ALBİ, Güney Fransa'da, Tarn çayı üzerinde şehir, Tarn ida. bölgesinin merkezi: 48341 nüf. Massif central'in güney eteklerinde bulunan Albi, Tarn'm sol kıyısında, vadi geçidine hâkim Galya oppidum'undan başlayarak gelişmiştir. Albi, Ortaçağdan XIX. yy. a kadar, soğuk ve rutubetli bir bölge olan Segala ile daha sıcak ve kuru olan Aquitaine havzası arasında bulunmanın faydasını görmüş, çeşitli ürünlerin (tahıl, şarap, canlı hayvan, kestane, çivitotu) alınıp satıldığı bir yer olmuş ve komşu köylerden toplanan yün dokumaların deposu haline gelmiştir. Tuğla binalı eski «Kızıl şehir», eğri büğrü sokaklarıyle Tarn'ın sol kıyısında uzanır. Başlıca anıtlar bu mahallededir: Belediye binası (XVI. yy. sonu), Reynes konağı (Rönesans),. Saint Salvi kilisesi (XII-XV. yy.), özellikle 1282'de başlanan ve güney gotik sanatının en üstün örneği olan, sade görünüşlü, fakat azametli Sainte Cecile katedrali; katedralin yanında iki kulecikli, dört köşeli bir çan kulesi vardır. Şahın XVI. yy. italyan ressamları tarafından baştan aşağı resimlerle süslenmiş ise de arka duvarı kaplayan Büyük Ceza Günü XV. yy. sonlarında yapılmış bir fıfensız freskidir. Şimdi müze olan eski piskoposluk sarayında (Berbie sarayı) XIII. yy. dan bir burç vardır.

Bu ortaçağ sitesini kuşatan yeni şehir geniş caddelerle bölünmüştür. Sanayi olarak kömür, kum ve kireçtaşı ocakları (kireç ve çimento işletmesi), camcılık ve maden işleri (dökümhaneler) gıda ve sunî dokuma lifleri sanayii v.b. vardır. Burası La Perouse ve Toulouse-Lautrec'in memleketidir.

— Tar, Roma devrinde küçük bir şehir olan ve eski Ortaçağda birçok defa talan edilen Albi, VIII. yy. da bağımsız bir beylik merkezi oldu, iki yüz yıl sonra Toulouse kontluğu ile birleşti. O zaman, kontlarla piskoposlar arasında Albi'ye yapılan haçlı seferi sonunda, Toulouse'luların tamamıyle çöküşüne kadar birçok kavgaya sahne oldu. 1249[da Albi Fransa'ya bağlandı.