ALMANCA i. Germen grubundan Hint-Avrupa dili. özellikle Almanya'da konuşulur.

— ANSİKL. Leng. Almanca kelimesi geniş anlamıyle ayrı bölgelerde konuşulan yüksek almanca ve aşağı almanca lehçe ve ağızlarıyle, resmî ve edebî ortak dili ifade eder; dar anlamıyle yalnız ortak dili belirtir.

• Coğrafya. Yüksek alman lehçelerinin alanı Güney ve Orta Almanya'yı, Avusturya'yı ve İtalya'nın Bolzano bölgesini, isviçre'nin alman kantonlarını, Alsace'ı, Moselle ilini, Lüksemburg'u, Belçika'nın Eupen ve Malme'dy kantonlarını kapsar. Aşağı alman lehçeleri, kuzey ovasını içine alır, Hollanda sınırlarını aşar, Felemenkçe ve Friesland lehçesinin alanıyle birleşir. Yüksek almanca, bir Avusturya-Bavyera grubunu, bir alman grubunu (İsviçre, Schwaben, Baden, Alsace) ve bir de Frank grubunu (Orta Almanya, Lorraine, Lüksemburg) kapsar. Aşağı almanca ise bir tek gruptan meydana gelir: aşağı saksça. Alman toplulukları kitle halinde sürüldüğünden, bugün alman lehçelerinin alanı Oder-Neisse hattını ye Bohemya sınırını aşmaz. Ortak dil her iki Alman cumhuriyetinin ve Avusturya'nın resmî dili, İsviçre ve Lüksemburg'un ise resmî dillerindendir. Fransa'nın Yukarı Ren, Aşağı Ren ve Moselle illerinde, yönetim ve adliye ile ilgili işlemlerde Almanca kullanılabilir. Alman lehçelerinin alanı, Roma imparatorluğunun yıkılışından sonra germen halklarının göçleri sonucunda ortaya çıkmıştır; sömürgeleme yoluyle doğuya doğru genişlemiş, batıda ise gerilemiştir.

• özellikleri. Lehçe alanının yüksek almanca ve aşağı almancaya bölünüşü, yüksek almancadaki «ünsüz değişimi» ne bağlıdır. Bu değişim çok açık bir şekilde Germencenin p, t, k dizisindeki ünsüzleri başka biçimlere dönüştürmüştür.

1. Yalın p, t, k, ünsüzden sonra soluklu //, ss, ch'ya. dönüşür, örnek: aşağı almancada open, eten, maken; yüksek almancada offen, essen, machen.

2. Yalın p, t, k, basta veya ünsüzden sonra gelince ve pp, tt, kk grupları, pf, z (= ts), kch gibi kaymalı ünsüzlere dönüşmeğe yönelir, örnek: aşağı almancada ten, pund; yüksek almancada zehn, pfund.

Orta Almanya'da p, pp kaymalıya dönüşmez; k, kk'mn dönüşümü ise yalnız İsviçre lehçelerini ilgilendirir.

Aşağı almanca ile yüksek almanca arasında ayrıca d:t; bbıpp; dd:tt; ggıck (dür- tür; ribbe: rippe) karşıtlıklarına rastlanır.

• Tarih. Yüksek almanca grubunun tarihi üç döneme ayrılır: VIII. yy. dan XII. yy. a kadar eski yüksek almanca; XII. yy. dan Luther'e kadar (XVI. yy. basları) orta yüksek almanca; Luther'den itibaren yeni yüksek almanca.

Eski yüksek almancada, bütün Germenceye yayılan bir özellik ortaya çıkar: metajonı (Umlaut), yani komşu bir fonemin etkisiyle ünlünün tını değiştirmesi:

a) Bir sonraki hecede çok açık bir ünlü varsa, vurgulu ı, u, ı'u'nun yerini daha açık olan e, o, eo alır. örnek: eski yüksek almancada gibi t biçiminin karşısında geban biçimini görürüz (modern aim. gibt, geben);

b) Bir sonraki hecede i, t ünlüleri veya yod ünsüzü varsa a, o, u, â, ö, ü, ou, uo ünlüleri e/a, ö, ü, ae, oe, uzun ü (iu yazılır), öu, üe'ye dönüşür, örnek: eski yüksek almancada gast'm karşısında çoğul gesti (modern aim. gast, gaste) yer alır.

Metafoni, yüksek almancada, «tını değişmesi» adı altında bir gramer işareti haline gelmiştir: çoğulda, haber kipinin şimdiki zamanının 2. ve 3. şahıslarında, mukayese sıfatında, türevlerde v.b. bu işaret bulunur. Eski yüksek almancadan orta yüksek almancaya geçilirken ortaya çıkan en büyük özellik, asıl vurguyu taşıyan hece dışındaki bütün hecelerin zayıflamasıdır. Zayıf hecelerde, bütün ünlüler e şeklinde gösterilen bir tek ünlüye dönüşür: gesti, geste olur; taga, tage olur v.d.

Eski dönemden itibaren, yüksek almanca e yi, ia, ıVye; o'yu uo (her, hiar ye hier olur; to, zuo olur) diftonglarına dönüştürmesi ve e, o'ya dönüşmeyen ei, ou diftonglarını kısmen sürdürmesiyle aşağı almancadan ayrılır: aşağı almanca: steem, boom; yüksek almanca: s tein, baum.

Ortaçağda, yüksek almanca î, ü, ü'yü (önce Bavyera lehçesinde) ei, au, eu'ya. dönüştürür; ts, hüs, Hute (uzun ü) eis, haus, leute olur, ie, uo, üe (önce Frankçada) büzülerek uzun i, M, ü şekline girer: Heb, buoch, büec-her; lieb (li: p), buck, bücher olur.

Ortak dilin özelliği bu iki yeniliği bir araya getirmesidir.

• Gramer. Son hecelerin zayıflaması Almancada bükünlerin fakirleşmesine ve «analitik» anlatım tarzlarının gelişmesine yol açmıştır. Yazı dili isim çekiminde dört hal sürdürür, ama ön takıların kullanım alanı genişlemiştir, önceleri yalnız haber ve dilek kiplerinin şimdiki ve geçmiş zamanlarıyle şimdiki emir kipinden ibaret olan fiil sistemi, geleceği, bitmişlik belirten geçmişi, hikâye geçmişini, gelecekte geçmişi gösteren bileşik biçimlerle werden (plus bildirir) yardımcı fiiliyle yapılan bir edilgen biçimi geliştirir. İsim çekimlerindeki eski karmaşıklık, bugün de isimlerin tekil ve çoğul karşıtlıklarında (-e'M [tını değişimli veya değişimsiz], -en'M, -er'\i çoğullar), hal eki taşıyan bir tanım edatından sonra gelip gelmemesine göre iki biçim dizisi («zayıf» ve «kuvvetli») olan tamlama sıfatının çekiminde kendini gösterir. Modern dil, geçmiş zamanlarını son ek kullanmadan kökteki sesliyi değiştirerek kuran ve -en'li bir ortaçları bulunan «kuvvetli» fiillerle, geçmiş zamanlarında -te son ekini alan ve-f'li bir ortaçları bulunan fiiller arasındaki ayrımı sürdürür. Almanca, bağımsız cümlecikle bağımlı cümleciği birbirinden çok belirli bir biçimde ayırır: fiil bağımsız cümlecikte ilk öğeden hemen sonra gelir; bağımlı cümlecikte ise bağlaç veya ilgi zamiri olan ilk öğeden mümkün olduğu kadar uzakta bulunur. Almanca, sıfat tamlamasında, sıfata isimden, sıfatın tümleçlerine sıfattan, mastarın tümleçlerine mastardan, ortacın tümleçlerine ortaçtan önce yer verir.

• Kelime hazinesi. Alman dili çeşitli aktarmalarla kelime sayısını arttırmıştır.

a) Latin etkisi, ilk ünsüz değişiminden sonra, M.S. I. yy. dan itibaren ortaya çıkar. Dinî ve din dışı olmak üzere iki türlü aktarmayle kendini gösterir, örnekler: Pfeil, Pfaf-fe, Pilger.

b) XII. yy. da fransız şövalyelik ülküsü ve bunu dile getiren kelimeler, Flandre yoluyle Almanya'ya geçer, örnekler: Tjöste, prüfen, höfish, Tölpel.

c) XVIII. yy. da fransız etkisi kendini özellikle askerlik dilindeki aktarmalarla gösterir, örnekler: General, Artillerie. Bu yabancı terim istilâsına karşı «dili ayıklama kurumları» ortaya çıkar.

• Ortak dilin yaradılışı. XIV. yy. dan itibaren, kançılarlıklar Latincenin yanı sıra, bölgedeki lehçenin yazılı bir biçimini yaratmağa çalışırlar (Schriftdialekt). Bu yazı dili denemeleri arasında günümüzün ortak dilini meydana getiren deneme, Saksonya seçicisiyle imparatorun (Prag'da) kançılarlıklarının bulunduğu koloni bölgesinde gerçekleşmiştir. Bu bölgede çok belirli yöre özellikleri bulunmayan, koloni orta almancası türünden bir ortak dil konuşuluyordu. Matbaanın icadı, yazılı dilde birliği sağlama yolundaki eğilimleri güçlendirdi. Luther, Saksonya kançılarlığının dilini önce matbaa aracılığıyle yaydığı bildirilerde, sonra da Kutsal Kitap çevirisinde kullandı ve böylece bu yazı dilinin zaferini ilkin protestan bölgesinde sağladı. Sonunda, yüksek almanca ile aşağı almancayı kullanan bütün bölgeler bu dili yazı dili olarak benimsedi.

Latinceyi taklit eden, katı bir dil olan kançılarlık dilini Luther halk dilindeki kuruluşlara ve somut kelimelere baş vurarak daha esnek bir dil haline getirdi.

XVIII. yy. dan itibaren Almanca en yüce ve en ayrımlı düşünceleri bile anlatmağa elverişli bir duruma geldi. Klasik ye romantik edebiyat Almancayı olağanüstü nitelikleri bulunan bir edebiyat diliyle donattı. Ortak dilin telaffuzu uzun süre değişkenlik gösterdi, herkes bölgesindeki lehçenin verdiği alışkanlıklara göre bu dili telaffuz ediyordu. XIX. yy. sonlarında tiyatro için ideal bir telaffuz şekli belirlendi Bugün öğretim ve radyoda kullanılan bu telaffuz şekli, aydın çevrelerde gitgide yayılmaktadır.