ALIK i. ve sıf. Budala, sersem, salak: Zaten oğlan falakaya yatınla yatınla alık oldu (H. R. Gürpınar). Alık değilim ya, elbette anlarım... Ama hiç aldırmam (M. Ş. Esendal). Kimden? Nasıl? On sene aralarında yaşadığım ve öyle pek alık, salak bir kız olmadığım halde bunu bir türlü anlıyamadım (R. N. Güntekin).