Demokratik cumhuriyet. Doğu Almanya sosyalist bir devlet kurmağa yönelmiştir. Bununla beraber, işgal düzeninden kalan izler, Almanya'nın bölünmüş olması ve yeniden birleşme arzusu, ona çevresindeki halk demokrasilerinde rastlanmayan birtakım farklı özellikler kazandırmıştır. Sovyet kontrolünün ancak 1955'te sona ermesine ve Sovyet ordularının hâlâ toprakları üzerinde bulunmasına rağmen, Demokratik cumhuriyet hukukî bakımdan egemen bir devlettir. Oder-Neisse çizgisi doğusundaki toprakların kaybedilmesi iktisadî düzenin yeni baştan kurulmasini gerektirmiştir (Silezya bütün Doğu Almanya'nın özellikle Berlin, Saksonya ve Thuringen sanayi bölgelerinin kömür, kok, elektrik ve çelik kaynağı idi). Bu yeniden kuruluş, Ruhr havzası ürünlerinin memlekete girmesini önleyen sınır çizgisinin varlığıyle ve yeni Devletin eski sosyal kuruluşları baştan başa değiştirme isteğiyle de kaçınılmaz hale gelmişti. Bununla beraber bu teşebbüste çok büyük güçlüklerle karşılaşıldı. Almanya'nın ikiye bölünmesi ve Doğu topraklarının terk edilmesi Demokratik cumhuriyet için Federal cumhuriyetten çok daha zararlı oldu; Berlin ve Saksonya, kendilerine besin maddeleri ve ham maddeler sağlayan kaynaklardan yoksun kaldılar. Gerçekten, Doğu Almanya'da kömür (tek bir küçük havza, Saksonyadaki Zwickau havzası işletilir), demir, madenî ve çelik fabrikaları sıkıntısı vardır.

Sanayi, yalnız transformasyon sanayii karakterinde idi: Saksonyada presizyon mekaniği, optik, dokuma, porselen ve seramik endüstrileri; Berlin'de elektrik makine ve araçları, fabrika makineleri, besin sanayii. Savaş sırasında, Halle bölgesindeki son derecede önemli linyit yatakları işletilerek kimya sanayii kurulmasına imkân hazırlamış, fakat bu sanayi hemen bütünü ile askerî ihtiyaçlara (Leuna, Merseburg, Wolfen'de sentetik benzin ve kauçuk yapımı) yöneltilmişti. Bundan başka Doğu Almanya, Sovyetler birliğine, Potsdam konferasında tespit edilen ve Polonya'ya düşen hisseyle beraber 19 milyar dolar olarak tahmin olunan tazminat borcu ödemek zorunda da kaldı. Başlangıç safhasında makine ve sanayi tesislerinin sökülmesi işi büyük ölçüde uygulandı. Bu tutumun iktisadî bakımdan verimsiz olması Ve işsizliği arttırması, Sovyetleri metot değiştirmeğe, fabrikaları yerli yerinde bırakıp kendi çıkarlarına çalıştırmağa (hisse senetli sovyet şirketleri «S.A.G.») yöneltti. Linyit havzalarındaki büyük kuruluşların, elektrik santralarının yarısının, kilit durumundaki sanayilerin (ağır sanayi, makine yapımı, kimya ürünleri) aşağı yukarı üçte ikisinin akıbeti bu oldu. Bu tesislerden elde edilen ürünlerin küçük bir kısmı, ham madde satın alabilmesi için Almanya'ya bırakılıyordu. «S.A.G.» tesisleri kademeli olarak Demokratik cumhuriyete aktarıldı ve çoğu büyük yatırımlarla ıslah edildi. Tazminatın tutarı azaltıldı, borçlar 1954'e kadar ertelendi, ödenen miktar dört buçuk milyar doları buluyordu. İnsafsız bir savaşın harap ettiği ve ötedenberi, iktisat bakımından kendi ihtiyaçlarını karşılayan bölgelerinden uzak kalmış bir memleketin iktisadı için, bu borcun ödenmesi çok ağır bir yük oldu.

• Ziraat. Ziraat alanında en önemli olay, toprak reformu oldu. Kuzey ovasında Junker'lerin büyük derebeylik mülkleri hâkimdi. Mülk sahiplerinin yüzde 1,5'u toprakların yarısını ellerinde tutuyordu. Toprak reformu buralarda sıkı bir şekilde uygulandı. Vasıtalı işletmeler bütünü ile ortadan kaldırıldığı halde, topraklarını kendileri işleten zengin çiftçilere dokunulmadı.

Elde edilen topraklar (toplamın yüzde 32'si) fakir köylülere,zıraat işçilerine ve göçmenlere dağıtılarak bunların desteği sağlandı. Kendilerine toprak verilenler, düşük faizli botçlarını on ve yirmi yılda, elde ettikleri ürünlerle ödemektedirler. Birçok defa ertelenen bu ödemeler, toplam olarak yıllık ürün değerinin yüzde 60-70'ini bulmuştur. Tarım alanlarının yüzde 2,5'u Devlet çiftliği şeklinde düzenlenmiştir: bunlar, devletçe el konulan ürünün önemli bir miktarını sağladıkları gibi, örnek teşebbüs rolünü de oynarlar. Daha rasyonel bir işletme olan ye daha yüksek verim sağlayan kooperatif düzeni 1960'ta tamamlandı. Bugün çiftçiler, birbirinden farklı dört tip kooperatife (L.P.G.) katılabilirler; bunlar, üretim vasıtalarının tam birleştirilmesinden başlayarak basit bir alım ve satım kooperatifi haline kadar, değişik şekiller olabilir. Devletin kurduğu teknik istasyonlar, makine ye traktörlerini kooperatiflere kiralar. İşbirliği en ziyade toprak reformunun köklü bir sosyal değişikliğe yol açtığı kuzey ovasında hızla gelişmektedir. Tarım üretimi, bazı arazilerin savaş devrinde boş kalmış ve cılızlaşmış olmasına rağmen harpten önceki seviyesine ulaşmıştır ve adam başına tüketim Federal cumhuriyettekiyle eşit gibidir. Hayvancılık alanında hâlâ birtakım güçlükler vardır. Buna sebep, sürülerin savaş sonunda yüzde 40-50 oranında azalmış ve kooperatif teşkilâtının bu alanda henüz tam mânâsıyle uygulanmamış olmasıdır.

• Sanayi. Sanayiin yapısında meydana gelen değişikliklerin iki amacı vardır: bir yandan, memleketin, özellikle Federal Almanya karşısında, ekonomik bağımsızlığını sağlamak ve sınırların sebep olduğu yeni parçalanmanın mahsurlarını önlemek, bir yandan da, sosyalist bir iktisat kurmak. Birinci amaca ulaşmak için herşeyden önce bir demir çelik sanayii yaratmak söz konusu olmuştur. Frankfurt an-der-Oder şehri yakınındaki Stalinstadt'ta kurulan Doğu kombinası (Ei-senhütten Kombinat Ost), önemli bir mahallî linyit havzasından elde edilen elektrik enerjisini kullanmakta ise de, ham demiri İsveç'ten ve Sovyetler birliğinden, kömürü de Oder yoluyle Sılezya'dan (Polonya) getirtmek zorundadır. Linyit'in kısmen kok kömürü 61de etmekte kullanılmasını sağlayan bir usul de uygulanmaktadır. Buradan yılda 400 000 ton kadar çelik elde edilmektedir.

Başka bir kombina da Saale vadisinde, Calbe de kurulmuştur (Eısenhutten Kombinat West); burası Harz'ın demir madem ile linyit sömikokunu kullanır.

Bohemya kütlesinden gelen akarsuların (Saa-Halle ve Dresden civarındaki sentetik kauçuk dirilmesine faal bir şekilde çalışılmaktadır. Halle ve Dresden civarındaki bileşik kauçuk ve benzin fabrikaları, Demokratik cumhuriyetin sanayi alanında beslenmesinde büyük rol oynar. Bunlara kimya ürünleri sağlayan yeni fabrikalar da katılmıştır. Üretim iki yıllık (1948-1950) bir deneme planından sonra, beş yıllık planlara bağlanmıştır. Sosyalleştı-rılmıs sanayi yavaş yavaş hâkim duruma geçmektedir. Savaş sonunda el konulan fabrikalar bu sanayiin çekirdeğini meydana getirmiş, bunlara, geri verilen S.A.G. tesisleri ve sahiplen tarafından çok sert bir kontrol politikası ve ezici vergi yükü yüzünden terk edilmiş olan özel teşebbüsler de katılmıştır. Sosyalleştirilmiş sanayi oranı şimdi yüzde 85'i aşmaktadır. Bütün halk cumhuriyetlerinde olduğu gibi, üretim araçlarının geliştirilmesine çok önem verilmiştir (ham maddeler, makineler ve ulaşım araçları). Yaşama seviyesini yükseltme isteğinin ileri sürülmesine rağmen, tüketim maddelerinin üretilmesinde bazen çok büyük gecikmeler görülmüş, bu gecikmeler 1954'te şiddetle patlak veren bir hoşnutsuzluğa yol açmıştı. Bu durum goz önüne alınmış ve daha sonraları yaşama seviyesindeki yükselme hızlanmıştır. Her ne kadar Berlin şehrinin doğu kısmı ticaret hayatının cılızlığı bakımından Batı Berlin'le tam bir tezat halindeyse de, şehircilik alanında büyük işler başarılmış ve sosyalist yerleşmesinin örneği olarak gösterilmiştir (Kari Marx Aile).

Sovyet bölgesinde, 1945'te, sanayiin kendi başına islenmesine engel olan hatalar yavaş yavaş düzeltilmiş, üretim de 1936'daki seviyesini bugün bir hayli asmıştır.

Araya giren Batı Berlin'in memleketi ikiye bölmesinden doğan mahsurların getirdiği durumu gidermek için, şehrin etrafını dolaşan yeni bir demiryolu ve kanal yapmak ve elektrik akım ağında yeni bağlantılar kurmak gerekmiştir. Sanayi alanındaki ilerleme, el emeği ihtiyacını büyük ölçüde arttırmıştır. 1946'dan beri işsizlik tamamıyle ortadan kalkmış ve batıya kütle halinde yapılan göçler, işçi kıtlığını büsbütün fazlalaştırmıstır. Gerçi tarım alanının makineleşmesi sayesinde bos kalan işçiler hemen çeşitli sanayi dallarına yerleştirilmekte ise de uzman ve teknisyen yetersizliği çözülmesi güç problemler yaratmaktadır.

• Ticaret. Demokratik Almanya cumhuriyeti, Sovyetler birliğine ve halk cumhuriyetlerine yaklaşmak zorundaydı; gerçekten de dış ticaretinin en büyük kısmını bu memleketlerle yapan Doğu Almanya, bu ülkelere sanayiinin ürünlerini (presizyon âletleri, optik, elektrik, makine, dıesel motorlar, sanayi teçhizatı v.b.) satmakta, buna karşılık ihtiyacı olan besin maddelerim ve hammaddeleri almaktadır: buğday, et, yün. tütün, çay, yağlı tohumlar, çeşitli madenler (Çin ve Sovyetler'den); kömür (Polonya'dan); petrol (Romanya'dan); pamuk, maden ürünleri, ham demir (Sovyetler'den). Başka memleketlere, özellikle potas, fotoğraf malzemesi, optik ye ayarlı âletler satar. En önemli alışverişi Hollanda, İsveç, Finlandiya, Danimarka ve Norveç'ledir. Kısacası, önceleri Doğu Almanya'yı Ruhr havzasına bağlayan bağlar, şimdi Doğu memleketlerine yönelmiş ve onların sanayi teçhizatı ve makine ihtiyacını karşılamak bakımından geniş ölçüde Ruhr bölgesinin yerim almıştır.