ALAY i. Asjc. Orduda, aynı işi yapan, aynı sınıftan, aynı silâh ve vasıtayı kullanan en büyük ihtisas birliği. Piyade alayı. Tank alayı. Zırhlı süvari alayı. Topçu alayı v.b. (Türk ordusunda adaylar bağlı oldukları büyük birlikler dikkate alınmadan ayrı ayrı numara alırlar.) Bk. ANSİKL.
— ÇEŞ. DEY. Alay bağlamak veya alay kurmak. Esk. ask. Düşmanın karşısına saf halinde dizilmek. || Alay başı. Esk. Humbaracı başının diğer adı. || Alay baştabibi (veya hekimi), alayın sağlık işlerinden mesul özel karargâh subayı. Bk. ANSİKL. || Alay beyi. Esk. Albay (miralay) rütbesindeki jandarma kumandanlarına verilen ad. 1908'den sonra bunlara alay kumandanı dendi. || Alay disiplin mahkemesi. Bk. ANSİKL. || Alay elbisesi (esvabı), törenlerde giyilen resmî üniformaya verilen ad. Büyük üniforma da denir. || Alay emini. Esk. Rütbesi yüzbaşı ile binbaşı arasında, askerî kâtip sınıfından bir görevlinin adı. Bk. ANSİKL. || Alay geçirmek, alayı teftiş etmek. || Alay imamı, alayın birinci taburunun dm görevlisi. (Protokolde yüzbaşıdan evvel gelir.) || Alay karargâhı, alay komutanı, karargâh işleriyle görevli yardımcı subaylar ve diğer personelden kurulu ekibe verilen ad. Bk. ANSİKL. || Alay komutanı, genellikle aynı sınıf ve silâhlardan kurulu en büyük birliğin komutanı. || Alay komutan yardımcısı, alay komutanından sonra gelen en kıdemli ve yüksek rütbeli subay. Bk. ANSİKL. || Alay müftüsü, alayın din işleriyle görevli ve alay marnının üstündeki rütbeyi taşıyan askerî memur. (Protokolde binbaşının üstünde olur.) || Alay olmak, tertibe düzene girmek. || Alay sancağı, alayın özel bayrağı. (Deniz kuvvetlerinde merasim ve bayramlarda gemiyi donatmak için kullanılan sancak ve flama.) Bk. ANSİKL. || Alaya çıkmak (gitmek), askerî okullardan herhangi bir suç sebebiyle çıkarılan öğrencinin er olarak kıtaya gönderilmesi.
— ANSİKL. Alayın komutanı albay rütbesinde bir üstsubaydır. Alayların özel «alay sancakları» vardır. Meselâ bir türk piyade alayı, üçlü teşkilâta sahip bulunuyorsa bir alay karargâhı, karargâh bölüğü, üç piyade taburu, destek birlikleri ve alaya bağlı birliklerinden kurulmuştur. Eğer bu piyade alayı beşli (pentomik) teşkilâtı uyguluyorsa, alay karargâhı, karargâh bölüğü, beş piyade bölüğü ile muharabe destek bölüğünden ibaret olmak üzere genel bir kuruluşa sahip bulunmaktadır.
Nizamıceditin kurulduğu tarihlerde alaya, tertip adı verilmiş, bir tertibin mevcudu 1 426 kişi olarak tespit edilmişti. 1827 ve 1828 Yıllarında ordunun çağdaş avrupa orduları teşkilâtına bentılmesi için tertip deyimi yerine alay kelimesi kabul edildi. Meşrutiyetten önce, türk piyade alaylarının kuruluşunda dört piyade taburu bulunuyordu. Meşrutiyetten sonra alay büyüklüğündeki birliklerin taktik bakımdan sevk ve idarelerinde kolaylık sağlanması için üçlü teşkilât daha faydalı görülerek uygulanmaya konuldu.
• Alay baştabibi, alay komutanının müşaviridir. Alayın sağlık işlerine ait bütün işlemlerin yapılmasını sağlar ve takip eder. Alayın diğer doktorlarını kıt'anın sağlık işleriyle görevlendirir. Alay baştabibinin görevleri şunlardır: alay subay ve eratının sıhhat ve sağlığı koruma ve ilk yardım konularında eğitimlerini tertip ve idare, tıbbî ve sağlık koruma konusunda (yiyecek dahil) denetlemeler; alay ve tabur sıhhî yardım istasyonunu açmak ve idare etmek ve nezaret, alayın bütün sıhhiye ikmal maddelerim sağlamak; alay sıhhî yardım istasyonlarının açılacağı yer, alay sıhhiye takım karargâhının yeri, sıhhiye takımının kullanılmasına ve tertip tarzına ait teklifleri ihtiva eden alay sıhhiye planını hazırlamak, tümen sıhhiye taburu ile devamlı olarak irtibatı muhafaza, özel harekâtta sıhhiye işlerinin planlanmasında tümen baş tabibi ile koordinasyon; sıhhiye ve sağlık koruma işlerine ait kayıtları tutmak ve raporlarını hazırlamak.
• Alay Disiplin mahkemesi, biri başkan, ikisi üye olmak üzere üç subaydan kurulur. Astsubay, erbaş ve erlerin yargılanmasında, üyelerden biri astsubay seçilir. 1964 Yılında kabul edilen 477 numaralı kanunla kurulmuştur. Başkan ve üyelerle yedekleri, komutan veya askerî kurum amiri tarafından her yılın aralık ayında bu mahkemenin yetkisine giren birliklerdeki subay ve astsubaylar arasından kıtaya veya askerî kuruma katılış sırasına göre ve değiştirilmemek üzere bir yıl için seçilir. Bu sıra, ancak zorunlu hizmet sebepleri ile değiştirilebilir.
Disiplin mahkemeleri, askerlerin bu kanunda yazılı disiplin suçlarına ait davalara bakar. Disiplin amiri, bu kanunda yazılı disiplin suçlarından dolayı özel kanunlarda kendisine tanınan yetki içinde, oda veya göz hapsi verebileceği gibi disiplin mahkemesine de yollayabilir. Disiplin mahkemlerinin yetkisi, nezdinde kuruldukları komutanlığın kadro ve kurulusu ile sınırlıdır. Disiplin mahkemelerinin bu yetkileri, jandarma genel komutanının, Kuvvet komutanlarının veya Millî Savunma bakanlığı müsteşarının göstereceği lüzum üzerine veya doğrudan doğruya Genelkurmay başkanlığınca genişletilebilir ve daraltılabilir.
• Alay emini. Esk. Askerî kâtip sınıfından olan bu görevlinin rütbesi binbaşıdan küçük, yüzbaşıdan büyüktü. Alay kâtipliğinden terfi ederdi. Alayın hesap işlerine bakar, resmî üniforma giyerdi. Yalnız şerit ve yıldızlan subaylar gibi sarı değil beyazdı. Alay emini binbaşı karşılığı 3. sınıf askerî memurluğa kadar yükselirdi. 1908 İnkılâbından sonra kurulan yeni teşkilâtta bu unvan kaldırıldı. Cumhuriyet ordusunda bu görev alay levazım müdürüne verildi.
• Alay karargâhı, kadrosundaki subaylarının görevlerine göre, birlik karargâh heyeti ve özel karargâh heyeti olmak üzere iki gruptan kurulur. Birlik karargâh heyeti, alay komutan muavini, emir subayı, haber alma subayı, harekât ve eğitim subayı ve ikmal subayından ibarettir. Bu subaylar, kendi görevleri içindeki çeşitli faaliyetleri takip, kontrol ve koordine etmekle yükümlüdürler. Birlik karargâh heyetindeki emir subayı, aynı zamanda birliğin çeşitli personel hizmet ve faaliyetlerini; haber alma subayı, düşman hakkında haber alma ve düşman haber almasına karşı koyma, propaganda, protokol ve esir lerin sorguya çekilmesi gibi işleri; harekât ve eğitim subayı ise, harekât, eğitim ve seferberlik işlerini, ikmal subayı da alayın lojistik hizmet ve İkmal faaliyetlerini yürütürler.
özel karargâh heyeti, kuruluşunda bulunan veya emre verilen özel birlik ve ekiplerin kullanılmasında yetişmiş teknik subay ve personelden kurulmuştur, özel karargâh subayları, birlik komutanları da olabilir ve alay komutanına teknik müşavir olarak hizmet ederler.
• Alay kâtibi. Esk. Cumhuriyet ordusundan önceki ordu teşkilâtında alayın yazı ve hesap işlerini alay kâtipleri görürdü. Bunlar, tabur kâtipliğinden alay kâtipliğine, alay kâtipliğinden de alay eminliğine yükselirdi. Cumhuriyet ordusu teşkilâtında bu görev hesap memurlarına verilmiştir.
• Alay komutanı, alayının sevk ve idaresinden ve harekâtından sorumludur, rütbesi albaydır. Alaydaki muharip ve yardımcı birlikler, bunların taktik ve teknik bakımdan kullanılmaları konusunda, diğer muharip ve yardımcı sınıf ve silâhların kullanılması ve kabiliyetleri hakkında da bilgi sahibi olması gerekir.
Barışta, alay kuruluşunda bulunan taburların ye bağlı birliklerin taktik, teknik ve idarî işlerini, mevcut talimname ve talimatlarla, üst makamdan aldığı emirlere göre yürütür. Bu arada alayda bulunan her çeşit silâh, araç, gereç ve yapıların bakım ve korunmasıyle ve bunların her an savaşa girebilecek biçimde hazır ve işler durumda bulundurmakla yükümlüdür.
Ayrıca, alayın seferberlik hazırlıkların! ilgili talimata göre yaparak her an uygulamağa hazır bulundurması gerekir. Bunlardan başka alay subayları için birinci sicil amiridir; alayındaki bütün subay ve memurların ilk sicilleri ile, astsubayların üçüncü sicil amiri olarak sicillerini yazar ve sicil esas kayıt defterine işler. Bazı hallerde de bölgenin en kıdemli birlik komutanı olarak Garnizon komutanlığı görevini de yürütmekle sorumludur. (Bk. GARNİZON komutanı.) Alay komutanı, seferde ve barışta, taktik, teknik ve idarî görevlerini basarı ile yürütebilmek için bir veya iki yarbay rütbesinde alay komutan yardımcısıyle çalışır.
• Alay Komutan yardımcısı, alay komutanı adına taktik ve idari islere ait birçok teferruatı koordine eder ve yürütür. Alay komutanının karargâhtan ayrı bulunduğu sırada çalışmaları komutanın maksat, niyet ve prensiplerine uygun olarak yürütür. Alay komutanının herhangi bir sebeple alaydan ayrılmış olması halinde ise, alayın emir ve kumandasını her an üzerine alabilecek şekilde hazır bulunur.
• Alay sancağı, silâhlı kuvvetlerin onur timsalidir. Her alaya (deniz ve havada eşit birliklere) bir sancak verilir. Sancak, Cumhurbaşkanından başka kimseye tazim (ululama) yapmaz. Sancağı, kılıfından çıkarılmış ve açılmışken herkes selâmlar. Alay sancağının kullanma şekli şöyledir:
Barışta alay sancağı, (deniz ve havada eşit birliklerde) komutanın odasında uygun bir yerde kılıfı içinde ve dik vaziyette bulundurulur. Sancak buradan törenle alınır. Barışta, alaya (deniz ve havada eşit birliklerde) ilk verilisinde madalya takılması töreninde, alay veya birliğin sancakla bulunacağı askerî törenlerde ve protokol yönetmeliğinde belirtilmiş olan diğer törenlerde açılır. Yürüyüşlerde sancak bulunursa, alayın (deniz ve havada eşit birliklerde) kol basında (önünde), içtimalarda sağ basında ve tören geçişlerinde kıtanın orta ilersinde bulunur. Alayların (deniz ve havada eşit birliklerin) katılacağı manevralarda sancak, savaşta olduğu gibi kullanılır. Savaşta, kılıfı içinde kapalı olarak sancaktar ile beraber daima alay (deniz ve havada eşit birlik) komutanının muharebe idare yerinde bulunur. Alay (deniz ve havada eşit birlik) komutanı savaşta askerlerin moralini arttırma lüzumunu hissettiği ve birlik mensuplarını altında toplamağa lüzum gördüğü durumlarda sancağı açtırır.
Sancaktar, sancağın defterini tutarak önemli olayları yazar. Sancaktar vurulursa yerine derhal bir başkası geçirilir ve sancak hiç bir şekilde sancaktarsız bırakılmaz. Savaşta, her türlü ümit kesilerek sancağın düşman eline geçmesi muhakkak görüldüğü zaman, komutan sancağı yok eder. Bunun tedbiri önceden alınır.
• Alaylı. Esk. Gösterişli, mutantan. || Ask. Harp okullarına devam etmeksizin kıtadan yetişen subay. Türk ordusunda alaylı subay tabirinin kaldırılmasına 1908'den sonra başlanmıştır. Balkan ve Birinci Dünya savaşla» rında, orduda ikinci ve üçüncü derece hizmetlerde alaylı subay vardı. İstiklâl savaşında alaylı subaylar pek az sayıda bulunmuş, Cumhuriyet devrinde ise hiç kalmamıştır. || Mec. Bir meslekte normal tahsil görmeyip, kendi kendisini yetiştirmiş [kimse].


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla