ALKIŞ i. (esk. türk. alkamak, beğenmek'ten). İki el birbirine vurulmak suretiyle ses çıkartarak, takdirin veya tasvibin belli edilmesi: Atatürk bu alkışlar arasında otomobiline bindi (H. Taner). El her iş gibi alkıştan da yorulur (C. Şahabeddin). || Esk. Hükümdara edilen dua.
— ÇEŞ. DEY. Alkış kopmak, birdenbire şiddetle el çırpılmak: Mızıkanın bulunduğu merdiven aralığında bir alkış koptu (F. R Atay). || Alkış tufanı (ftrtınası), çok şiddetli alkış hareketi: Yine bir alkış tufanı [...] bir alkış tayfunu, bir alkış zelzelesi, hayır bir alkış kıyameti... (ö. Seyfeddin). Gazi Osman Paşa Selanik'in Beş Çınar bahçesinde bir [...] alkış fırtınası ortasında Rumeli halkını selâmlamağa çıkarken... (Yahya Kemal).
— Teşk. tar. Esk. Alkış çavuşu, alkış tutmakla vazifeli bölüğe mensup kimse. || Alkış duası okumak. Esk. Alkış tutarken beraberce belli duaları okumak. || Alkış tutmak. Esk. Padişaha ve devlet büyüklerine bir topluluk karşısına çıktıkları zaman parlak sevgi gösterisinde bulunmak: Halk-ı Sâdâbad iki sahil boyunca fevc fevc/Vâde-i teşrifine alkış tutarkey dur dan (Yahya Kemal). Bk. ANSİKL. Mec. Bir işi desteklemek, tasvip etmek teşvik etmek: ... her söze alkış tutmaktan başka birşey bilmiyordu (Y. K. Karaosmanoğlu).
— ANSİKL. Teşk. tar. Alkış çavuşları, padişahlarla vezirleri alkışlamakla görevli saray memurlarına verilen ad. Osmanlıların parlak devirlerinde kalabalık bir yekûn tutan bu çavuşlar sonraları azaldı, Tanzimattan sonra da kaldırıldı. Saltanatın sonuna kadar devam eden alkışçılık sonraları hassa hademesi tarafından yapıldı. || Alkış tutmak ve alkış duası okumak, Osmanlı imparatorluğu devrinde divan çavuşlarının padişahı, alay çavuşlarının sadrazamı alkışlamaları adetti. Bu hareket, padişahların ata binip inmeleri, sefere çıkmaları, törenlerde tahta oturmaları veya kalkmaları, bayram tebrikleri ve benzeri teşrifat sırasında belli iaları bir ağızdan yüksek sesle okumaktan ibaretti. Padişahlar için başlıca alkış duaları şunlardı: Aleyke avnu'l-lah! Uğurun açık olsun, ikbalin füzunl Padişahım devletinle bin yaşa! Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var! Yardımcın Allah ola, yaşın uzun ola, Hak Taala efendimize uzun ömürler vere, devletinle çok yaşa! Sadrazamlar için ise, değişik alkış duaları edilirdi. Meselâ: Maşallah, ömr-i devletinle çok yaşa! Tanzimatla beraber değişen devlet teşkilâtına göre, alkışçılar ayrı bir bölük haline getirilmiş ve hademe-i hümayun sınıfına dahil edilmiştir. Bu usul ve teşkilât, cumhuriyetin ilânından sonra tamamen kaldırıldı.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla