ALBİ'LİLER, dinî tarikat; daha XII. yy. sonunda Fransa'nın güneyinde, Toulouse'da, Languedoc'ta, Albi ve Albigeois'da pekçok müridi vardı. Katar'lar tarikatının bir koluydu.

— ANSİKL. Kötülük problemine bağlı olarak XII. yy. da oluşan Albi'liler doktrini, bu problemi çözmek için, Mannes'cilik tipinde ikinci bir sisteme baş vurur. Tenle ilgili her şey kötülük ilkesinden gelir. İyilik Tanrısına bağlanmak, tam bir perhizi, dolayısıyle evlenmekten kesinlikle kaçınmayı gerektirir. Bu mutlak perhiz ilkesini tam olarak ancak temiz ruhlu kişiler, yani katarlar uygular. Consolamentum denilen bir yetişme ve arınma töreninden sonra katar olunur. Diğer inananlara ise ancak ölürken bu tören yapılır. Katar görüşüne göre; iyilik ilkesi olan Tanrının insan şekline girmesi imkânsızdır.

Böylece Albi'liler isa'nın tanrılığını reddederler. Kilise hiyerarşisini de yerer, katolik törenlerinin kötü hurafelerden başka bir şey olmadığını söylerler. Albi'liler tarikatına inananlar, «arınmışlar» in yönetiminde imanlı topluluklar meydana getirirler: bu topluluklar hem çok tutarlı, hem de çok etkili olmuştur. Fransa'nın güneyinde, simonculuk ve nikolacıhğa sapan resmî kilise adamlarının ahlâksızlığı bu tarikatın bölgede yaygınlaşmasını kolaylaştırmıştı. Ayrıca Albi'liler bazı derebeylerinin desteğinden de yararlanmışlardı; aralarında özellikle Toulouse kontu Raimond VI'nın iki önemli tabi'i, Foix kontu ile Beziers vikontunun da bulunduğu bazı derebeyler ya inandıkları için, ya da kilise mallarına el koymak umuduyle bunları destekliyorlardı. Güney burjuvaları kitle halinde yeni doktrini benimsediler. Tarikat, mülkiyet hakkını tanımadığı için, toplumsal yanıyle de halk sınıflarına yayıldı.

Bölgedeki kilise adamlarının Albi'liler tarikatına karşı gösterdikleri tepki etkisiz kaldı. Kilise papazları bile bu fikirlere bir hayli kapıldılar; Citeaux misyonerlerinin de bir etkisi olmadı. Biraz başarı kazanan tek karşı hücum, Aziz Dominicus ile ilk yoldaşlarından geldi (1205'ten sonra). Halk arasında verdikleri vaazlarla, çok yoksul bir hayat sürmeleriyle, «arınmışlar» a karşı giriştikleri tartışmalarla, gerçek katolikliğe dönüş hareketinin başlatıcılan oldular. 1208'de papa temsilcisi Pierre de Castelnau öldürüldü. Toulouse kontu bu cinayeti yaptırtmak, hiç değilse telkin etmekle suçlandı, innocentus III, Raimond VI'yı afarozladı ve Albi'liler ile kışkırtıcılarına karşı kutsal savaş açılmasını istedi. Bundan sonra tarikata karşı savaş, sivasî bir niteliğe büründü. Seferin yönetimi bir ile-de-France senyörüne, Simon de Montfort'a verildi. Beziers'nın (1209), Narbonne'un, Carcassonne'un talan edilmesi, Aragon kralının (1203'te Muret savaşında öldü) sapkınlardan yana çıkması kutsal çarpışmaların başlangıcı oldu ve Capet sülâlesinin müdahalesiyle sona erdi. Amamy de Mont-fort'un (Toulouse kuşatmasında ölen Simon'un oğlu) Louis VIII lehine haklarından vaz geçmesinden sonra, Paris antlaşmasıyle güney davası krallık lehine halledildi (1229). Sonunda bu savaş Kuzey ile Güney arasında bir siyaset, bir medeniyet uzlaşmazlığı halini aldı.