ALPEREN blş. i. Türk geleneğinde mücahit dervişlere verilen ad (özellikle XIII. ve XIV. yy.). Gerek Anadolu'nun fethi sırasında, gerek yerleşmelerden sonra, çeşitli bölgelerde, sınır muhafızlığını uçbeyleri ve alplar yapıyor, buna karşılık sınır tımarlan da özellikle onlara veriliyordu. Devrin şartları dinî his ve davranışlarla kahramanlık ve savaşçılığı yanyana yürütmeyi gerektiriyordu. Islâmdan önce değerini, liyakatini ve babanın yerine geçme hakkını evlâda, ancak iyi bir cenk adamı olduğunu ispat edince tanıyan türk geleneği, İslâmdan sonra daha güçlendi ve pekişti. Çünkü islâm dini, Cihadı (din uğruna savaş) müminlere bir borç ve emir olarak telkin ediyordu. O çağlar Anadolu'da dinî inançların tasavvuf anlayışı içinde geliştiği, tasavvuf anlayışının da dergâhlar, tekkeler, zaviyelerde şekil bulduğu bir devirdi. İşte bu dergâh, tekke ve zaviyelere girerek dervişliği kabul eden ve İslâmlığı kılıç gücüyle küfür diyarlarına götürmek için savaşan alplara alperenler deniyordu. Daha sonraları gazi ve gaziyan-ı rûm adını alan birçok alperenin menkıbeleri ve hayatları hakkında söylenen efsaneler, onların halk gözünde ve gönlünde yerini evliyalığa yüceltmiş, Geyikli Baba. Abdal Musa, Abdal Murad, Karaca Ahmed gibi ünîü alperenîer Anadolu'nun manevî tarihinde önemli yerler almışlardı. Efsaneye göre Geyikli Baba, Bursa Osmanlılar tarafından kuşatıldığı zaman, bir geyik üzerinde ve elinde altmış okkalık bir tahta kılıçla ordunun önünde yürümüş; Abdal Murad dört arşın uzunluğundaki tahta kıhcıyle sınırdan sınıra koşmuştur. Kanunî, onun bu efsanevî kılıcını üçe bölerek birini hazinesinde sakladı.
Alperenlik, Isîâmî bir nitelik taşımakla beraber, ucu Oğuz Kağan'a kadar götürülen bir gelenektir.