ALLÂME sıf. ve i. (ar. (Um, bilmek'ten (allâme). Çok ve derin bilgi sahibi olan, çok bilgili [kimse]: ... dünyada mevcut olan insan adedince allâmeler, fâzıllar, hakimler, müellifler [...] zuhur etmiş (Namık Kemal). Genç allâme [...] bir mucizedir ki bazı yerlerde vücut buluyor (Ahmed Hâşim)

— DEY. Allâme-i kül, her şeyi bilen, bilgin: Mehmet sanki o anda allâme-i kül olmuş gibi seviniyordu (N. Araz).