İLİM

• Ortaçağ ve Rönesans. Alman ilmine tarihî gelişimi içinde bir göz atınca dikkati çeken en eski isim, Aristoteles'ten esinlenerek yazılmış bir tabiat bilgisi kitabının yazarı olan Dominiken rahibi Albertus Magnus'tur (1193-1280). İlk ilim adamları, Nemorarius (öl. 1237) ve Theodoric (gökkuşağını izah etti) gibi matematikçiler, sonra Peuerbach (1423-1461), Regiomontanus (1436-1476) ve Stoeffler (öl. 1530) gibi gemilerin seyir ve seferine ait cetvelleri düzenlemekle görevli astronomlar, ancak XIV. yy. da ortaya çıktı. Ptolemaios'un sistemine karşı çıkan Nicolas von Cusa (1401-1464) ve Jeolog Agricola'yı da sayalım (1494-1555) [De re metallica, 1546]. O devirde çok rağbet gören astrolojinin temeli olan astronomiyi daha sonra geliştiren, Kopernik'in ilk taraftarı Reinhold (1511-1553), Hesse «landgraf» ı Wilhelm IV (1532-1592) ve takımyıldızlar hakkında güzel bir atlas meydana getiren Johann Bayer (1572-1625) olmuştur.

Brunfels (1488-1534), Bock (1498-1554), Fuchs (1501-1566) tarafından yazılan ilk botanik eserleri bu devre rastlar. Tıpta simyacılar, hayatın sırrını kimya yoluyle çözdüklerini ileri sürüyorlardı.

• Onyedinci yüzyılda Almanya ilmin kurulmasında önemli bir rol oynamağa başladı. Kepler (1571-1630), 1609 ve 1618'de, gezegenlerin hareketini matematik olarak düzenleyen kanunları yayımladı; ve 1611'de Galile'nin dürbününü astronomik dürbün haline getirdi. Scheiner (1575-1650) güneşin lekelerini (1611), Simon Marius (1570-1624) Jüpiter'in peyklerini ve Andromeda'nın çevresindeki nebülozu keşfettiler (1612). Galileo'nun ortaya koyduğu deneysel metot sayesinde O. yon Guericke (1602-1686), 1654'te hava basıncının varlığını ispat etti (Magdeburg yarım küreleri) ve 1671'de sürtünmeli ilk elektrostatik makineyr yaptı. Buna karşılık bazı deneylere rağmen, Glauber (1604-1668) ve Brand (öl. 1692) simyaya sadık kaldılar.

Alman ilmi en parlak devrine, Newton ile beraber sonsuz-küçük analizi tutan Leibniz (1646-1716) ile ulaştı. Bu analiz metodunun ilk kurallarını, Leibniz 1682'de, Mencke'nin Leipzig'te yeni. kurduğu Açta eruditorum'da yayımladı ve Prusya ilimler akademisinin kurulmasında rol Oynadı (1700). Heveli-us (1611-1687), Ay haritasıyle (1647) astronominin ilerlemesine, Becher'in (1635-1682) izinde yürüyen Stahl de (1660-1734), flojis-ton nazariyesiyle, kimyanın gelişmesine yardım ettiler. Hoffmann (1660-1742) teskin edici damlaları ve Marggraf (1709-1782) pancardan şeker elde etmenin yolunu buldular.

• Onsekizinci yüzyıl, çok parlak bir devir oldu. Fahrenheit'ın (1686-1736) termometreyi (1714) ve von Kleist'ın (1700-1748) Musschenbrock ile aynı zamanda Leiden şişesini (1745) icat etmesi; 1762'de, T. Mayer'in (1723-1762) astronomi cetvellerini yapması; Wolffun (1734-1794), 1759'da, sıralı oluş nazariyesini yayımlaması; 1774'te, Gahn tarafından (1745-1818) manganezin yalıtılması; titanın, zirkonun, uranyumun 1789'da Klaproth tarafından keşfi; Friedrich II'nin davet ettiği Euler, Lagrange, Maupertuis ve Goethe gibi ilim adamlarının çalışmaları «aydınlıklar yüzyılı»nın en önemli olaylarıdır.

• Ondokuzuncu yüzyılda, geometri bilginleri Steiner (1796-1863), von Staudt (1798-1867) ve Plücker (1801-1868), Hesse (1811-1874) ile başlayan ve büyük Gauss'un (1777-1855) tamamladığı ihtimaller hesabına, sayı teorisine, fonksiyon teorisine ve astronomik hesap nazariyelerine yenilikler getiren ve sonsuz küçük geometriyi yaratan bir matematikçiler zümresi ortaya çıktı. Jacobi (1804-1851) ve Weierstrass (1815-1897) eliptik fonksiyonları; Dirichlet (1805-1859), sayılar nazariyesini ve analizi; Kronecker (1823-1891) ve Klein (1847-1925), gruplar nazariyesini ortaya attılar. Riemann (1826-1866) Eukleidesci olmayan bir geometri yarattı; Kummer (1810-1893) ve Dedekind (1831-1916), aynı zamanda cümleler nazariyesinin sahibi G. Cantor'la birlikte sayılar nazariyesini geliştirdiler.

Astronomi, gök mekaniği alanında önce Gauss'un, daha sonra Encke (1791-1865), Ol-bers (1758-1840), ilk defa olarak bir yıldızın mesafesini tespit eden Bessel (1784-1846) ve gökyüzünün geniş bir katalogunu düzenleyen Argelander'in (1799-1875) çabalarıyle gelişti. öte yandan, Beer (1797-1850) ve Mâdler (1794-1874) ay ve merin tasvirleriyle şöhrete ulaştılar. Fizik bilginleri de, matematikçi ve astronomlardan aşağı kalmıyorlardı. Seebeck (1770-1831), daha 1821'de termoelektrik'i keşfetmişti; 1827'de, Ohm (1789-1854) elektrik akımının kanunlarını buldu; Gauss mıknatısı inceledi ve 1833'te, W. Weber'le (1804-1891) birlikte, Steinheil'-in (1801-1870) Almanya'da uyguladığı ilk elektrikli telgrafı gerçekleştirdi. Dört yıl sonra, M. H. Jacobi (1801-1874), galvanop-lasti'nin pratikte uygulanmasına çalıştı; 1846'-da, Neumann (1798-1895) ve Weber elektrodinamik nazariyesini derinleştirdiler; 1858'den 1870'e kadar, Feddersen (1832-1918), daha sonra von Beznold (1837-1907), Maxwell'in öngördüğü elektromagnetik dalgaları üretmek üzere, Hertz'in (1857-1894) faydalandığı elektrik boşalmasını incelediler.

Güneş tayfındaki çiziklerin 1814'te Fraun-hofer (1787-1826) tarafından keşfi, 1860'ta Kirchhoff (1824-1887) ve Bunsen'in (1811-1899) tayf analizini bulmasına yol açtı. Fizloyoljik optik (oftalmoskop), akustik (tınının izahı) ve özellike termodinamik (1847) alanlarında, Helmholtz'un (1821-1894) ve onunla birlikte Robert von Mayer (1814-1878) ve Clausius'un (1822-1888) isimlerini saymak yerinde olur. Linde (1842-1934), sıvı havanın sanayide kullanılmasını hazırladı (1896). Plücker'in 1857'de, Geissler'in (1815-1879) çalışmaları, 1869'da Hittorf'un (1824-1914), 1876'da ise Goldstein'in (1850-1930) katodik ışımayı bulmalarını sağladı. Nihayet, Lenard'ın (1862-1947) araştırmalarından sonra, 1894'te, Röntgen (1845-1923) 1895'te X ışınlarını keşfetti.

Kimyada, belirli orantılar kanununun temellerini, 1777'de Wenzel (1740-1793) ve 1792'de Richter (1762-1807) atmıştı. Mitscherlich (1794-1863), 1823'te eş biçimlilik (izomorf izm) kanununu bulmuş, Kekule de (1829-1896, 1857'de karbonun dört değerliliğini bulmuştu; Wohler (1800-1832), 1828'de ürenin sentezim başardı ve kimya, Hofmann (1818-1892), Kolbe (1818-1884), Bayer (1835-1917), Graebe (1841-1927), Liebermann (1842-1914) ve özellikle Liebig ile (1803-1873) çok büyük bir hamle yaptı. Kataliz, 1823'te, Dö-bereiner (1780-1849) tarafından, unsurların tabiî tasnifi de 1870'de, Lothar Meyer (1830-1895) tarafından keşfedildi.

Canlu dokuların hücre yapısı nazariyesine, bitkilerde Treviranus (1776-1837) ve Schleiden (1804-1881), hayvanlarda ise, Öken (1779-1851), Ehrenberg (1795-1876), von Mohl (1805-1872) ve özellikle Schwann (1810-1882) katıldılar. Hücrenin teşekkülü, Schneider (1831-1890), Butschli (1848-1920), Stras-burger (1844-1912), Flemming (1843-1906), Virchow (1821-1902) ve von Leydig (1821-1908) tarafından incelendi. Embriyon gelişimi, Roux (1850-1924), Driesch (1867-1941), Weismann (1834-1914), Waldeyer (1836-1921), Hertwig (1849-1922) ve Boveri (1862-1915) sayesinde deneysel bir ilim oldu. Evrim nazariyesi, Wagner (1813-1887), Du Bois-Raymond (1818-1896), F. Müller (1821-1897) ye Hâckel (1834-1919) tarafından geliştirildi ve yayıldı.

Bakteriyoloji, Cohn (1828-1898), Eberth (1835-1926), Löffler (1852-1915), von Behring (difteri) (1854-1917) ve büyük ilim adamı Koch (1843-1910) [şarbon, verem, tropikal hastalıklar] sayesinde gelişti. Fizyolojide, J. Müller (1801-1858) [sinirsel enerjilerin özgüllüğü] ve Ludwig (1816-1895) isim yaptılar. Nihayet, E. H. Weber (1795-1878), Fechner (1801-1887) ve Wundt (1832-1920) psikolojiyi laboratuvara soktular.

Tabiî bilimler uzmanı Kielmeyer (1765-1844), Cuvier'nin üstadı- oldu. Jeolog Werner'in (1750-1817) neptonizm'ine karşı von Buch (1774-1853) cephe aldı ve büyük A. von Humboldt (1769-1859), 1845'te muazzam koşmos sentezini meydana getirdi. Hensen'in (1835-1924) «denizbilim» araştırmalarını («plankton» un keşfi) ve 1890'daki Vaîdivia seferini de kaydedelim.

• Çağdaş devir. XX. yy. in başında, sanayi ile sıkı bir işbirliği, araştırma laboratuvarla-rının donatımı ve bilim adamına verilen sosyal değer sayesinde, alman ilmi dünyada birinci idi. 1901'den 1939'a kadar, İngiltere'nin 22 ve Fransa'nın 17 Nobel ödülü kazanmasına karşılık, Almanya 36 ödül kazandı. Nasyonal-Sosyalizm'in iktidara gelişi ve Stark'la Lenard'ın ilme soktukları ırkçı güdümcülük, alman ilminin gerilemesini hazırladı. 1933'ten 1951'e kadar Almanya'nın aldığı Nobel ödüllerinin sayısı 9'a düştü; oysa bu süre içinde İngiltere 9, Amerika Birleşik devletleri ise 20 ödül almışlardı. .1946'dan sonra alman ilmi çok çabuk kalkındı; 1955'e kadar aldığı 4 Nobel ödülü de bunu ispatlar.

Matematik alanında Hubert (1862-1943), ak-siomatik geometriyi yarattı (1899) ve değişmezler, integral denklemler ve kendi adını taşıyan uzaylar üzerine değerli incelemeler bıraktı. Astronomi alanında, küçük gezegenleri keşfeden Max Wolf ve Remmuth'tan başka, yıldızlar arası gazı keşfeden (1904) Hartmann'ı ve geniş alanlı teleskopu bulan (1930) Schmidt'i sayabiliriz. Fakat, nazarî fizik alanında Almanya'nın üstünlüğü tartışma konusu olmaktan çıkmıştır. Ostwald, Nernst ve Wien'in enerjiye dayanan görüşlerinin başarısızlığa uğramasından sonra, 1899'da Planck quanta teorisini ortaya atarak ilime süreksizlik fikrini sokuyordu. Danimarkalı Bohr'ın değindiği ve Sommer-feld'in derinleştirdiği, madde-enerji alışverişlerinin bütün mekanizması, bugün işte bu devrimci fikre dayanmaktadır, öte yandan Einstein, 1905'te, Brown hareketini izah etti, sınırlı izafiyet ilkesini ortaya attı ve süreksiz fotonlar sayesinde foto-elektrik'in etkisini meydana çıkardı. Bunu, 1915'te genel izafiyet'in ortaya atıldığı ikinci bir safha izledi.

X ışınlarının kırınmasından ilk defa olarak Laue, 1912 yılında billur yapıları incelemek için faydalandı ve kafesli lambanın icadı (Wehnelt, 1904) elektronik alanda atılan bir dev adım oldu. Bu sayede radyo, televizyon ve ilk defa olarak 1932'de Knoll ve Rusya tarafından gerçekleştirilen elektronik mikroskop meydana geldi. Aynı devirde, V. F. Hess, Kolhoerster ve Regener kozmik ışımayı inceliyorlar, Bothe ve Becker ise nötron ışımasını keşfediyorlardı (1930).

Dalgalar korisi mekaniğinin yaratılması, na-zariyecileri iki yöne ayırdı: bir yanda fransız L. de Broglie, Born ve Schrodinger ile tamamıyle dalgalar teorisine bağlı olanlar, öbür yanda ise ingiliz Dirac ve Heisenberg ile Hamilton'un cisimcikler dinamiğini sürdürenler. Nazari alanda kalan bu hamleye, O. Stern ve G. Hertz'in isimlerini de ekleyelim. Nihayet 1939'da Hahn, L. Meitner'le birlikte uranyum çekirdeğinin iki eşit hacimli parçaya bölünmesi gibi çok önemli bir olay keşfedildi.

Kimyada, Almanya'nın katkısı daha çok pratik alanda olmuştur (t. G. Farben, Krupp, Siemens'in büyük ortaklıkları). Bu pratik kimyanın en büyük kısmını, madenkömürü türevlerinin ve sentetik maddelerin yapımı teşkil eder. Bu alanda üzerinde durulması gereken isimler şunlardır: E. Fischer (seker sentezi, 1900), Haber ve Bosch (amonyağın sentezi, 1913), Bergius (1913) ve F. Fischer (1925) benzinin sentezi, Diels ve Alder (di-yenik'in sentezi) ve Bock (1933) Buna kauçuğunun sentezi, Staudinger'in plastik maddelerin hareket noktasını teşkil eden mak-romoleküller üzerindeki çalışmalarını özellik* le kaydetmek gerekir.

Biyoloji alanında, proteinlerin sentezini yapmayı başaran yine E. Fischer oldu. Genetik ise, Driesch, Weismann ye özellikle hücrelerin farklılaşmasını derinleştiren Spemann tarafından temsil edilmektedir. Esasen bunların araştırmalarını, 1900'de Zsigmondy ve Siedentopf'un icat ettikleri ültramikros-kop kolaylaştırmıştı. Biyokimyada, O. War-burg ve Lohmann ile üre sentezinin organizmasını tespit eden (1932) Krebs'in, vitamin B2yi yalıtan (1933) Kuhn'un ve cinsel hormonların rolünü meydana çıkaran (1936) Bu-tenandt'ın isimlerini sayalım. Almanya da, ayrıca yepyeni bir bilim alanı da yaratıldı: tedavi kimyası. (Ehrlich'den [1909] Demagk'a kadar [1935].) Son olarak, tamamıyle başka alanlardaki, Wegener'in meşhur kıtaların kayması hipotezini (1915), Oberth, Nobel ve von Braun'un 1944'te yaptıkları ürkütücü V2 füzesini de belirtelim,

• Federal Almanya cumhuriyetinde bilim. Federal Almanya'da ilim, 1945-1948'de fiilen sıfırdan işe başladı. Müttefiklerin ilk zamanlar yaptığı yardımın kesilmesine rağmen, bazı araştırmalara (meselâ nükleer) koydukları yasak da kalkınca, Federal Almanya'da ilim hızla yoğun bir canlılığa kavuştu. Eski üniversitelerin restore edilmesi, Max-Planck şirketinin yeniden kurulması, özerk araştırmanın (havacılık, nükleer ye uzayla ilgili araştırmalar) canlanması ve özellikle uygulamalı araştırmaya ayrılan hükümet laboratuvarlarının tekrar açılması, Alman bilimine yapılan bağışlar, sanayinin yardımı, vergi indiriminin kabul edilmesi gibi faktörler 1950 yıllarında araştırmanın yeniden doğmasına çok yardım etti. Bir de Federal Araştırma bakanlığı kuruldu; bütçesi 1967 yılında, 1966'dakine oranla 100'de 21 artarak 1,6 milyon DM. a çıktı. Federal Almanya'da, yaklaşık olarak 45 000 araştırıcı vardır; ama büyük bir kısmı özellikle Amerika Birleşik devletlerine göç etmektedir (1956 ve 1963 yılları arasında 2 804 bilim adamı göç etmiştir ki, bu Büyük Britan-ya'nınkinden sonra en yüksek rakamdır). Bunu mümkün olduğu kadar önlemek için Almanya, bütçesinde birçok değişiklikler yaptt. Alman ilminin yeniden doğuşu, özellikle atom fiziği ve çekirdek fiziği alanlarında dikkati çeker. Fizik alanında Almanya, 1950'den bu yana 4 Nobel armağanı (W. Bothe, Max Born, Mössbauer ye H. Jensen) almıştır. Bu arada, atom çekirdeğinin yapısı üzerine yapılan çalışmalar, Mössbauer etkisVvân bulunması (gama ışınlarının etkisi ile çekirdeklerin rezonansı) ve yüksek enerjili tanecikler fiziğinin kurulması belirtilmeğe değer.

Organik kimya da, 1950'de Diels ve Alder'-den bu yana, Almanya'ya iki Nobel daha kazandırmıştır. Bu arada Staudinger de 1922'-deki bir çalışmasından ötürü (makromole-küllerin keşfi) armağan almıştır (1953).

Buna karşılık, biyokimyada Almanya 1930 yıllarındaki üstünlüğüne tekrar kavuşamadı. Bu konuda, yalnız 150 görevli kadrosu vardır. (Büyük Britanya'da ise bu sayı 700'-dür.) Tıp alanında, W. Forssmann'ın kalp sondası üzerindeki çalışmalarıyle, R.Lynen'in yağlı asitler metabolizması üzerindeki çalışmaları, bir yandan kardiyoloji, bir yandan da fizyolojinin henüz az incelenmiş bir kısmının ele alınmasına geniş bir çapta yardım etmiştir.

Dikkate değer bilimsel çabalar arasında, dünyanın en modern oseanografi gemilerinden biri olan Meteor'un çalışmalarını ve bir kısmı millî, bir kısmı da Avrupa'ya ait bir uzay programının hazırlanışını saymak gerekir. Bu program, bir yandan bir uydunun atılmasını, bir yandan «cELDO» füzesinde üçüncü bir katın gerçekleştirilmesini hedef tutmaktadır.

• Demokratik Alman cumhuriyetinde ilim. Bir halk demokrasisi olan Doğu Almanya, kardeş cumhuriyetlerinkine benzer bir ilmi örgüte sahiptir. Doğu Berlin Bilimler akademisine yönetici bir rol verilmiştir, lena ve Dresden üniversitelerindeki araştırmaların özelliği araştırma ve sanayi arasındaki sıkı bağdır, lena üniversitesinde öğrenciler, fabrikada bir yıl tecrübe geçirmek zorundadır. Dresden'de orta eğitimlerini yapamayan isçi ve köylü çocuklarına, üniversite öncesi bir öğrenim sağlamak için ayrı bir fakülte kurulmuştur.