın ve serdâr-ı ekremin sefere çıkışlarında, hükümdarın bayram ve cuma namazına gidişinde, yapılan alaylarda vezirlerin, ileri gelen bilginlerin ve protokolde bulunması gereken diğer devlet adamlarının giyiniş tarzını ve rütbelerine göre sıralanışını gösteren kanun. || Âmin alayı. || Bayram alayı. || Gelin alayı. || Kılıç alayı. || Mevlit alayı. || Sürre alayı. || Valde alayı.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla