Almanya'nın yeniden birleşmesi

Almanya'nın dramı, iki devlete bölünmüş olmasıdır. Almanya'nın yeniden birleşmesinde Almanya Federal cumhuriyeti ile Alman Demokratik cumhuriyetinin görüş açıları birbirine zıttır. Komşusunun egemenliğini tanımayan Almanya Federal cumhuriyeti, 1937'deki sınırlara dönülmesini, şimdiki Polonya'dan ve Südet'lerden kovulmuş Almanların yurtlarına dönme hakkının tanınmasını istemektedir. Alman Demokratik cumhuriyeti için ise iki Alman devleti vardır, bunlar sonradan ülkenin yeniden birleşmesi meselesini tartışacaklardır; ama o yeniden birleşme Alman Demokratik cumhuriyetinin sosyalist kazançlarını kaybetmesine yol açmamalıdır.

Yeniden birleşme konusunda 1958'den beri yapılan bütün teşebbüsler başarısızlıkla sonuçlandı. 1 Ocak 1958'de, şansölye Adenauer, iki eşit devletin bir Alman konfederasyonu haline getirilmesini teklif eden Sovyet notasını geri çevirdi. 12 Ocak 1959'da (Fransa'nın aynı yıl tanıyacağı) Oder-Neisse hattını tanımayı ve yeniden birleşme gerçekleştirilmeden Almanlarla müttefikler arasında bir barış antlaşmasının imzalanmasına kalkışmayı reddetti. Aynı yılın 19 martında Batı Almanya Sosyalist partisi, Almanya'nın yeniden birleşmesini üç merhalede gerçekleştirmeyi ileri süren bir muhtıra yayımladı; bu üç merhale, Doğu ile Batı arasında müzakereler, iktisadî bakımdan yeniden birleşme, iki Almanya'yı da kapsayan bir parlamentonun teşekkülü için serbest genel seçimlerdi. Genel bir silâhsızlanma planının da ekli olduğu bu muhtıra herhangi bir sonuç doğurmadı. Grotewohl'un (25 mart 1960) iki Almanya'nın Paris'te «zirve» toplantısı teklifi de olumlu bir şekilde neticelenmedi.

Kruşçef, Doğu Almanya işini ayrıca ele almak niyetinde olduğunu belirtti, bunun sonucunda Berlin hür şehir olacaktı; ama 17 ekim 1961'den itibaren genel politikanın zarurî kıldığı durumlar yüzünden barış antlaşmasını imzalama işini ertelemeyi kabul etti. Ne var ki, Berlin ve Almanya'nın yeniden birleşmesi problemleri ikinci plana geçmekle birlikte, bütün alman politikasının temelinde mevcuttu. İki Almanya'nın birleşmesi konusundaki ilk gerçek hareket, 1964 Tokyo olimpiyatlarına birlikte katılmaları oldu. Şansölye Erhard, 1966 yılının başlangıcında verdiği bir demeçte, 1937 yılındakinden ayrı olmakla birlikte «Oder-Neisse» hattı dışında, bir sınır konusunda uzlaşma teklifinde bulunarak zemin hazırladı. Ama aynı zamanda Batı Almanya için Schröder'in Dışişleri bakanlığında tutulması, atom silâhlanması da dahil olmak üzere, Batıda eşit haklar elde etmek için Amerika Birleşik devletleriyle NATO'ya dayanmak demek olan bir politikayı ifade etmesi bakımından manâlıydı; özellikle atom silâhlanması, Doğu'nun, Almanya'nın yeniden birleşmesi konusundaki her türlü teşebbüsünü kesinlikle önleyecek niteliktedir. Nisan 1966'da Sosyal Demokrat parti (Batı Almanya), Birleşik Sosyalist partisi'nin (Doğu Almanya), açık bir karşılaşma konusundaki teklifini kabul ettiyse de, tasarı gerçekleşmedi.

Willy Brandt, Kiesinger kabinesinde Dışişleri bakanı olunca (1 aralık 1966), komünizme olan muhalefetini yeniden açıkladı ve Doğu Almanya konusundaki hareket ilkesinin «şuurlu bir kötümserliğe» dayandığını böylece belirtti; «Doğu ile kurulacak olan iktisadî ve kültürel münasebetler mutlaka değilse de, muhtemelen bir gevşeme ve durgunlaşmayı hızlandırabilir» ve şunu da ekledi «gevşeme konusunda insanın kendini aldatmadan araştırmada bulunması teslim bayrağı çekmesi anlamına gelmez.»