ALKOL i. (ar. el-küül lat. simya terimi alkhol fr. alcool). Mayalasmış (fermentleşmiş) içkilerin damıtılmasıyle elde edilen sıvı (Eşanl. ETİLALKOL, ETANOL, METİLKARBİNOL, ŞARAP RUHU). || Teşm. yol. Her türlü alkollü içki: Bu Cezayirlilerin kahvesinde alkol ne temiz şeydi (S. F. Abasıyanık). Bu kadarcık alkol varlığı yaldızlamağa ve mayalandırmağa kâfi gelmişti (Peyami Safa).
— Beslenme. Alkolsüz rejim, beslenmede alkollü hiç bir içkiye yer vermeyen rejim (Bu ıejim İngiltere'de, Amerika Birleşik devletlerinde içki aleyhtarı birçok cemiyetin kurulmasına yol açmıştır. Amerika'daki meşhur «içki yasağı» kanunu bu görüşün en açık ifadesidir).
— Cerr. Sinirlerin alkollendirilmesi, bir sinir kütüğüne, köküne veya bezine 90° lik alkol zerk etme (yüz nevraljisinde üçlü siniri alkollendirme işlemine baş vurulur).
— Huk. Alkol tespit testi, bir imbikçinin kontrole getirdiği içkideki alkol miktarını tayin eden test.
— İçk. sanay. Alkol ayarlama. Sert içkilere su katılarak alkol derecesinin istenilen seviyeye düşürülmesi. || Alkol katmak, şaraba, Sıraya alkol eklemek. Bk. ANSÎKL. || Alkollü içkiler. || Alkol mayalanması.
— Kim. Alkol, âdi alkolle aynı kimyasal özellikleri olan maddelere verilen grup adı. Bk. ANSÎKL. || Alkollemek, alkolizasyonu sağlamak. || Alkolleridirmek, alkolleşmeyi sağlamak. Bir sıvıya alkol katmak: şarabı alkolleridirmek. || Alkollendirilmiş, içine alkol katılmış: Alkollendirilmiş içki. || Alkolleşme, Alkolik fermantasyon (mayalanma). || Alkolleştirme, sıvılarda alkolü niteleyen özelliklerin geliştirilmesi. Alkolü başka bir sıvıyle karıştırma işlemi. Bu işlemin sonucu.
— Tıp. Alkolleştirme, fazla miktarda ve sürekli olarak alkollü içki alma yüzünden erinyenin alkole doymuş hale gelmesi. (Bu hal sarhoşluk, alkolik psikoz gibi gerçek alkolizm belirtilerini meydana getirmez.) || Alkolomani, alkollü içki ihtiyacı ve bunları içme konusunda dayanılmaz bir dürtü ile ortaya çıkan alkol zehirlemesi devresi.
— ANSÎKL. îçk. sanay. Alkol katma'nm (şaraba veya şıraya), iki şekli vardır: 1. meşru olan alkol katma, gerek ihraç edilecek şuaları, gerekse likör şaraplarını, tabii tatlı şarapları, vermutları, aperitifleri v.b. hazırlamak için baş vurulan alkol katma; 2. hileli alkol katma, su katmanın mecburî bir sonucu olabileceği gibi, bayağı şarapların derecesini yükseltmek için de yapılır.
— Kim. Doymuş bir karbona bağlı bir hidrojen atomu yerine bir hidroksil (OH) geçirmekle elde edilen hidrokarbon türevlerine alkoller adı verilir.
Resmî isimlendirmede, alkoller, türevleri bulundukları hidrokarbonların adlarını alırlar, fakat bu adın son harfine ol eki katılır. Karışık bir durum husule gelirse, numaralamaya baş vurulur. Misal: CHsOH (metanol), CH3CHOH-CH3 (Propanol-2), CHs—CH= CH—CH2OH (buten-2 ol-l), CoHuOH (sikloheksanol). Fakat çok yaygın, alışılagelmiş isimler de vardır: meselâ yukarıda adı geçen dört alkolün âdi adları sıra ile metil alkol, isopropil alkol, krotil alkol, sikloheksil alkoldür. Kolbe, metanol'a karbinol adını verir ve CH3 grubundaki hidrojen atomlarının yerine geçmesiyle türeyen bütün alkolleri de, yerine geçirilen radikalleri gösteren bir örnek koyarak gene bu isimle belirtir : böylece, propanol-2 dimetilkarbinol, krotil alkol propenilkarbinol olur. Fakat yerine geçirici radikallerin isimlerinden herhangi bir anlaşmazlık çıkmayacağı hesaplandığı için, bu isimlendirme sistemi, sikloheksanol gibi bazı siklanik alkollere uygulanmaz. Dört sınıf alkol vardır: Kendi grubunda tek olan metanol, R—CH2OH genel formülü ile temsil edilen birincil alkoller (RH herhangi bir hidrokarbonu gösterir); genellikle R—CHOH—R' formülü ile gösterilen, fakat sikloheksanol gibi siklanik alkoller de ihtiva eden ikincil alkoller ve gene siklanik türevler ihtiva edebilen, üçüncül alkoller (bunlar genellikle R—C(R') (R") OH formülü ile gösterilir). Birçok alkol, bitkilerden itibaren elde edilebilir: metanol, odunun ter-moliz ürünlerinde vardır; etanol, fermentleşmiş özlerde bulunur. (Bu özler ayrıca, genellikle primer olan az miktarda homologları da ihtiva eder: asiklik, hidroterpenik, veya aromatik yüksek alkollere de bazı esanslarda rastlanır.)
Alkol üretiminin birçok usulü vardır; en önemlileri şunlardır:
1. Tabii esterlerin hidrolizi, halohidrik eterlerin hidrolizi, eterlerin desalkoylasyonu, etilenik hidrokarbonların hidratasyonu;
2. Aldehit veya ketonların (birincil veya ikincil alkoller yeren) hidrojenasyonu: fenallerin, ikincil siklonoller veren hidrojenasyonu, esterlerin veya asitlerin AIH3LİH hidrürü yardımı ile hidrojenasyonu;
3. Orgonometaliklerin yoğunlaşması, formaldehit veya etilen oksitle (birincil alkoller üretimi); diğer aldehitler veya etil formiyat ile (ikincil alkoller üretimi); ketonlar, asit klorürleri, formik olmayan esterler, etil karbonat ile (üçüncül alkoller üretimi). Bu son metotlar, genel bir nitelik taşımakla beraber, pahalı olduklarından sanayide pek az kullanılır.
Alkoner, birleşmiş molekünerden meydana gelmiştir; çok basit olanlarının bile yüksek derecede kaynaması bundan ileri gelir. Genellikle sıvı halindedirler; katı olanlar, ancak yüksek lineer alkoller, simetrik üçüncül-alkoller ve bazı hidroterpenik ikincil alkollerdir, tçinde dörtten az karbon atomu bulunan bütün alkoller su ile her oranda karışır. Dört karbon atomu için çözünme, bünyeye göre tam veya sınırlıdır; daha fazla karbon atomu için ise daima sınırlıdır. On karbon atomuna yaklaşılınca, çözünme hiç denecek kadar azalır. Etanol (D=0,800) alkollerin en hafifidir, fakat doymuş bütün alkollerde, yoğunluk 0,80-0,84 arasındadır.
Alkoller birbiriyle ve genellikle sıvı halindeki organik maddelerle karışabilir. İyodu (kahverengi çözeltiler), sodyum hidroksiti ve özellikle potasyum hidroksiti çözündürürler. Alkali klorürier (lityum hariç) çok zor, transisyon metallerinin klorür ve bromürleriyle (FeBr3, HgCk) alkali nitratlar çok kolay çözünür. Karbonatlar ve sülfatlar alkollerde hiç bir surette çözünmez. Alkoller, sulu çözeltilerinden potasyum karbonat vasıtasıyle ayrılabilir. Toprak alkali halojenürler birincil alkollerde kolaylıkla çözünür, fakat bu arada su tesiriyle bozulan bir bileşik verirler.
Alkali metaller ve amidler hemen hemen bütünüyle hidrolize uğrayan alkolatların teşekkülüne yol açarlar. Okzasitler, borik asit gibi çok zayıf olanlar dahil, tersinir bir yolla, hızlı bir tepkime sonucunda anorganik esterler verirler. Organik asitler de tersinir bir şekilde esterler meydana getirir, fakat bu halde tepkime çok daha yavaştır: bütün bu tepkimeler, birincil alkollerle, ikincil ve tabiatıyle üçüncül alkollere nazaran daha çabuk gelişirler. Kuvvetli halohidrik asitler (HC1, HBr, Hl) ve fosfor pentahajojenürler alkolleri halohidrik esterler haline getirir, fakat burada üçüncül alkoller daha aktiftir.
Anorganik asit klorürleri üçüncül alkolleri halohidrik esterler haline getirmekle beraber, birincil alkollerle anorganik okzasit esterleri verirler. Organik asit klorürleri birincil alkollerle esterler, üçüncül alkollerle klorhidrik esterler meydana getirirler, fakat piridin eşiğinde, bütün alkoller ester haline geçer (piridinli asetilasyon). Organik asit anhidritler, üçüncül alkollerle meydana gelebilen bir dehidratasyon dışında daima ester verirler. Aldehitlerle yalnız birincil alkoller birleşerek asetaller teşkil eder.
Metanolün veya bir birincil alkolün sınırla oksitlenmesi veya dehidrojenasyonu bir aldehit meydana getirir; bu oksitlenme daha ileriye vardırılırsa, karbonlu zincir kopmadan bir asit teşekkül eder. Bir ikincil alkolün dehidrojenasyonu veya sınırlı oksitlenmesi bir keton verir; bunun, daha basit asitler veya ketonlar meydana gelmeden tam bir oksitlenmesi çok zordur ve böyle bir tepkime, daha basit asitler ve ketonlar vermek suretiyle molekülü parçalar. Kuvvetli okzasitler (H2 SO, HSOaCeHr»), mutedil bir sıcaklıkta ve sıvı fazında, ikincil ve birincil alkolleri dehidratasyona uğratarak eter-oksitlerin teşekkülüne yol açarlar. Aynı şartlar altında, üçüncül alkoller etilenik hidrokarbonlar verir. Daha yüksek sıcaklıklarda ikincil veya birincil alkoller de, bazen bir transpozisyon olayı ile birlikte, su bırakarak etilenik hidrokarbon haline geçerler. Gaz fazında ve metal oksitleri (alümin, torin) eşliğinde de aynı sonuçlar elde edilir. Bununla beraber, metanol ile trifenilkarbinol tipindeki üçüncül alkoller etilenik dehidratasyona tabi tutulamazlar; buna karşılık, su kaybı ile eter-oksit haline geçerler.
Alkollerin, çözücü, sentez ilkel maddelerinin parfüm v.b. olarak sanayide büyük önemi vardır.
• Etilalkol veya etanol. Bu madde çok defa, herhangi bir sıfat eklenmeden, sadece alkol adiyle anılır. Alkolün formülü CHs— CH2OH'dır. Bu bileşik biralarda yüzde 2-5, elma şaraplarında yüzde 4-8, şaraplarda yüzde 8-14, alkollü içkilerde yüzde 40-60 oranında bulunur. Bu sıvılar titizlikle damıtılınca, önce içinde yüzde 5 su bulunan ve 95° lik alkol adı verilen bir sualkol azeotrop'u elde edilir. Aynı 95°lik alkol, daha iktisadî bir şekilde, az alkollü veya bozuk şarapları, pancar şekeri veya patates tahıl nişastalarının şekere çevrilmesinden çıkan glikoz çözeltilerinin fermentleşme özlerini-damıtarak da sağlanır. İlk şekilde elde edilen 95°lik alkol, lezzetli alkoldür; ikinci şekildeki ise, sanayi alkolü'dür. Bununla beraber, arıtma işlemlerinde sağlanan gelişmeler sayesinde, bu gün piyasaya sürülen çeşitli ürünler birbirinden pek farklı değildir. Sınat alkol, ayrıca kokhanelerde veya petrollerin krakingi ile elde edilen etilenin hidratasyonu ile de yapılmaktadır. 95°lik alkol atmosfer basıncı altında 78,15° altında kaynar. Saf ve susuz yani mutlak alkol, 95°lik alkolden itibaren iki usulle elde edilir: a) suya haris olan ve alkole tesir etmeyen bazı maddeler (sönmemiş kireç, baryum oksit, kalsiyum karbür, gliserin) tesiriyle bir kurutma; laboratuvarda, bu işlem en iyi şekilde şöyle yapılır: 95°lik alkolde, ağırlığın onda biri kadar sodyum çözündürülür ve tepkime ürünü, ağırlığının dörtte biri kadar etilftalat ile damıtılır: b) bir üçlü azeotrop ile: 95°lik alkole uygun miktarda benzin katılır; damıtmanın ilk kademesinde, bütün benzin heterojen bir üçlü karışım halinde sürüklenir; ondan sonra, ikili bir benzen-alkol karışımı, son olarak da mutlak alkol geçer. Çıkan ilk kısımlar tekrar devreye sokulur ve böylece masraflar sadece yakıt tüketimine inhisar eder.
Mutlak alkol, atmosfer basıncı altında 78, 35°C'de kaynar; yoğunluğu 0°C'de 0,806'dır. Suda ısınarak ve yüzde 3'ü bulabilen bir büzülme ile çözünür. 95°lik alkolün aksine, petrol esansını meydana getiren unsurlarla her oranda karışabilir. Mutlak bir alkol, susuz bakır sülfatı maviye boyamaması ve baryum etilat beraberinde bir çökelti vermemesiyle tanınır.
Alkol, birincil alkollerin yukarıda belirtilen genel özelliklerini gösterir; kendine mahsus tepkimeler şunlardır: klor tesiriyle kloral vermesi, alkali hipokloritler beraberinde kloroform haline geçmesi ve iyot ile sodyum karbonat tesiriyle de iyodoform vermesi.
• Uygulama alanları ve teknolojisi. İyi lezzetli alkol bazı içkilerin imaline yarar. 95° lik alkol birçok madde (alkaloitler, vernikler, pamuk barutu [âdi eterle karıştırılarak], eczacılıkta kullanılan bazı cisimler) için iyi bir eriticidir. Alkol sirkesi, birçok ester (meselâ etil asetat), etil oksit (âdi eter), kloroform ve çeşitli kimyasal maddeler alkolden itibaren elde edilir.
Alkol oldukça pahalı bir yakıttır. Petrolden çıkarılan benzinlere katılarak (bu durumda saf ispirto kullanılır) ucuz bir yakıt türü meydana getirir; bu ürün, saf benzine nazaran daha düşük bir ısıl güce sahip olmakla beraber, iç yanma motorlarının silindirlerinde daha yüksek bir kompresyona uğrayarak bunların verimini arttırır.
95°lik alkolün şaraplardan ve elma sularından elde edilmesi için titiz bir damıtma yeterlidir. Bu alkolü pancarlardan elde etmek için ise yayınma şerbetleri mayalanır ve iki üç gün 30-35°C'de mayalanmaya bırakıldıktan sonra damıtılır. Mayalanmadan önce sulandırılan ve asitlendirilen pancar melasları ile de aynı işlem yapılır. Patates ve tahıllar (buğday, arpa, mısır, pirinç v.b.) önce pişirilir, sonra asitler veya maltaz tesiriyle şekere çevrilir; posalardan bir basınçlı süzgeç vasıtasıyle ayrılan şerbet de mayalanmaya tabi tutulur. Maltaz yardımı ile şekere çevirmede, en iyi verim, mükor'lar tesiriyle mayalandırma sayesinde elde edilir; birkaç gün süren mayalanmadan hemen sonra damıtmaya başlamak gerekir.
Etilenin hidratasyonu güçtür. Kokhane veya kraking gazlarında, aşağı yukarı yalnız hidrojende dağılmış üç etilenik hidrokarbonla, doymuş hidrokarbonlar bulunur. Selektif olarak evvelâ izobetilen, sonra propilen ve nihayet etilen soğurulur; bunun için de, gittikçe artan yoğunlukta sülfürik asitler kullanmak yeter. Etilen, ancak çok yüksek yoğunlukta asit tarafından, katalizörler yardımı ile soğurulur. Asit etil sülfat sulandırılır ve bundan, damıtma süresince alkol, hidroliz yolu ile açığa çıkar.
• Fizyolojik tesirler. Fazla miktarda alınan alkol, az veya çok süren bir sarhoşluğa sebebiyet verir; birden alınan çok miktarda alkof de delirium tremens'e ve bazen ölüme yol açar. Çok miktarda (şahıslara göre 250 gr.ı bulabilen) günlük alkol, tedavisi mümkün olmayan fizyolojik ve psişik bozukluklara yol açan alkolizm ile sonuçlanır: bununla beraber, iyi bir arıtmaya tabi tutulmayan ve dolayısıyle içinde yüksek alkoller bulunan yüksek dereceli içkilerin, ya da tabiî veya imal mahsulü içkilere hoş bir koku veren aldehit, keton ve esterlerin tesiri daha da kötüdür. (Etilik alkolden başka alkoller için, alfabe sırasındaki yerlerine bakınız.)
• Sağlık bilgisi. Alkollü içkiler, mayalanmış ürünlerle (şarap, elma suyu, bira) damıtılmış içkilerden (alkoller, rakılar, likörler) ibarettir. Meyva ve tahıl şerbetlerinin mayanmasıyle elde edilen ilk gruptaki içkilerde, öteki gruptakilerine göre daha az alkol vardır (en yüksek alkol derecesi 16), dolayısıyle de daha az tehlikelidir (ikinci grup içkilerin derecesi 50-60 dır). Alkolün bünye üzerindeki yıpratıcı tesiri özellikle damıtılmış içkilerin kullanılmasıyle anlaşılmıştır.
Bu içkilerin en zararlısı, aç karınla fazla miktarda alınabilen ve çok defa alkolik gastrite yol açan aperitiflerdir. Kandaki alkol oranı kolayca tayin edilebilir; litrede 4 gramı aşabilir ve öldürücü de olabilir. Bazı bünyelerde alışkanlık yaratması bakımından, alkol miktarı ile sarhoşluk belirtileri arasında kesin bir bağ kurulamaz, ölçülü olarak alınmak şartıyle, alkollü içkilerin kısa süreli kamçılayıcı etkileri olur. Fakat yüksek ve sürekli dozlarda alınınca, alkolizmin bütün kötü tesirlerine yol açar.
• Tedavi. Alkol, Araplar tarafından şarap ruhu (rakı), Louis XIV devrinden itibaren likör halinde, daha eski zamanlarda da şarap veya başka mayalanmış içkiler halinde ilâç yerine kullanılmıştır. Ortaçağda, sadece iyi bir kuvvet ilâcı sayılırdı. Todd (1860), ondan sonra da Behier, alkolün ilâç olarak ateşli hastalıklarda kullanılmasını tavsiye etmişlerdir. Gerçekte ise alkol bünye için bir zehirdir; sinir sistemini tahrik ederek, kamçılayarak ve dolayısıyle kısa zamanda yıpratarak tesirini gösterir. Alkolün hafif dozlarda sağladığı tonik tesirden, tababette adinami'de ve bazı akut hastalıklarda faydalanılır. Bir alkoliğin alkolü büsbütün kesmesi, ya da tam tersine, çok fazla miktarda alkol alınması veya arada bir hastalığın baş göstermesi ile patlak veren alkolik sayıklama'yı, yani delirium tremens'i durdurmak için, afyonla karışık olsun olmasın, uygun dozda alkol vermek gerekir. Tababette kullanılan alkol daima sulandırılmış olarak verilmelidir (40-50° lik alkolleri veya likörleri gerektiren sancılar veya kollapsus halleri hariç). Bu alkollü ilâçlar, aralıklı alınan Todd posyonu, grog veya şarap şeklinde olabilir. Buna karşılık, alkol her ne şekilde olursa olsun mide hastalıklarında, özellikle mide ve bağırsak ülserlerinde, bütün karaciğer böbrek ve damar hastalıklarında, yüksek tansiyonda çok zararlı olan bir maddedir. Alkol veya şarap, kronik alkolizmin sebebiyet verdiği siroz ve polinevrit gibi hastalıkları ancak şiddetlendirebilir. Şu halde, tababetteki faydalı tesirleri, fazla miktarda ve sürekli olarak alınmasından doğabilecek tehlikeye göre çok zayıftır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla