ALINMAK geçz. f. Bir şey bir yere aktarılmak, taşınmak: Batı dillerindeki milletlerarası ortaklaşa terimler Türkçeye de alınmalıdır (F. R. Atay). || Konulmak, dahil edilmek: Bu mesele gündeme alınmıştır, || İktibas edilmek, [bir yazı, resim, karikatür v.b.] bir yerden nakledilmek: Alındığı yer gösterilmek suretiyle dergimizdeki yazılar iktibas edilebilir. || Satın alınmak: Bunlar geçen ay alınanlardan daha ucuzdur. || Zaptedilmek: Galata, Cenevizlilerden alındıktan sonra daha ziyade canlanmış (Yahya Kemal). || Seçilmek, tercih edilmek: Yadırganacak olduktan sonra milletvekili yerine başka bir söz de alınabilirdi (N. Ataç).|| [Cenaze için] Kaldırmak, getirilmek: Murat Paşa camiinden alınarak, Kozlu'daki dile kabristanına defnedilecektir. || Mec. [Kendi üzerine almak anlamına] Gücenmek, incinmek: Kâmran, halimden alındığını gösteren bir tavırla.. (R. N. Güntekin). || Esk. Gönlünü kaptırmak, tutulmak: Olduk nereye vardık ise aşka giriftar / Alındı gönül bir sanem-i mâhlikaya (Ruhi).